• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
6

2019-11-15 21:20:50
"Taburcu olmak" terimi nereden geliyor?

“Taburcu olmak” tabiri nereden geliyor hiç merak ettiniz mi? İşte Milli Mücadele zamanından dilimize yerleşmiş bu terimin hikayesi...

#1
Foto - Bizde modern tıp , askeri hastahanelerle ülkeye girdiğinden iyileşen kişi eve değil, taburuna dönerdi. Türkiye'de ilk yerleşik ve bir arada hastaların bakıldığı zamanlar Kurtuluş Savaşı zamanlarına denk geliyor. Malumunuz o zamanlar neredeyse eli silah tutan tüm erkekler savaşa gidiyordu. Hastaların bir arada bakıldığı bu yerlerde iyileşen kişiler, tekrar taburuna geri gönderilirdi. Sadece Türkçe'de, hastanede şifa bulup çıkan için

Bizde modern tıp , askeri hastahanelerle ülkeye girdiğinden iyileşen kişi eve değil, taburuna dönerdi. Türkiye'de ilk yerleşik ve bir arada hastaların bakıldığı zamanlar Kurtuluş Savaşı zamanlarına denk geliyor. Malumunuz o zamanlar neredeyse eli silah tutan tüm erkekler savaşa gidiyordu. Hastaların bir arada bakıldığı bu yerlerde iyileşen kişiler, tekrar taburuna geri gönderilirdi. Sadece Türkçe'de, hastanede şifa bulup çıkan için "taburcu oldu" şeklinde bir askeri tabir kullanıyordu. Batı dillerinde bu terimin benzeri yok.

#2
Foto - OSMANLI'NIN İLK MODERN TIP OKULU KURULUYOR Bizde 19. yüzyıla kadar modern bir tıbbi hizmet neredeyse yoktu. 14 Mart 1827’de ilk modern tıbbiye olan Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire kuruldu. İşin dramatik tarafına gelelim... O dönem öyle bir dönemdi ki ülke yangın yeri gibiydi. I. Dünya Savaşı, Çanakkale Cephesi, Kurtuluş Savaşı derken Türk halkı her yerde, sürekli savaştaydı. Yoksulluğu, kıtlığı, salgın hastalıkları, emperyalizmin Osmanlı İmparatorluğu’nun son kalıntılarını da yok etmeye çalıştığı bir dönemdi.

OSMANLI'NIN İLK MODERN TIP OKULU KURULUYOR Bizde 19. yüzyıla kadar modern bir tıbbi hizmet neredeyse yoktu. 14 Mart 1827’de ilk modern tıbbiye olan Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire kuruldu. İşin dramatik tarafına gelelim... O dönem öyle bir dönemdi ki ülke yangın yeri gibiydi. I. Dünya Savaşı, Çanakkale Cephesi, Kurtuluş Savaşı derken Türk halkı her yerde, sürekli savaştaydı. Yoksulluğu, kıtlığı, salgın hastalıkları, emperyalizmin Osmanlı İmparatorluğu’nun son kalıntılarını da yok etmeye çalıştığı bir dönemdi.

#3
Foto - BÜTÜN HOCALAR ÖĞRENCİLER CEPHEDE I. Dünya ve Çanakkale Savaşı sırasında ülkenin tıp eğitimi veren tek kurumu olan Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane, bütün hocalarını ve öğrencilerini cepheye yolluyor, eğitime ara vermek zorunda kalıyorlardı. Bina ise tamamen hastaneye çevriliyordu. Kıdemsiz tıbbiyeliler, sadece cephede savaşmakla kalmıyor, savaş olmadığında ya da geri kalan zamanlarda direnişte çalışıyorlardı.

BÜTÜN HOCALAR ÖĞRENCİLER CEPHEDE I. Dünya ve Çanakkale Savaşı sırasında ülkenin tıp eğitimi veren tek kurumu olan Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane, bütün hocalarını ve öğrencilerini cepheye yolluyor, eğitime ara vermek zorunda kalıyorlardı. Bina ise tamamen hastaneye çevriliyordu. Kıdemsiz tıbbiyeliler, sadece cephede savaşmakla kalmıyor, savaş olmadığında ya da geri kalan zamanlarda direnişte çalışıyorlardı.

#4
Foto - HEKİMLER DE AYNI ZAMANDA ASKERDİ İzmir’in işgalinden üç gün sonra yani 18 Mayıs 1919’da, okulda hararetli, hüzünlü konuşmaların yapıldığı,direniş gruplarının örgütlendiği duyulmuştu. O dönem ülkede herkes askerdi, eli silah tutan tüm erkekler savaştaydı. Gerçek kurumsal düzeyde tek hastane vardı ve ülkenin her yanındaki cephelerde tüm hekimler subaydı ya da askerdi. Yaralılar iyileştirilir, komutan hastalarını, askerlerini tek tek dolaşırdı. Hastanede, kışlada, revirde, cephede çadırda, savaşta her yerde...

HEKİMLER DE AYNI ZAMANDA ASKERDİ İzmir’in işgalinden üç gün sonra yani 18 Mayıs 1919’da, okulda hararetli, hüzünlü konuşmaların yapıldığı,direniş gruplarının örgütlendiği duyulmuştu. O dönem ülkede herkes askerdi, eli silah tutan tüm erkekler savaştaydı. Gerçek kurumsal düzeyde tek hastane vardı ve ülkenin her yanındaki cephelerde tüm hekimler subaydı ya da askerdi. Yaralılar iyileştirilir, komutan hastalarını, askerlerini tek tek dolaşırdı. Hastanede, kışlada, revirde, cephede çadırda, savaşta her yerde...

#5
Foto - TABURUNA YOLLAMAKTAN GELİYOR Tabip subay, iyileşenleri tekrar silah tutabilecekleri taburuna yolluyordu, yani taburcu ediyordu. Başka hiçbir milletin, ülkenin hastanesinde hastalar iyileştiklerinde taburuna yollanmaz, taburcu edilmez. Bu yalnızca bize ait bir terim. Şimdiki gibi hastanede tedavi olduktan sonra çıkıp evine, ailene dönmek diye bir şey yoktu.

TABURUNA YOLLAMAKTAN GELİYOR Tabip subay, iyileşenleri tekrar silah tutabilecekleri taburuna yolluyordu, yani taburcu ediyordu. Başka hiçbir milletin, ülkenin hastanesinde hastalar iyileştiklerinde taburuna yollanmaz, taburcu edilmez. Bu yalnızca bize ait bir terim. Şimdiki gibi hastanede tedavi olduktan sonra çıkıp evine, ailene dönmek diye bir şey yoktu.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23