Osmanlı'nın musiki mektepleri

  • OMAR çatısı altında, İÜ'de görev yapan akademisyenlerin yanı sıra kendi alanında başarılı bilim, kültür ve sanat insanları da görev alıyor. OMARŞİV projesi kapsamında hem içerik zenginleştirme ve malzeme toplama hem de alt yapı hazırlama, seslendirme ve benzeri çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmaların başında, taş plakları dijitalize edilip, Darü'l-Elhan Külliyatı'nın sesli arşivinin yayınlanması var. İlk aşamada ise, yayınların erişime açılarak arşiv portalı halinde aramaya, karşılaştırmaya uygun hale geldiği bir sitenin hizmeti yer alacak. Bunun yanı sıra konserde seslendirilecek şarkılar önceden CD olarak kaydedilecek, ayrıca Osmanlı dönemine ait eski kaynaklardan farklı temalardaki çocuk şarkıları da stüdyoda kaydedilecek.

  • OSMANLI'NIN MUSİKİ OKULLARIOsmanlı Maârifi'nin teşkilatlanma sürecinde açılan okullar içerisinde bulunan mûsikî mektepleri müzik tarihimiz açısından önemli bir yere sahip. Başta İstanbul olmak üzere ülkenin çeşitli yerlerinde pek çok mûsikî okulu kuruldu. Başlangıçta bazı dernek ve cemiyetlerin bünyesinde bulunan küçük çaptaki topluluklar zamanla yerlerini profesyonel mûsikî eğitimi veren mekteplere bıraktı. Savaşın getirdiği olumsuz atmosferden dolayı uzun yıllar eğitim yapılamayan bu okullar günümüz konservatuar ve mûsikî cemiyetlerinin temellerini oluşturdu. İşte Osmanlı dönemindeki mûsikî eğitiminin profesyonelleşme süreci…

  • DÂRÜ’L-BEDÂYİ TİYATRO VE MÛSİKÎ MEKTEBİİstanbul Şehir Tiyatrosu'nun ilk şekli ve adı olan 'Dârü'l-bedâyi Osmani' ilk temsillerin verildiği, ilk tiyatro oyunlarının oynandığı ve ilk konservatuar olma özelliği taşıyor. Osmanlı'da kurulan konservatuvar niteliğindeki ilk mûsikî okulu Darülbedayi. İstanbul Belediye Başkanı Cemil Paşa'nın (Topuzlu) desteği ile açılan okul, resmi olarak 1914 yılında kurulur. Okul kurulurken deneyim ve görüşlerinden faydalanmak için Paris'ten ünlü tiyatro eleştirmeni Andre Antoine davet edilir. Bir tiyatro okulu olarak açılması düşünülen konservatuvara sonradan Batı ve Türk Mûsikîsi eğitimi veren bölümler açılır. Okulun ismi ilk başta "konservatuvar" olarak düşünülmüş ise de Namık Kemal'in oğlu Ali Ekrem'in (Bolayır) önerisiyle "Dârü'l-bedâyi Osmani" adını alır.

  • DÂRÜ’L-ELHAN MÛSİKÎ MEKTEBİOsmanlı Devleti'nde kurulan ilk resmî mûsiki mektebidir. Darülbedayi'deki mûsikî şubelerinin kapatılmasının ardından kurulmasına karar verilen okulun ilk amaçlarından biri Klasik Türk Mûsikîsi repertuarını notaya almak ve gerekli tashihatları yapmaktı. Bu görev Darülbedayi'de düşünülmüş ancak yerine getirilememişti. Bir nevi konservatuvar eğitim modelinin benimsendiği bu okulda dönemin Batı konservatuvarlarından ayrı olarak üç mûsikî türünde müfredat uygulandığı görülüyordu. Halk mûsikîsi icra anlamında uygulanmasa da nazari olarak işlenmekteydi. Ayrıca ilk türkü derleme çalışmaları yine bu okulun çatısı altında başladı.

  • Osmanlı Devleti'nde kurulan ilk resmî mûsiki mektebidir. Darülbedayi'deki mûsikî şubelerinin kapatılmasının ardından kurulmasına karar verilen okulun ilk amaçlarından biri Klasik Türk Mûsikîsi repertuarını notaya almak ve gerekli tashihatları yapmaktı. Bu görev Darülbedayi'de düşünülmüş ancak yerine getirilememişti. Bir nevi konservatuvar eğitim modelinin benimsendiği bu okulda dönemin Batı konservatuvarlarından ayrı olarak üç mûsikî türünde müfredat uygulandığı görülüyordu. Halk mûsikîsi icra anlamında uygulanmasa da nazari olarak işlenmekteydi. Ayrıca ilk türkü derleme çalışmaları yine bu okulun çatısı altında başladı.

