• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
28
En güzel ve anlamlı erkek çocuk isimleri

2020-01-16 21:39:36
En güzel ve anlamlı erkek çocuk isimleri

Doğan çocuğa güzel isim vermek, çocuğun anne baba üzerindeki haklarından birisidir. İşte, alfebetik sıraya göre en güzel erkek çocuk isimleri...

#1
Foto - A: Acun: Sonsuz uzay içindeki gök varlıklarının tümü, dünya, evren Afşar: Eli çabuk, çabuk iş gören, Oğuz Han`ın oğullarından birinin adı, Türkmenlerin bir boyunun adı. Ağa: Büyük kardeş, ağabey, köy ve kasabalarda büyük toprak sahibi olan varlıklı kimse Ağca: Rengi beyaza yakın, beyazca akça, Aka: Büyük, saygıdeğer kimse,ağa Akabey: Varlıklı kimse, ağa ve bey Akad: Mezopotamya`da kurulmuş çok eski bir devlet, temiz ad, iyi ad Akalp: Ak yiğit, ak er, temiz yiğit Akan: Akıp gitmekte olan Akarca: Akıp giden su, akan su, akarsu Akarsel: Akıp giden sel. Akata: Temiz ata, namuslu ata, lekesiz ata Akay: Parlak ay, aydınlık, ışık ay, dolunay adam, erkek, kuzey Türklerinde erkek çocuklarından büyüğe verilen ad, ağa Akba: Sazlık, bataklık, ağba Akbaran: Ak güç Akbatu: Temiz ve güçlü Akbatur: Namuslu ve yiğit Akcan: Temiz can Akdemir: Dövme demir Akdeniz: Ülkemizin güneyindeki deniz Aker: Namuslu yiğit Akergin: Ak ve olgun Akgüç: Namuslu ve güçlü Akgün: Aydınlık gün, mutlu gün Akhan: Ak soylu han Akın: Düşman ülkelerine yapılan saldırı Akınalp: Akın yiğidi Akıner: Ekın eri, akın yapan er Akkor: Işık saçan aklığa varıncaya değin ısıtılmış olan, beyaz kor, beyaz ateş Akköz: Ak renkte göz, ak kor Akman: Lekesiz, temiz kimse, temiz ak, güzel, ak alımlı Akmeriç:

A: Acun: Sonsuz uzay içindeki gök varlıklarının tümü, dünya, evren Afşar: Eli çabuk, çabuk iş gören, Oğuz Han`ın oğullarından birinin adı, Türkmenlerin bir boyunun adı. Ağa: Büyük kardeş, ağabey, köy ve kasabalarda büyük toprak sahibi olan varlıklı kimse Ağca: Rengi beyaza yakın, beyazca akça, Aka: Büyük, saygıdeğer kimse,ağa Akabey: Varlıklı kimse, ağa ve bey Akad: Mezopotamya`da kurulmuş çok eski bir devlet, temiz ad, iyi ad Akalp: Ak yiğit, ak er, temiz yiğit Akan: Akıp gitmekte olan Akarca: Akıp giden su, akan su, akarsu Akarsel: Akıp giden sel. Akata: Temiz ata, namuslu ata, lekesiz ata Akay: Parlak ay, aydınlık, ışık ay, dolunay adam, erkek, kuzey Türklerinde erkek çocuklarından büyüğe verilen ad, ağa Akba: Sazlık, bataklık, ağba Akbaran: Ak güç Akbatu: Temiz ve güçlü Akbatur: Namuslu ve yiğit Akcan: Temiz can Akdemir: Dövme demir Akdeniz: Ülkemizin güneyindeki deniz Aker: Namuslu yiğit Akergin: Ak ve olgun Akgüç: Namuslu ve güçlü Akgün: Aydınlık gün, mutlu gün Akhan: Ak soylu han Akın: Düşman ülkelerine yapılan saldırı Akınalp: Akın yiğidi Akıner: Ekın eri, akın yapan er Akkor: Işık saçan aklığa varıncaya değin ısıtılmış olan, beyaz kor, beyaz ateş Akköz: Ak renkte göz, ak kor Akman: Lekesiz, temiz kimse, temiz ak, güzel, ak alımlı Akmeriç: "Ak gibi Meriç" duru sulu meriç Aköz: Özü ak, temiz, Akpolat: Ak çelik, Manas Destanı`nda geçen bir ad Aksan: Temiz, lekesiz ün Aksel: Beyaz sel Akşit: Işıklı yüz, aydınlık yüz, Güneş, gün yüzlü, kutlu, uğurlu Aktan: Aydınlık sabah vakti, avlu, evin önündeki açıklık Aktaş: Beyaz taş, kireçtaşı Akün: Iyi ad, temiz ad, temiz ün Alatan: Güneş`in doğuşundan önceki vakit Alaz: Yanan ve ışık veren nesnelerin türlü biçimlerde de uzanan dili, yalaz, yalım alev Alçın: Al, kırmızı, kırmızıya çalan küçük bir kuş Algan: Ele geçiren, alan, kentleri, ülkeleri ele geçiren Algın: Sevdalı, tutkun, aşık, güçlü, dolgun, keskin,güzel Alhan: Al renkli prens Alkan: Kızıl kan Alkım: Yağmur sonu gökte beliren renkli görüntü, gökkuşağı Alkın: Korkusuz, yiğit, kızıl kın Ali: Yüce, yüksek, ulu. Hazret-i Muhammed aleyhisselamın damadı, dördüncü halife. Alp: Yiğitler yiğidi yiğit, kahraman, bahadır, yürekli, babayiğit Alpagut: Mal mülk sahibi, çiftlik sahibi, kurt seçkin yiğit Alpağan: Yiğit Alparslan: Yiğit arslan, kahraman aslan Alpay: Yiğit Ay, yiğit ve Ay gibi güzel Alpdemir: Yiğit ve demir gibi Alpdoğan: Yiğit ve doğan kuşu gibi, yiğit ve yırtıcı, yiğit doğmuş olan, yiğit doğan Alper: Yiğit er, yiğit kişi, babayiğit, yiğit erkek Alperen: Yiğit ve ermiş kişi Alphan: Yiğit han Alpkan: Yiğit, yiğit kanlı, soyca yiğit olan Alsan: Ünlen, san, al tanın Altan: Kızıl şafak, kızıl tan, altın, Tatar hanlarına verilen bir unvan Altaner: Kızıl tan eri, kızıl şafak yiğidi, altın renkli şafak Altay: Altın, yüce dağ, Tiyanşan Dağları, Asya`da bir Türk budunu Altuğ: Al renkli tuğ, kızıl tuğ, kızıl tuğlu Altunç: Kızıl tunç Altuner: Çok değerli kimse, altın yiğit Anı: Yaşanmış olgulardan belleğin sakladığı her türlü iz, bir olguyu anımsatan şey, hatıra Anıl: Sakin,ağır, amaç, her zaman an Aral: Asya`da bir göl, iki şey arası iki şey arasındaki göl ya da deniz, sıra dağlar Aran: Ova, kuytu, yer, sıcak yer, kışlak Aras: Doğu Anadolu`da bir ırmak, Erzurum`a bağlı bir bucak, bulunulmuş mal Arat: Yürekli kişi, yüreklilik Arca: Çam, çam ağacı, temiz Arda: Sonra gelen, öndekinden sonra, yere dikilen nişan değneği, ardıl Meriç Irmağı`nın Edirne yöresinde sağdan aldığı en önemli kolun adı, Arda Çayı, Uygur yazıtlarında da ad olarak geçer. Arhan: Temiz han, temiz yönetici, yiğit han. Arı: Katışık olmayan, temiz, çiçeklerden bal yapan, iğnesiyle sokan böcek, Arıca: Temizce arı gibi Arıcan: Temiz kimse Arıkan: Saf kan, temiz kan, soylu kan Arman: Dürüst ve temiz kişi Arın: Temiz arı, saf, katışıksız, tertemiz ol, arılaş Arınç: Erinç, huzur, barış Arkan: Arı kan, temiz kan, soylu kan Arkın: Arkada, geride olan, ağır, yavaş, sakin dingin Arkut: Temiz ve uğurlu arı ve kutlu Armağan: Birine karşılıksız olarak verilen ödül Arman: İstek, amaç, dürüst, temiz insan, arı insan Arslan: Aslan Artun: Kendine güvenen, onurlu, ağırbaşlı Aşkın: Çok, fazla, üstün, üzüm bağ ve asmalarında yeni göğeren dallar, dalların ucundaki yapraksız, meyvesiz uzantılar Ata: Baba, dede,soyun büyüğü. Atabey: Saygıdeğer kimse, Seçuklular döneminde bir ünvan Atacan: Hoşgörüsü olan kimse, babacan Atahan: Büyük yönetici, ata durumundaki han Atak: Atılgan yiğit, yürekli Atakan: Atalardan gelen kan Atalay: Benim atam Ataman: Ata, ata kişi, başkan bağbuğ Atıl: İleri doğru fırla Atılgan: Güçlüklerden ve tehlikelerden yılmayarak daima ileriye atılan, girişken, tez canlı Ayaz: Duru ve dingin havada çıkan kuru soğuk, bulutsuz ve Ay ışıklı gecede Çıkan soğuk Aybars: Ay gibi güzel, pars gibi yırtıcı, (Hun İmparatoru Attila`nın amcasının adı) Ayberk: Ay kadar güzel olan Aybora: Ay kadar güzel, fırtına kadar yıkıcı, Ay ve fırtına Aydın: Okumuş, bilgili görgülü ve aydınlık kimse, ışıklı, parlak, kutlu, uğurlu, aydınlık, Ay ışığı bulunan gece, Ege Bölgesi`nde bir il Ayhan: Oğuz Han`ın oğlu Aymete: Ay ve Hun İmparatoru Mete`den oluşmuş bir ad Aypolat: Ay gibi güzel ve polat gibi sağlam Aytun: Ay ve gece, Aylı gece Aytuna: Ay gibi güzel ve Tuna Irmağı gibi görkemli Aytunca: Ay gibi güzel ve Tunca Irmağı gibi görkemli Aytunç: Ay gibi güzel ve tunç gibi sağlam Azrak: Çok az bulunur, değerli Âbidin : İbadet edenler kulluk yapanlar. Adnan : Üstün insan. Affan : Çirkin şeylerden kaçınan, iffetli, namuslu. Âgah : Bilgili, basiretli, haberdar, uyanık. Âhi : Arkadaş, dost, cömert, yiğit. Ahmed : Çok övülmüş, beğenilmiş. Alican : Cana yakın, kanı sıcak, candan. Âlişan : Şan ve şerefi yüce olan. Alişir : Aslan Ali. Alpaslan : Korkusuz, yiğit, güçlü, kuvvetli. Alper : Cesur asker, yiğit asker. Alperen : Hem din adamı hem komutan olan yiğit. Altemur : Demirin korlaşmış kırmızı hali. Âmir : İmâr eden. Ammâr : Bir yeri bakımlı hale getiren. Aşkın : Aşmış, ileri, üstün, seçkin. Ata : Baba, dede, yaşlı, tecrübeli, bilgili. Atalay : Tanınmış, ünlü. Atâullah : Allah'ın hediyesi, ihsanı, lütfu. Avşar : İşi hemen yapan. Aykan : Kanı parlak ve canlı. Aykut : Armağan, mükafat, ödül. Aytekin : Ay gibi tek ve biricik olan, çok değerli. Ayvaz : Koca, eş.

