• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Fıkıh Doktoru İhsan Şenocak, Yeni Akit’e konuştu

Gazetemiz Yeni Akit’e açıklamalarda bulunan Fıkıh Doktoru İhsan Şenocak, Peygamber Efendimizin (SAV) Ramazan ayında her zamankinden daha çok Kur’an-ı Kerim okuduğunu belirterek, “Allah (CC) Kur’ân-ı Kerîm’i Ramazan-ı Şerîf’te inzal etmiştir. Allah-u Teâlâ biz kullarına imsaktan iftara kadar yeme-içmeyi yasaklayarak bizleri Kur’ân-ı Kerîm’le tedaviye, onunla uyumlu bir hayata hazırlamıştır” dedi.

Yeniakit Publisher
2020-05-02 12:14:00 -
Fıkıh Doktoru İhsan Şenocak, Yeni Akit’e konuştu

 Taha Emre Özdemir  Ankara 

Fıkıh Doktoru İhsan Şenocak, Ramazan ayının Müslümanlar için önemini Yeni Akit’e anlattı. “Ramazan; Müslümanlara Ümmet olduklarını ve ancak Ümmet olmanın gereğini yerine getirdikleri müddetçe oruçlarının oruç, bayramlarının da bayram olacağını anlatır” diyen İhsan Şenocak, “Allah Rasûlü bir Hadis-i Şerifinde, ‘Kim Ramazan orucunu imanlı bir halde sadece Allah’ın rızasını umarak tutarsa, onun geçmis bütün günahları affedilir’ buyuruyor” ifadelerini kullandı. Ramazan ayında Kur’an okumanın önemine vurgu yapan Dr. Şenocak, “Allah Rasûlü Ramazan’da her zamankinden daha fazla Kur’ân-ı Kerîm okurdu. Ulemâ ise Ramazan’da tedrisata ara verir, sadece Kur’ân-ı Kerîm’le meşgul olurdu. İmam-ı Rabbâni, ‘Ramazan-ı Şerîf ’in Kur’ân-ı Kerîm’le tam bir münasebeti var’ buyurur” diye konuştu.

“RAB’BİMİZ BİZİ RAMAZAN’DA KUR’AN İLE TEDAVİYE HAZIRLIYOR”

Kur’an-ı Kerim’in ilk olarak Ramazan ayında indirildiğine dikkat çeken Dr. Şenocak, “Neden Allah Azze ve Celle Kur’ân-ı Kerîm’i başka bir ayda değil de Ramazan-ı Şerîf’te inzal etti? Hâdiseyi şu misal bağlamında değerlendirebiliriz: Hastasına takdir edeceği bir ilacı vermek için belli tetkikleri yaptırmasını söyleyen bir hekim, aynı zamanda tetkikten 10 saat önce yemek yemeyi kesmeyi de tembihler. Hasta, hekimin söylediğine riâyet ederse tahlilden bir sonuç hasıl olur. Allah Teâlâ da kullarına imsaktan iftara kadar yeme-içme ameliyelerini yasaklayarak onları Kur’ân-ı Kerîm’le tedaviye, onunla uyumlu bir hayata hazırlar. Bu yüzden İmam Gazzâli Hazretleri buyurur ki ‘İftara doğru açlık ve susuzluk Müslümanı yorgun düşürdüğünde kimse yatağa gidip yatmasın, uyumasın. Orucun verdiği açlığı iliklerine kadar hissetsin. Nefsi zelil, ruhu aziz olsun’ buyurmuştur” ifadelerini kullandı. 

“MÜSLÜMANLAR NEREDE?”

Mazlum coğrafyalardaki Müslümanların zulüm altında olduğunu da hatırlatan Dr. Şenocak, sözlerine şöyle devam etti: “Bize ümmet olduğumuzu hatırlatan Ramazan’da farklı bölgelerde yaşayan Müslümanlar teravihi ya da başka bir namazı kılmak için evlerinden çıktıklarında müşrikler tarafından belki öldürülecek belki kaçırılacak, rehin alınacak ya da bir gemiye binerek açık denizlerde ‘Bizi kabul edecek bir ülke yok mu?’ diye dolaşıp sığınacak bir liman ararken boğulacaklar. Mazlumların acılarını duyan, feryatlarına Cenab-ı Allah’tan başka kulak veren yok. Onlar mülteci kamplarında ya da her gece basılan evlerinde Kur’ân’ın, ‘Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever’ âyetini okuyacak ve diyecekler ki ‘Yâ Rab! Kur’ân’ında Müslümanlardan bahsediyor ve buyuruyorsun ki ‘Onlar namazda durdukları gibi Kâbe-i Muazzama’yı tavaf ettikleri gibi oruç mektebinde Ümmet şuurunu yaşadıkları gibi Allah yolunda da yekvücutturlar. Siyasette, iktisatta, akidede, amelde yekvücut olan o Müslümanlar nerede? Onları bekliyoruz.’”

