• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Dıştaki alçaklar mı, içteki hâinler mi!?

Gazetemiz okurlarından Kubilay Ertekin, "Dıştaki alçaklar mı, içteki hâinler mi!?" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

2019-10-21 14:13:00 -
Dıştaki alçaklar mı, içteki hâinler mi!?

Kubilay Ertekin/Kuşadası

PKK’lı bir şırfıntı, TBMM kürsüsünde resmen ve milletin gözüne bakarak; “Ülkede bu savaşlar sürdükçe, dağa çıkmalar da sürecektir!“ diyerek tehditvâri hezeyanlar kusma iffetsizliğinde bulundu. Başka bir hâin ve lâin de; “Türkiye’nin bu “barış pınarı “isimli savaşını Avrupa ülkeleri derhal durdurmalıdır!” şeklindeki ülke düşmanlığını, vatana ihânetini TMMB’de resmen ilân ve itiraf etti. (9/10/2019 basından) Ülke, millet ve vatana ihânetlerini, düşmanlıklarını TBMM’de resmen ilân ve itiraf eden böylesi hâinlerin hâlâ o çatı altında bulunmaları ve mâsum milletin vergilerinden aylık ödenmesi akla, mantığa ve millî vicdâna hakâret ve ihanettir. O takdirde PKK’yı dağda, bağda taşrada ve yurt içinde-dışında değil, bizzat TBMM’de aramak gerektiği çok açık bir şekilde görülmektedir. Ülkemizdeki demokrasiye, milletimizdeki şu hoşgörü ve civanmertliğine bakınız! Ayağından asılması gereken hâinlere, hâlâ bu ülkede hayat hakkı tanınmaktadır.     

Geçmişte ve günümüzde ülkemiz için en büyük tehdit ve tehlike, dıştaki alçaklar değil, içteki hâinler olmuştur. Bunlar öyle sıradan ve rastgele kimseler de değil, ülkenin sözde aydın ve çağdaş(!) geçinen ama, bu ülkeye en büyük ihânet ve hıyâneti yapan ahlaksız ve hayâsız kimselerdir. Bunlar Batı’ya sığınıp onlara uşaklık ve câsusluk yapmayı, ülkesine hizmetten daha üstün(!) gören sefiller ve rezillerdir. Bu zihniyettekilerin beslendiği asıl kaynak, ülkede milli-manevi değerlere karşı düşmanlıkta kronikleşmiş siyâsi bir yapı ve onun şarlatanıyla, yandaşlarıdır. Bunlar iktidar hırsıyla ülkede bir iç savaş çıkartmaktan bile çekinmeyecek kadar alçalan gerçek hâin ve lâinlerdir. Nitekim daha geçen gün halka bel-bel bakan sözde bir belediye başkanı ve aynı sakîm-hastalıklı zihniyetten bir herifi-nâşerif; “Cumhurbaşkanının faşist bir diktatör (!) olduğunu, bu yüzden ülkede bir isyân ve  ayaklanmanın-kalkışmasının, kaçınılmaz hâle geldiğini, halkı bu konuda bilinçlendirmek gerektiğini ”(!) söyleyecek kadar gözü dönmüş ve bu millete, onun irâdesine  intikam hırsıyla kudurmuş gibi saldırmaktan çekinmemiştir. Aynı zihniyetteki bir habiste bu seviyesiz ve seciyesizliği tekrar etme zilletinde ve iffetsizliğinde bulunmuştur. Oysa gerçekten bu ülkede onların dediği gibi bir diktatörlük olsaydı, bu adamların o tür meydanlarda böyle ötmesine ve ortalığı telvis etmelerine-bozgunculuk yapmalarına aslâ fırsat verilmez ve oracıkta adamın anasını ağlatırlardı... Bu laflar onların ağa-babaları olan millî şefleri döneminde söylenseydi, derhal dâr ağaçlar kurulur ve idam sehpalarına çekilirlerdi. Nitekim 1944-45 yıllarındaki meşhur “TAPUTLUK ZINDANLARI” bunların en hafiflerindendi… Aslında mevcut iktidârın ülkeye sağladığı  hürriyet ortamı, bu ve benzeri bâzı soysuz ve haysiyetsizler için biraz değil, çok fazla  gelmektedir.  Bu tip adamların(!) sağda-solda ötmeleri, millete ve sayın Cumhurbaşkanına yaptıkları onca seviyesizlikler ve hakâretler bunun en açık bir örneğidir...

Şimdi Allah için söyleyin! Ülke dışındaki alçaklar mı daha tehlikeli, yoksa içimizdeki hâinler mi!?  İşte bütün bunları ve benzeri olayları dert edinmeyen siyâsi ve oligarşik bir yapı var ülkemizde ve oradaki vatandaşlarımıza uygulanan insanlık dışı muamelelerden  zerrece hayâ edip üzüntü duymuyorlar… Bilakis tüm bunları cumhurbaşkanına saldırma gerekçesi olarak(!) görme zilletinde ve iffetsizliğindedirler. Demek ki bunlarda milli gurur ve haysiyet denen şeyin zerresi bile kalmamış… Cunta ve darbeler dönemi mezâliminde hiç bir varlık gösteremeyenler, özellikle 28 Şubat post modern darbecilerin önüne yatanlarla, yağlı kazık kaçkını ve bir çok müptezeller, bu gün ülkenin düzlüğe çıktığını görünce deliklerinden çıkarak millî irâdeye ve bilhassa cumhurbaşkanın paçasına saldırma yarışına girmişlerdir. Elbette mevcut iktidar ve mensupları sütten çıkma ak kaşık değillerdir. Onların da bâzı hatâları olabilir. Ama geçmişte IMF haydutlarının karşısında susta duranlar ve ülkenin dış itibârını yok edenlerin şu an tek hedefleri, kazanılanları yemek ve ülkeyi tekrar eski durumuna sokmaktır. Bu hususta yıkıcı siyâsiler başta olmak üzere, yazarı-çizeri, âlimi ve câhili hep aynı zihniyetin, aynı fâsit dâirenin içindedirler. Şu kepâzeliğe ve mantık sefâletine bakınız!  “Ülke millî şef döneminin otoriter yapısına ve talihsiz 946 seçimlerin yaşandığı âna tekrar dönmüştür”.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mardinli

Kubilay bey bana göre iç hayinler dış düşmanlardan daha tehlikelidir.Osmanlı devleti yıkan iç hayinler ve dış düşmanlar yıktılar.Şimdide o hayinlerin çocukları turkiyeyi yıkmak istiyorlar.Nasıl osmanlı devleti yaptılarsa aynı yöntemle turkiyeyi yıkmak istiyorlar.Bize düşen ıslama bağlanmakla kurtulma şansımız var yok bu düzenle laiklikle bu tehlikeden kurtulmamız mümkün değildir
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23