#2
Foto - B: Bahadır: Yiğit, batur Balamir: M.Ö. 475 yıllarında Don Irmağı`nı geçerek Rusya`yı alan, Tuna kıyılarına dek dayanan bir Türk hükümdarı Balkır: Işıl ışıl parıldar, ışık saçar Baran: Durağanlığı harekete çeviren etken, direnci kıran ya da Direnç doğuran özellik, güç, ulu, yüksek Baranalp: Güçlü yiğit Baransel: Güçle ilgili, güçlü sel Barçın: Süslü ipekli kumaş Barın: Güç, baran; Moğol döneminde Orta Asyada`ki büyük Türk boylarından birinin adı Barış: Savaştan ya da dargınlıktan sonra, iki yanın uzlaşması, anlaşması Barkın: Görmek, gezmek ereğiyle yolculuklar yapan kimse, gezgin Barlas: İyi savaşa, savaşçı yiğit Bartu: En eski Türk hanlarından birinin adı Bartunç: Güçlü tunç Başar: Gereken biçimde bitir, yapacağın işte başarıya ulaş Başaran: Yapacağı işte başarıya ulaşan, işi gereken biçimde bitiren Ereğine ulaşan Başer: Başta gelen kimse, başta gelen er Başhan: Hanların başı Batı: Güneş`in battığı yön Batıbek: Batı beyi Batıhan: Batının sultanı, hanı Batu: Güçlü, yiğit, alp, güneşin battığı yön Batuhan: Bkz. Batuğhan Batur: Alp, yiğit, yürekli, bahadır Baturalp: Yürekli yiğit, yiğitler yiğidi Baturay: Hem yiğit hem Ay gibi olan Baybars: Eskiden Türklerin besledikleri bir tür küçük kaplan; çok zengin ve kaplan gibi yiğit Türk Memluk İmparatorluğu`nun dördüncü sultanının adı Baybora: Hem zengin hem fırtına gibi Bayhan: Zengin han Baykal: Yaban atı, Moğolistan`da büyük bir göl, deniz Baykam: Sağaltman, sağlığa kavuşturan kimse Baykan: Soylu kimse, zengin ve soylu Baysal: Kavgası dövüşü olmayan ortamın hali, dirlik düzenlik bolluk durumu Baysan: Varlıklı ve ünlü Bediz: Açık, belli, görünen. 2.Süs Beha: Ender, zor bulunan Behir: Deniz Beker: Güçlü, kuvvetli Bekir: Sabah erken kalkan. Bektürk: Türk geleneklerine güçlü bir şekilde bağlı olan Bener: Kendisinin koruyucu olduğuna inanan kişi Beran: Koç başı Berdan: Eşitliği sağlayan kimse Berge: İz Bergin: Güçlü, kuvvetli Berhan: Sağlam, güçlü kan 2.Güçlü komutan Berk: Sert, sağlam, katı 2.Yıldırım Berkal: Sağlam, güçlü, sert ol Berkan: Parıldayış, şakıma Berkant: Bozulamaz yemin 2.Sağlam, güçlü 3. Orta Asya`da sıradağlar Berkay: Güçlü ve ay gibi Berke: Kamçı, kırbaç Berker: Güçlü, sağlam erkek Berkin: Çok kuvvetli 2.Pekiştirilmiş Berkkan: Geçmişi sağlam olan kimse Berkman: Kişiliği sağlam olan kimse Berksan: Adı, sanı sağlam bilinen Berksay: Sert kaya Berktan: Tanyeri gibi güzel ve güçlü Bertan: Tan yeri gibi güzel ve güçlü kimse Bilal: Suyla ıslatan; ıslaklık Bilan: Değerli taşlarla süslenmiş kılıç kemeri Bilge: Bilgi dağarcığı ile yücelmiş kimse. 2.Göktürk hakanı Bilgealp: Bilgili ve cesur kişi Bilgekağan: Bilgili ve savaşçı kişi Birant: Yemin, tek ant Bircan: Yekvücut Birkan: Aynı kandan, aynı soydan olan Birol: Bir tane olan Boğaçhan: Efsaneleşmiş Türk kahramanı. dede Korkut Öykülerinde adı geçen yiğit Bolat: Çelik gibi sert Bora: Yağmur getiren fırtınalı sert rüzgar Borahan: Sert hakan Boran: Rüzgar şimsek ve gökgürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı Buğra: Erkek deve Buğrahan: İlk İslam devletlerini kuran Türk hükümdarlarından bazılarına verilen ad Bulut: Havadaki su buharının yükselip yoğunlaşmasıyla oluşan su damlacıkları birikintisi Burak: Hazret-i Muhammed aleyhisselamın Miraç`da bindiği atın ismi Burhan: Bir şeyi ispat etme aracı, kanıt Burkay: Buruk ay Büke: Pehlivan 2.Bilgili, zeki kişi 3. Ejderha Babacan : Cana yakın, güvenilir, anlayışlı. Baha : Değer, kıymet, zariflik, üstünlük. Bahadır : Yiğit, cesur, kahraman. Battal : Kahraman, cesur, çok büyük. Batu : Güçlü, kudretli. Bedir : Dolunay. Ayın ondördü gibi güzel. Behcet : Sevinç, güler yüzlü, şirin. Behlül : Çok gülen, hayır sahibi, cömert. Behnan : İyi huylu, güler yüzlü, herkesçe sevilen. Behram : Merih yıldızı. Behzat : Soyu güzel, doğuştan asil. Bekir : İlk çocuk. Genç, taze. Bektaş : Akran, eş. Bera : Fazilet, meziyet sahibi. Berkan : Şakıyan, parıldayan. Berkin : Güçlü, sağlam. Beşer : İnsan. Beşir : Müjdeleyen. Güler yüzlü. Bilal : Su. Bilgehan : Derin bilgi sahibi hakan. Bişr : Güler yüzlü. Buğra : Erkek deve, hindi, aslan. Burak : Peygamber efendimizin Miracda bindiği at. Burhan : Delil, sağlam delil, hakkı bâtıldan ayıran. Bülent : Yüksek, yüce, uzun.

