Akademisyen Finkelstein: İsrail, dünyadaki tüm aşırı sağcıların çok sevdiği bir katil devleti!

İsrail’e yönelttiği eleştiriler nedeniyle 2000’li yıllarda Amerika’daki İsrail lobisinin tepkisini çeken İsrailli akademisyen Finkelstein, İsrail’in, katillerden müteşekkil bir devlet olduğunu söyledi.

24 Ağustos 2019 Cumartesi 16:54
Akademisyen Finkelstein: İsrail, dünyadaki tüm aşırı sağcıların çok sevdiği bir katil devleti!

İsrail'e yönelttiği eleştiriler nedeniyle 2000'li yıllarda Amerika'daki İsrail lobisinin tepkisini çeken ve Türkiye'de Sakarya Üniversitesi'nde de ders veren akademisyen Norman Finkelstein, İsrail'in, katillerden müteşekkil bir devlet olduğunu söyledi. Finkelstein, Filistin'de iki devletli çözümün ortadan kalktığını, 2020 ABD seçimlerinin İsrail için de önemli olduğunu söyledi

2000 yılında rafa çıkan 'Soykırım Endüstrisi' kitabıyla tanınan akademisyen Norman Finkelstein, The Canary'ye verdiği röportajda Gazze'de yaşananlara ve ABD seçimlerine dair önemli açıklamalarda bulundu.

İsrail devletinin Filistin'in işgali konusundaki yozlaşması hakkında konuşan Finkelstein, Filistin'de iki devletli çözümün ancak Bernie Sanders'ın başkanlığıyla mümkün olabileceğini söyledi.

İsrail'e yönelttiği eleştiriler nedeniyle 2000'li yıllarda Amerika'daki İsrail lobisinin tepkisini çeken Finkelstein, İsrail'in, katillerden müteşekkil bir devlet olduğunu söyledi. Röportajda ayrıca, Başbakan Netanyahu'nun dünyanın geri kalanındaki aşırı sağcı hükümetlerle ortaklığının arttığı belirtildi.

Röportajdan öne çıkan başlıklar şu şekilde:

İsrail'de insanlar Trump'ı destekliyor: Anketlere göre dünyada yalnız iki ülkede Trump'ın desteklendiği görülüyor. Çok tuhaf bir medyasının olduğunu düşündüğüm Liberya ve İsrail. Trump İsrail'de ezici bir üstünlükle destekleniyor. Devletten bahsetmiyorum, ülke, yani insanlar destekliyor. Tamamen farklı bir yapıdalar ve bence özellikle Amerikan Yahudileri bunu keşfediyor. İsrail Yahudilerin anladığı anlamda bir Yahudi devleti değil, bu yüzden İsrail'e Yahudi diyemeyiz. Yahudi ilerici, pasifist ve liberal olmak anlamına gelir.

İsrail orduya hizmet konusunda çok eşitlikçi bir toplum: İsrail katillerin devleti. Peki, neden bunu söyledim? Çünkü İsrail orduya hizmet etmek konusunda çok eşitlikçi bir toplum. Herkes orduya hizmet ediyor. Bilirsiniz göz ardı edilecek istisnalar mevcut fakat yurttaş ordusundan bahsediyoruz. Şimdi, bu yurttaş ordusu düzenli olarak -her iki ya da üç yılda bir Gazze'de de olsa, her 5 veya10 yılda bir Lübnan'da da olsa- sivil nüfus katliamlarına dahil oluyor.

Gazze kuşatmasının kaldırılması bir ihtimal: BM'nin son Gazze raporunu ele alalım: Gazze direnişinin dönüşünü ve sniperların hedef aldığı kesinlikle hiçbir şey yapmamış engelli insanların, Filistinli çocukların, doktorların, gazetecilerin sonsuz listesini anlatıyor. Bunlardan bazıları, tel örgünün 300 metre ötesinde bir ağacın altında otururken öldürülüyor.

İki devletli, tek devletli ya da 10 devletli herhangi bir siyasi çözüm ihtimali yok. Bu şu an masadaki ihtimallerden biri değil. Gazze kuşatması korkunç, yasa dışı, ahlak dışı, merhametsiz. Neyin mümkün olduğuna odaklanmalıyız. Gazze kuşatmasının kaldırılmasının ihtimal dahilinde olduğunu düşünüyorum.

