Faiz tuzaklı satışla katmerli kazanç

24 Haziran’da gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinden çıkan sonuçla moral bulan gayrimenkul piyasasında, 44 gündür uygulanan yüzde 20 indirim kampanyası bugün sona eriyor. Ama bankalar fırsatçılığa devam etme niyetinde...

Konut üreticileri oluşan olumlu havanın devam etmesi için bankalarla yaptıkları ‘faiz yükseltilmesin’ başlıklı görüşmelerinden elleri boş dönerken, sabır bilmeyen bankalar hafta başından itibaren faiz oranlarını 0.98’den 1.35’lere kadar çıkaracak. Bu da ev satın alacak vatandaşlar için ek maliyet anlamına geliyor. Bankalar uygulayacakları faiz farkıyla kazançlı çıkarken vatandaşlar için yeni bir konut sahibi olmak hayalden öte gitmeyecek.

ORANLARI YÜKSELTİYORLAR

Gayrimenkul alanında Türkiye’nin önde gelen STK’larından Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER), İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) ve Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği’nin (KONUTDER) güç birliği yaparak 15 Mayıs’ta başlattığı indirim kampanyasında sona gelindi. Hedef olarak açıklanan 3 milyar liranın üç katı satış yapan şirketler, 24 Haziran seçimleri sonrası oluşmaya başlayan alım psikolojisini eyleme geçirmek için kampanya süresini avantajlarıyla birlikte uzatmak istese de bankalar buna müsaade etmedi. 50’ye yakın şirketin 160’ı bulan projede başlattığı “Birlikten Güç Doğacak, Türkiye Kazanacak” adlı kampanyasında 0.98 faiz oranını uygulayan bankalar, inşaat firmalarının gösterdiği fedakârlığı görmezden gelip şirketlerden ve vatandaşlardan sağladığı kazançlarını yetersiz buluyor. Bu yetmezmiş gibi konut kredisi faiz oranlarını minimum yüzde 1.25 seviyesine çıkaran banka yönetimleri son 10 yılın en yüksek faiz oranı olan 1.40’ları talep etme hazırlığında.

BANKALAR BENCİL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uyarılarına rağmen vatandaşların hem tüketici hem de konut kredisi taleplerine olumsuz cevap veren bazı bankalar ise kazançlarını farklı enstrümanlardan sağlamayı tercih ediyor. Yüksek faiz tuzağına düşmek istemeyen tüketici ise inandığı, samimi bulduğu şirketlerin uyguladıkları faizsiz iç finansman seçeneklerini tercih ediyor.

ÇÖZÜMÜ MÜTEAHHİT BULUYOR

10 yıl önce de 1.60 seviyelerine çıkan konut kredi faizlerinin konutta talebi yavaşlatması neticesinde müteahhitler, müşteriye ödeme kolaylığı sağlayacak çözüm paketleri oluşturmuştu. ’Çözüm paketlerinin bazıları, peşinatı ara ödemeler ve vadeye yayarak sıfır peşinat talep edilmişti. Bazıları ise bankalardaki yüklü mevduat hesaplarından gelen gücü kullanarak müşterisine piyasadan daha uygun koşullarda vadeler teklif etti. İnşaat şirketi böylece kredi riskini üstlenerek, bankada o kadar meblağı teminat olarak tuttu. Benzer uygulamaların bu dönemde de gündeme gelmesi ağırlık kazanıyor. Şirketlerin geliştirdiği bir diğer çözüm paketi ise geçmişteki senet uygulamasına benziyor. Özellikle mali gücüne güvenen şirketler, projelerini kendisi finanse ediyor ve belli bir vadeye kadar vade farkı yani faiz almıyor. Pek çok projede bu vade 12 ay ile 24 ay arasında sınırlı kalırken, vadeler 5 yıla kadar çıkıyor. Şirketlerin kendi projelerini finanse etmesi, bankadan kredi kullanamayan veya kredi kullanmak istemeyen müşterilere de cazip geliyor.

ACI GERÇEĞİ HERKES GÖRSÜN

Global piyasaların rüzgarına kapılmış olan bankalar, sandıktan çıkan istikrar mesajına rağmen konut kredisi vermekte istekli davranmıyor. Verseler bile uyguladıkları faizle vatandaşın mali dengesini sarsıyor.

Finansal altyapısı güçlü olan inşaat firmaları kendi kaynaklarını kullanarak müşterilerine alternatif finansman imkânları sunuyor. Ancak bunun sürdürülebilir bir tarafı yok.

İnşaat maliyetleri içinde arsa çok önemli bir yer tutuyor. Kendi arsası üzerinde proje geliştirenler süreci diğer şirketlere göre daha küçük riskle yönetiyor.

Faiz gelirinden fedakârlık yaparak müşteriye kredi sunabilen şirket sayısı günden güne azalıyor. Bu da piyasada yeni bir daralmanın olabileceği sinyalini kuvvetlendiriyor.

Peşin para ile konut almak isteyenler pazarlık güçlerini sonuna kadar kullanmaya çalışıyor. Sattığı konuttan kazanç elde edemeyen müteahhitin yeni bir proje geliştirme iştahı kalmıyor. Bu durumda müteahhitler kâr marjlarından fedakârlık yaparak pazarlama stratejileri geliştiriyor. Ancak bunun için de güçlü bir alt yapıya ihtiyaç var.

Hükümet, yüzde 18 olan KDV’yi yüzde 8’e, binde 20 olan tapu harcını ise binde 15’e çekti. Bankalar ise oluşan bu moral atmosferini görmezden gelmeyi tercih ediyor.

BİNLERCE KONUT SATILDI

‘Birlikten Güç Doğacak, Türkiye Kazanacak’ kampanyasına katılan şirketlerin yöneticileri de en çok kur farkından doğan maliyet artışı ile yüksek faizlerden şikâyetçi. Geçtiğimiz günlerde gazetemize konuşan Babacan Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Babacan, “Bankalar tüketicilere büyük sıkıntılar yaşatırken biz kendi iç bünyemizde yaptığımız planlamalarla satış yapıyoruz. Bu yolla bizler istemesek de finansçı oluverdik. Ama en azından kriz riskini yönetmiş olduk. Böyle bir süreçte herkesin fedakârlık göstermesi gerekirdi. Bankalardan bu fedakârlığı göremiyoruz” dedi.

KONUT DER Başkanı Altan Elmas ise 150’den fazla konut projesinde yüzde 20 indirim ve yüzde 5 peşinat kampanyasıyla yakalanan rüzgârın devamlılığında bankalara büyük rol düştüğünü söyledi. Elmas, bu konuda müteahhitlerin de yeterince fedakârlık yaptığına dikkat çekti. Yüksek kredi faizlerinin konut üreticileri ile vatandaşın buluşmasına engel teşkil ettiğine dikkat çeken Elmas, kamu bankaları, katılım bankaları ve özel bankaların, sona ermek üzere olan kampanyada olduğu gibi yeni dönemde de müspet adım atmalarının gerekliliğine vurgu yaptı. ’’Kar topu misali bunu döndürerek yolları açmamız gerekli” diyen Elmas, “Bizler, diğer sektör ve finans kuruluşları ile tüm STK’lar elimizi taşın altına koymalıyız. Biz zaten sektör olarak her zaman tüm fedakârlıklara hazırız. Konut sektörüne yönelik sunulan avantajların kısıtlı süreli değil kalıcı olmasından yanayız” mesajını verdi.

 


Yeni Akit Gazetesi