B: Bahadır: Yiğit, batur Balamir: M.Ö. 475 yıllarında Don Irmağı`nı geçerek Rusya`yı alan, Tuna kıyılarına dek dayanan bir Türk hükümdarı Balkır: Işıl ışıl parıldar, ışık saçar Baran: Durağanlığı harekete çeviren etken, direnci kıran ya da Direnç doğuran özellik, güç, ulu, yüksek Baranalp: Güçlü yiğit Baransel: Güçle ilgili, güçlü sel Barçın: Süslü ipekli kumaş Barın: Güç, baran; Moğol döneminde Orta Asyada`ki büyük Türk boylarından birinin adı Barış: Savaştan ya da dargınlıktan sonra, iki yanın uzlaşması, anlaşması Barkın: Görmek, gezmek ereğiyle yolculuklar yapan kimse, gezgin Barlas: İyi savaşa, savaşçı yiğit Bartu: En eski Türk hanlarından birinin adı Bartunç: Güçlü tunç Başar: Gereken biçimde bitir, yapacağın işte başarıya ulaş Başaran: Yapacağı işte başarıya ulaşan, işi gereken biçimde bitiren Ereğine ulaşan Başer: Başta gelen kimse, başta gelen er Başhan: Hanların başı Batı: Güneş`in battığı yön Batıbek: Batı beyi Batıhan: Batının sultanı, hanı Batu: Güçlü, yiğit, alp, güneşin battığı yön Batuhan: Bkz. Batuğhan Batur: Alp, yiğit, yürekli, bahadır Baturalp: Yürekli yiğit, yiğitler yiğidi Baturay: Hem yiğit hem Ay gibi olan Baybars: Eskiden Türklerin besledikleri bir tür küçük kaplan; çok zengin ve kaplan gibi yiğit Türk Memluk İmparatorluğu`nun dördüncü sultanının adı Baybora: Hem zengin hem fırtına gibi Bayhan: Zengin han Baykal: Yaban atı, Moğolistan`da büyük bir göl, deniz Baykam: Sağaltman, sağlığa kavuşturan kimse Baykan: Soylu kimse, zengin ve soylu Baysal: Kavgası dövüşü olmayan ortamın hali, dirlik düzenlik bolluk durumu Baysan: Varlıklı ve ünlü Bediz: Açık, belli, görünen. 2.Süs Beha: Ender, zor bulunan Behir: Deniz Beker: Güçlü, kuvvetli Bekir: Sabah erken kalkan. Bektürk: Türk geleneklerine güçlü bir şekilde bağlı olan Bener: Kendisinin koruyucu olduğuna inanan kişi Beran: Koç başı Berdan: Eşitliği sağlayan kimse Berge: İz Bergin: Güçlü, kuvvetli Berhan: Sağlam, güçlü kan 2.Güçlü komutan Berk: Sert, sağlam, katı 2.Yıldırım Berkal: Sağlam, güçlü, sert ol Berkan: Parıldayış, şakıma Berkant: Bozulamaz yemin 2.Sağlam, güçlü 3. Orta Asya`da sıradağlar Berkay: Güçlü ve ay gibi Berke: Kamçı, kırbaç Berker: Güçlü, sağlam erkek Berkin: Çok kuvvetli 2.Pekiştirilmiş Berkkan: Geçmişi sağlam olan kimse Berkman: Kişiliği sağlam olan kimse Berksan: Adı, sanı sağlam bilinen Berksay: Sert kaya Berktan: Tanyeri gibi güzel ve güçlü Bertan: Tan yeri gibi güzel ve güçlü kimse Bilal: Suyla ıslatan; ıslaklık Bilan: Değerli taşlarla süslenmiş kılıç kemeri Bilge: Bilgi dağarcığı ile yücelmiş kimse. 2.Göktürk hakanı Bilgealp: Bilgili ve cesur kişi Bilgekağan: Bilgili ve savaşçı kişi Birant: Yemin, tek ant Bircan: Yekvücut Birkan: Aynı kandan, aynı soydan olan Birol: Bir tane olan Boğaçhan: Efsaneleşmiş Türk kahramanı. dede Korkut Öykülerinde adı geçen yiğit Bolat: Çelik gibi sert Bora: Yağmur getiren fırtınalı sert rüzgar Borahan: Sert hakan Boran: Rüzgar şimsek ve gökgürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı Buğra: Erkek deve Buğrahan: İlk İslam devletlerini kuran Türk hükümdarlarından bazılarına verilen ad Bulut: Havadaki su buharının yükselip yoğunlaşmasıyla oluşan su damlacıkları birikintisi Burak: Hazret-i Muhammed aleyhisselamın Miraç`da bindiği atın ismi Burhan: Bir şeyi ispat etme aracı, kanıt Burkay: Buruk ay Büke: Pehlivan 2.Bilgili, zeki kişi 3. Ejderha Babacan : Cana yakın, güvenilir, anlayışlı. Baha : Değer, kıymet, zariflik, üstünlük. Bahadır : Yiğit, cesur, kahraman. Battal : Kahraman, cesur, çok büyük. Batu : Güçlü, kudretli. Bedir : Dolunay. Ayın ondördü gibi güzel. Behcet : Sevinç, güler yüzlü, şirin. Behlül : Çok gülen, hayır sahibi, cömert. Behnan : İyi huylu, güler yüzlü, herkesçe sevilen. Behram : Merih yıldızı. Behzat : Soyu güzel, doğuştan asil. Bekir : İlk çocuk. Genç, taze. Bektaş : Akran, eş. Bera : Fazilet, meziyet sahibi. Berkan : Şakıyan, parıldayan. Berkin : Güçlü, sağlam. Beşer : İnsan. Beşir : Müjdeleyen. Güler yüzlü. Bilal : Su. Bilgehan : Derin bilgi sahibi hakan. Bişr : Güler yüzlü. Buğra : Erkek deve, hindi, aslan. Burak : Peygamber efendimizin Miracda bindiği at. Burhan : Delil, sağlam delil, hakkı bâtıldan ayıran. Bülent : Yüksek, yüce, uzun.

#3
Foto - C: Calp: Güçlü Can: İnsanın kendi varlığı, yaşam, birey kişi, ruh, güç kuvvet Canberk: Sert kişi, sağlam kişi, canı sağlam Caner: Yürekten sevilecek kimse Cankat:

C: Calp: Güçlü Can: İnsanın kendi varlığı, yaşam, birey kişi, ruh, güç kuvvet Canberk: Sert kişi, sağlam kişi, canı sağlam Caner: Yürekten sevilecek kimse Cankat: "Cana can kat katmak"tan buyruk, ailemize can katasın Cankut: Kutlu kimse, uğurlu can Canpolat: Canı polat gibi sağlam, canlı, çelik gibi kimsel Cantekin: Biricik can, can şehzade Ceyhun: Orta Asya`da bir ırmak Coşku: Olağanüstü bir biçimde kendini gösteren duygu yükselmesi, heyecan Cafer : Çay, dere, küçük akarsu. Câbir : Cebreden, zorlayan, galip gelen. Can: Ruh. Aziz, sevgili. Gönül. Candar : Silahlı asker. Caner : Can dostu. Canib : Yan, taraf, yön. Cârullah : Allah'a yakın olan, Allah dostu. Celâl : Azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi. Çelebi : Efendi, görgülü ve ince insan. Cem : Hükümdar, şah. Cemal : Yüz güzelliği Cemaleddin : Dinin güzeli, dinin cemali. Cemali : Yüzü güzel olan, güzellik sahibi. Cenab : Büyük, şerefli Cerrah : Ameliyat yapan, operatör. Cevat : Çok cömert, eli açık, çok ihsan eden. Cevdet : Güzel, kusursuz, cömert, olgun. Cevheri : Cevher sahibi. Cezmi : Azimli, kararlı. Cihad : Din uğrunda düşmanla ve nefsi ile savaşan. Cihangir : Cihanın büyük bir bölümünü ele geçiren. Civan : Genç, taze, delikanlı. Cihanşah : Dünyanın padişahı. Cübeyr : Küçük kahraman, küçük yiğit. Cüneyt : Küçük asker, askercik.

