Seçim 2019 Sayfası

Yazar Ercan Yıldırım: Türkiye baştan ayağa beka savaşı veriyor

Dilin bir toplumun yaşamını, zihniyetini yansıttığını belirten Yıldırım, “Türkiye bir kültür krizi yaşıyor. ‘Emoji’ gibi hiçleşmiş bir dili kullandıktan sonra ha yerlisini üretmişsiniz ha orijinalini… Küresel kültürün ürünlerine gönüllü katılan Türkler beka meseleleri ediniyor maalesef” diyor.

14 Ocak 2019 Pazartesi 12:30
Yazar Ercan Yıldırım: Türkiye baştan ayağa beka savaşı veriyor

Türkiye sınırlarının çevresinde savaş verdiği gibi diğer yandan büyük bir kültür savaşının da içinde. Küresel güçler artık karasal sınırlardan girmiyor. Ürettikleri ve dayattıkları kültürle sınırları aşıp istedikleri ülkenin istedikleri vatandaşlarına rahatlıkla ulaşıyorlar. Dolayısıyla kültür savaşları da artık cephe savaşları gibi varolma ve yok olma meselesine dönüştü. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmada, “Kültür-sanat meselesini ülkemiz ve milletimiz bakımından en az terörle mücadele, en az dış politika, en az temel hizmet alanları kadar önemli bir beka meselesi olarak görüyorum” dedi. Meselenin ciddiyetini anlamak için medyaya yansıyan negatif haberlere bakmak yeterli. ‘Ne zaman bu hale geldik?’ dedirten durumlar artıyor. Milletimize yeni kimlikler yüklenmeye çalışılıyor. İşte asıl varolma savaşı budur. Biz de beka problemi bağlamında Kültür Savaşlarının yeni boyutlarını son kitabı “Türkiye’nin Yeni Kültürü” kitabında kapsamlı bir şekilde anlatan Yazar Ercan Yıldırım ile konuştuk. Hayırlı haftalar efendim..

Küresel maymun olduk

-Türkiye’nin ‘Yeni Kültürü’ ülkemize ne sunuyor?

Türkiye bugün bir kültür krizi yaşıyor. Yeni çıkan Yeni Türkiye’nin Yeni Kültürü kitabında kültürü ikiye ayırıyorum, ilkin kültür yaşama biçimi, gündelik hayatımızı hangi değerlere göre yapılandırdığımızdır. İkinci olarak da entelektüel ürünler. Türkiye küresel kültürün hegemonyası altında buhranın da ötesinde kriz içinde. Bu ontolojik bir değişimi de beraberinde getirecek. Modernleşmeyi o kadar hızlı hayata geçirdik ki Batıyla benzer kültürel kodlara sahibiz artık. Tabi zaman zaman verdiğim bir örnek var, emoji kullanılan bir kültür içindeyiz, insanlar meramlarını telefon sanal klavyesindeki sembollerle anlatıyor. Siz bunu kullandıktan sonra ha yerlisini üretmişsiniz ha orijinalini… Düşünebiliyor musunuz, dünyanın her tarafındaki farklı din, dil, ırk, cins insan sevincini, kederini bu sembollerle izah edebiliyor! Bu çöküştür esasında. En büyük darbelerden birini dil devrimiyle yaşamıştık, yine bir dil felaketiyle karşı karşıyayız. Dil yaşama stili, zihniyet demektir. Küresel kültürün ürünlerine gönüllü katılan biz Türkler yepyeni beka meseleleri ediniyoruz maalesef.

“Türk-İslam”a darbe

-Beka kaygılarımız zaten çok canlı…

Evet, Türkiye baştan ayağa beka savaşı veriyor. Fay hatlarımız güçlü, etnik, mezhep, din, dil, kültür, bölge farklılıkları beraberinde çatışmalar getiriyor. Batı bizi büyütmemek için bu fay hatlarına sık sık enerji yüklüyor. Buna maalesef yenileri ekleniyor. Eğitim, kültür, liyakat meselesi, ahlak davası yeni beka meselelerimiz olarak şekilleniyor. Tabi enformasyonda, kültür endüstrisinin ürünlerini neredeyse dünyada en çok kullanan millet olarak kültürel, ahlaki, eğitime bağlı gerilemeler yaşanacak. Batı medeniyeti Türk milletini küresel kültüre bağlarken aslında özgürlüğünü elinden alıyor. İslam-Türk-ehli sünnet-gaza omurgamızı kırıyor, anlamsızlaştırıyor.

Yerli ve milli duruş

-Yerli ve milli kavramının altı nasıl doldurulur?

