• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

CHP TBMM Grup Toplantısı

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: (2) - "Yeni kanun getirdiler Meclise, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek. Madde 12; kefen parasını Merkez Bankası'ndan alıp Hazine'ye veriyorlar, harcamak üzere. Eğer bir memlekette iktidar kefen parasına muhtaç olacak noktaya gelmişse o bu memleketi yönetemez" -"Dolar kuru 1 lira 97 kuruştu, 4 lira 72 kuruş oldu. Sapma yüzde 139. İşsizlik oranı yüzde 7,2 olacak diyorlardı, işsizlik yüzde 11 oldu. Sapma yüzde 52. Genç işsizlik oranı yüzde 13 olacak diyorlardı, yüzde 20,3 oldu. Sapma yüzde 56. Merkez Bankası Başkanı hedefleri tutturamadı diye gitti. Beyefendi senin hiçbir hedefin tutmadı, sen nasıl orada kalırsın?"

2019-07-09 16:30:20 -
CHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Yeni kanun getirdiler Meclise, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek. Madde 12; kefen parasını Merkez Bankasından alıp Hazineye veriyorlar, harcamak üzere. Eğer bir memlekette iktidar kefen parasına muhtaç olacak noktaya gelmişse o bu memleketi yönetemez." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) iktidardan beslenen bir kuruluş olduğunu ileri sürdü.

Türkiye'de iktidarın, medyanın yüzde 95'ini kontrol altına aldığını savunan Kılıçdaroğlu, bu kuruluşlarda görev yapanların iktidarın istediklerini yazdıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, gazetecinin toplumun sorunlarını objektif saptayıp topluma aktardığını; baskıya boyun eğmediğini, paranın ve gücün önünde diz çökmediğini dile getirdi.

SETA raporu aracılığıyla gazetelerinden kovulan pek çok gazetecinin suçlandığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Böyle bir rapora ihtiyaç var mıydı? Neden ihtiyaç duyuldu? Birileri mi istedi? Saraydan talep mi geldi, sipariş mi oldu? SETA'nın araştıracağı başka hiçbir konu yok muydu?" sorularını yöneltti.

Kılıçdaroğlu, SETA'nın, ekonomik kriz ve mutfaklardaki kriz ile dış politika konusunda araştırma yapamayacağını belirterek, "Neden? Saray kızabilir. Medyanın üzerine oturacak, kendi çerçevesinde belli grupları, gazetecileri suçlayacak bir rapor hazırlayacak. Kimin talimatıyla? Yüzde 99,9 sarayın talimatıyla." diye konuştu.

SETA'nın raporunda yer verilen gazetecilerin hepsinin yetkin ve çalışkan insanlar olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Neden kendi gazetelerinden atıldılar? Bunları araştırmadılar. SETA dediğimiz kuruluş, bir düşünce kuruluşu değildir, iktidarın borazanlığını yapan bir kuruluştur. Ne yaparsa yapsın gerçekler biliniyor. Rapor yazmış hiç önemli değil. Yankılanmaz o rapor. Aslında bu rapora bu kadar süre ayırdığım için de zaman harcıyorum ama medyaya, gazetecilere verdikleri değer ve suçlama nedeniyle gündeme almak zorunda kaldım. İktidarın borazanlığını yapan, iktidardan beslenen, oradan para alan, cebini dolduran, Amerika'ydı, Avrupa'ydı sürekli gezen, yeri geldiğinde de iktidarın şakşakçılığını yapan bir sivil toplum kuruluşu. Bunları sivil toplum değil, sadece ve sadece belli çevrelerin talepleri çerçevesinde rapor yazan kuruluşlardır."

- "7-8 yıl önce benim aklımın köşesine gelmezdi"

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bütün baskılara rağmen, işten atılmalara rağmen, aç kalmaya rağmen kalemini satmayan gazeteciler tanıdığını belirterek, o gazetecilerin önünde şapka çıkardığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Kalemini, vicdanını, ahlakını satmayan, sarayın önünde diz çökmeyen, 'cebime yan taraftan para koyun.' demiyorsa, o gazetecinin başımın üstünde yeri var." dedi.