Sanders kazanırsa iki devletli bir çözüm mümkün: Gerçek şu ki Ortadoğu'da Filistin sorununu gölgede bırakan arka arkaya insani krizler yaşanıyor. Bir diğer gerçek de Filistinli yöneticiler arasında Filistinliler için herhangi bir özveriye ilham verebilecek kimse yok. Aralarında tamamen yozlaşmış, işbirlikçi bir liderlik var. Batı Şeria'daki direniş ölüyor. Gazze'ye destek açısından Batı Şeria'da herhangi politik bir seferberlik yok. Artık direniş yok. Ve tüm bu faktörlerin nihayetinde iki devletli bir çözüm mümkün değil.

Ancak 2020'de seçimleri Bernie Sanders kazanırsa (ya da Corbyn İngiltere'de başarı elde ederse) oyunun kuralları değişir. Bu iki devletli bir çözümü hayli güçlendirir. Çünkü Corbyn ve Sanders iki konuda çok net: Filistinlilerin hakları var ve bu haklara saygı duyulmalı ve tabii uygulanmalı.

 

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 24 Ağustos 2019 Cumartesi 16:54

YORUM YAZ

  • İsrail CHPİsrail CHP27 gün önce
    Avusturya-Macaristan Imparatorluğu Izmir Başkonsolosu Dr. Karl von Scherzer, nisan 1873 tarihinde Viyana’ya gönderdiği “gizli” mahreçli raporunda, “Türkler, Izmir vilayetinin ticarî yaşamında gözükmemektedirler” diye yazıyordu:Izmir’in 155 000 nüfusu vardır. Bu sayının 75 000’i Rum, 45 000’i Türk, 15 000’i Yahudi, 10 000’i Katolik, 6 000’i Ermeni ve 4 000’i yabancıdır. Tüm bu adı geçen milletler, dil, din, meslek ve görenek bakımından birbirinden çok farklıdır.KAYNAK:Soner Yalçın, Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı, Doğan Kitap, 31. Baskı, 2004, sayfa 12.***NOT: Yani, 1873 yılında 155 000 nüfustan yalnızca 45 000’i Türk. Bu 45 000 Türk’ten de ne kadarının rumlardan, yahudilerden, katoliklerden ve diğer yabancılardan etkilenmediği ise başka bir konu.Neden özellikle Izmirlilerin “Yaşasın Laiklik, Kahrolsun Şeriat” sloganı attıklarını şimdi daha iyi anlıyoruz.Şeriat’ı / Kuran’ı bilen ve savunan Izmirli müslüman kardeşlerimizi tenzih ederiz.(Belgelerle Gerçek Tarih)
  • SiyonizmSiyonizm27 gün önce
    Siyonizm aslında sadece hak din İslam’ın karşısındadır;İslam’ı yıkmak(!) için her maskeyi takar;aşırı sağcı yahudi,aşırı sağcı hristiyan,laik,emperyalist,komunist,DAEŞ,FETÖ...
  • Osmanlı Torunu Osmanlı Torunu 27 gün önce
    “31 Ağustos 2007Türkiye'de 1,5 Milyon Gizli Yahudi Olduğu SöyleniyorTARİH Kurumu Başkanı Profesör Yusuf Halacoğlu nun son beyanları bazılarını çok şaşırttı, bazılarını da çok kızdırdı. Aslında onun şimdi söylediklerini bendeniz yıllardan beri kısa kısa, özlü (ve bazısını üstü kapalı) yazıyordum.Anadolumuz ırk çeşitliliği bakımından aşure kazanı gibidir. Enkazından irili ufaklı 40 devlet çıkan bir imparatorluğun geri kalan kısmında 50 (bazıları bu rakamı 78 e kadar çıkartıyor) ırk çeşitliliği olması normal değil midir?Ülkemizde milyonlarca Gürcü bulunduğunu inkâr etmek için deli olmak gerekir... Yine Türkiye de   hayli Çerkes vardır... Boşnaklar, Arnavutlar, Çeçenler, İnguşlar, çeşit çeşit Tatarlar, Araplar, Yezidîler, Nuseyriler, Süryanîler, Karaçaylar, Balkarlar, Nogaylar, Abhazlar... Ülkemizde Moğollar da vardır... Hangi birini sayayım?Bu saydıklarım biliniyor da, bazı gruplar bilinmiyor. Mesela bunlardan biri Kripto (yani) gizli Yahudilerdir. Bunlar başlıca şu iki ana gruba ayrılır:Sabataycılar: Yıllarca önce Aksiyon dergisinde yayınlanan bir röportaja göre Türkiye de bir buçuk milyon Sabataycı bulunmaktadır.