Padişahların hocası: Hattat Hafız Osman

  • “Meşhur bir hikayedir: Hafız Osman fırtınalı bir günde dolmuş kayıkla Beşiktaş'a geçecektir. Bir dolmuş kayığa biner” diye başlayan hakikatlere aykırı, güya Hafız Osman merhumu medh edeyim derken, ruhuru muazzeb eden bir anlatımı gördük internet gayyasında. Bu merhum büyük san’atkâr hakkında birkaç satır nakletmek şart oldu. 1600’lü yılların ortasında yaşamıştı. Kocamustafapaşa civarında otururdu. Sünbülî dergâhına mensub idi.

  • O tarihlerde ne Beşiktaş’ta bulunmuştu ne de “dolmuş kayık” diye bir vasıta vardı.

  • “Padişahı Sultan İkinci Mustafa Han’a 1694 senesinde hat dersleri vermeye başladı. Hâfız Osman Efendi, Padişahın arzu ettiği yazıları yazar, Padişah da o yazıları taklit ederdi. Hâfız Osman Efendi yazı yazarken, Padişah hokkasını tutardı. Sultan Üçüncü Ahmed Han da, Hâfız Osman'ın hat dersi verdiği talebeleri arasındaydı.”

  • “Cuma günleri Sünbül Efendi dergâhına gider, dervişlere zikir esnâsında nezâret eder, onlara yol gösterirdi. Zikir esnasında kendisinden geçer, koynuna koyduğu varaklar hâlindeki yazılar, ortalığa yayılırdı.

  • Üzerinde fevkalâde güzellikte yazılar bulunan bu varaklar, orada bulunanlar tarafından toplanır, daha sonra Hâfız Osman'ın müsaadesiyle arzu edenlere dağıtılırdı. İhtiyâcı olan dervişler, kendisine verilen yazıyı satarak ihtiyâcını görürdü.” Kırk sene boyunca durup dinlenmeden çalışan Hâfız Osman Efendi; yirmi beş Mushaf-ı Şerîf yazdı. Bir de Hilye-i Saâdet yazdı ki, emsali yoktur.