  • DÂRÜ’L MÛSİKÎ-İ OSMANİ MEKTEBİİstanbul'da kurulan özel Türk mûsikîsi mektebi. II. Meşrutiyetin (1908) ilânından sonra Koska'da Râgıb Paşa Kütüphanesi karşısındaki bir binada faaliyete başladı. Tanburî bestekâr Hacı Kirâmî Efendi'nin başkanlığında bestekâr Leon Hanciyan, hanende Kaşıyarık Hüsâmeddin Efendi, bestekâr Kanunî Hacı Arif Bey. Hafız Âşir, Hafız İsmail efendiler tarafından kuruldu. Hafız Arap Cemal ve Nazmi Efendi'nin öğretmen yardımcısı olarak görev yaptığı okulun şeref üyesi ve fahrî başkanı ise kanunî bestekâr Şehzade Ziyâeddin Efendi idi.

  • Devrin meşhur mûsiki üstatlarının ders verdiği, birçok musikişinasın yetişmesinde rol oynayan bu mektep, ayrıca hoca ve talebelerin yer aldığı Dârülmüsikî-i Osmânî Heyeti adlı topluluğun verdiği konserlerle de büyük ilgi topladı. Doğrudan Türk mûsikisi eğitim ve öğretiminin amaçlandığı Dârülmûsikî-i Osmânî, bir müddet sonra Muzika-i Hümâyun hocalarından bestekâr Muallim İsmail Hakkı Bey başkanlığında, Mûsikî-i Osmânî adıyla Şehzadebaşı'ndaki Fevziye Kıraathanesi'nin üzerinde faaliyetine devam etti.Mûsiki-i Osmânî, I. Dünya Savaşı'nin çıkması üzerine bir süre kapanmasına rağmen daha sonra İsmail Hakkı Bey tarafından yeniden açıldı. Mûsikî-i Osmânî Mektebi, eğitim öğretim ve konser faaliyetlerinin yanı sıra fasıl defteri ve yaprak biçimindeki nota yayımı ile de dikkati çekti. Küçük, orta ve büyük boy olarak gerçekleştirilen bu serilerden orta boyu fasıl defterleri, diğerleri ise perakende notalar halinde neşredildi.

  • BAHRİYE-İ ŞÂHÂNE MÛSİKÎ MEKTEBİDarülelhan, Darülbedayi ve Darü'l Mûsikî Osmani'nin dışında Maârif'e bağlı olarak açılan okulların bir kısmı İstanbul'da bir kısmı ise farklı şehirlerdedir. Bunlardan "Bahriyeyi Şahane Mûsikî Mektebi" tarih olarak en eski kayda ulaşılan mekteplerdendir. Bahriye askeri mektebine bağlı olan okul, 10-15 yaşları arasındaki çocuklara eğitim verdi. Bu okulla ilgili başka bir bilgi yoktur. Muhtemelen bu okul da benzeri pek çok okul gibi Cumhuriyet'in ilanından sonra askeri okullara bağlı bir bando bölümü olarak faaliyetine devam etmiş ya da kapatılmıştır.

  • TERAKKÎ-İ MÛSİKÎ MEKTEBİMaârif Nezareti'ne bağlı özel mûsikî mektepleri arasında bulunan Terakki-i Mûsikî Mektebi, Ali Salâhi Bey, Ali Rıza Şengel, Kanuni Nazım Bey ve Fahri Kopuz tarafından 1922 yılında kuruldu. Uzun ömürlü olmayan bu okul 1927 tarihinde kapandı.

  • DÂRÜ’T-TÂLİM-İ MÛSİKÎ MEKTEBİÖzel mûsikî okulları içinde en uzun ömürlü olan bu okul 1916 yılında Şehzadebaşı'nda açıldı. Konser ağırlıklı bir programın uygulandığı okulda nazari eğitim, nota yayını, plak çalışmaları ve yurt dışında yapılan turneler sayesinde Türk Mûsikîsi'ne ciddi hizmetler yapıldı. Okul 1931 yılında kapandı daha sonra Fahri Kopuz tarafından tekrar açıldı. Fahri Bey'in Ankara radyosuna tayin olmasının ardından faaliyetleri tamamen durdu.

  • MÛSİKÎ-İ OSMANİ HANIMLAR DERSHANESİMuallim İsmail Hakkı Bey tarafından Beyazıd'da kuruldu. Bu cemiyet 1920 yılına ait bir vesikada belirtildiğine göre Beyazıd'da Türk Ocağı konferans salonunda çok kalabalık bir topluluğa konser vermiştir. Konser oldukça beğenilmiş ve dershane hakkında olumlu mütalaalarda bulunulmuştur. Bu dershaneye ait program, müfredat ya da imtihan gibi herhangi bir belgeyle karşılaşılmamıştır.