#4
Foto - Ç: Çaba: Bir işte iyi bir sonuca ulaşmak için harcanan güç Çağ: Başı ve sonu belli olan ve bir özellik taşıyan, kimi zaman birkaç Çağan: Mutlu gün, bayram Çağatay: Cengiz Han`ın oğlu Çağdaş: Aynı zamanda yaşayan, çağımıza uygun, çağımıza yaraşır Çağlar: Çağıl çağıl akar, çağıldar, çağlayarak akar Çağlayan: Bir akarsuyun yükseklerden köpürerek düştüğü yer, çavlan Çağman: Çağdaş kimse, çağın insanı Çağrı: Birini bir yere çağırma işi, çağırma, yırtıcı bir kuş Çakır: Doğan ya da atmacaya benzeyen bir avcı kuş, ela gözlü kimse Çelik: Su verilip sertleştirilen demir, polat Çetin: İstenilen yola getirilmesi, elde edilmesi zor, güç olan, Kolay olmayan, sert, sarp Çetinalp: Zorlu ve yiğit, sert yiğit Çevik: Kolaylıkla, çabuklukla davranan, hareketleri hızlı, canlı Çınar: Boyu otuz metreyi bulan, uzun yıllar yaşayan, geniş yapraklı ağaç

Ç: Çaba: Bir işte iyi bir sonuca ulaşmak için harcanan güç Çağ: Başı ve sonu belli olan ve bir özellik taşıyan, kimi zaman birkaç Çağan: Mutlu gün, bayram Çağatay: Cengiz Han`ın oğlu Çağdaş: Aynı zamanda yaşayan, çağımıza uygun, çağımıza yaraşır Çağlar: Çağıl çağıl akar, çağıldar, çağlayarak akar Çağlayan: Bir akarsuyun yükseklerden köpürerek düştüğü yer, çavlan Çağman: Çağdaş kimse, çağın insanı Çağrı: Birini bir yere çağırma işi, çağırma, yırtıcı bir kuş Çakır: Doğan ya da atmacaya benzeyen bir avcı kuş, ela gözlü kimse Çelik: Su verilip sertleştirilen demir, polat Çetin: İstenilen yola getirilmesi, elde edilmesi zor, güç olan, Kolay olmayan, sert, sarp Çetinalp: Zorlu ve yiğit, sert yiğit Çevik: Kolaylıkla, çabuklukla davranan, hareketleri hızlı, canlı Çınar: Boyu otuz metreyi bulan, uzun yıllar yaşayan, geniş yapraklı ağaç

#5
Foto - D: Dalan: Dal gibi olan, dal gibi ince yapılı Demir: Yeraltından çıkarılan, türlü iştekullanılan dayanıklı bir maden, bu madenden yapılmış olan Demiralp: Demir gibi sağlam yiğit Demiray: Demir gibi sağlam ve Ay gibi güzel Demircan: Demir gibi sağlam kimse Demirkan: Sağlam ve güçlü kan Deniz: Yeryüzünün büyük bölümünü kaplayan çok geniş ve tuzlu su Denizhan: Ünlü Oğuz Destanı`na göre, Oğuz Han`ın altı çocuğundan En küçüğü, Deren: Tırmık da denilen bir tarım aracı; ekini biçip toplayan, derleyen Derin: Dibi, yüzeyin ya da ağzından uzak olan, çok içten gelen ve içe işleyen kendi türünde son derecesine ulaşmış, derinliği olan Devrim: Kısa zaman içinde gerçekleştirilen ve olumlu yönde önemli niteliksel Değişimlere yol açan haraket Dikmen: Koni biçiminde sivri tepe, dağların en yüksek yeri, doruk, dik, Yerdeki orman, yayla, dikilerek oluşturulan ağaçlık, çam ve başka Ağaçların gövdeleri, dik olan yer Dilmen: Dil bilen kimse, dilci Dinç: Sağlık durumu iyi, güçlü, gücü yerinde, canlı Dinçalp: Güçlü yiğit, güçlü ve yiğit Dinçer: Güçlü er, güçlü kimse Dinçtürk: Sağlıklı, sağlam Türk, güçlü Türk Diren: Karşı koy, dayan, harmanda sapları yaymaya yarayan, uzun çatallı, ağaçtan yapılmış bir tarım aracı Dirlik: Düzen içinde mutlu yaşam, mutluluk, sevinç, iyi geçinme, erinç Doğa: Kendiliğinden var olan, canlı, ve cansız nesnelerden oluşan, Kendini sürekli olarak değiştiren varlığın tümü, tabiat Doğan: Küçük kuşlarla beslenen, ava alıştırılarak kuş avında kullanılan, Akdoğan, çakırdoğan, aladoğan gibi türleri olan bir kuş, şahin Doğanalp: Şahin ve yiğit yiğit kimse Doğanay: Ayın ilk günlerinde Ay, yeni Ay (ayın ilk günleri doğan çocuklara verilir Doğu: Güneş`in doğduğu yönden Doğuer: Doğu yiğidi Doğuş: Doğma, doğma biçimi, yaradılış Dolun: Dolgun, dolarak biçimi yuvarlaklaşmış, ayın ondördü Dolunay: Yuvarlaklaşmış ay, dolgunlaşmış Ay, Ay`ın on dördü Çok güzel kimse, Ay gibi kimse Dora: Doruk Doruk: Dağların, tepelerin en yüksek noktası, tepev Durukan: Temiz kan, saf kan Dâhi : Üstün zekalı, son derece zeki, anlayışlı. Dâi : Dua eden, duacı, hak dine çağıran. Dânâ : Çok bilen, bilgili. Daniş : Bilgi, bilme, biliş, ilim. Danişmend : Bilgili, âlim. Dâver : Doğru ve insaflı olan, âdil hükümdar. Derviş : Allah için alçak gönüllüğü kabul eden. Dilhan : İçten, gönülden söyleyen. Dilaver : Yiğit, yürekli, erkek. Doğan : Atılgan ve yiğit. Dülger : Marangoz.

D: Dalan: Dal gibi olan, dal gibi ince yapılı Demir: Yeraltından çıkarılan, türlü iştekullanılan dayanıklı bir maden, bu madenden yapılmış olan Demiralp: Demir gibi sağlam yiğit Demiray: Demir gibi sağlam ve Ay gibi güzel Demircan: Demir gibi sağlam kimse Demirkan: Sağlam ve güçlü kan Deniz: Yeryüzünün büyük bölümünü kaplayan çok geniş ve tuzlu su Denizhan: Ünlü Oğuz Destanı`na göre, Oğuz Han`ın altı çocuğundan En küçüğü, Deren: Tırmık da denilen bir tarım aracı; ekini biçip toplayan, derleyen Derin: Dibi, yüzeyin ya da ağzından uzak olan, çok içten gelen ve içe işleyen kendi türünde son derecesine ulaşmış, derinliği olan Devrim: Kısa zaman içinde gerçekleştirilen ve olumlu yönde önemli niteliksel Değişimlere yol açan haraket Dikmen: Koni biçiminde sivri tepe, dağların en yüksek yeri, doruk, dik, Yerdeki orman, yayla, dikilerek oluşturulan ağaçlık, çam ve başka Ağaçların gövdeleri, dik olan yer Dilmen: Dil bilen kimse, dilci Dinç: Sağlık durumu iyi, güçlü, gücü yerinde, canlı Dinçalp: Güçlü yiğit, güçlü ve yiğit Dinçer: Güçlü er, güçlü kimse Dinçtürk: Sağlıklı, sağlam Türk, güçlü Türk Diren: Karşı koy, dayan, harmanda sapları yaymaya yarayan, uzun çatallı, ağaçtan yapılmış bir tarım aracı Dirlik: Düzen içinde mutlu yaşam, mutluluk, sevinç, iyi geçinme, erinç Doğa: Kendiliğinden var olan, canlı, ve cansız nesnelerden oluşan, Kendini sürekli olarak değiştiren varlığın tümü, tabiat Doğan: Küçük kuşlarla beslenen, ava alıştırılarak kuş avında kullanılan, Akdoğan, çakırdoğan, aladoğan gibi türleri olan bir kuş, şahin Doğanalp: Şahin ve yiğit yiğit kimse Doğanay: Ayın ilk günlerinde Ay, yeni Ay (ayın ilk günleri doğan çocuklara verilir Doğu: Güneş`in doğduğu yönden Doğuer: Doğu yiğidi Doğuş: Doğma, doğma biçimi, yaradılış Dolun: Dolgun, dolarak biçimi yuvarlaklaşmış, ayın ondördü Dolunay: Yuvarlaklaşmış ay, dolgunlaşmış Ay, Ay`ın on dördü Çok güzel kimse, Ay gibi kimse Dora: Doruk Doruk: Dağların, tepelerin en yüksek noktası, tepev Durukan: Temiz kan, saf kan Dâhi : Üstün zekalı, son derece zeki, anlayışlı. Dâi : Dua eden, duacı, hak dine çağıran. Dânâ : Çok bilen, bilgili. Daniş : Bilgi, bilme, biliş, ilim. Danişmend : Bilgili, âlim. Dâver : Doğru ve insaflı olan, âdil hükümdar. Derviş : Allah için alçak gönüllüğü kabul eden. Dilhan : İçten, gönülden söyleyen. Dilaver : Yiğit, yürekli, erkek. Doğan : Atılgan ve yiğit. Dülger : Marangoz.

