THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Faruk Sümer

Profesör, Akademisyen ve Tarihçi Faruk Sümer kimdir?

Faruk Sümer, 5 Kasım 1924 yılında Bozkır / Konya'da dünyaya geldi. Babası tapu memurlarından ve Kurtuluş Savaşı gazi­lerinden Mehmed Zeki Efendi’dir. Müftü Hüseyin Hilmi Efendinin kızı olan annesi Zeliha Hanımdan eski yazıyı öğrendi ve özel bir hocadan “Kur’an” ders­leri gördü. İlk ve ortaokulu İstanbul’da tamamladı. Daha ilkokul sıralarındayken tarihe karşı ilgi duy­maya başlamıştı. İstanbul Haydarpaşa Öğ­retmen Okulu’ndan mezun olduktan son­ra  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ne girdi. 1948 yılında bu­rayı “Anadolu Türk Boy ve Oymakları XVI. Ve XVII. Asırlarda”  ad­lı lisans teziyle bitirdi. Kendi gayretiyle Fransızcasını geliş­tirmeye çalıştı. Millî Eğitim Bakanlığı’ndan aldığı bursla Ankara Üni­versitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’nde doktora ça­lışmasına başladı. “XVI. ve XVII. Yüzyıllarda Anadolu-Suriye ve El-Cezire’de Oğuz Boylarına Mensup Teşek­küller” başlıklı teziyle 1950 yılında edebi­yat doktoru unvanını aldı.

Faruk Sümer, kısa bir zaman İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi’nde me­mur olarak çalıştı (1950-1951). Ardından Ankara Üniversitesi DTCF Ortaçağ Târihi Kürsüsü’ne asistan (1954) oldu. “Karakoyunlular, I. Kabileyi Bünyeleri ve Başlangıçtan Cihanşah'a Kadar Siyasî Tarihleri” sunumuyla doçent unvanını aldı ve aynı kürsüdeki öğretim üyeliği görevini yürüttü. 1957’de tamamladığı askerlik hizmetinden sonra “Oğuzlar’a Ait Destanî Mahiyette Eser­ler” adlı takdim teziyle 1963 yılında profesörlüğe yükseltildi.

Faruk Sümer, 1971 yılında California Üniversitesi’nden gelen Tarih Bölümü Başkanlığı önerisini reddederek Türkiye’de çalışmayı tercih etti. Londra (1970) ve Frank­furt’ta Goethe Enstitüsü'nde Türk-İslâm tarihi ve medeniyeti, Türk dili gibi dersler okuttu (1974). AÜ Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde aynı sene kürsü başkanlığına getirildi. Çalışmalarını Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin yanında Türk Musikisi Konservatuarı ve Adapazarı Konservatuarı ile Mimar Sinan Üniversitesinde sürdürdü. 10 Temmuz 1982 tarihinde kendi is­teğiyle emekliye ay­rıldı. Yakalandığı karaciğer kanserinden 21 Ekim 1995 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Ce­nazesi 26 Ekim 1995 tarihinde Kozlu’daki aile me­zarlığında toprağa verildi. Dört er­kek çocuk babasıydı.

 Pror. Dr. Faruk Sümer, yurtiçinde ve yurtdışında birçok kon­gre, sempozyum ve seminere katılarak bildiriler sundu. Yerli yabancı birçok kurum ve ku­ruluşun aslî üyeliklerine seçildi. Derin bil­gisi ve ciddi çalışmalarıyla yurtdışında da ta­nındı, büyük ilgi ve itibar gördü. 1966 yılında oluşturulan Selçuklu Tarih ve Medeniyeti Enstitüsü’nün kurucu üyesi olan Faruk Sümer burada genel muhasiplik, ayrıca Or­ta Anadolu Araştırma Merkezi Başkanlı­ğı,“Selçuklu Araştırma Dergisi”nin so­rumlu yazı işleri müdürlüğü, Türk Tarih Kurumu’nda aslî üyelik, Ortaçağ Tarihi Bi­lim ve Uygulama Kolu’nda başkanlık, Kon­ya Selçuklu Üniversitesi Selçuklu Araştır­maları Merkezi Danışma Kurulu üyeliği yap­tı. Oğuzlar’ın tarih ve kültürünün ortaya çıkarılması konusundaki çalışmaları dolayısıyla 1993’te Türkmenistan İlimler Akademisi’ne seçildi.