  • PAUL LANGE MÛSİKÎ MEKTEBİÖzel bir mûsikî mektebi olan okul, Paul Lange tarafından kurulmuştur. Lange Osmanlı'nın son dönemlerinde Batı mûsikîsi eğitimi veren ve askeri mızıkaları yetiştirmek için Avrupa'dan gelen bando şeflerindendir. Berlin Mûsikî Mektebi'nde öğrenim görmüş olan bu müzik adamı İstanbul'da ilk olarak özel Alman kolejinde mûsikî muallimliği ve Alman Protestan Kilisesi'nde orgculuk görevlerinde bulundu. Mûsikî çalışmalarını ilerleterek çeşitli Batı mûsikîsi koroları kurdu ve birçok öğrenci yetiştirdi. Paul Lange, İstanbul'un konser hayatının içinde aktif bir şekilde rol aldı, 1889 yılında gerçekleşen bir konserde piyanist ve orkestra şefi olarak yer aldı.

  • SARAYLARDAKİ MÜZİK EĞİTİM KURUMLARIENDERÛN-İ HÜMÂYÛNDoğrudan doğruya padişahın şahsına bağlı olan Enderun Mektebi, I. Murad tarafından kurulmuş, II. Murad, Fâtih Sultan Mehmed ve II. Bayezid döneminde gelişmiştir. Enderûn Mektebi Osmanlı Devleti'nin kudretini muhâfaza etmek için nitelikli insan yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir eğitim müessesesidir. Her öğrencinin yeteneğine göre Enderûn'da iki tür eğitim verilmiştir. Bir yandan ilim adamları ve sanat ustaları tarafından günlük eğitim yapılırken bir yandan da Enderûnlu subayların idaresinde askeri eğitim verilmiştir. Enderûn'da musîki öğrenimi titizlikle yapılmış, müziğe yatkın gençler belirlendikten sonra saz ve ses sanatkârı olmak üzere meşkhâneye gönderilmişlerdir.Sarayın en önemli teşkilatlarından biri olan Enderun mektebinde müzik derslerinin yanı sıra matematik, geometri, hukuk, tarih, mimari, Türkçe, Arapça, Farsça, İslami bilimler gibi pek çok alanda eğitim verilmiştir. İstanbul'un fethinden sonra yönetim merkezi Topkapı Sarayı olmuş ve müzik çalışmaları burada devam etmiştir. Mekan olarak, saraya alınan çocukların müzik eğitimi için çoğunlukla 17. yüzyıla kadar Topkapı Sarayı'nda Enderun'daki Büyük ve Küçük Odalar tahsis edilmiş, IV. Murad döneminde bu faaliyet Seferli Koğuşu'na nakledilmiştir.

  • MEHTERHÂNE-İ HÜMAYUNMehterhâne Osmanlı döneminde askerî müzik yapmaktan sorumlu kurumun ismi. İstanbul başta olmak üzere eyalet ve vilâyet merkezlerinde ve kalelerde mehter takımları mevcut. Eskiden sadece davul ve kös'lerin kullanıldığı askeri müzik, Osmanlı zamanında kurumlaşmaya başladı. Tarihi Orta Asya'daki Türk boylarına kadar uzanan Mehter'in teşkilatlanma süreci Osman Gazi zamanına kadar dayanır. Savaş tekniği olarak kullanılan mehter müziğinin amacı, çok uzaklardan duyulan ve gitgide yaklaşan gök gürültüsüne benzer sesiyle düşmanın moralini bozarak, savaşacak güç bırakmamak, korkutarak teslim olmalarını sağlayarak insan kıyımını önlemekti.Mehter'in ikamet ettiği binalara mehterhane deniliyordu. Bunun içerisinde meşkhane, koğuş, yemekhane gibi kışlalar (salonlar) bulunuyordu. Müzik eğitimi bu meşkhanelerde veriliyordu. Mehter müziği icracıları, görevliler ve öğrenciler bu kışlalarda barınırlardı. Mehterhanedeki öğrenciler genellikle devşirmelerden seçiliyordu ve eğitimlerine usul ile başlanıyordu. Mehterin müzik eğitimine Osmanlıda önem verildi, gerektiğinde dışarıdan alanında uzman hocalar saraya getirtildi.