#6
Foto - E: Ediz: Değerli, ulu, yüce, yüksek Efe: Özellikle Batı Anadolu yiğidi, yiğit, zeybek, ağa, ağabey, kabadayı Efekan: Yiğit bir soydan gelen Ege: Ulu, büyük, Türkiye ile Yunanistan arasındaki denizin adı Egemen: Yönetimini kendi gücüyle, dışardan denetime bağlı kalmadan Sürdüren, üstün, sözünü, geçiren Ekin: Tahılın tohum olarak tarlaya atıldığı andan başlayarak harman Oluncaya değin aldığı duruma verilen ad Emre: Dost, arkadaş, sevdalı, tutkun, ünlü, Türk ozanı Yunus`un adlarından biri Engin: Yüksek olmayan, düzey bakımından düşük, denizin, karasularından Uzakta bulunan geniş bölümü, ucu bucağı görünmeyecek denli geniş Eralkan: Al kanlı yiğit Eralp: Yiğit erkek, yiğit kimse, yiğitler yiğidi, Eraltay: Altay dağlarından gelmiş yiğit Eray: Ay gibi yiğit Erberk: Sağlam, yiğit, sert yiğit Erbuğ: Yiğitler başı, komutan Erdağ: Dağ gibi er, dağ gibi yiğit Erdem: İyiliksever, acıma, alçakgönüllülük gibi övgüye değer niteliklerin genel adı Erdin: Ereğine ulaştın; Allah yolunda ermiş duruma geldin, olgunlaştın Yetiştin Erdinç: Dinç yiğit Erek: Ulaşılmak istenen, ardından koşulan şey, amaç, erişilmek İstenen sonuç Erez: Buğday ve arpa tarlalarında yetişen deliceotu da denilen bir bitki Ergin: Olmuş, olgunlaşmış yetişmiş Ergün: Erken doğan güneş, yumuşak, uysal, sulu sepken, sulu kar Erim: Bir şeyin erişebileceği uzaklık, muştu, iyi bir şeye işaret olan durum, sevgi Erinç: Mutluluk içinde yaşama, dirlik Eriz: Yiğidiz, erkeğiz, er izi, er yolu Erk: Yaptırma gücü, güç sözü geçerlilik Erke: İşe çevrilebilen güç, Erkmen: Güçlü kimse, güçlü erkek, sözü geçen kimse Erkut: Uğur getiren yiğit, uğurlu yiğit Erman: Er kişi, yiğit kişi Erol: Yiğit ol, erkek ol, er ol Ersan: Yiğit ünlü, er sanlı Ersin:

E: Ediz: Değerli, ulu, yüce, yüksek Efe: Özellikle Batı Anadolu yiğidi, yiğit, zeybek, ağa, ağabey, kabadayı Efekan: Yiğit bir soydan gelen Ege: Ulu, büyük, Türkiye ile Yunanistan arasındaki denizin adı Egemen: Yönetimini kendi gücüyle, dışardan denetime bağlı kalmadan Sürdüren, üstün, sözünü, geçiren Ekin: Tahılın tohum olarak tarlaya atıldığı andan başlayarak harman Oluncaya değin aldığı duruma verilen ad Emre: Dost, arkadaş, sevdalı, tutkun, ünlü, Türk ozanı Yunus`un adlarından biri Engin: Yüksek olmayan, düzey bakımından düşük, denizin, karasularından Uzakta bulunan geniş bölümü, ucu bucağı görünmeyecek denli geniş Eralkan: Al kanlı yiğit Eralp: Yiğit erkek, yiğit kimse, yiğitler yiğidi, Eraltay: Altay dağlarından gelmiş yiğit Eray: Ay gibi yiğit Erberk: Sağlam, yiğit, sert yiğit Erbuğ: Yiğitler başı, komutan Erdağ: Dağ gibi er, dağ gibi yiğit Erdem: İyiliksever, acıma, alçakgönüllülük gibi övgüye değer niteliklerin genel adı Erdin: Ereğine ulaştın; Allah yolunda ermiş duruma geldin, olgunlaştın Yetiştin Erdinç: Dinç yiğit Erek: Ulaşılmak istenen, ardından koşulan şey, amaç, erişilmek İstenen sonuç Erez: Buğday ve arpa tarlalarında yetişen deliceotu da denilen bir bitki Ergin: Olmuş, olgunlaşmış yetişmiş Ergün: Erken doğan güneş, yumuşak, uysal, sulu sepken, sulu kar Erim: Bir şeyin erişebileceği uzaklık, muştu, iyi bir şeye işaret olan durum, sevgi Erinç: Mutluluk içinde yaşama, dirlik Eriz: Yiğidiz, erkeğiz, er izi, er yolu Erk: Yaptırma gücü, güç sözü geçerlilik Erke: İşe çevrilebilen güç, Erkmen: Güçlü kimse, güçlü erkek, sözü geçen kimse Erkut: Uğur getiren yiğit, uğurlu yiğit Erman: Er kişi, yiğit kişi Erol: Yiğit ol, erkek ol, er ol Ersan: Yiğit ünlü, er sanlı Ersin: "yiğitsin" "erkeksin" erişsin, ulaşsın, gelişsin, yetişsin, olgunlaşsın Ertan: Güneş`in doğma zamanından az önce, şafaktan önce Ertaylan: Yiğit ve uzun boylu kimse Ertekin: Yiğit ve tek, yiğit ve biricik, biricik yiğit, yiğit prens. Erten: Erkek tenli Ertürk: Yiğit Türk, erkek Türk Eryiğit: Yiğit erkek Esen: Hiçbir sayrılığı, hiçbir sakatlığı olmayan, sağlık ve mutluluk içinde olan sağlıklı Esener: Sağlıklı yiğit Esentürk: Sağlıklı Türk Eser: Yel, sert esen yel; esme işini yapar, esinti olur yel olur Esmen: Esen yel gibi kimse Eti: M.Ö. 1900-1200 yılları arasında Anadolu`da büyük bir Uygarlık kurmuş olan Orta Asyalı bir ulus Evre: Bir olayda birbiri ardınca gelen değişik durumların Her biri, alınan yol aşama Evren: Var olan her şey, bütün varlıkların oluşturduğu bütün, kainat, dünya Evrim: Ağır ağır ve kendiliğinden olan değişim, kendiliğinden gelişme Ezgü: İyi kimse Ecehan : Hanların başı. Ecmel : En güzel, en yakışıklı. Ecvet : En cömert, varını yoğunu dağıtan. En iyi olan. Ede : Ata, büyük kardeş, ağabey. Edhem : Kara donlu, yağız at. Efe : Batı anadolu yiğidi, zeybek. Efken : Atıcı, yıkıcı. Eflah : Tamamiyle kurtulan, en çok talihe kavuşan. Ekmel : En olgun, mükemmel. Ekrem : Çok cömert, iyiliksever, keremi lütfu çok olan. Elvan : Renkli, renk renk. Emced : Çok şerefli, ve haysiyet sahibi. Emir : Bir kavmin, şehrin başı, reisi. Emre : Aşık, dost, abi. Beylerbeyi. Enes : İnsan. Engin : Uçsuz bucaksız deniz. Enver : Çok nurlu, çok ışıklı, çok parlak, çok güzel. Ercümend : Muhterem, şerefli, itibarlı. Erdem : Fazilet. Ergün : Sert başlı, oynak ve hızlı giden at. Erhan : Yiğit hakan. Erkam : Rakamlar, isimler. Erkan : Esaslar, direkler, reisler. Erkin : Bağımsız hareket eden. Erman : Arzusu, isteği olan. Erol: Sözünde duran er. Ertuğrul : Temiz, yürekli, doğru insan. Esat : Çok uğurlu ve mutlu. Esed : Aslan, gazanfer, cesur. Esved : Siyah, esmer. Eşref : En çok şerefli, itibarı en çok yüksek olan. Etem : Kusursuz, noksansız. Evran : Baht, büyük yılan. Eymen : Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı. Sağ taraftaki. Eyüp : Tevbe eden, hatalarına pişman olan. Ezrak : Mavi, gök renkli. Su gibi saf ve temiz olan.