Çoğu Polonya da, Ukrayna da, Rusya da yapılan pogromlardan kaçıp Türkiye ye sığınan, burada Bektaşî veya Alevî postuna bürünen Kripto Yahudiler.Doğu Anadolu da yaşamış olan Ermenilerin bir kısmı Yahudi asıllıdır. Ermeni kralı Tigran Ortadoğu ya, Filistin e sefer etmiş, oradan hayli Yahudi yi esir olarak   kendi ülkesine getirmiştir. Bunlar esaretten kurtulmak için Ermeni olmuşlardır.Kürtler içinde de Yahudi vardır.Mesela şu anda Şanlıurfa da yirmi kadar aile vardır ki, dıştan Müslüman görünmekte, içlerinde ve evlerinde ise ellerinden geldiği kadar Yahudiliği yaşamaya çalışmaktadır. Fransızca bir sitede bunların Cuma namazı kıldıkları, yazın çocuklarını Kur an kursuna gönderdikleri yazılıydı. Gizliliğe o kadar dikkat ediyorlarmış ki, kendileriyle görüşmek ve araştırma yapmak için Türkiye dışından gelen bir ekiple konuşmayı reddetmişler.Dünyada ne kadar ırk, kavim, grup varsa, onlardan birinin ve bazısının Müslüman olmasını gayet tabiî karşılar ve hiçbir ayırımcılık yapmayız.Ancak bunun temel bir şartı vardır: O da, samimî ve ihlaslı bir şekilde Müslüman olması... Din bakımından iki kimlikli olursa, yani dıştan Müslüman görünüyor, içinde ise başka din taşıyorsa o zaman iş değişir.Bir Yahudi ihtida etmiş, din olarak İslâm ı seçmiş... Bundan ancak sevinç duyarız. Lakin onun Müslüman olması yalancıktan ise, bundan elbette kuşku duyarız, araştırmak isteriz.Sabataycıların iki dinli, iki kimlikli olduklarını bütün ilim alemi biliyor. Onlar gerçekten Müslüman olsalardı birtakım gazetecileri, yazarları, düşünürleri İslâm a ve Müslümanlara bu kadar düşmanlık eder, insafsızca saldırır mıydı?Irkçılık başka şeydir, bir ülkedeki veya dünyadaki etnik kökenleri ilmî şekilde araştırmak başka şey... Irkçılık bir ideolojidir. Irk araştırmaları ise ilimdir.Ülkemizdeki Ermeni kökenlilere gelince: Ermeni Patrik i Mesrob Mutafyan bundan birkaç yıl önce Paris te yayınlanan La Croix gazetesinin kendisiyle yaptığı bir röportajda Türkiye de şu anda bir milyonun üzerinde Ermeni kökenli Türk ve Müslüman bulunduğunu açıkça beyan etmişti. Her yıl bunların 100 e yakın bir miktarı tekrar Ermeni dinine geçiyormuş. Bir miktarı da Fransa ya gidiyor, orada gizlice din değiştiriyormuş.Yıllardan beri duyarız; PKK terör savaşçıları içinde kendilerini Kürt gibi gösteren Ermeniler varmış.Dedeleri ve nineleri, 1915 yıllarının savaş ateşi, tozu dumanı, hengamesi içinde Müslüman oldular. Aradan 90 yıl geçti. Bunların torunlarının bir kısmı elbette ki artık samimi Müslümandır. Lakin dış mihraklar, Ermenilikten Müslümanlığa geçmiş kimselerin torunlarını araştırıyor ve onları tekrar Ermeni ve Hıristiyan yapmaya çalışıyor. "Efendim, böyle bir şey insan haklarına aykırı değildir..." diyecekler çıkabilir. Biz, insan haklarına aykırıdır demiyoruz. Kendi açımızdan bazı hususları öğrenmek istiyoruz. Bu ikinci şey de insan haklarına aykırı değildir, ırkçılık değildir.Bir Hıristiyan, Müslüman olunca Hazret-i İsa ile bağlarını kopartmış olmaz. İncil ile de alakasını kesmez. Çünkü İslâm BÜTÜN Peygamberleri, BÜTÜN kutsal kitapları kabul eder.Türkiye de yakın tarihte birtakım DERİN, GİZLİ, AMANSIZ güçler halkı birbirine düşman kamplara, kutuplara ayırmak için şeytanî, makyavelist ayırımlar yapmıştır. Türklerle Kürtleri, Sünnîlerle Alevîleri, dindarlarla çağdaşları karşı karşıya getirmek ve çarpıştırmak için çalışmışlardır.Bu ayırımcılık, bu ırkçılık Türkiye nin menfaatlerine uygun değildir. Çeşitlilik elbette olacak ama düşmanlık yapılmayacak, kamplaşılmayacak, fitne ve fesat çıkartılmayacaktır.Prof. Yusuf Halacoğlu na verip veriştiren, onu ırkçılıkla suçlayan kimseler, bu köken tartışmalarının günün birinde Sabataycılar ve Kripto Yahudiler meselesine kadar uzanacağından endişe ediyorlar her halde...Evet Türkiye de, Müslüman ve Türk gibi görünen 1,5 milyon Yahudi olduğu iddia ediliyor...