1944 yılından başlayarakFolklor Postası, Türk Tarih Kurumu’nun Belleten, Dil ve Ta­rih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, İktisat Fakültesi Mecmuası, Resimli Tarih Mecmuası, Selçuklu Araştırmaları Mec­muası, Selçuklu Araştırmaları Dergisi, Türk Dünyası Araştırmaları, Türk Dün­yası Tarih Dergisi, Türk Edebiyatı ve Türk Kültürügibi dergilerde yazıları yayımlanmıştı.

Sümer, “Selçuklular Devrinde Doğu Anadolu'­da Türk Beylikleri” (Ankara 19909 adlı eserinde, daha önce yayımlanan incelemelerin ye­niden gözden geçirilmiş bir şekli olan ki­tapta Selçuklular devrinde Mengücüklüler, Saltuklular, Ahlatşahlar ve Dilmaçoğulları / Togan Arslanoğullar’nın rolleri konu edilmektedir. “Türk Cumhuriyetlerini Meydana Getiren Eller ve Türk Destan­ları” (İstanbul 1997) eseri ise daha önce yayımlan­mış makalelerden oluşmaktadır. Birinci bö­lümde Oğuzlar, Karluklar, Kimekler, Kıp­çaklar gibi Türk cumhuriyetleri, ikinci bö­lümde Türk destanları anlatılmaktadır. “Türk Devletleri Tarihinde Şahıs Adla­rı” (1999) kitabında, Türkler’de ad ver­meyle ilgili geleneklerden sonra Göktürkler’den Osmanlılar’a kadar Türk devletle­rinde kullanılmış olan kişi adları incelen­miş, dolayısıyla Türk devletlerinin özellik­leri, kişi adlarının anlamları, bu kişilerin bi­yografileri yanında birçok gelenek ve gö­renek hakkında bilgi verilmiştir.

ESERLERİ:

TELİF:Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları (1967), Kara Koyunlular: Başlangıçtan Cihan-Şah'a Kadar (1967), Dede Korkud Kitabı (A. Edip Uysal ve Warren S. Walker ile, 1972), Safevî Devletinin Kuruluşu ve Geliş­mesinde Anadolu Türklerinin Rolü: Şah İsmail ile Halefleri ve Anadolu Türk­leri (1976), Türklerde Atıcılık ve Binicilik (1982), Yabanlu Paza­rı: Selçuklular Devrinde Milletlerarası Büyük Bir Fuar (1985), Eski Türkler’de Şehircilik (1984),Eshâbü'l-Kehf - Yedi Uyurlar (1989), Selçuklular Devrinde Doğu Anadolu'­da Türk Beylikleri (1990), The Book of Dede Korkut (ABD, 1992), Çepniler: Anadolu’nun Bir Türk Yurdu Haline Gelmesinde Önemli Rol Oynayan Oğuz Boyu (1992), Tirebolu Tarihi (1992), Türk Cumhuriyetlerini Meydana Getiren Eller ve Türk Destan­ları (1997), Türk Devletleri Tarihinde Şahıs Adla­rı (1999).

ÇEVİRİ:  Kitâb-ı Diyârbekriyye - Akkoyunlular Ta­rihi (Ebû Bekr-i Tehrânî’den Necati Lugal ile, 1962-1964), İslâm Kaynaklarına Göre Malazgirt Sa­vaşı: Metinler ve Çevirileri (Ali Sevim ile, 1971), The Book of Dede Korkut - A Turkish Epic (Ahmet Edip Uysal - Warren S. Wolker ile, London 1972).