#7
Foto - F: Fatih: Fetheden Ferdi: Bireysel, tek başına. Ferhan: Sevinç, neşe. İyi haber karşısında verilen ödül. Güçlükleri aşıp bir yeri ele geçirme. Feridun: Tek başına, eşsiz. Ferit: Sıralanmış inci taneleri. Tek başına. Emsalsiz. Feyyaz: Berekeli, gür, verimli. Eli açık. Fırat: Bir nehir adı. Türkiye`den geçip Basra`ya dökülür. Furkan: İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki herşeyi gösteren. Fazlı : İyilik, fazilet, erdem, lütuf. Fahreddin : Dinin büyüğü, dinde övülmeye layık. Fâlih : İsteğine kavuşan, başaran. Çiftçi. Faris : Yiğit, mert, binici, at yetiştiricisi. Faruk : Hak ile bâtılı ayıran. Fasih : Güzel, düzgün ve açık konuşan. Fatih : Fetheden, zapteden, aşan. Fatin: Zeki, anlayışlı. Faysal : Kesin hüküm vereni. Keskin kılıç. Fazlullah : Allahü teâlânın lütfu. Üstün ve değerli Feda : Kurban olma, gözden çıkarma. Fedai : Canını esirgemeyen, can vermeye hazır. Feramuz : Şanlı, şerefli, ün kazanmış. Feramuş : Hatırdan çıkan, unutulan. Ferhan : Sevinçli, neşeli, ferahlı, şen, memnun. Ferhat : Sevinç, neşe sahibi. Feridüddin : Dinin en üstünü. Feridun : Tek, eşi ve benzeri olmayan, kıymetli cevher. Ferman : Emir. Padişahların tarafından verilen emir. Ferruh : Uğurlu, mübarek, yüzü nurlu, aydın. Fettah : Fetheden, her türlü müşkülleri kolaylaştıran. Feyyâz : Feyz, bereket ve bolluk veren. Feyzullah : Allahü teâlânın feyzi. Fuat : Kalb, gönül. Furkan : İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki farkı gösteren. Fuzuli : Fazla, anlamsız, yersiz.

F: Fatih: Fetheden Ferdi: Bireysel, tek başına. Ferhan: Sevinç, neşe. İyi haber karşısında verilen ödül. Güçlükleri aşıp bir yeri ele geçirme. Feridun: Tek başına, eşsiz. Ferit: Sıralanmış inci taneleri. Tek başına. Emsalsiz. Feyyaz: Berekeli, gür, verimli. Eli açık. Fırat: Bir nehir adı. Türkiye`den geçip Basra`ya dökülür. Furkan: İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki herşeyi gösteren. Fazlı : İyilik, fazilet, erdem, lütuf. Fahreddin : Dinin büyüğü, dinde övülmeye layık. Fâlih : İsteğine kavuşan, başaran. Çiftçi. Faris : Yiğit, mert, binici, at yetiştiricisi. Faruk : Hak ile bâtılı ayıran. Fasih : Güzel, düzgün ve açık konuşan. Fatih : Fetheden, zapteden, aşan. Fatin: Zeki, anlayışlı. Faysal : Kesin hüküm vereni. Keskin kılıç. Fazlullah : Allahü teâlânın lütfu. Üstün ve değerli Feda : Kurban olma, gözden çıkarma. Fedai : Canını esirgemeyen, can vermeye hazır. Feramuz : Şanlı, şerefli, ün kazanmış. Feramuş : Hatırdan çıkan, unutulan. Ferhan : Sevinçli, neşeli, ferahlı, şen, memnun. Ferhat : Sevinç, neşe sahibi. Feridüddin : Dinin en üstünü. Feridun : Tek, eşi ve benzeri olmayan, kıymetli cevher. Ferman : Emir. Padişahların tarafından verilen emir. Ferruh : Uğurlu, mübarek, yüzü nurlu, aydın. Fettah : Fetheden, her türlü müşkülleri kolaylaştıran. Feyyâz : Feyz, bereket ve bolluk veren. Feyzullah : Allahü teâlânın feyzi. Fuat : Kalb, gönül. Furkan : İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki farkı gösteren. Fuzuli : Fazla, anlamsız, yersiz.

#8
Foto - G: Gediz : Su birikintisi, gölcük, Ege Bölgesi`nde bir akarsu; adını bu akarsudan alan bir ilçe Gencer: Delikanlı, genç yiğit bkz. Gençer Genç: Yaşı ilerlememiş olan, yaşlı olmayan, canlı, dinç Gençalp: Genç yiğit Gençer: Delikanlı, genç yiğit Geray: Açık maviye yakın, gök rengindeki Ay Giray: Uygun, yaraşır, eski Kırım hanlarının ünvanı Girgin: Herkesle çabucak ahbaplık, yakınlık kurabilen, sokulgan kimse Gökalp: Gök gözlü yiğit Gökay: Mavi Ay; gökyüzündeki ay Gökberk: Mavi ve gözlü ve sert Gökdeniz: Mavi deniz Göker: Gökyüzünün yiğidi, gök yüzlü erkek, mavi gözlü kimse Gökhan: Oğuz Han`ın oğlu Gökmen: Mavi gözlü ve sarışın kimse Göksagun: Mavi gözlü hekim Göksel: Gökyüzüyle ilgili Göktan: Mavi şafak, mavi tan Göktuna: Mavi Tuna Göktunç: Mavi gözlü ve tunç gibi Göktürk: 552-745 yılları arasında Orta Asya`da hüküm süren, Bumin Han`ca kurulmuş olan Türk devleti ve bu devletin halkından olan kimse Gönen: Mutlu ol, sevin Gönenç: Varlık, bolluk, mutluluk, sevinç Görkem: Gösteriş, görünüş, gürbüz, iyi gelişmiş, göz alıcı ve gösterişli olma hali, göz alıcılık, gösterişlilik Görkmen: Alımlı, yakışıklı yiğit, görkemli erkek Güçlü: Dayanıklı, zorlu, gücü olan, kuvvetli, sözü geçer Güçlüer: Dayanıklı, zorlu yiğit, güçlü yiğit, sözü geçer yiğit Güçlütürk: Dayanıklı, zorlu Türk, kuvvetli Türk Gültekin: Tek gül, biricik gül, gül gibi güzel ve tek, gül şehzadesi Gün: Güneş`in yeryüzüne saçtığı ışık, gündüz, güneş Günal: Kırmızı Güneş, al Güneş Günalp: Güneş gibi ve yiğit Günay: Güneş ve ay, güneş gören yer, güney Günberk: Güneş gibi yakıcı ve sert Gündoğan: (Güneş doğarken doğan çocuklara konulan adlardan) Doğan güneş, doğan gün Gazanfer : Yiğit, aslan gibi cesur. Gazi : Savaştan sağ dönen. Gevheri : Pırlanta gibi temiz insan. Gıyas : Yardım eden. Giray: Kırım hanı. Gürbüz : Toplu, güçlü dinç erkek.

