THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

I. Mahmut

Osmanlı padişahlarının yirmi dördüncüsü, İslam halifelerinin seksen dokuzuncusu olan I. Mahmut kimdir? I. Mahmut, 24 yıl 2 ay tahtta kalarak Lale Devri'nde başlayan yenilik hareketlerine devam etti.

I. Mahmut, 2 Ağustos 1696 yılında Edirne'de dünyaya geldi. Babası II. Mustafa'nın, Saliha Valide Sultan'dan olan oğludur. Şehzadeliği Edirne'de geçti. Şeyhülislan Feyzullah Efendi'den yüksek fen ve din öğrenim gördü. Babası II. Mustafa 23 Ağustos 1703 yılında tahttan indirilince birlikte Topkapı Sarayı'na getirilip kafese yerleştirildi. 2 Ekim 1730 yılında tahta geçene kadar 27 sene kafes hayatı yaşadı.

Amcası III. Ahmet'in Patrona Halil isyanı sonucu tahttan indirilmesinden sonra tahta geçen I. Mahmut, kendisinden önceki padişahın tavsiyelerinden istifade edip Patrona Halil isyanındaki elebaşlarını enbul'da asayişi sağladıktan sonra Lale Devri'nde yapılan ilim, kültür ve sanat eserlerinin korunmasını sağladı.

Ülkedeki iç huzuru sağladıktan sonra doğuda sınırları ihlal eden İran Safevi Devleti ile batıda Avusturya ve Rusya'ya karşı tedbirler aldı. Doğuda III. Ahmet devrinden beri süregelen anlaşmazlığı bitirmek istedi ancak İran Şahı, Revanüzerine yürüyerek gerginliğin artmasına sebep oldu. İran Seraskeri Ahmet Paşaile Erzurum Valisi ve Revan Seraskeri Hekimoğlu Ali Paşa kumandasında gönderdiği bir ordu ile iki koldan Urmiye'yi feth ve Tebriz'i istila etmesi için gönderdi. 30 Temmuz 1731 yılında Kirmanşah alındı. İran Şahının barış istemesi üzerine 1732 Ocak ayında Ahmet Paşa Antlaşması yapıldı. Antlaşmaya göre Aras Nehri iki ülke arasında sınır kabul edilirken Revan, Gence, Nahcivan, Bitlis, Şirvan ve Dağıstan Osmanlılara; Tebriz, Kirmanşah, Hamedan ve Erdelan İran'a bırakıldı. 1733 yılında İran tahtına geçen Nadir Han, anlaşmayı tanımayıp yeniden saldırarak Erbil ve Bağdat'ı kuşattı. 1733 Temmuz'unda geçekleştirilen seferde Osmanlı ordusu mağlup edildi ve I. Mahmut bu savaşta Gazi ünvanı aldı. İran'da Safevi sülalesine son vererek Avşar sülalesini başlatan Nadir Şah, Kekük'e kadar ilerleyerek Revan, Gence ve Tiftis'i Osmanlı'dan geri aldı.7 yıl süren barış döneminden sonra tekrar saldırıya geçen İran Devleti, Irak Cephesi'nden girerek 1743 yılında Musul'a saldırdı. 1744 yılında Kars'a kadar ilerlese de Osmanlı Devleti'nin güçlenerek geri gelmesinden çekinen Nadir Şah, 1639'da yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması esaslarına dayanan İstanbul Antlaşması'nı Ekim 1746'da imzaladı.

Osmanlı Devleti'nin doğudaki İran ile mücadelesinden yararlanmak isteyen Avusturya ve Rusya, Azak Kalesi üzerinden Gözleve, Kılburun ve Urkapı'ya kadar ilerlediler. Avusturya ordusu 12 Temmuz 1737'de Bosna, Sırbistan ve Eflak'a girdi. I. Mahmut, Muhsinzade Abdullah Efendi ve Hekimoğlu Ali Paşa'yı bölgeyi kontrol altına almaları için görevlendirdi. Yapılan muharebede Avusturya kuvvetlerinin büyük kayıplar vermesi üzerine barış teklifinde bulunuldu. 18 Eylül 1739 yılında imzalanan Belgrad Antlaşması'na göre Avusturya ile 7 yıllık, Rusya ile kesintisiz olarak sulh yapıldı. Avusturya ile Tuna ve Sava Nehirleri sınır kabul edilecek ve Belgrad Osmanlı Devleti'ne kalacaktı. Ruslar Azak Denizi ve Karadeniz'de donanma bulunduramayacak, Kazaklar Osmanlı Devleti'ne, Kırım Hanliğı da Rusya'nın sınırlarına girmeyecekti. 1718 Pasarofça Antlaşması ile Avusturya’ya bırakılan yerlerin bir kısmı ile Azak Kalesi geri alınıyordu. Bunların yanı sıra Osmanlı Devleti'ne olan yardımlarından dolayı Fransa'ya kpitülasyonlar sınırsız ve sürekli hale getirildi.

