THY- Euroleague

Nevzat Tandoğan

Uzun yıllar Ankara valisi olarak görev yapan Nevzat Tandoğan, 9 Temmuz 1946 tarihinde tabancasıyla kafasına sıkarak intihar etmiştir.

Nevzat Tandoğan, 1894 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. 1914-1918 yılları arasında öğretmen olarak görev yaptı. İstanbul Polis Müdürlüğü 2. Şubede Müdür Yardımcısı olarak atandıktan sonra öğretmenlik vazifesinden ayrıldı.

Daha sonra 1. Şube müdürlüğünde bulundu. 1927 yılında Malatya Valiliğine atandı. Bu dönemde Konya milletvekili olarak seçildiyse de valilikten ayrılmak istemediği için milletvekilliğinden istifa ederek valilik görevine devam etti. 1929 yılında Ankara’ya vali olarak atandı. Uzun yıllar bu görevde kalan Tandoğan, aynı zamanda Ankara Belediye Başkanlığı da yaptı.

Nevzat Tandoğan, 9 Temmuz 1946 tarihinde tabancasıyla kafasına sıkarak intihar etti. Ankara'da bir meydana, Batıkent'te bulunan bir parka ve bir caddeye onun ismi verilmiştir. Meydanın ismi 2015 yılının Nisan ayında Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından Anadolu Meydanı olarak değiştirilmiştir.

''ULAN ÖKÜZ ANADOLU''

Mustafa Kemal Atatürk "Köylü efendimizdir" demişti ama "Köylü efendidir" denilerek de köylülerin efendi olmadığı tecrübe edilmişti. Bilhassa Türkiye’de 1950’ye kadar yaşananlar ve yapılanlar bu gerçeği doğruluyor. İşte bu dönemde yaşanan ve siyasi tarih açısından da üzerinde tezlerin yazılması gereken ibretlik bir olay. Bu olayda milli iradenin karşısındaki zihniyetin, Anadolu insanına, köylüye biçtiği rolü görüyoruz.

Türk siyasi tarihinin ve düşünce dünyasının önemli isimlerinden Osman Yüksel Serdengeçti, Fakülte öğrenciliği sırasında 1944 mayısında meydana gelen olaylara karıştığı için bir süre hapis yatmış, hapisten çıktıktan sonra öğrenim için aynı fakülteye başvurmuşsa da bu isteği reddedilince dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'e hitaben yazdığı ve "Yüksek makamın alçak vekiline" diye başlayan yazı yüzünden yeniden hapsedilmiştir.

İşte o yıllarda Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesinin 3. sınıfında öğrenciyken 3 Mayıs 1944 yılında tutuklanıp huzura çıkarılan Osman Yüksel Serdengeçti ye şöyle der Ankara valilerinden Nevzat Tandoğan,

"Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek. İkincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek." der

İşte Nevzat Tandoğan'da şekillenen bu zihniyet; kurulan yeni Cumhuriyet'te kendisini ayrıcalıklı sayan, Cumhuriyet'in anlamının toplumu meydana getiren tüm bireylerin vatandaş olarak eşit statüde olduğunu anlamayan bir avuç elit zümreyi ifade ediyor.
14 Mayıs 1950 ‘de ''Yeter söz milletindir'' diyerek, milleti ile bütünleşen, demokrat parti iktidarıyla birlikte, köylüler, çiftçiler kentlere gelmeye başladılar.

Onların çocukları da okumaya, meslek sahibi olmaya ve siyasete girmeye başladılar.”Öküz Anadolulular” çiftçilik ve askerlik dışında da iş yapmaya başladılar. Milleti sürü sayan zihniyet bundan rahatsız olmaya başladı. Demokrat Parti iktidarı, ayrıcalıklı zümreye ve çocuklarına rezerve edilmiş mevki ve makamları ''Hasolar'', ''Memolar'' veya ''ağzı çorba kokanlar''la paylaştırmaya başladı.

1950’lerde Halkın; CHP’lilerin DP’lileri kast ederek; ''Ne yani ülkeyi Hasolar, Memolar mı yönetecek'' sözünü affetmeyip DP'yi büyük bir güçle iktidara getirmeleri buna bir misaldir. Halk kendine değer verenlere her zaman destek olmuş onları baş tacı yapmıştır.

14 Mayıs 1950 ‘de ''Yeter söz milletindir'' diyerek, milleti ile bütünleşen, Adnan Menderes’in Demokrat Partisi 69’a karşı 408 milletvekili çıkararak, CHP’ye tarihi bir ders verdi. Bu öyle bir dersti ki, milleti hor gören, ona “Öküz Anadolulular” gözüyle bakan CHP zihniyeti bir daha tek başına iktidar yüzü görmedi.