İKİ haberin de başlıklarını ve baştan birkaç satırını okudum, hangi şehirlerde veya bölgelerde cereyan ettiğini bilmiyorum. Haberlerin metnini niçin okumadım? Çünkü yüreğim dayanmazdı.Bir yerde ayının biri serinlemek için suya girmiş. Birkaç canavar insan (içlerinde çocuk da varmış) zavallı hayvanı başına taş atarak, ucu çivili sopalarla vurarak feci şekilde öldürmüşler. Çocukluğumda çok duyduğum bir laf vardır; "Su içene yılan bile dokunmaz..." Şimdiki bazı insanlarda merhamet kalmadı. Evet, insanlar serinlemek için suya giren ayıyı feci şekilde, merhametsiz şekilde taşla, sopayla işkenceyle öldürmüşler. Yazıklar olsun!Ayı vahşi bir hayvandır, insana saldırabilir... Lakin durup dururken, su içerken veya serinlerken bir ayıyı feci bir şekilde öldürmek insana yakışmaz, insanlığa yakışmaz.Şundan korkuyorum: Bu şekilde öldürülen ayının ahı tutacak ve memleketin başına bir felaket gelecek... İyi insanlar Allah a yalvarsınlar, af dilesinler, sadaka versinler.İkinci vak a bir şehirde geçiyor. Yol kenarında kapalı bir mukavva kutu görülüyor. Aman bomba olmasın. Polise haber veriliyor. İnfilaka karşı özel kıyafet giymiş bir eleman ihtiyatla yaklaşıyor, kutunun yanına bir fünye koyuyor, çekiliyor ve ateşleniyor... Etrafa kanlar saçılıyor. Meğerse kutuda zavallı bir anne kedi ve yavruları varmış. Hainin biri onları oraya atmış...Kedi ve yavruları öldü. Hem de feci şekilde. Onların bir Maliki ve Sahibi var. Kedileri O yaratmış, O rızıklandırıyor. O zavallı annenin ve yavrularının feci şekilde parçalanmasına razı olur mu?Ne bilelim biz?.. Be adamlar dikkat etsenize..."Merhamet etmeyene merhamet edilmez..." Resûl-i Kibriya ve Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz böyle buyuruyor. İnsanın aklının ve vicdanının kabul edeceği çok hikmetli bir uyarı.Okullarda çocuklara, yeni nesillere insan sevgisi, hayvan sevgisi, ağaç ve yeşillik sevgisi, tabiat sevgisi aşılanmalıdır. Merhametsizlikten, gaddarlıktan, sadistlikten uzak durmaları  öğretilmelidir.Patlamaya müheyya (hazır) bir yanardağın üzerindeyiz.Halkımızın bir kısmı elhamdülillah çok merhametlidir. Lakin toplum içinde canavarlar da var. İyiler, merhametliler, vicdanlılar kötüleri, acımasızları, gaddarları önlemezse,  nehy-i münker yapmazsa bütün toplumun üzerine azab ve felaket gelebilir.Geçen hafta Samsun da olanları duydunuz. Sağanak halinde yağan bir yağmur birkaç saat içinde şehri alt üst etti.Rant hırsıyla, yanan yerleri yapılaşmaya açmak ihtirasıyla mafyalar ormanlarımızı yaktı. Ormanlarımızın kasıtlı şekilde yakılması felaket getirir, azab getirir, musibet ve bela getirir.“AlıntıŞimdi Osmanlı’nın yıkılışını,Allah’ın lütfuyla başımıza geçebilen sağcı cumhurbaşkanlarımızın teker teker darbelere ve çeşitli entrikalara maruz kalmalarını,Erdoğan’a solcuların ne den “Diktatör “ deyip Hitler benzetmesi yaptıklarını(her ne kadar Hitler ve Holokost da siyonistlerin İsrail’i kurmak için bir oyunu olsa da,siyonizm karşıtlığı kısmından ele alırsak) daha iyi anlıyorum.Solcuların çoğu yahudi!

Günün Özeti

Günün Karikatürü

21 Eylül 2019