‘Ali’siz alevilik’ bir fitnedir

İran’daki Caferiler ile Türkiye’deki Aleviler arasında sosyal, inançsal ve kültürel manada birçok farklılıklar söz konusudur. Yine, Suriye ve Lübnan’daki Nusayrilerle Yemen’deki Zeydiler arasında aynı farklılıklar söz konusudur. Tüm bunlardan yola çıkarak sosyal, inançsal ve kültürel anlamda tek bir Şiilikten (Alevilikten) bahsetmek mümkün değildir.

11 Ekim 2018 Perşembe 14:26
‘Ali’siz alevilik’ bir fitnedir

 Adil Kaan Söylemez  Okur Postası  İslam’daki mezhepler Müslümanlar arasındaki birtakım siyasi çekişme ve kavgaların yaşanması sonucunda ortaya çıkmıştır. Özellikle üçüncü halife Hz. Osman ve dördüncü halife Hz. Ali dönemlerinde yaşanılan hadiseler Müslümanların kesin bir çizgiyle fırkalara bölünmesine yol açmıştır. Genel anlamda İslam dünyasına baktığımızda iki mezhebin varlığı söz konusudur. “Sünnilik” ve “Şiilik” olarak adlandırılan bu mezhepler tarihsel süreç içerisinde birçok alt dallara ayrılmıştır. (Örneğin Sünnilikte; Hanefilik, Şafilik, Hanbelîlik, Malikilik ve Şiilikte; Alevilik, Caferilik, Zeydilik, Nusayrilik gibi.)

Şia, içerisinde birçok farklı görüşü barındıran çok karmalı bir mezheptir.

İran’daki Caferiler ile Türkiye’deki Aleviler arasında sosyal, inançsal ve kültürel manada birçok farklılıklar söz konusudur. Yine, Suriye ve Lübnan’daki Nusayrilerle Yemen’deki Zeydiler arasında aynı farklılıklar söz konusudur. Tüm bunlardan yola çıkarak sosyal, inançsal ve kültürel anlamda tek bir Şiilikten (Alevilikten) bahsetmek mümkün değildir.

Hz. Ali, İslam tarihinde ve Müslümanlar arasında çok önemli bir yere sahiptir. İslam’a ilk inananlardan olması, Allah yolunda İslam için cihat etmiş olması, İman, ibadet, takva konularında abid ve zahid bir kul olması, ilim, irfan, ahlak ve cesaret sahibi olması gibi meziyetler Hz. Ali’yi Müslümanlar arasında sembol ve örnek bir şahsiyet noktasına yükseltmiştir. Hz. Ali, sadece Şiilerin sevip hürmet gösterdiği bir şahsiyet değildir. Hz. Ali’yi en az Şiiler kadar Sünniler de sevip hürmet göstermektedir. İmam Ali, nasıl Şiilerin imamı ve halifesi ise aynı şekilde Sünnilerin de imamı ve halifesidir. Bu noktada Sünni ve Şia arasında bir ihtilaf yoktur.

Allah’ın varlığına ve bir olduğuna inanan, Hz. Muhammed’in (s.a.v) Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna inanan, Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın vahyi ve kitabı olduğuna inanan yani özetle Allah’ın ve İslam’ın şeriatına inanmış her Şii (Alevi) bizim kardeşimizdir ve en az bir Sünni kadar Müslümandır.

Bu noktada, yani İslam şeriatına inanmış bir Alevi kardeşini, hiçbir Sünni ayıramaz onun hakkında kötü şeyler konuşamaz, konuşmamalıdır. İslam ve Mü’min kardeşliğini zedeleyecek tavırlar içerisine girmemelidir. Bu ölçüye her Sünni ve Şii (Alevi) mutlaka riayet etmelidir.

Son zamanlarda Alevi olduğunu iddia eden birtakım ateist ve deist çevrelerin “Alevilik Ali’siz de yaşanılabilir” ve “Alevilik İslam dışıdır” gibi birtakım zırvaları iddia etmeleri hem tarihsel hem de kültürel gerçeklere aykırı bir iddiadır. Şiiliğin veya Aleviliğin ilk ortaya çıkışından günümüze kadar gelen süreçte Hz. Ali ve onun öğretileri her zaman Aleviliğin içerisinde var olmuştur. “Ali’siz Aleviliği” savunan kesimlerin ne kadar bilgisiz ve cahil olduklarını İslam tarihine baktığımızda görebiliriz. Alevilik, ne İslamsız ne de Hz. Ali’siz olabilir. Alevilik, İslam’ın içerisinden ortaya çıkmış bir mezhep veya görüştür.

“Ali’siz Alevilik” ve “İslam dışı Alevilik” gibi zırvaları ortaya atan bu ateist ve deist çevrelerin bu tezviratları yapmaktaki amaçları nedir? Sağduyu sahibi olan her insan görmelidir ki bu dinsiz çevrelerin amacı Aleviliği dinsizleştirmek ve İslamsızlaştırmaktır. Bu dinsiz çevrelerin amacı Müslüman Alevi kardeşlerimizi Sünni kardeşlerinden ayırmak ve birbirlerine düşman olmalarını sağlamaktır.

Açık bir şekilde görüldüğü gibi, “Ali’siz Aleviliği” savunanlar Müslümanlar arasında bir kavga ve ayrılık çıkarmak isteyenlerdir. “Hz. Ali’siz Alevilik”Müslümanları bölmek ve parçalamak için Ateist, Deist, Siyonist ve Haçlıların ortaya çıkardığı batıl ve sapık bir fikirdir. Bu fitneye Müslümanlar olarak fırsat vermemeliyiz.

Hz. Ali’yi seven ve ona saygı duyan Aleviler, Hz. Ali’ye olan sevgi ve saygılarını ancak onun gibi yaşayarak gösterebilirler. Yani bir Alevi kardeşimiz Hz. Ali’yi veya Hz. Hüseyin’i hakkıyla anlamak istiyorsa “Alice” veya “Hüseyince” yaşamalıdır. Onların gittiği yoldan gitmelidir.

Hz. Ali namaz kılar, oruç tutardı. Camiye gider aynı zamanda kâfire karşı cihat ederdi. Yani “Mümince” bir hayatı vardı.

Aleviler de aynı bu şekilde yaşarlarsa ve inanırlarsa itikatta ve amelde Sünnilerle arasında hiç fark ve ayrılık olmaz.


Yeni Akit Gazetesi
Haber Tarihi: 11 Ekim 2018 Perşembe 14:26

YORUM YAZ

  • leventkleventk7 gün önce
    yani alili aleviliği savunanlar doğru yoldamıdır o zaman,onların namazla niyazla , oruçla haçlaalakaları yokki ve bu islamın şartları ile alakası olanlara , gerici, şeriatçı yobaz diyerek hakaret ediyorlar, yanibunların tamamı toptan yanlıştır,hatalıdır,sünnet dışıdır bence

Günün Karikatürü

19 Ekim 2018