Siyonist yazar: İsrail’in hayati menfaatleri Ürdün rejiminin desteklenmesini gerektiriyor

Siyonist yazar Caroline Glick, İsrail’in menfaati için, Ürdün rejiminin desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

09 Kasım 2018 Cuma 16:46
Siyonist yazar: İsrail’in hayati menfaatleri Ürdün rejiminin desteklenmesini gerektiriyor

 yeniakit.com.tr  Ömer E. Keçeci 

Siyonistlerin meşhur yazarlarından Caroline Glick, Ürdün kralı üzerine bir yazı kaleme aldı. Glick, kral Abdullah’ın “zayıf, güvenilmez ve değiştirilemez” olduğunu ileri sürdü.

Caroline Glick ayrıca, II. Abdullah’ın Ürdün rejiminin fevkalade derecede zayıf olduğunun herkesçe bilinen bir sır olup nadiren tartışıldığını ifade etti. Bununla birlikte Amerika ve İsrail için hayati derecede önemli olduğunu ve rejiminin katiyen yıkılmaması gerekip Amerika ile İsrail’in kol kola Ürdün’deki mevcut rejimi kuvvetlendirmek, bunu yaparken de kendi isteklerine göre Ürdün halkına şekil vermek için tahakkümde bulunmak zorunda olduklarını belirtti.

Siyonist yazarın yazısının tercümesi:

“Amerika ve İsrail Olmadan Ürdün Haşimi Krallığı Süremez”

“Amerika tarafından yakın bir müttefik olarak görülüyor, onun danışmanlığı üst düzey yetkililer ve dış politika uygulamacıları tarafından aranıyor. Ancak bir müttefik olmaktan ziyade Abdullah bir bağımlıdır. Amerika, ve aşağı yukarı aynı derecede İsrail olmadan Ürdün Haşimi krallığı uzun sürmez.

Krallığın zayıflığının iki kaynağı var. İlki, Ürdün fakirdir. Doğal kaynakları azdır, ve rejimin ekonomiyi liberalleştirme veya ekonomik büyüme ile verimlliği ilerletmek için hukuki sistemde reform yapmaktaki başarısızlığından dolayı özel ilerleme için çok az imkân vardır. Ortalama Ürdünlü hayatı fakirlik içindedir. Ürdün’de yıllık kişi başı gelir 3.238 dolardır.

Krallığın zayıflığının ikinci kaynağı rejimin beğenilmemesidir. Haşimiler bedevidirler. 1. Cihan Harbi sonrası İngiltere tarafından bölgede monarklar olarak yerleştirildiler. Nüfusun büyük çoğunluğu ise Filistinlidir, bedevi değil. Ürdün’deki Filistinli ekseriyet sistematik olarak rejim tarafından ayrımcılığa tâbi tutulmaktadır. Rejim temelli ayrımcılık son yıllarda inanılmaz bir biçimde yükseldi. Filistinliler ordudan çıkarıldı ve çeşitli mesleklerde çalışmaları reddedildi.

Haşimi rejimi, Ürdün nehrinin doğusundaki diğer bedevi kabilelerle ittifak üzerine temellidir. Ancak Haşimilerle diğer bedevi kabileler arası bağlar istikrarlı bir surette aşınmaktadır. Geçen yıl Bedeviler kalabalık halde ülke çapında rejime karşı protestoda bulundu. Monarşinin , Abullah’ın hükümetin tüm araçlarını kontrol ettiği etkili bir diktatörlükten, İngiliz monarşisine benzer anayasal bir monarşiye dönmesini talep ettiler. Birkaç kabile, İhvan-ı Müslimin ve el-Kaide’nin de dahil olduğu İslamcı gruplarla müttefiktir.

