THY- Euroleague

I. Kılıç Arslan

Süleyman Şah'ın oğlu ve ikinci Türkiye Selçuklu Sultanı'dır.

I. Kılıç Arslan 1079 yılında dünyaya geldi.  Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu olan Süleyman Şah'ın oğlu ve ikinci Türkiye Selçuklu Sultanı'dır.

I. Haçlı Seferi’nde mağlup olup başkent İznik’i Bizans’a teslim etmek zorunda kaldıktan sonra 1101 Haçlı Seferi’nde üç ayrı Haçlı ordusuna karşı kazandığı başarılarla Haçlı hareketini durdurmuş; İstanbul’dan Suriye’ye giden yolun hem Bizans hem de Haçlı ordularına kapanmasını sağlamıştır. Kılıç Arslan, Haçlılarla yaptığı mücadelelerin yanı sıra Anadolu’da yaptığı seferlerle devletinin rakibi Danişmendli Beyliği’nin nüfuzunu kırmak için çalıştı. Son döneminde Malatya'yı merkez yaparak devleti Doğu Anadolu'nun en güçlü devleti haline getirdi. Dedesi Kutalmış’tan beri süregelen Büyük Selçuklu tahtını ele geçirme çabasını sürdürerek Musul'u ele geçirdi. Burada Büyük Selçuklu hükümdarı adına okunan hutbeyi kendi adına çevirterek Büyük Selçuklu tahtına adaylığını gösterdi.

Genç yaşta vefatı ile Haçlılar’a karşı yürütülen mücadele ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin siyasi birliği zaafa uğramış, Anadolu Selçukluları fetret devri içine girmiştir.

Babası Süleyman Şah'ın 1086'da Suriye seferi sırasında Antakya’da bulunan Kılıç Arslan, babasının Melik Tutuş’la mücadelesi sırasında vefatı üzerine Vezir Hasan b. Tâhir’in koruması altında Antakya’da kalmış; 1087 ilkbaharında Antakya’ya gelen Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Melikşah'ın emriyle İsfahan’a gönderilerek orada göz hapsinde tutulmuştur. Kılıç Arslan, Sultan Melikşah'ın 1092 yılında ölümünden sonra kardeşi Kulan Arslan ile birlikte Anadolu’ya döndü. Kimi kaynaklara göre Melikşah'ın ölümünden sonra meydana gelen taht kavgaları sırasında ortaya çıkan karışıklıktan yararlanarak kaçmışlar; kimi kaynaklara göre Büyük Selçuklu tahtına çıkan Sultan Berkyaruk’un izni ile Anadolu'ya geçebilmişlerdir.

Topladığı kuvvetlerle 1093 yılı başlarında İznik'e geldi. Babasının vefatından sonra şehri elinde tutan İznik valisi Ebu'l-Kasım, iktidarı saltanat ailesinin varislerine teslim etti. Böylece Kılıç Arslan babasının tahtına çıkarak Sultan unvanını aldı.

Kılıç Arslan'ın bu başarıları Mardin Artuklu Beyi İlgazi ile Halep Selçuk Emiri Rıdvan'ı rahatsız etti ve bu Beyler Emir Çavlı'ya katıldı. Daha sonra bu destekle kuvvetleri artan Emir Çavlı, Kılıç Arslan'a itaat eden Rahle şehrini kuşatma sonrasında 1107 tarihinde ele geçirdi. Gelişen bu olayları haber alan Kılıç Arslan, Emir Çavlı'nın üzerine yürümeye karar verdi. Düşman kuvvetlerinin sayıca çok olmasına rağmen Anadolu'da dağınık halde bulunan kuvvetlerinin gelmesini beklemeden ilerlemeyi devam ettirdi. İki taraf, Temmuz ayında Habur Çayı kenarında karşı karşıya geldiler. Kılıç Arslan'ın hakimiyetini tanımış Beylerin, Emir Çavlı'nın askerlerinin sayıca çok olmasına korkarak savaş meydanını terk etmeye başlaması üzerine Kılıç Arslan derhal saldırmaya karar verdi. 13 Temmuz 1107 yılında yapılan savaşta askerlerinin bozulduğunu gören Kılıç Arslan, karşı kıyıya geçip kurtulmak amacıyla atını Habur Çayı'na sürdü. Ancak atının ve kendisinin zırhlı olmasından dolayı Habur çayını geçemeyip sulara gömüldü.

Cesedi, birkaç gün sonra Habur'un Şemsaniyye köyü yakınlarındaki kıyıda bulundu ve buradan Meyyâfârikîn'e götürüldü. Burada valisi olarak bulunan Humurtaş, Kılıç Arslan için "Kubbetü's Sultan" adıyla bilinen bir türbe yaptırdı. 14. yüzyıl tarihçileri Sultan Kılıç Arslan'nın Meyyâfârikîn'deki türbede yattığını yazmışlardır. Fakat günümüzde bu türbe ayakta değildir.