• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ülkedeki kânunsuzlukları kim koruyor!?

Gazetemiz okurlarından Kubilay Ertekin, "Ülkedeki kânunsuzlukları kim koruyor!?" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

2019-03-14 12:20:00 -
Ülkedeki kânunsuzlukları kim koruyor!?

Kubilay Ertekin/KUŞADASI

Çok acı ve hazîn bir gerçek olarak belirtelim ki, milletin başına belâ olan o tür hâin ve alçakları yine mevcut kânunlar ve modası-zamânı, etkisi geçmiş olan, köhnemiş ve fersûdeleşmiş-eskimiş olan, zamânın ve günün şartlarına uymayan kânunlar-yasalar ve onu değiştirip çağa-zamâna ve bugünün şartlarına uygun hâle getirmeyenler koruyor...

Zâten ithal malı olan ve milletin rûhî-bedenî, ahlâkî ve imânî hassâsiyetine, âilevî durumuna yabancı olan mevcut uyarlamalar sâdece anarşi-terör ve iç-dış ihânet örgütlerinin üremesine sebep olmaktadır. Basın ve Tv. haberlerinde bu soysuzlarla mücâdele için her gün ve her saat emniyet ve kolluk güçlerinin bitmeyen, dinmeyen ve tükenmeyen gayret ve çalışmalarını görünce insanın yüreği dayanmıyor. Bir milletin ahlâkını ve inancını boş bırakan-önemsemeyen ya da zararlı (!)gören maddî kalkınma ve refah seviyesi, o toplumda sâdece inkâr-isyân, anarşi ve terörün artmasını sağlar. (Tıpkı günümüzdeki gibi) O yüzden pek çok yazılarımı gözyaşı dökerek yazdığım oluyor. İşte bu da onlardan birisidir…

Allah ve lillah için söyleyin! Bu ülkenin başka derdi yok mu? Başta bozguncu muhâlefet olmak üzere iç ve dış düşmanların topyekûn ayağa kalktığı ve her vesile ile saldırıda bulunduğu bir dönemde, güvenlik güçlerimizin her türlü ahlâksızlık-hayâsızlık, ihânet ve hıyâneti, çapulculuğu meslek-meşrep ve geçinme(!)kazanma sayan bir sürü şer odaklarının peşinde koşması revâyı hak mıdır? Adamların (!) ki, bunlara adam ve insan bile denilemez. Çünkü her birisinin en az 30-40 sâbıkası olduğu medyada haber olarak verilmektedir ve bunlar toplanarak kimi o an serbest bırakılıyor, kimi de sözde deliğe tıkılarak beslenip-daha usta ve uzman(!)olarak tekrar aynı ihânete ve o kirli işlerine(!)kaldığı yerden devâm ediyorlar. Ne utanma, ne uslanma ve terbiye olmuş halleri var. Ayrıca bu tipler inanç-yaşantı, ideoloji ve zihniyet olarak zâten milletin değerlerine düşman olan, bozguncu kesimin ateşine odun taşıyan gezici çapulcuların ve benzeri ihânet odaklarının hasbî figüranları ve sermâyeleridirler. Tayyip Erdoğan’ın gitmesine, mevcut ortamın bozulmasına odaklanan şer cephesi ve muhâlefet denen şarlatanların milletin neslinin çürümesi ve insanlığın felâketi için çalışan bunca uyuşturucu baron ve baronesleri için, onları pazarlayan-satan haydut ve haytaları dert edindikleri görülmüş müdür?.. Görülmez, çünkü onlar; ”PKK sizi tükürükle boğar. Biz başımızı-kıçımızı, arkamızı PKK-PYD ve diğerlerine dayamaktayız!” diyerek yüzlerine tüküren hâin ve cânileri bile tehlike saymayan, muhâlefet maskesi altında iktidar hırsıyla gözü dönmüş olan bir sürü müfsit ve muhterislerdir. Çünkü onlar, bu yıkıcı ve bozgunculara dolaylı ve doğrudan yardım ve yataklık yaparak, o kesimin tüm habisliklerini kolaylaştırmaktadırlar... Ülkenin kalkınması, içte ve dışta îtibar kazanması, özellikle devlet başkanının küfür cephesine karşı dik durması, muhâlefet(!)adındakileri çalışmaya-hizmete yöneltmesi gerekirken, ülke ve millî irâde, özellikle Tayyip Erdoğan düşmanlığı onları resmen çıldırtıp-kudurtuyor…  Kânunlar-yasalar ıslah ve tecziye içindir. Fonksiyonu, etkisi olmayan bir müeyyidenin milletin başına belâ üretmekten başka ne işe yarıyor!? Nitekim yaramadığı onca zâbıta ve güvenlik güçlerimizin ülkenin daha hayâtî konuları varken, yıllardan beri bu türlü şerirler-haramzâdeler ve devlet-millet düşmanlarıyla uğraşması, sâde zaman ve enerji kaybından başka bir sonuca götürmediği bilinmekte ve görülmekte olduğu tecrübe ile sâbittir. Bunlar için, Millî irâdeyi darbe ile indiren ve mensuplarını “Yassı ada” denilen yere tıkarak milletin temsilcilerini işkenceden geçirme iffetsizliğinde bulunan hâinlerin ve demokrasi düşmanlarının ihdas ettiği o ada ve benzeri yerler, bu çapulcu ve harâmilerin barınma-çalışma ve bedel ödeme yeri niçin olmasın!? Konunun uzmanı ve ülkenin bir sürü akıldâneleri bu tür şeylere neden kafa yormak ve ülkenin-milletin başındaki bu belâyı niçin def etmek istemiyorlar? Yıllardan beri uygulanan onca sâbıkalıyı TUT-SAL zihniyeti ne işe yaradı ve yarıyor?... Üstelik bugün pek çok cezâevi harıl-harıl çalışıyor ve ülke ekonomisine bir hayli katkıda bulunuyorlar…