Bir ülkenin güçlü olmasının ancak üretimle mümkün olabileceğine işaret eden Kılıçdaroğlu, üreten ülkelerin her alanda söz sahibi olduklarının altını çizdi.

Türkiye'nin üretimden koparıldığını, patates ve soğan ithal eder hale getirildiğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Vallahi de billahi de bundan 7-8 yıl önce benim aklımın köşesine gelmezdi Türkiye'nin patates ve soğan ithal edeceği. Bu yılın Mayıs ayına kadar 64 bin ton patates ithal edildi. 32 milyon dolar ödendi. 32 milyon dolar bizim çiftçiye ödense, Türkiye'nin her tarafını patatese boğardı. Nisan ayına kadar 111 bin ton kuru soğan ithalatı yapıldı. 34 milyon dolar para verildi. İnsan üzülüyor. Bu patateslerin yüzde 86'sı, soğanın da yüzde 50'si Sisi'nin bulunduğu ülkeden Mısır'dan ithal edildi. Kızıyorlar ya Mısır'a, oradan ithal edildi daha ucuz olsun diye. Sormak gerekiyor: Türkiye'de toprak mı bitti; güneş mi, su mu, çiftçi mi yok; tarlalar mı, traktör mü, gübre mi kalmadı? Hepsi var ama bir şey eksik: namuslu siyaset, insanını düşünen siyaset eksik."

- "160 milyar dolar faizi 82 milyon ödedi"

Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın, Türkiye ekonomisini tefecilere teslim ettiğini iddia ederek, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu yılın ilk 4 ayında, Ocak-Nisan döneminde, dış borçlar için 4,4 milyar dolar faiz ödedik. Bu parayla ne yapılır? AK Parti iktidarları döneminde, 2003-2019 Nisan döneminde, toplam dış borca ödediğimiz faiz 160 milyar dolar. Televizyonları başında bizi dinleyen AK Partili ve ülkücü kardeşlerime seslenmek istiyorum; Ne oldu da Türkiye 160 milyar dolar faiz ödedi? 160 milyar dolar faize ödenmeyip de Türkiye'de harcansaydı kişi başına gelir, işsizlik ne olurdu? Evlerde huzur, bereket olurdu, insanlar sokağa çıkarken cebinde parası olurdu, emekli kahvehanede arkadaşına çay ısmarlardı, evladına, torununa hiç olmazsa bayramda harçlık verirdi. 'Biz faize karşıyız.' diyorlardı. Sen onu benim külahıma anlat. 160 milyar doları kim ödedi? Saray ve çevresi ödemedi. 160 milyar dolar faizi bu milletin 82 milyonu ödedi."

Söz konusu faiz tutarını vatandaşın, mama ve emzik alırken, dolmuşa binerken, bulaşık yıkarken ödediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Bu faizi öderken eliniz titremedi mi?" dedi.

Öte yandan vatandaşın da bankalara faiz ödediğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Vatandaşın bankalara toplam borcu, bu yılın 1 Ocak-28 Haziran arasında 522 milyar lira. Eski parayla 522 katrilyon lira. İçeride vatandaşın bu sürede ödediği faiz 31 milyar 500 milyon lira. 2003'ten bu yana vatandaşın bankalara 478 milyar lira, eski parayla 478 katrilyon lira ödediği faiz tutarı. Ekonomi bu durumda." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, merkez bankalarının "ihtiyat akçesi" tuttuklarını ve bunun acil durumlarda kullanıldığını anımsatarak, "Yeni kanun getirdiler Meclise, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek. Madde 12; kefen parasını Merkez Bankası'ndan alıp Hazineye veriyorlar harcamak üzere. Eğer bir memlekette iktidar kefen parasına muhtaç olacak noktaya gelmişse o bu memleketi yönetemez. Başka para mı bulamadınız?" diye konuştu.