Belgrad Antlaşması'yla Osmanlı Devleti 28 yıllık bir barış sürecine girdi. Devlet sürekli savaş halinde olduğundan Anadolu'da ve bazı vilayetlerde Ayan adı verilen yöneticiler güçlenmiş ve yönetimi ele geçirmişlerdi. Ayanlar, özellikle merkezi otoriteyi sürdüremeyen, kırsal alanda tımar sisteminin yozlaşması ve zayıflamasıyla denetim gücünü yitiren ve gerek bkle birlikte baş gösteren iç ayaklanmalar karşısında merkezi devletin de onayladığı yerel savunma milislerinin liderleri konumunda olan ve zaman içinde iltizam sistemi sayesinde iktisadi olarak da güçlenen, neredeyse devletin taşradaki gayri resmi temsilcileriydi. 1740 yılında Humbaracı Ahmet Paşa'nın çabalarıyla Ayanlar İstanbul'a davet edilerek Adaletname çıkartıldı ve Ayanlar'ın Osmanlı Devleti'ne bağlılıklarını bildirmeleri istendi.

Askeri alanda birçok faaliyette yer aldı. Humbaracı Ahmet Paşa, Topçu ve Humbaracı Ocakları'nda ıslahatlar yaptı. Üsküdar'da Kara Mühendishanesi (Mühendishane-i Berri Hümayun)adlı bir subay okulu açıldı. I. Mahmut bundan sonra ülkede pek çok imar faaliyetlerinde bulunup, ilim, kültür, sanat alanlarında çok kıymetli eserler yaptırdı. Kağıthane civarındaki Bahçeköy ile Balaban köyleri arasında geçen iki çayın sularını toplayan Topuzlu Bendini yaptırdı. Burada toplanan sular, Taksim'deki depodan, Tophane'deki Meydan Çeşmesi ile Azapkapı'da Saliha Sultan Çeşmesi ve Beşiktaş, Galata, Kasımpaşa, Tepebaşı semtlerinin çeşitli yerlerindeki kırk kadar çeşmeye su verildi. Pek çok saray, kasır inşa ve tamir ettirildi. Beşiktaş Sarayı'nın bir çok kısımlarını ve Bayıldım Kasrı'nı yeniden yaptırdı. Yûşa Tepesi civarındaki Tokat Köşkü'nü donatıp, Hümayun-abad, Kandilli Sarayı'nı imar ettirerek Nevabâd isimleri verildi. Kanlıca'da Mihr-abâd Kasrı'nı yaptırdı. İstanbul'da Ayasofya Camii içine, Fatih Câmii yakınında ve Galatasaray’da olmak üzere üç, Belgrad’da bir kütüphâne yaptırdı. Ayasofya Câmii Kütüphanesine sarayın hazine odasından bir çok kitaplar gönderdi. Ayasofya Kütüphanesine İslam aleminin en meşhûr hattatlarından Yakut-ı Musta'sımî, Şeyh Hamdullah ve Hafız Osman hatlarıyla Mushaflar ve hazret-i Osman ve Hz.Ali'ye ait olduğu söylenen iki Kur’ân-ı Kerîm de kondu. Kütüphanenin masrafını karşılamak için de Cağaloğlu'nda çifte hamamı yaptırıp, gelirini vakfetti. Ayasofya'ya bitişik aşevi yaptırıp, huzûrunda tertiplenen merasimle açıldı. Nûruosmaniye Camiinin yapımını başlattıysa da, vefatından bir yıl sonra tamamlanabildi. Beşiktaş'da Arap İskelesi Camii, Rumeli Hisarı'nda İskele Camii, Üsküdar'da Sultan Mahmut Camii ve Kandilli, Defterdarkapısı, Tulumbacılar odası, Yalıköşkü, Yıldıztepe mescidlerini yaptırdı.

I. Mahmut, 13 Aralık 1754 yılında İstanbul'da hayatını kaybetti. İstanbul'da Yeni Camii yanındaki Turhan Sultan türbesine defnedildi. Zeki, anlayışlı ve merhametli olan padişah Askeri ıslahat taraftarıydı. Faaliyetleri ciddiyetle takip ettirip zamanın ve ülkenin durumuna göre icraatlarda bulunurdu. Aynı zamanda bir sanatkar olan I. Mahmut "Sebkâti" mahlasıyla şiirler yazardı.