Uyuşturucu baronlarının cezâevlerinden çete yönetmesi, FETO-PKK hâin ve alçaklarının bizzat işlemiş ve içinde oldukları cinâyeti-hıyâneti, vahşeti inkâr etmeleri. Bir kâtilin cezâevinden çıkar-çıkmaz 4-5 kişiyi katletmesi, (5/3/2019 Basından) Suç oranının ilkokullara kadar inmesi ve her gün 70-80 suçlu ve sâbıkalının yakalandığı bir ülkede, mevcut cezâi sistemin yeterli olduğunu kim iddiâ edebilir? İşte asıl “Bekâ sorunu”... Bir toplumun Hayâsız-îmansız hâle gelip edepsizleşmesi ve haram-helâl demeden çalıp-çırpmayı bir meslek-meşrep ve hak(!)sayması ile yapılan onca iyilik ve hizmetleri inkâr etmeleridir. Her vicdan sahibi şunu kendisine sorsun. Bu tip kimseler îman ve hayâ sâhibi dürüst  kimseleri mi destekler, yoksa kendi zihniyetinde olanları mı!? Olay bu kadar basittir. Bunca hâin ve câniler elbette suçunu-cürmünü itirâf etmezler. Zîrâ bu hergele sürüsünün ve ihânet çetelerinin yedikleri önünde, yemedikleri arkalarında ve orası sanki cezâ ve tutuk evi değil, HİLTON OTELİ(!) Onun için hırsız-soygun, gasp ve cinâyet gibi değişik şekildeki çeteleşmenin, haydutluğun sonu gelmiyor ve bunlar günden-güne artış gösteriyor?

Çünkü bütün bunlar, mevcut yasaların geçersiz ve demode olduğunu, tedip ve terbiye fonksiyonunu yitirdiğini, onca kâtil, câni ve hâinler için yetersiz ve etkisiz kaldığını göstermekte ve çağın gereklerine uymadığını, bu şeklin devam etmesi hâlinde ise o tür menfur olayların daha da artacağı ve hiçbir işe yaramadığının çok açık bir göstergesidir. Her gün kolluk güçlerince it sürüsü toplar gibi kovalanıp-yakalanarak tutuklanan bir sürü haydudun güvenlik güçlerimizi ve devleti meşgul etmesi, mevcut yasaların âcilen gözden geçirilmesi ve etkili hâle getirilmesi gerektiğini yaşanan bu tür olaylar çok net ve açık olarak göstermektedir.

Ayrıca nâmussuza, hayta ve hâinlere, çapulculara tanınan bunca gereksiz özgürlük ve toleranslar, ülkenin haysiyetli ve onurlu insanlarına yapılan bir hakârettir. Bu acı gerçeği kimsenin unutmaması gerekir! Özellikle sonu gelmeyen-caydırıcı bir etkisi ve özelliği olmayan yasaların, bu tür işlerle görevli-sorumlu olan her kişi, kurum ve diğerleri açısından çok önemli olduğu bilinmeli ve gereği yapılmalıdır. Yoksa geç kalındığını söylemek bir kehânet olmasa gerek. Bugün dış güçlerin, PKK-FETO ve diğer şer odaklarının oluşturduğu tehlike kadar, zikredilen kesimlerin de en az onlar kadar, hattâ onlardan daha fazla tehlike arz ettiği bir gerçektir, çünkü onlar dışarıda ve biliniyor, bunlar ise içeride ve sözde vatandaş olarak görülüyor, onun için “Düşmanın tehlikelisi içte olanlardır” demiş atalar.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23