  • MÛSİKA-İ HÜMAYÛNMehterhanenin kapatılmasıyla yerine kurulan ordu için yeni bir askeri müzik bölüğüne ihtiyaç duyulmuş ve "Musikâ-i Hümâyûn" adıyla bir bando bölüğü kurulmuştur. Mûsika-i Hümayûn'da ilk ciddi eğitim, Donizetti'nin göreve gelmesiyle başlamıştır. Donizetti ilk olarak batı nota yazım sistemini bando üyelerine öğretmek için, öncelikle müzisyenlerin bildiği "Hamparsum" nota yazım sistemini öğrenmiş, bu sistemin batı müziğindeki karşılıklarını gösteren bir çizelge hazırlayarak, batı nota yazım sistemini öğretmiştir. Ardından enstrüman icrâsı ile ilgili problemleri çözmeye çalışmış, icrâya dayalı bir eğitim sitemi geliştirmiştir. Mûsika-i Humâyûn'da kuruluş tarihi 1827'den, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışına kadar birçok gelişme ve değişimler yaşamıştır. Bu gelişim ve değişimler başa geçen padişahların müzikle olan ilgilerine göre değişiklik göstermiştir. Yine bu kurumda pek çok önemli müzisyen çalışmış veya yetişmiştir.

  • SARAY DIŞINDAKİ DİĞER MÜZİK EĞİTİM KURUMLARIMEVLEVİHANEMevlevîhaneler, ciddi müzik eğitimi veren dergâhlarıyla müziğin gelişmesinde önemli bir görev almış özellikle İstanbul başta olmak üzere ülke geneline yayılmış tekkeleriyle yine önemli müzisyenlerin yetişmesinde rol oynamıştır. Bunların bazıları hoca olarak saraya kabul edilmişlerdir. Bunlara örnek olarak; Neyzen Salih Dede, Sayit Dede, Yusuf Paşa, Salim Bey, Kanuni Ethem Efendi gibi isimleri verilebilir. Mevlevî dergâhlarında Mevlevî müziğinin yanında dinî ve din dışı müziğin her çeşidi öğretilmekteydi. Burada her türlü müzik icrası ve meşkinin yanında müzik konusunda sohbetler edilir, ayrıca semâ meşki de yapılarak semâzen yetiştirilirdi. Anadolu'nun en ücra ve küçük şehirlerinden başka imparatorluğun Balkan ve Ortadoğu eyaletlerinde de açılmış olan Mevlevîhâneler Osmanlı müziğinin yayılmasında başlıca rolü oynadılar.

  • ÖZEL MEŞKHANELER, CEMİYET VE DERNEKLERII. Mahmud döneminde Enderun'un itibarını kaybetmesiyle zayıflayan Türk müziği-saray münasebetlerindeki bu olumsuzluk konaklara da yansımış, neticede saray ve konaklardaki müzik toplantıları yerini evlerdeki toplantılara ve son dönemlerde halkın kurduğu müzik cemiyetlerine bırakmıştır. Bu tür toplantıların düzenli ve uzun süreli olmasında ev sahibinin kişiliği önemli rol oynamıştır. Saray dışında ülke çapına yayılan bu kurumlar, özellikle halk arasında Türk Müziğinin öğretilmesi sevilmesi ve geliştirilmesinde önemli rol oynamıştır.

  • LONCALARLonca, aynı bölgede yaşayan esnaf ve zanâatkârların örgütlenerek kurduğu meslek organizasyonuna verilen isimdir. Asıl meslekleri esnaflık olup, müziği ek iş olarak yürüten kişilerin saraya, camiye, tekkeye bağlı olmadan halka müzik dinletme maksadıyla kurdukları teşkilatlardır. Esnaf loncası modelinde de meşk usûlunde olduğu gibi üstattan çırağa öğretim yapılmıştır.

  • TANZİMAT SONRASI AÇILAN MÜZİK OKULLARITanzimat'ın ilanından sonra Türkçe eğitim veren modern okullar kurulmaya başlandı. Bunlardan bazıları şunlardır: Dârülmuallimin (1847), Ziraat Mektebi (1847), Baytar Mektebi (1859), Mekteb-i Mülkiye (1859), Orman Mektebi (1860), Mekteb-i Sultanî (1868), Dârülmuallimat. Ayrıca kadınlara eğitim vermek amacı ile İnas Rüştiyeleri açıldı. Bu okulların bazılarında müzik eğitimi verilmeye başlandı. Örneğin Mektebi Sultânî Nizamnamesi'nde mûsikî dersi yer almaktadır. (Kaynak: Osmanlı saraylarında uygulanan müzik eğitimi ve müzik kurumları, Prof. Dr. Pınar Somakcı,Rast Müzikoloji Dergisi, Osmanlı'nın Mûsikî Okulları, Erhan Özden)