“Ürdün Kralı Halkın Tepkisinden Ötürü İsrail ile 1994 Anlaşması Maddelerini İptal Ediyor”

“Ürdün krallığının zayıflığı Kral Abdullah’ın Pazar günü aniden İsrail ile 1994’te imzaladığı barış anlaşmasındaki iki ek maddeyi iptal edeceğini duyurmasına yol açtı. Maddeler İsrail’in Ürdün sınırındaki topraklara 25 yıllık kira sürelerini koymaktadır; İsrail’in güneyinde Arava çölünü Tzofar’da ve Naharayim’de Barış Adası denen, Kuzey İsrail’de Galilee Denizi’nin bitişiğindeki yerdeki kira.”

İsrailli çiftçilerin bölgeleri 1920’lerden beri ekip biçmesine rağmen topraklar üzerindeki egemenlik uzun süre tartışıldı. Barış içindeki partneri Abdullah’ın babası Kral Hüseyin’e iyi niyetli bir jest ile, sonradan İsrail başbakanı olacak Yitzhak Rabin, uzun süreli bir kira karşılığı İsrail’in egemenlik iddialarından vazgeçmeyi kabul etti.

Abdullah’ın hareketi, barışın önemli derecede gerileyişini işaret etse de anlaşma belgesinin bir ihlali değildi. Anlaşma bir tarafın kira süresini uzatmama niyetini ilan etmesine ve diğer taraf ile birlikte hareketle alakalı istişareye girmesine izin vermektedir.

Kral Abdullah, Babasının Tesis Ettiği İsrail ile Ortaklığa Sırt Dönüyor”

Lakin Salı günü Yisrael Hayom’da İsrailli bir bilgin ve Ürdün bölgesi uzmanı olan Eyal Zisser’in açıkladığı gibi, Abdullah ‘1994 barış anlaşması ruhunu reddettiği ve Rabin ile Hüseyin arası pekiştirilen ortaklığa sırtını döndüğü’ işaretini verdi.

İlanın zamanlaması bu fikri kuvvetlendirmiştir. Abdullah, Rubin’in 1995’teki suikastının Yahudi takvimi yıldönümünde  kira sözleşmelerini feshettiğini beyanla yaptığının üstüne tuz biber ekti.

Zisser’in derhatır eylediği gibi Rabin, Ürdün ile barış anlaşmasından çok daha ziyade olarak Filistin Kurtuluş Örgütü ile barış süreci hakkında hevesliydi. O, İsrail’in Haşimi hanedanlığına kendi pazarlık rolünü devam ettirmek için istinat edebileceğine inandı.

“Ürdün, 1994 Anlaşması Öncesi de İsrail’in Ortağı ve Bağımlısıydı”

Rabin, İsrail’in monarşiye güvenebileceği konusunda haklıydı. İsrail ve Ürdün resmi bir barış anlaşması imzalamadan önce bile Haşimi rejimi İsrail’in stratejik ortağı ve onun bir bağımlısıydı.

İsrail’in problemi hiçbir zaman rejimle değildi, rejim doğru şekilde hem askeri oalrak hem de tâbi kaynaklar açısından İsrail’i hayatta kalabilmesinin garantörü olarak görür. İsrail Ürdün’e suyunun ekserisini temin etmekte olup 2020’de de doğal gaz ihraç etmeye başlıyor.

“İsrail ile Ürdün Arası Sorun, Ürdün Halkıdır”

Komşu devletler arasında barış için engel her zaman Ürdün halkıydı. Pew’in 2014 global düşünce araştırmasına göre, Ürdünlülerin %100’ü Yahudiler hakkında olumsuz görüş sahibidir. Hakeza Pew araştırma verisine göre, Ürdün Mısır’dan sonra Amerika’dan nefrette ikinci sıradadır.

Abdullah’ın maddeleri iptal etme kararı hiç şüphesiz halkın onayını kazanmak teşebbüsüydü.

İsrail’in ilana karşı cevabı karmaşıktı. Başbakan Netanyahu İsrail ile Ürdün’ün kira anlaşmasını yenileştirmek için anlaşma ile uyumlu olarak bir teklif müzakerelerine gireceğini söyleyerek mevzuyu nötrleştirmeye çalıştı. Ürdün dışişleri bakanı Ayman Safadi, Abdullah’ın kararının nihai olduğu cevabını verdi.

