• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

'Türkiye’nin Endülüsleşmesi, Türkiye Endülüs Olur mu?'

Gazetemiz okurlarından Mustafa Bilici "Türkiye’nin Endülüsleşmesi, Türkiye Endülüs Olur mu?” başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Yeniakit Publisher
2021-07-22 08:09:00 -
'Türkiye’nin Endülüsleşmesi, Türkiye Endülüs Olur mu?'

Endülüs’ün sonunun ne olduğunu biraz bilen herkes, bu sorunun ne kadar dehşet verici olduğunu hemen hissedecektir. Aslında sadece sorunun sorulması değil hayal edilmesi ve aklımıza gelmesi bile korku verici. Nitekim Türkiye’nin sonunun Endülüs gibi olması demek, herhalde kıyametin kopmuş olması demektir.

Sorunun cevabına geçmeden Endülüs Emevi İslâm Devleti hakkında çok kısa bir bilgi vererek, sorunun geri planını aktarmak gerekiyor.

Endülüs, bugünkü İspanya ve Portekiz’i içine alan bölgede müslümanlar tarafından kurulmuş bir İslâm devletini ifade ediyor. İslâm, Endülüs’te (Avrupa’da) Tâbiîn döneminde Emevi Halifesi Velid b. Abdülmelik zamanında Kuzey Afrika valisi Musa b. Nusayr tarafından Endülüs’ün fethiyle görevlendirilen Tarık b. Ziyad’ın M. 711’de İspanya’ya geçmesiyle başlar ve 1492 yılında Ben’i Ahmer Devleti’in yıkılmasıyla müslümanların Endülüs’teki hakimiyeti sona erer. 1609 yılında Morisko müslümanlarının İspanya’dan sürülmesiyle birlikte fiilen hiçbir Müslüman kalmaz İspanya’da. 800 yıl devam eden müslümanların hakimiyeti bir anda milyonlarca müslümanların katledilmeleri, sürülmeleri, müslümanlara ait her türlü eserin yakılıp-yıkılmasıyla Endülüs’te İslâm’ın izleri tamamen silinir. Bugün sadece kiliseye çevrilmiş birkaç saray veya cami kalmıştır. Ayrıca müslümanların Endülüs’te kurdukları İslâm medeniyetin Avrupa’nın bugünkü ilerlemesinin temel sebebi olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Özetle, Endülüs’te 800 yıl devam eden İslâm hakimiyeti ve müslümanların kurduğu muhteşem İslâm medeniyeti kısa bir sürede yerle bir edilmiştir. Pekâla (Allah muhafaza) aynı durumun Türkiye’nin başına gelme ihtimali var mıdır? Yani Türkiye Endülüs olur mu?

Bu sorunun cevabını aramaya şöyle bir soruyla başlarsak herhalde cevaba daha kolay ulaşırız. Türkiye’yi Endülüs’ten ayıran bir özellik var mıdır? Ya da Türkiye’deki müslümanların nasıl bir ayrıcalığı var ki, Allah’ın bizden önceki toplumlara uyguladığı kanunun dışında kalsın? Halbuki Fatır Suresi’nin 43. ayetinde Mevlamız yeryüzüne koyduğu kanunlarda (sünnetullahda) bir değişme olmayacağını haber veriyor. Öyleyse bizler de Allah’ın kanunlarına tabiyiz. İbn Haldun’un dediği gibi istisnasız her toplum doğar, büyür, gelişir ve yok olur gider. Ancak toplumların ömürleri davranışlarının iyi ya da kötü olmasına göre uzun ya da kısa olabilir.

Bazı kardeşlerimiz ‘taşı toprağı İslâm’la yoğrulmuş Anadolu’da İslâm’ın izlerini silmek nasıl mümkün olabilir? diye düşünebilirler. O zaman şunları tekrar hatırlamakta fayda var.
- 800 yıldır devam Endülüs İslâm Devleti şimdi nerede?

- Yüzyıllarca müslümanların hakimiyeti altında yaşayan Balkanlar’da müslümanların bugünkü durumu nedir?

- 539 Osmanlı İslâm Devleti’nin hakimiyetinde kalan Sırbistan ve Hırvatistan’da müslümanların adı geçiyor mu bugün oralarda? (Ayrıca Kosova’da Bosna’da Müslüman kardeşlerimizin yakın zamanda yaşadıkları katliamları unutmamak gerekir.)

- Örneğin Moldova ve Romanya’nın 400 yıl müslümanların hakimiyetinde kaldığına bugün kaç kişi inanır?

-Bir başka örnek: 400 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan Yunanistan’da bugün bir camide ezan okunmasına bile müsaade edilmemesi neyin göstergesidir? Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Şimdi asıl sorumuza gelelim. Endülüs’te 800 yıl, Balkanlar’da 500 yıl devam eden İslâm hakimiyeti sona eriyor da 568 yıldır İstanbul’da devam eden müslümanların varlığının (Allah muhafaza) sona ermesinin önünde hangi engel var? Ya da Türkiye’nin, Anadolu’nun sonunun Endülüs gibi olmaması için özel bir sebep mi var?