“Bizler birbirinden farklı nimetlerle iftar ederken, onlar ‘Yâ Rasûlallah! Hani Müslümanlar’ın bir vücut gibi olduklarını haber vermiştin. Vücudun bir organı acı çektiğinde sâir organlar sabahlara kadar nasıl uykusuz kalırsa, İslâm Coğrafyası’nın bir noktasındaki acının hissedilmesi de her bölgede aynı olacaktı. Nerede bizim ızdırabımızı duyup uykuları kaçacak, sıtma nöbetine girecek o Müslümanlar?’ diye soracaklar. Onlar Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’nin hâsılası mahiyetinde olan fıkıh mecmualarını da okuyor şu fetvayı da biliyorlar: ‘Eğer kâfirler Âlem-i İslâm’ın doğusunda bir Müslüman kadını esir alsalar, batıdaki bütün Müslümanlara o kadını fidye vererek kurtarmak vacip olur.’ Tuttuğumuz oruçların Allah Azze ve Celle katında ne kadar makbul olduğunun cevabı Ümmet bilincimizle alakalıdır.”

KAPUKAYA: EFENDİMİZ (SAV) ÖNCE ORUCUNU AÇAR ARDINDAN NAMAZINI KILARDI

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Mehmet Kapukaya ise Akit’e yaptığı açıklamada, “Peygamber Efendimiz (SAV), akşam namazını kılmadan önce birkaç hurma tanesi, ya da su ile orucunu açardı. Yani Efendimiz (SAV)’ın öncelikle iftarını açtığını biliyoruz” dedi. Kapukaya, “Peygamber Efendimiz (SAV) iftara her zaman misafir çağırırdı. Onlara kendi elleriyle ikram ederdi ve sonrasında da misafirlerini kapıya kadar uğurladı. Burada Peygamber Efendimiz (SAV)’ın yine bir sünnetini görüyoruz. Efendimiz (SAV), oruçluya iftar ettirirdi” ifadelerini kullandı.

“ALLAH RESÜLÜ, TERAVİH NAMAZINA ‘SÜNNET’ DEMİŞTİR”

Kapukaya, “Peygamber Efendimiz (SAV) Ramazan ayında Teravih namazı kılardı. Efendimiz (SAV) bir Hadis-i Şerifinde, ‘Allah size Ramazan orucunu farz kılmıştır. Ben de size gece namazını sünnet kıldım’ buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (SAV)’ın burada kastettiği gece namazı Teravihtir. Peygamberimiz (SAV) her ne kadar bu namazı Teravih namazı diye adlandırmasa da bunun adı Teravih namazıdır. Teravih namazı aslında hızlı kılınan bir namaz değildir. Bu namaz esnasında aralarda dinlenilirdi. Her bir 4 rekat kılındığı zaman da dinlenilirdi. Bu sebeple rahatlama anlamına gelen Teravih denilmiştir. Peygamber Efendimiz (SAV) diyor ki ‘Bunun size farz kılınmasından korktuğum için gelip size kıldırmadım.’ İşte burada da Efendimiz (SAV)’ın Ümmetine merhametini görüyoruz” şeklinde konuştu.

Yüce Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiğini hatırlatan Kapukaya, şunları söyledi: “Peygamber Efendimiz (SAV),  Ramazan ayında Cebrail (a.s.) ile karşılıklı mukabele yapardı. Cenab-ı Allah yüce Kur’an’da da ‘Ramazan ayı öyle bir aydır ki Kur’an-ı Kerim o ayda indirilmiştir. Hakla batılın açık delilleri onda vardır’ buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (SAV) o zamana kadar gelmiş olan ayetleri Cebrail (a.s.) ile karşılıklı olarak okurdu. Önce Peygamberimiz okurdu. Buna arz deniyor. Sonra da Cebrail (a.s.) okuyordu. Buna da mukabele deniliyor.”


Yeni Akit Gazetesi
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Emre akkaya

Kuran ı kerim o zamanlarda kitaplaştırılmış mıydı ki nasıl okuycak
  • Yanıtla

Parlatmayin

Parlatmayin bu herifi. Once gitsin okusun bir seyler ogrensin sonra konussun!
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı