THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Peçevî İbrahim Efendi

Devlet adamı ve tarihçi Peçevî İbrahim Efendi kimdir?

Doğum yerinden dolayı Peçûyî, Peçuylu ve Peçevî lakaplarıyla tanınır. Osmanlı tarih yazıcılığında genellikle Peçevî unvanıyla anıl­makla birlikte bu okuyuş biçimi sözcüğün Osmanlıca yazılışının harekesiz biçimine da­yalı olup doğrusu “Peçuylu” ya da “Peçûyî” olmalı­dır. Hayatına dair bilgiler daha çok kendi eserinden edinilmektedir. Annesi tarafından, ünlü Boşnak ailesi Sokullu’ya (Sokolović) mensup olan ve soylu bir ailedendir. Babasının ismini söylememekle birlikte, büyük dedesini Kara Dâvud, dedesini Cafer Bey olarak kay­detmektedir. Her ikisinin de alaybeyiliği yaptığını, bu nedenle ailesinin Alaybeyoğulları di­ye anıldığını yazar. Babası Bosna’daki ça­tışmalara ve ardından Kanûnî Sultan Sü­leyman’ın Irakeyn Seferi’ne (1533-35) ka­tılmıştı. İbrahim Efendi, ilköğrenimini Peçuy’da, medrese eğiti­mini Bosna ve Budin’de gördü, 14 yaşın­dayken ba­basını vefat ettikten sonra dayısı Budin Beylerbeyi Ferhat Paşa’nın yanına gitti ve yaklaşık bir buçuk sene onun yanında kaldı. Dayısı vefat ettikten sonra da akrabalarının yaşadığı Bosna’ya gitti.

İbrahim Efendi, Habsburglar ile yeniden başlayan uzun savaşlar sırasında (1593- 1606) orduya katıldı ve akrabası olan La­la Mehmet Paşa’nın hizmetine girerek kâtip olarak çalıştı. Ağustos 1595 yılında Avustur­yalılar tarafından kuşatma altına alınan Estergon’da, kentin teslimini görüşen kurulda yer aldı. Ardından, Lala Mehmet Paşa’nın yönettiği Eğri seferine katıldı. 1602 yılında cepheye gelen Kırım Hanı II. Gazi Giray’ı karşıladı. 1603’te serdar (başkomutan) olan efendisinin telhislerini (bir konu hakkında padişaha bilgi vermek için yazılan yazı) götürmek amacıyla İstanbul’a gönderildi. Estergon’un Türkler tarafından geri alınmasın­dan sonra (Ka­sım 1605) fetih haberini sultana bildirdi. Bunun üzerine, daha önce aldığı piya­de mukabeleciliğinin yanında süvari mukabeleciliğine atandı. Derviş Mehmet Paşa’nın sadrazamlığı zamanında Eğriboz, İnebahtı ve Karlı ili sancaklarının tahrir defterlerini (vergilerin izlendiği defter) hazırla­makla görevlendirildi. Ardından memleketine giderek uzun seneler çiftliğinde yaşadı. 

Daha sonra Diyarbekir eyaletinin defterdarı olarak hizmet ver­di. Rakka’da görevliyken beylerbeyi oldu. Ardından Sadrazam Çerkez Meh­met Paşa’nın Tokat’taki ordusuna katıl­dı ve darphane hizmetine memur edildi. 1625 yılında Tokat eyaletinin defterdar­lığını yaptıktan sonra tekrar İstanbul’a git­ti. 1631’de Anadolu Defterdarı ol­du ve ertesi sene Peçuy sancağı arpalık olarak kendisine verildiğinde paşa unvanı ile anılıyordu. 1633-36 tarihleri arasında İstolni Belgrad sancakbeyliği yaptı. Bosna’da maliye defterdarı ol­duktan sonra 1637’de Bos­na’ya bağlı Kırka’nın sancak beyliğine getirildi. 1638’de son resmi görevi olarak Tımışvar eyaleti defterdarlığı yaptı. 1641’de ileri yaşlarda “mazul” oldu ve hayatının son senelerini Budin ve Peçuy’da ünlü tarih eserini yazmakla geçirdi. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, değişik kaynaklar 1650 civarı olduğunu göstermektedir.

Peçevî Tarihi”nin birçok nüshası vardır ve pek çok tarihçiye kaynaklık etmiştir. Bunlardan en önemlileri Cevrî, Defterdar Sarı Mehmet Paşa ve Naima’dır.