• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

28 Şubat ve Erbakan hoca

Yeniakit Publisher
2024-02-28 08:37:00 -
28 Şubat ve Erbakan hoca

Gazetemiz okurlarından Eli Lale Kırcaoğlu, "28 Şubat ve Erbakan hoca" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Türkiye’deki demokrasinin (idarenin) dördüncü kez asker tarafından sekteye uğradığı ve tarihe ‘post-modern darbe’ diye geçen 28 Şubat sürecinin yıldönümündeyiz. Bizde son darbe,  AK Parti’nin kendi iktidarında kapatılma sürecini istisna tutarsak, Türkiye 1997’de Necmettin Erbakan ve Tansu Çiller hükümetinin silahlı kuvvetler tarafından istifaya zorlanmasıyla yaşandı.

Yaşım itibariyle darbelerin tarihçesini bilsem de kendilerine yetişmedim. Sadece 28 Şubat zulmüne şahitlik ettim. Lakin Türkiye’nin Cumhuriyet tarihi boyunca, sürekli vesayetçi, oligarşik ve askeri yönetimlerle sık sık ara rejimlere geçirildiğini biliyorum. Bizde, neredeyse Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a kadar sivil Cumhurbaşkanı yoktur. Özal’a kadar bütün Cumhurbaşkanları asker emeklisinden veya idareyi  ele geçirip demokrasiyi askıya alan mevcut generallerden seçilmiştir. AK Parti iktidarının üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen hâlâ Kenan Evren gibi darbeci bir generalin yaptığı anayasa ile yönetiliyoruz. Kenan Evren 1980’de ihtilal yapmış, arkasından da kendisini Cumhurbaşkanı seçtirmiştir. Kenan Evren Cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde dahi tarafsız davranmamış, bütün siyasi liderleri yasaklı hale getirerek cezaevine göndermiştir. Milletin değerlerine ve inançlarına saldırmaktan da geri durmamıştır. Neyse ki Kenan Evren sonrasında Turgut Özal, halkın içinden gelen sivil bir siyasetçi olarak Türkiye için yeni bir sayfa açtı. Zaten Türkiye, vesayetçi sistemlerden bir nebze de olsa Adnan Menderes ve Necmettin Erbakan sayesinde kurtulmuştur. Milli Görüş geleneğinden gelen Recep Tayyip Erdoğan sayesinde de tamamen vesayetçi sistemden kurtulmuştur.

28 Şubat ve Erbakan konusu benim için çok önemlidir. Erbakan’ın kısa süreli  Başbakanlık dönemi dahi Türkiye’ye nefes aldırmıştır. Darbe yanlısı askerler, Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan’ı dindar ve mütedeyyin kimliğinden dolayı sevmezler, bir de “şeriata hizmet ediyor” diyerek hazmedemezlerdi. Erbakan Hoca ise aldığı devlet terbiyesi gereği, Milli güvenlik kurulu toplantılarında kendisine ter döktürenlere dahi saygısını korurdu. Ramazan ayında olunmasına rağmen toplantıda rakı talep eden komutanların saygısızlığını dahi sineye çekmiştir. Benim nazarımda merhum Necmettin Erbakan, sadece bir siyasetçi ve devlet adamı değil, aynı zamanda bir bilim adamıdır. Erbakan Hoca,  bir siyasetçi olduğu kadar; demokrasi, insan hakları, temel hak ve özgürlükler noktasında da çok ileri seviyede çaplı ve donanımlı bir devlet adamıydı. Denk bütçe, memura verilen yüzde 50 zam dahi askerleri memnun etmemiş, çareyi Erbakan’ı iktidardan uzaklaştırmakta bulmuşlardı. Erbakan Hoca’nın beni etkileyen en önemli özelliği, İsrail’in siyonist kimliğini deşifre etmesi ve ömrü boyunca Yahudilerin dünya Müslümanlarına ve özellikle Filistin’e yönelik uyguladığı politikalarla mücadele etmesidir.

Milli Görüş Hareketinin gelişmesinde kentleşme sürecinin etkisi büyüktür. Erbakan Hoca bir bilim adamı olduğu için, manevi alanda “önce ahlak ve maneviyat” derdi. Sonrasında da sanayi ve teknolojiye önem veren Erbakan, Türkiye’de çok sayıda fabrika açarak istihdama da katkı sağlayan bir siyasetçidir. Erbakan’ın dış politika üzerine söylediği haklı sözler de zaten sonradan görülmüştür. Mesela onun beni etkileyen sözlerinden birisi de Suriye üzerine söyledikleridir.

Milli Görüş lideri ve 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Suriye’ye ilişkin sarf ettiği sözler, unutulur gibi değil.
ÖNE ÇIKAN VİDEO

Malum Türkiye Suriye’de harekat yaparken,

İdlib’te Mehmetçiklerimize yönelik alçak saldırıda çok sayıda vatan evladı şehadete erişmişti. İşte bizler o demde Erbakan Hoca’nın söylemiş olduğu sözlerin ne kadar önemli olduğunu idrak etmiştik.

“Siz meseleyi Suriye mi sanıyorsunuz? Suriye’yi istemelerinin tek bir nedeni vardır. O da Türkiye’yi işgal etmek için zemin hazırlamaktır. Eğer bir gün mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye’dir. Bu söylediklerimi bir gün anlayacaksınız.”

Erbakan’ın değerini, o ebedi aleme göçünce anladık. Söyledikleri bir bir çıkıyordu. Evet 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınan kararlarla, Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi’nin kurduğu koalisyon hükümeti dağılmıştı. Ardından Refah Partisi kapatılmış, Necmettin Erbakan’a siyaset yasağı konulmuştu.

Ne yapsalar nafile. Erbakan’a siyasi yasak koyanlar, onun bahçesinden yetişmiş gelen Recep Tayyip Erdoğan’ın Ak Partisini hesap edemediler. Vesayet, Erbakan ve partisini bitirmiş olsa da, sonrasında gelecek olan Erdoğan da, o vesayeti ve darbecileri bitirecekti. Bitirdi de. Artık Türkiye’de her 10 yılda bir demokrasiye balans ayarı veren vesayetçi sistem yok.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Müslüm Aktürk

Yazar güzel bir şekilde özetlemiş ama 28 Şubat zulmü anlata anlata bitirilemez. İnançlı insanların kimyalarını bozdular. Ellerinden gelseydi Doğu Türkistan'da yaşananların benzerini sürdürmek isterlerdi. Bu baskıyı, adaletsizliği, hukuksuzluğu görmeyen genç nesle ne kadar anlatılırsa anlatılsın çekilen acıları tarif etmek biraz zor gibi. İşte bu sorun çözüldüğü için Türkiye kendi uçağını, gemisini, sihasını vs yapabiliyor. Rabbim bir daha o acıları yaşatmasın; Gazze, Doğu Türkistan ve dünyanın çeşitli yerlerinde hala zulüm altında olan kardeşlerimize yardım etsin, zalimlere fırsat vermesin. (Amin)

Tuğba hot

Muhteşem bir yazı. Devlet adamı kimliği, aynı zamanda akademik başarısı ve İslami ahlakı ile hepimize örnek bir siyaset adamıydı. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun , yeri doldurulamayan bir devlet adamıydı.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23