Ekonomik sorunların çözümü için iktidara "ihtiyat akçesinden gelecek tutarın yetmediğini" söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yaklaşık 40-50 milyar lira. Bu para yetmiyor, yeni vergi getiriyorlar. Ciro üzerinden. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı kuruyorlar. Turizm işletmeleri, seyahat acentelerin, terminal işletmelerinin cirosundan yüzde 1 alıyorlar. Karından değil, cirosundan alıyorlar. Anayasa 73. madde diyor ki 'herkes mali gücüne göre vergi öder.' 'Ciro üzerinden alacağım.' diyor. 'Zarar ettim.' 'Önemli değil, alacağım.' diyor. Kanun teklifinde diyor ki 'Sayıştay denetimine tabi değildir.' Devlet adına kimse denetlemeyecek. Nereye gidecek bu para? Yiyecekler, doymadılar. İnsaf, vallahi de billahi de insaf. Kim denetleyecek? Özel denetim şirketleri. Ankara ve İstanbul Büyükşehir belediyelerinin şirketlerini de özel şirketler denetliyordu. Bunlar kamu yararına bakmaz. Sayıştay, kamu yararı var mıdır yok mudur buna bakar. CHP'nin görevi bu tür düzenlemelere karşı çıkmaktır."

- "Erdoğan 'faizi indirin' diyordu, indiriyorlardı"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Merkez Bankasının "hem kefen parasının hem de başkanının alındığını" belirterek, Merkez Bankasının kağıt üzerinde bağımsız olduğunu, ancak fiili bağımsızlığının bulunmadığını ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, "Erdoğan 'faizi indirin' diyordu, indiriyorlardı. 'Yükseltin' diyordu yükseltiyorlardı. Bilmeyen mi var? Bütün dünyanın bildiği bir gerçek. Şimdi Erdoğan sıkıştı. Faizler yükselmiş. Ne yapacak? CHP yönetimde değil, başka bir parti de yönetimde değil. Maliye Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı 'benim alanıma girmiyor.' diyor. 'En iyisi Merkez Bankası Başkanını suçlu ilan edelim ve onu görevden alalım.' Temel neden bu. Kendi beceriksizliğini bir bürokratın üstüne yıkarak kurtulmak istiyor. Kurtulamazsın kardeşim."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya'yı faiz konusunda gerekenleri yapmadığı için görevden aldığına yönelik söylemlerde bulunduğunu" iddia eden Kılıçdaroğlu, "Gayet güzel. İlk toplantıda faizi sıfırlayın gitsin. Erdoğan, eğer sen bu gerekçeyle Merkez Bankası Başkanını aldıysan ve yeni adam getirdiysen ilk toplantıda faizi sıfırlayın, vallahi de billahi de alkışlayacağım. 'İlk toplantıda faizi sıfırladık.' desinler, bu kardeşiniz, Erdoğan dünya ekonomi tarihine girsin diye özel bir kampanya açacak. Bütün beceriksizliğin sorumlusu Merkez Bankası Başkanı oldu. Beyefendinin hiçbir sorumluğu yok çünkü." şeklinde konuştu.

- "İğneden ipliğe zammı sen yaptın, sorumlu kim?"

Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin kurulduğundan bu yana bir Kalkınma Planı bulunmadığını, ekonomide hiçbir hedefi de tutturamadığını söyledi.