G: Gediz : Su birikintisi, gölcük, Ege Bölgesi`nde bir akarsu; adını bu akarsudan alan bir ilçe Gencer: Delikanlı, genç yiğit bkz. Gençer Genç: Yaşı ilerlememiş olan, yaşlı olmayan, canlı, dinç Gençalp: Genç yiğit Gençer: Delikanlı, genç yiğit Geray: Açık maviye yakın, gök rengindeki Ay Giray: Uygun, yaraşır, eski Kırım hanlarının ünvanı Girgin: Herkesle çabucak ahbaplık, yakınlık kurabilen, sokulgan kimse Gökalp: Gök gözlü yiğit Gökay: Mavi Ay; gökyüzündeki ay Gökberk: Mavi ve gözlü ve sert Gökdeniz: Mavi deniz Göker: Gökyüzünün yiğidi, gök yüzlü erkek, mavi gözlü kimse Gökhan: Oğuz Han`ın oğlu Gökmen: Mavi gözlü ve sarışın kimse Göksagun: Mavi gözlü hekim Göksel: Gökyüzüyle ilgili Göktan: Mavi şafak, mavi tan Göktuna: Mavi Tuna Göktunç: Mavi gözlü ve tunç gibi Göktürk: 552-745 yılları arasında Orta Asya`da hüküm süren, Bumin Han`ca kurulmuş olan Türk devleti ve bu devletin halkından olan kimse Gönen: Mutlu ol, sevin Gönenç: Varlık, bolluk, mutluluk, sevinç Görkem: Gösteriş, görünüş, gürbüz, iyi gelişmiş, göz alıcı ve gösterişli olma hali, göz alıcılık, gösterişlilik Görkmen: Alımlı, yakışıklı yiğit, görkemli erkek Güçlü: Dayanıklı, zorlu, gücü olan, kuvvetli, sözü geçer Güçlüer: Dayanıklı, zorlu yiğit, güçlü yiğit, sözü geçer yiğit Güçlütürk: Dayanıklı, zorlu Türk, kuvvetli Türk Gültekin: Tek gül, biricik gül, gül gibi güzel ve tek, gül şehzadesi Gün: Güneş`in yeryüzüne saçtığı ışık, gündüz, güneş Günal: Kırmızı Güneş, al Güneş Günalp: Güneş gibi ve yiğit Günay: Güneş ve ay, güneş gören yer, güney Günberk: Güneş gibi yakıcı ve sert Gündoğan: (Güneş doğarken doğan çocuklara konulan adlardan) Doğan güneş, doğan gün Gazanfer : Yiğit, aslan gibi cesur. Gazi : Savaştan sağ dönen. Gevheri : Pırlanta gibi temiz insan. Gıyas : Yardım eden. Giray: Kırım hanı. Gürbüz : Toplu, güçlü dinç erkek.

#9
Foto - H: Hakan: Eskiden Türk imparatorlarına verilen unvan. Kağan Hansoy: Han soylu, bey soyundan gelen Heper: Bütünüyle yiğit, hep yiğit, her zaman yiğit Hınçal: Öcünü onda koyma, öcünü al, öç al Habbab : Seven, sevgili, dost. Habil : Yumuşak ve temiz huylu. Hacib : Kapıcı, kapıcı başı. Hafi : Güler yüzlü, çok ikramcı, gizli. Hafid : Torun. Hakan : Türk hükümdarı. Hakem : Hüküm veren. Haki : Hikaye eden, anlatan. Hakkı : Doğru olan, irfan sahibi, insaflı. Haldun : Devamlı yaşlanıp ihtiyarlamayan. Halife : Birinin yerine geçen . Halil : Dost, sevgili, samimi dost, içten arkadaş. Haluk : İyi ve güzel huylu, geçim ehli, İslama yakışır. Hamdullah : Allahü teâlâya hamd eden. Hammâd : Çok hamd eden, çok dua eden. Hamza : Aslan, heybetli, azametli. Han : Hakan veya hakana bağlı hükümdar. Hanefi : İstikamet üzere olan. Hani : Yumuşaklık ve vakar sahibi. Hasan : Güzel, iyi, hoş. Haseki : Hükümdarların hizmetlerine tahsis edilen zat. Hasibi : Cömert, hayırhah. Hasin : Kuvvetli, sağlam, muhafaza eden. Hâtem : Mühür, üstü mühürlü yüzük, en son. Hattâb : Çok güzel konuşan ve nasihat eden. Hatip : Hitabeden, güzel söz söyleyen. Hayali : Hayal eden. Haydar : Aslan, cesur, yiğit, kahraman. Hayrani : Hayran olan. Hayreddin: Dinde hayırlı kimse, dinin hayırlısı. Haşim : Ezen, parçalayan. Hürmet ve ikram eden. Haşmet : Heybet ve ihtişam sahibi. Tevazu gösteren. Hazım : ihtiyatlı, basiretli, gözü açık, hazımlı. Hızır : Yeşil. Hicabi : Mahcup, utangaç, hayalı, edepli, terbiyeli, iffetli. Hilmi : Yumuşak huylu, sabırlı, vakarlı, sakin. Himmet : Lütfeden, gayret eden. Hişam : Haya eden, utanan. Hud : Büyük, çok hürmet eden. Hulusi : Halis, saf, samimi, candan, içi temiz. Hurşid : Güneş. Huzeyfe : Küçük testici, çömlekçi çırağı. Hüccet : Senet, vesika, delil. Hüdâvendigâr : Hükümdar, sultan, âmir, hâkim. Hüdayi : Hüdânın kulu. Hümayun : Mübarek, mutlu, padişaha olan. Hüsameddin : Dinin keskin kılıcı. Hüseyin : Küçük güzel. Hüsrev : Padişah, hükümdar, sultan.

H: Hakan: Eskiden Türk imparatorlarına verilen unvan. Kağan Hansoy: Han soylu, bey soyundan gelen Heper: Bütünüyle yiğit, hep yiğit, her zaman yiğit Hınçal: Öcünü onda koyma, öcünü al, öç al Habbab : Seven, sevgili, dost. Habil : Yumuşak ve temiz huylu. Hacib : Kapıcı, kapıcı başı. Hafi : Güler yüzlü, çok ikramcı, gizli. Hafid : Torun. Hakan : Türk hükümdarı. Hakem : Hüküm veren. Haki : Hikaye eden, anlatan. Hakkı : Doğru olan, irfan sahibi, insaflı. Haldun : Devamlı yaşlanıp ihtiyarlamayan. Halife : Birinin yerine geçen . Halil : Dost, sevgili, samimi dost, içten arkadaş. Haluk : İyi ve güzel huylu, geçim ehli, İslama yakışır. Hamdullah : Allahü teâlâya hamd eden. Hammâd : Çok hamd eden, çok dua eden. Hamza : Aslan, heybetli, azametli. Han : Hakan veya hakana bağlı hükümdar. Hanefi : İstikamet üzere olan. Hani : Yumuşaklık ve vakar sahibi. Hasan : Güzel, iyi, hoş. Haseki : Hükümdarların hizmetlerine tahsis edilen zat. Hasibi : Cömert, hayırhah. Hasin : Kuvvetli, sağlam, muhafaza eden. Hâtem : Mühür, üstü mühürlü yüzük, en son. Hattâb : Çok güzel konuşan ve nasihat eden. Hatip : Hitabeden, güzel söz söyleyen. Hayali : Hayal eden. Haydar : Aslan, cesur, yiğit, kahraman. Hayrani : Hayran olan. Hayreddin: Dinde hayırlı kimse, dinin hayırlısı. Haşim : Ezen, parçalayan. Hürmet ve ikram eden. Haşmet : Heybet ve ihtişam sahibi. Tevazu gösteren. Hazım : ihtiyatlı, basiretli, gözü açık, hazımlı. Hızır : Yeşil. Hicabi : Mahcup, utangaç, hayalı, edepli, terbiyeli, iffetli. Hilmi : Yumuşak huylu, sabırlı, vakarlı, sakin. Himmet : Lütfeden, gayret eden. Hişam : Haya eden, utanan. Hud : Büyük, çok hürmet eden. Hulusi : Halis, saf, samimi, candan, içi temiz. Hurşid : Güneş. Huzeyfe : Küçük testici, çömlekçi çırağı. Hüccet : Senet, vesika, delil. Hüdâvendigâr : Hükümdar, sultan, âmir, hâkim. Hüdayi : Hüdânın kulu. Hümayun : Mübarek, mutlu, padişaha olan. Hüsameddin : Dinin keskin kılıcı. Hüseyin : Küçük güzel. Hüsrev : Padişah, hükümdar, sultan.