Yerli ve milli kavramının temeli nomos olarak bahsettiğim Büyük Müesses Nizam’ın getirisidir. Anadolu’nun İslamlaştırılmasıyla ortaya çıkan İslami nizam, Batıyı, kapitalizmi yaklaşık dört yüz yıl kıtasına hapseden düzendir. Bu bize özgü, İslam’ın emrettiği piyasa mantığına uygun İslami iktisat ile, siyasi bilinçle, fetihlerle şekillenmiş bir kültürdür. Gayrımüslimler bizim gibi giyip giyinmek, davranmak istiyordu. Bir zaman sonra sentezlenerek muhafazakar simgesellikte kilitlendi. Bugün bakıyorsunuz milli ve yerli adı altında İslam öncesi semboller, kişiler, kültler yaygınlaştırılmak isteniyor. Türkiye’nin hem siyasi hem kültürel ve eğitim bağlamındaki beka savaşının merkezinde milli ve yerli duruş olması gerekir. Fakat bir bakıyorsunuz Kemalist tarzı bazı tutumlar bu süreci baltalayabiliyor.

Kerim Devlet mi Derin Devlet mi?

-Kerim devlet tabirini sık kullanıyorsunuz. Derin devlet Kerim devletin neresinde durur?

Kerim devlet Türkiye gerçeğinin adı. Bir övgü amacı taşımıyor. Kemal Tahir çok kullanır tabi tarihi hakikati yüksek. Osmanlı’nın niteliği tartışılırken daha çok belirtiliyor kerim devletten. Aslında devlete kerim vasfını İslam veriyor. Kul hakkını, adaleti önemseyen bir devlet modeli bu. İnsanı koruyan, milletin hakkını bir kişiye vermeyen. Yani milletin hem anası hem babası… Devlet alır, devlet verir. Avantajı sınıf farklılığı oluşturmuyor, millet bağını öne çekiyor ama menfi tarafı da devlet dediğimiz organizmanın belli kimselerin eline geçmesi ihtimali… Kerim devletin mekanizmasına nüfuz ettiğinde “devlet benim” diyen insanlarla karşılaşıyorsunuz.

-FETÖ gibi, paralel yapılar…

Tabi… Son yıllardaki dizilerde “Aksaçlılar” kültü yürüyor, ben buna tabi çok da ihtimal vermiyorum, Aksaçlılık örftür, İslami ilkelerdir, zihniyettir. Bizde kerim devlet iş yaparken ortalıkta görünmez, devletin boşluklarını farkedenler işlerini yürütebilir, devlet aklı zannedilenlerin kerim devleti çözmüş bürokratların marifeti olduğu gerçekliğiyle karşılaşırsınız. Kerim devlet garibanın, fakirin, fukaranın yanında, tefecilik, faizcilik, mafya gibi insanları ezen eylemlerin karşısında, Batı’nın, küfrün, kapitalizmin alternatifidir. Bu yüzden önemserim.

Kurtuluş yeni düşüncede

-İslami kesim nasıl bir toparlanma sürecine girebilir?

İslami kesim dediğimiz kerim devletin, bu milletin kendisidir! Toparlanmak için öncelikle bilinci, iradeyi, ruhu öne çekmek gerekir, Sorumluluk alma konusunda bıkkınlık var, İmparatorluğun çöküşünden bu yana devamlı beka savaşı vermek yormuş bizi, sadece günü kurtarmayı düşünüyoruz. Batı da bunu bildiği için boş bırakmıyor, kafamızı kaldırmaya müsaade etmiyor, ah bir kaldırabilsek…

-Kaldırsak neler yapacağız?

Ben bilkuvve Türk’ün bugünkü aktif medeniyetin alternatifi olduğunu düşünüyorum…

-Siyaset, kültür cephesinde yürütülen savaşların ne kadar farkında?

Devlet, siyaset hele Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kültürel iktidar ile ilgili söyledikleri ortadayken gereken desteklemelere karşın bunların sıhhatli değerlendirilmediğini düşünüyorum. Kültür savaşının bir tarafında bilinçli bir cephenin oluşturulması ve bunun savaşım vermesi var. Kültürel iktidar, kültür endüstrisi sanki Kemalistlerin elinde mi ya da sol liberallerin… Hayır, küresel şirketlerin. O zaman savaşı piyonlarla değil şahla yapmak gerekir.

-Türkiye’de düşünce üretiliyor mu? Yarınlarına ufuk açacak entelektüellerimiz neden yok?

Düşünce öncelikle terk etmeyle başlar, akabinde de kendi inandığın ilkeler doğrultusunda gündelik hayatın kurabilmeyle… 1071 sonrasında biz Türkler bunu başardık. Tekrar hatırladığımızda düşünceye başlangıç yapabiliriz. Entellektüeller de uygun ortam bulduğunda her zaman çıkar.

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 14 Ocak 2019 Pazartesi 12:30

YORUM YAZ

    Günün Özeti

    Günün Karikatürü

    23 Nisan 2019