Kıdemli İsrail hükümet bakanları isimsiz bir şekidle konuşup, muhabirlere İsrail’in Ürdün’e su intikalini yükseltmek planına son vererek Abdullah’a misilleme yapması gerektiğini söylediler. Ürdün’e genişletilmiş insani yardımın bu şartlar altında ‘saçma bir jest’ olduğunu ifade ettiler.

“Abdullah, İsrail ve Amerika’nın Bekleyebileceği Kendilerine En Bağımlı Lider”

Bununla birlikte İsrail’in ikilemi, tıpkı Amerika’nın ikilemi gibi, Abdullah’ın öngörülebilir bir gelecekte Ürdün’den bekleyebilecekleri en bağımlı lider olmasıdır. Maalesef, İsrail’in endişelendiği kadar Ürdün’de barış için popüler bir seçmen bulunmamaktadır.

Doğrusu, sıkça Ürdün’e giden İsrailli iş adamlarına rağmen İsrail için duyulan düşmanlık Ürdün’ün su kıtlığı ve sklerotik ekonomisini kuvvetlendirmek için doğal gaza duyduğu ihtiyaca rağmen çok yüksektir, rejimin İsrail ile su ve gaz anlaşmalarını iptal etmesi için düzenli olarak büyük protestolar meydana gelmektedir.

İran’ın, Ürdün’ün Suriye’de kapı eşiğine ilişmesiyle, iyice netleşmiştir ki İsral yahut Amerika için rejimi daha da istikrarsızlaştıracak herhangi bir ileri hamle yapmak akılsızca olacaktır. Hakikaten, her ikisi de rejimi kuvvetlendirmeye yardım etmekle akıllılık etmiş olurlar. Ancak bunu yaparken, Amerika ve İsrail için kuvvetlerini kullanarak anti-Amerikan ve antisemitik retorik ateşini düşürmeye başlamak için rejimi zorlamaları kendileri adına zarurettir.

“Ürdün Devleti de İsrail ve Yahudi Düşmanlığını Körüklüyor”

Yahudi nefretne gelince, Dışişleri Bakanlığnının 2017’de Uluslararası Dini Özgürlük raporunda belirttiği üzere, krallık Yahudi nefretini ılımlılaştırmak için çalışmaktan çok uzaktır, Ürdün’de devlet kontrollü medya Yahudi nefretini teşvik etmektedir.

Rapora göre ‘Editörden karikatürler, makaleler ve sosyal medyada paylaşımlar Yahudilerin olumsuz imajlarını sunmaya ve anti-İsrail hissiyatının antisemitik duygu ile birleştirmeye devam etti. Hükümet, kanunların böyle materyalin sergilenmesini engellemesine rağmen antisemitik materyalin medyada görünmesine karşı harekete geçmemede berdevam oldu.’

Tutumsal değişiklikler nesille alakalı bir proje olmasına eğilimlidir. Abdullah şimdi neredeyse bir nesildir Ürdün’de monark. Zayıflığı ve Amerika ile İsrail’e bağımlılığı, her iki idareyi de br yanda onu desteklemeye, diğer yanda ise vatandaşları arasında hoşgörü ekmek ve hislerini ılımlılaştırmak için medyada, okul sisteminde ve hükümet kontrollü camilerde harekete geçmesini talep etmeye teşvik etmelidir.

Aksi halde, Abdullah’ın ne kadar destek aldığının bir önemi olmayıp Ürdün krallığı devrilecek ve kendisiyle birlikte İsrail ve Amerika’nın hayati stratejik menfaatlerini de götürecektir.”

Haber Tarihi: 09 Kasım 2018 Cuma 16:46

YORUM YAZ

  • dırardırar1 ay önce
    israilin amacı ürdün ele geçirmek

Günün Karikatürü

9 Aralık 2018