İktidarın, bu hedeflerin tutmamasının sorumlusunu, Merkez Bankası Başkanı olarak işaret ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Bizim Merkez Bankası Başkanının bağımsız olmadığını, bütün dünya, Mısır'daki sağır sultan da biliyor. Talimatın gereğini adamcağız yapıyor. Şu soruyu sormak isterim: Elektriğe, doğal gaz, suya, ilaca, gübreye, şekere, çaya, yağa, ete, süte, soğana, patatese zammı Merkez Bankası Başkanı mı yaptı? Sen yaptın. İğneden ipliğe zammı sen yaptın, sorumlu kim? Merkez Bankası Başkanı. Sen? Pirüpak tertemiz. Yemezler kardeşim." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik yetki talebine karşılık ekonomik vaatlerini yerine getirmediğini savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yetkiyi verdi vatandaş. Enflasyon, dolar, faizler arttı. İşsizlik 8,5 milyona dayandı. Devletin iç ve dış borçları arttı, vatandaşın borçları 500 milyar liraya yaklaştı. Her iki vatandaştan birisi icralık oldu. Açlık sınırı, asgari ücreti geçti. Sorumluluk Merkez Bankasının mı? Bu ülkeyi Merkez Bankası Başkanı yönetiyordu da bizim haberimiz mi yok? Sen yönetmiyor musun? Bütün bunların sorumlusu sen değil misin?"

"Merkez Bankası Başkanı'nın tek adam rejiminde esamesinin bile okunmayacağını" söyleyen Kılıçdaroğlu, devleti yöneten Erdoğan'ın ekonominin sorumlusu olduğunun altını çizdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bu sorumlu, bir kibir abidesi gibi sarayında oturuyor. Millete tepeden bakıyor, milleti aşağılıyor. Bu bizi ve 82 milyon vatandaşı da rahatsız ediyor. 'Karnını doyuruyoruz, bize oy vermiyor.' diyor. Sen kimsin? 82 milyon vatandaş senin karnını doyuruyor, sen onların karnını doyurmuyorsun." dedi.

Merkez Bankası Başkanı'nın faizi indirmediği için görevden alındığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Son 10 ayda gecikme faizi yüzde 78 arttı. Erdoğan'a herkesin anlayacağı bir dilden sormak istiyorum; 'Merkez Bankası Başkanı faizi indirmedi, aynı kulvarda değildik.' diye görevden aldın, sen çıktın, gecikme faizini yüzde 78 artırdın. Şimdi sen o koltukta hangi yüzle, hangi ahlakla oturacaksın?" şeklinde konuştu.

- "Çiftlik Bank gibi yönetiyorlar"

Kılıçdaroğlu, 10. Kalkınma Planındaki hedefler ve sapmalara ilişkin de şunları kaydetti:

"Ortalama büyüme hızı yüzde 5,5'ti, yüzde 4,9 oldu. Sapma yüzde 11. Milli gelir 1 trilyon 286 milyar dolar olacak diyorlardı, 784 milyar dolar oldu. Sapma yüzde 39. Kişi başına gelir, 15 bin 996 dolar olacak demişlerdi, 9 bin 632 dolar oldu. Sapma yüzde 40. Dolar kuru 1 lira 97 kuruştu, 4 lira 72 kuruş oldu. Sapma yüzde 139. İşsizlik oranı yüzde 7,2 olacak diyorlardı, işsizlik yüzde 11 oldu. Sapma yüzde 52. Genç işsizlik oranı yüzde 13 olacak diyorlardı, yüzde 20,3 oldu. Sapma yüzde 56. Merkez Bankası Başkanı hedefleri tutturamadı diye gitti. Beyefendi senin hiçbir hedefin tutmadı, sen nasıl orada kalırsın?"

İktidara yönelik "Devleti aile aile şirketi gibi yönetme" eleştirisinde bulunulduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Yok efendim aile şirketi gibi değil, olsa olsa Tosuncuk vardı. Çiftlik Bank gibi yönetiyorlar. Vallahi de billahi de onun gibi yönetiyorlar. Devletten de gelirinden de giderinden de haberleri yok. Özellikle genç arkadaşlarıma sesleneyim: 'Aile şirketi' dersek, o ailelere yazık. Buna yeni bir isim bulun. Bu ismi kullanalım. Çiftlik Bank diyoruz, bu da tam tutmuyor. Ondan daha felaket bir tablonun içindeyiz." diye konuştu.

(Bitti)



Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23