Allah katında bunun için bize verilmiş hiçbir ayrıcalık yok. Olsaydı zaten Osmanlı yıkılmazdı. Fakat bizim asıl sorumuz şu olmalıdır: Türkiye’nin, Anadolu’nun sonunun Endülüs gibi olmaması için neler yapmalıyız?

Batılılar Endülüs’ü de Balkanları da Türkiye’yi de bizden iyi biliyorlar. Endülüs’te ve Balkanlar’da İslâm’ın izini silmek için neler yaptılarsa, aynısını Türkiye’de de yapmak için gece-gündüz durmadan çalışıyorlar. Çanakkale savaşı işte bu arzularının sonucu değil midir? Sevr anlaşması, Türkiye’nin sonunun fiili olarak Endülüs’ün sonu gibi olmasının başlangıcı değil midir? Ne var ki ümmetin Çanakkale’de haçlı ordularına karşı kazandığı zafer onların bu heveslerini kursaklarında bırakmıştır. Ancak bu arzularından hiçbir zaman vazgeçmemişlerdir. Çanakkale zaferinden sonra sadece taktik değiştirmişlerdir. O da Anadolu’da İslâm’ın izlerinin yavaş yavaş hayattan silinmesi. Şimdi bu planı aşama aşama uyguluyorlar. Yani fiili işgal yerine zihni işgal, üstelik bu konuda başarılılar. Bize kendi ülkemizi, kendi insanımızla, kendi elimizle işgal ettiriyorlar. Hem de tek kuruş ödemeden. Üstelik bizi hem madden hem de manen sömürüyorlar.

Önce medeni kanunla devlet idaresinde İslâm’a ait ne varsa hepsi resmiyetten silindi. Daha sonra kültürel emperyalizmle günlük hayattan İslâm’ın izleri siliniyor. Öyle ki günlük hayatımızdaki her şey eğitim, kültür, sanat, spor, eğlence, televizyon, sosyal medya, gazete, basın yayın vb. gibi hepsi İslâm’ın günlük hayattan uzaklaştırılması üzerine kurgulanmış. Şimdi bu aşamayı uyguluyorlar. Fakat yaklaşık 100 yıldır bir türlü bu nihaî amaçlarına ulaşamadılar. Bunun en önemli nedenlerinden birisi, elbette Rabbimizin bu millete olan bir ihsanı ve yardımıdır. Bunun yanında Osmanlı atalarımızın bu milletin her şeyine, eğitimine,kültürüne, sanatına, şehir yapısına özellikle günlük yaşantısındaki örf ve adetlerine ilmek ilmek dokuduğu İslâm şuur ve yaşantısının hâlâ tam olarak silinememesidir. İşte şimdi biz bu mirası yiyiyoruz ve sürekli tüketiyoruz. Yani bu konuda tam bir miras yediyiz. Bu miras tükenince batılılar bize son darbeyi vurmak için şimdiden dişlerini bilemektedirler.

Bir anlığına sadece 15 Temmuz darbesinin (Allah muhafaza) başarıya eriştiğini hesap etsek bile, Türkiye’nin sonunun da Endülüs gibi, Balkanlar gibi, bugünkü Suriye gibi, Libya gibi kan gölü olacağı herkesin malumudur. Aslında sadece bunu düşünmek bile, milletimizin 15 Temmuz’da ne kadar büyük bir tehlike atlattığını göstermektedir.

Demek ki bu güzel ülkemizin Endülüs’ün sonu gibi olma tehlikesi giderek artıyor. Şimdi asıl sorumuza gelelim. Ülkemizin Endülüsleşmemesi için neler yapmalıyız? (“Endülüsleşme” kavramı Yusuf Kaplan hocamıza ait.)

Bu soruya kalbinde iman ve vatan sevgisi olan herkes yaklaşık olarak da olsa aynı cevabı verecektir. “Vatanımıza, milletimize ve dinimize sahip çıkmalıyız.” Fakat bu şimdilik kuru bir temenniden ibaret. Kimse bu temenninin gereğini yapmaya tenezzül etmiyor. İşte bu yüzden bu ülke sürekli hızlı bir şekilde Endülüsleşme yolunda ilerliyor. Bunu önlemenin yolu da, önce fert fert dinî ve millî konularda üzerimize düşeni yapmalıyız. Bunun yanında devlet planında acil tedbirler alarak, özellikle eğitim alanında gerekli adımları atarak gelecek nesillerimize, bu milletin geleceğine sahip çıkmalıyız.

Bu adımların atılmaması durumunda milletimizin geleceğine nasıl ümitle bakabiliriz?

Bu milletin geleceğine sahip çıkmanın ümmetin geleceğine sahip çıkmak olduğunu artık idrak etmeliyiz.

Dünyada emperyalizmin önündeki en büyük engel İslâm olduğu gibi, âlem-i İslâm’ın da umut kıtası Türkiye’dir. Fakat biz bu sorumluluğumuzu yerine getirmez isek, Allah’ü Teâla diğer milletlere uyguladığı değişmez yasasını bize de uygulayacaktır. Çünkü Allah (cc)’nün yasasında bir değişme olmaz.

“Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur.” (Rad, 11)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23