• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ecdadının izinden modern çağa

Gazetemiz okurlarından Hesna Hizan, “Ecdadının izinden modern çağa” başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Yeniakit Publisher
2020-03-30 14:44:00 -
Ecdadının izinden modern çağa

Hesna Hizan

Bu millet içtimai hayattan İslam’ı çıkarmayacaktı..!

Osmanlı’nın yaşayışına, toplum düzenine ve zihniyetine baktığımız zaman anlıyoruz ki toplumdaki bu tertip, asillik İslam’dan gelmektedir. Zira ecdadımız her alanda İslam’ın varlığını korudu, hükümlerini itinayla uygulamaya çalıştı. Ecdadımız yaşadığı çağ ile İslam’ı en iyi şekilde sentezledi ve sonuç olarak düzenli ve güvenli, çağın en iyi devleti ve toplumu oldular. Ama torunları yani bizler her alanda İslam’dan uzaklaştık, ecdadımızın izinden modern çağa ayak uyduramadık ve akabinde karanlığa doğru sürüklendik ve sürüklenmeye de devam ediyoruz.

Din, insanla ve hayatıyla bir bütündür. Dolayısıyla insanın olduğu hiçbir kurumdan, hiçbir yerden ayrılamaz. Dini yani İslam’ı bir tabakadan ve ya bir kurumdan çıkarmak demek tüm insani dengelerin altüst olması, kendisiyle barışık olmayan sorunlu bireyler ortaya çıkarmak demektir.

Nezih dinimiz İslam, hayatın her alanını düzenler, sevgi ve saygı çerçevesinde bireylerin yaşam sürmesini sağlar. Şu an sözde modern batı kurallar ve cezalar ile sağlarken düzeni, İslam bireyin kalbine dokunarak yapar bunu çünkü bir Müslüman Rabbini sever ve onun hoşuna gitmeyecek davranışlardan sakınır. İslam, insanın vicdanını canlı tutar, doğruluğu ve iyiliği emreder. Irkçılığı ortadan kaldırıp eşitliği ve birliği sağlar. Birlik içinde olan topluma da düşmanları zarar veremez. İlk emri Oku’dur. Dolayısıyla İslami düstur edinmiş bir millet çalışkan ve bilgili olur. İşte bizler İslam’dan uzaklaştıkça bu özellikleri teker teker kaybediyoruz. Eğer toplumumuzda bir buhran var ise bunun % 80’i dinimizden yüz çevirdiğimiz, Sünnet-i Seniyeye’ye burun kıvırdığımız içindir.

İslam ile bütünleşmenin en büyük örneği şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu’dur. Osmanlı yaşamını İslamiyet ile öyle bir sentezlemiş ki İslam’ın getirdiği güzel ahlak, bilgelik gibi özellikler yaşamlarına ve karakterlerine yansımıştır. Fethettiği yerlerde Müslümanlığı temsil etmiş, tanıtmıştır. Bazı batılı devletler gibi o bölgeyi sömürgeleştirmeye, dinini zorla kabul ettirmeye çalışmamıştır. Eğer bunları yapmış olsaydı bazı Avrupa devletlerinde halen ayakta olan Osmanlı eserlerini görmezdik. Örnek verecek olursak; Bosna-Hersek’teki İskodra Köprüsü ya da Yunanistan’da Alaca İmaret... Sözün kısası ecdadımız istismar değil imar etmiştir. Dinde hoşgörüyü kullanmış zorlama yoluna gitmemiştir bunu 2. Mahmut’un “Ben tebamı Müslüman ise camide, Yahudi ise havrada, Hristiyan ise kilisede görmek isterim” sözünden anlıyoruz ki bu çok küçük bir örnektir. Şanlı ecdadımız İslam’a hizmette geri kalmamıştır. Yavuz Sultan Selim ile topraklarımıza katılan mübarek şehir Mekke için tüm padişahlarımız son derece hassas davranmıştır. Bunun en güzel örneği 2. Abdülhamid’in Hz. Peygamber’in mezarının önüne kadar demir yollarının altına keçe döşetmesidir. Başka bir örnek daha verirsek, Vehhabilerin Mekke ve Medinede Mukaddes mekanları harabeye çevirmişti. 2. Mahmut Han Vehhabileri bölgeden çıkarıp tüm eserleri ihya ve inşa etmişti.

Sonuç olarak, ecdadımız başarılarını da yaptıklarını da İslam’a borçludur. Onlar dinlerine sımsıkı sarıldığı için tarihe damga vurdular. Osmanlı bizim ecdadımız, bizim tarihimiz. Biz de ecdadımız gibi barış içinde, düzenli, bilgili bir toplum olmak istiyorsak Osmanlı’yı örnek almalıyız. Osmanlı’nın tek yaptığı şey İslama sarılmaktı, çünkü biliyorlardı hakiki imanı elde etmiş bir adam tüm dünyaya meydan okuyabilirdi, İslam’dı tüm ilimlerin anahtarı, İslam’dı güzel ahlakın tohumu...

İbn Haldun şöyle der; “Su nasıl suya benzerse bir milletin geleceği de geçmişine benzer.” Türkiye ancak ecdadının izinden modern çağa ayak uydurabilir. Ecdadının izi ise İslam’da saklıdır. Osmanlı gibi dinimize sarılacağız, çok çalışıp çok dua edip takdiri Allah’a bırakacağız. Güvencemiz yalnız Alemlerin Rabbine olacak.

Unutmayalım, biz dinimizden bu kadar çok uzaklaştıkça bunu isteyenlere, bunun için çalışanlara ve İslam düşmanlarına fırsat veriyoruz. Tarihimize baktığımızda bile isteye dinimizi unutturmaya çalıştıkları açıkça görülür. Bu insan görünümlü şeytanlara fırsat vermeyelim...

Yazıyı Yahya Kemal Beyatlı’nın bir tespiti ile bitirelim; “Eski Türklerin bir dini hayatları vardı, dini hayatları olduğu içinde çok şeyleri vardı; Yeni Türklerin bir dini hayatları olduğunda çok şeyleri olacak.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

mario

ecdadımızın çöküş sebeplerini de yazsaydınız ya? 
  • Yanıtla

HsnHzn

Mantık çerçevesinde baktığımız zaman neden çöktüğünü anlayabiliriz. Demem o ki Osmanlı son dönemlerinde İslam'dan uzaklaştığı, batıya özendiği ve bu doğrultuda geleneğinden vazgeçtiği için çöküş sürecine girmiştir. 
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı