Alfred Dreyfus

Ordu subayı Alfred Dreyfus

Alfred Dreyfus, 9 Ekim 1859 yılında Mulhouse, Fransa’da dünyaya geldi. Yahudi asıllı Fransız subayıdır. Ailesiyle birlikte doğup büyüdüğü Mulhouse şehrinden 1870 yılında Alsace şehrine taşındıktan sonra 1877 yılında gittiği Paris'teki Ecole Polytechnique Üniversitesi'nden 1880 yılında asteğmen olarak mezun oldu. 1880 -1882 tarihleri arasında da Fontainebleau Topçu Okulunda topçu subayı eğitimini bitirdi. 

1888 yılında yüzbaşı oldu. Bada Bourges’daki patlayıcı maddelerle ilgili Okulu da bitirdi. 1889 yılında harp okulunu da tamamladı.

Bu parlak subayın önünü kesmek ve subay olmasını önlemek için, Savaş Okulunun Müdürü General Bonnefond, özellikle ilginç bir yöntem kullanmakta, onun notlarını sürekli budayıp düşürmektedir. Ama General Bonnefond’a karşın Dreyfus’ün siciline yine de dokunulamaz. Bu sicilde şunlar yazılıdır: ‘Sağlığı yeterince iyi. Ilımlı yapıda. Öğrenimi, giyimi kuşamı iyi. Genel öğrenimi / kültürü çok geniş. Kuramsal askeri öğrenimi ve uygulamacılığı çok iyi. Yönetici olarak çok başarılı, çok iyi. Çok iyi Almanca bilir. İyi bir at binicisi. Pekiyi derecesiyle diplomasını almıştır. Sorunları çok iyi kavrayan ve algılama gücü canlı ve kıvrak, sürekli çalışan, kurmaylık hizmetlerine çok çabuk uyum sağlayan bir subay’.

Aynı kurumda çalışan ve onun başarılarını çekemeyen Hubert Joseph Henry ile Du Paty Clam adındaki subaylar, Alfred’i, Fransız Ordusu’nun sırlarınınya’ya satmakla suçlayan sahte belgeler düzenleyerek onu ihbar ettiler.

15 Ekim 1894 yılında yargılandığında, Fransa’nın askeri sırlarını Almanlara satmakla suçlanan Yüzbaşı Alfred Dreyfus davası sadece Fransa’da değil aynı zamanda bütün dünyada yankılar uyandırmıştır. 

Almanların Paris’te ki askeri ateşesi Binbaşı Max von Schwartzkoppen’e gönderilen bir mektup üzerine Yüzbaşı Dreyfus vatana ihanet suçundan askeri mahkemeye verilmişti. Alman askeri ateşesine gelen mektupta Fransızların gizli askeri planlarının özeti yazılıydı. Dreyfus’un el yazısıyla bu mektuptaki yazı birbirine uyduğu için yüzbaşının suçlu olduğu tahmin edilmişti. Mahkemede Dreyfus masum olduğunu iddia ettiyse de kimse onu dinlemiyordu. Sanık mahkûm oldu.

Dreyfüs, ömür boyu hapse mahkum olarak, Fransız Guyana’sındaki korkunç Şeytan Adası’na sürüldü. Nişanları ve apoletleri sökülürken bile Alfred: “Ben masumum... Yaşasın Fransa!..” diye haykırmaya devam ediyordu. Viyana kaynaklı “Neue Press” gazetesinin muhabiri de bu hazin töreni izleyenler arasındaydı. 

Dreyfus’un suçlu görülmesinin bir sebebi de bir Musevi ailesinin çocuğu olmasıydı. Ondan sonra iki sene kadar Dreyfus davası unutuldu.

O sıralarda ünlü Fransız yazarı Emile Zola “İtham Ediyorum!” isimli bir yazı yayımlayarak Dreyfus’un savunmasını yapınca mahkemeye verildi ve hapse mahkum edildi. Clemenceau, Rousseau, Anatole France, Joseph Reinach ve Charles Peguy gibi yazarlar da Dreyfus’un tarafını tutmaya başladıkları için aksi kanaatte olanlar yavaş yavaş nüfuzlarını kaybediyorlardı. Alfred Dreyfus bu çabalar sonucu, sivil bir mahkemede yargılanma hakkını elde etti. O tarihlerde Esterhazy Londra’ ya kaçarken, Binbaşı H. J. Henry, 1898 yılında suçlu olduğunu itiraf ettiği bir mektup bırakarak intihar etti... Alfred’in çabaları sonuçsuz kalmadı. 1906’da suçsuz olduğu ilan edildi.

Alfred Dreyfus, 18 Nisan 1891 tarihinde Lucie Hadamard ile evlendi. Jeanne Dreyfus, Pierre Dreyfus adlarında iki çocuğu oldu.

Alfred Dreyfus, 12 Temmuz 1935 tarihinde Paris, Fransa’da 76 yaşında hayatını kaybetti.