#10
Foto - I: Ilgar: Akın Ilgaz: Çankırı-Kastamonu arasında, Batı Karadeniz Bölgesi`nin en yüksek dağlar topluluğu Işın: Bir ışık kaynağından çıkan ve uzayıp giden ışık çizgisi Işıner: Işın saçan yiğit Işıtan: Aydınlatan, ışık veren

I: Ilgar: Akın Ilgaz: Çankırı-Kastamonu arasında, Batı Karadeniz Bölgesi`nin en yüksek dağlar topluluğu Işın: Bir ışık kaynağından çıkan ve uzayıp giden ışık çizgisi Işıner: Işın saçan yiğit Işıtan: Aydınlatan, ışık veren

#11
Foto - İ: İçöz : İçi özü olan İlbay: Bir ilin, bir obanın yöneticisi İlbey: Ülkenin beyi, Orhan Gazi döneminde bir salla Rumeli`ye geçen Türk savaşçılarından, Rumeli de bir çok yeri alan kişi İlbilge: Ülkenin, yurdun bilgesi İldeniz: Ülkenin, yurdun denizi İlkan: İran`da İlhanlılardan sonra kendi adıyla bir devlet kuran Türk İlke: (İlk çocuk için) kendisinden vazgeçilmeyecek ana düşünce, Uyulması gereken davranış kuralı İlker: (Doğan ilk erkek çocuk için) birinci yiğit, ilk yiğit, ilk erkek İlkut: Kutlu ülke, kutlu yurt İltan: Ülkenin ışığı İltay: Ülkenin yavrusu, çocuğu İltekin: Ülkenin şehzadesi İlter: Yurdu koruyan, yurdu savunan, yurdu kayıran, ülkesever, yurtsever İlteriş: Ülkeyi derleyip toplayan İmge: Düş, görüntü, tasarım İmre: Dost, arkadaş, ağabey İmren: (

İ: İçöz : İçi özü olan İlbay: Bir ilin, bir obanın yöneticisi İlbey: Ülkenin beyi, Orhan Gazi döneminde bir salla Rumeli`ye geçen Türk savaşçılarından, Rumeli de bir çok yeri alan kişi İlbilge: Ülkenin, yurdun bilgesi İldeniz: Ülkenin, yurdun denizi İlkan: İran`da İlhanlılardan sonra kendi adıyla bir devlet kuran Türk İlke: (İlk çocuk için) kendisinden vazgeçilmeyecek ana düşünce, Uyulması gereken davranış kuralı İlker: (Doğan ilk erkek çocuk için) birinci yiğit, ilk yiğit, ilk erkek İlkut: Kutlu ülke, kutlu yurt İltan: Ülkenin ışığı İltay: Ülkenin yavrusu, çocuğu İltekin: Ülkenin şehzadesi İlter: Yurdu koruyan, yurdu savunan, yurdu kayıran, ülkesever, yurtsever İlteriş: Ülkeyi derleyip toplayan İmge: Düş, görüntü, tasarım İmre: Dost, arkadaş, ağabey İmren: ("İmrenmek"ten buyruk) beğenilen bir şeyin benzerini edinme İsteği, imrenme İnal: Güvenilir arkadaş, inanılır kimse, dost, inanca veren, inanılan, şehzade, prens, han İhsan : Hakkından fazlasını veren. İhvan : Sadık, samimi, candan dost. İkrime : Kerem sahibi, cömert. İlhami : İlham sahibi. İlker: İlk erkek çocuk. İmadeddin : Din direği, devleti ayakta tutan. İmam : Nümune, rehber, önder, başkan. İnayetullah : Allah'ın lütfu, ihsanı. İslam : Müslüman, Hakka teslim olan. İsmâil (İb): Allahü teâlâya çok ibadet eden. İzzet : Değer, şeref, kudret, hürmet ve ikram sahibi.

#12
Foto - K: Kağan: Hanlar hanı, hakan, han, Orta Asya`da eskiden Moğol İmparatorlarına verilen unvan, İmparator Kanat: Kuşların ve uçucu böceklerin uçmalarını sağlayan organları Kandemir: Sağlam kan, kanı sağlam olan kimse, sağlam demir Kaner: Kanlı yiğit Kansu: Çerkez Memluk beyi, Çin`de bir il, Memluk Sultanlığının son Çerkez Sultanı Kaplan: Hindistan ve Afrika ormanlarında yaşayan, aslan büyüklüğünde, Postu çizgili, kedigillerden yırtıcı, güçlü bir hayvan Karaca: Geyik türünden, boynuzları küçük ve çatallı bir av hayvanı, Dağ keçisi, yaban keçisi, eti yenen bir kuş, (mecaz olarak) Karan: Karanlık Kartal: Kızıl kara tüylü, güçlü kıvırcık gagalı, iri ve güçlü, yıryıcı bir kuş Kaya: Büyük ve sert taş kütlesi, pek sert Kayatürk: Kaya gibi sağlam ve sert Türk Kayı: Osmanlıların kökeni olan Oğuz boylarından birinin adı, sağlam, sert, güçlü, sağanak, bora Kayıhan: Güçlü kağan, sert han, sağlam han Kayra: Allah yardımı; Allah'dan ya da büyük bir kimseden gelen iyilik, kayırma, yardım, destek Keskin: Çok kesici, iyi keser, çok sert, çok etkili Kıraç: Su bulunmayan toprak, kurak toprak, verimsiz toprak Kıvanç: Mutlu bir olgudan duyulan şey, sevinç öğünç Koçer: Koç yiğit, yiğitler yiğidi Koçhan: Yiğit kağan Konur: Kumral, kestanerengi, açık sarı, boz ile sarı arası, (renk) süslü, çalımlı, kimseyi beğenmeyen, gururlu, kahraman, yiğit Konuralp: Yiğitler yiğidi, onurlu yiğit Kor: İyice yanarak içine, özüne değin ateş olmuş kömür ya da odun parçası, (mecaz olarak) kıpkırmızı Koralp: Kor gibi, kor ateş gibi yiğit Koray: Kor gibi kızarmış ay, kıpkırmızı ay Korcan: Kor ateş gibi kimse Korel: Kor ateş durumuna gelmiş el Korer: Kızıl ateş gibi yiğit, kor gibi erkek Korkmaz: Hiçbirşeyden çekinmeyen, yiğit, yürekli Korkut: Dedem Korkut öykülerinin anlatıcısı sayılan kişinin adından;

K: Kağan: Hanlar hanı, hakan, han, Orta Asya`da eskiden Moğol İmparatorlarına verilen unvan, İmparator Kanat: Kuşların ve uçucu böceklerin uçmalarını sağlayan organları Kandemir: Sağlam kan, kanı sağlam olan kimse, sağlam demir Kaner: Kanlı yiğit Kansu: Çerkez Memluk beyi, Çin`de bir il, Memluk Sultanlığının son Çerkez Sultanı Kaplan: Hindistan ve Afrika ormanlarında yaşayan, aslan büyüklüğünde, Postu çizgili, kedigillerden yırtıcı, güçlü bir hayvan Karaca: Geyik türünden, boynuzları küçük ve çatallı bir av hayvanı, Dağ keçisi, yaban keçisi, eti yenen bir kuş, (mecaz olarak) Karan: Karanlık Kartal: Kızıl kara tüylü, güçlü kıvırcık gagalı, iri ve güçlü, yıryıcı bir kuş Kaya: Büyük ve sert taş kütlesi, pek sert Kayatürk: Kaya gibi sağlam ve sert Türk Kayı: Osmanlıların kökeni olan Oğuz boylarından birinin adı, sağlam, sert, güçlü, sağanak, bora Kayıhan: Güçlü kağan, sert han, sağlam han Kayra: Allah yardımı; Allah'dan ya da büyük bir kimseden gelen iyilik, kayırma, yardım, destek Keskin: Çok kesici, iyi keser, çok sert, çok etkili Kıraç: Su bulunmayan toprak, kurak toprak, verimsiz toprak Kıvanç: Mutlu bir olgudan duyulan şey, sevinç öğünç Koçer: Koç yiğit, yiğitler yiğidi Koçhan: Yiğit kağan Konur: Kumral, kestanerengi, açık sarı, boz ile sarı arası, (renk) süslü, çalımlı, kimseyi beğenmeyen, gururlu, kahraman, yiğit Konuralp: Yiğitler yiğidi, onurlu yiğit Kor: İyice yanarak içine, özüne değin ateş olmuş kömür ya da odun parçası, (mecaz olarak) kıpkırmızı Koralp: Kor gibi, kor ateş gibi yiğit Koray: Kor gibi kızarmış ay, kıpkırmızı ay Korcan: Kor ateş gibi kimse Korel: Kor ateş durumuna gelmiş el Korer: Kızıl ateş gibi yiğit, kor gibi erkek Korkmaz: Hiçbirşeyden çekinmeyen, yiğit, yürekli Korkut: Dedem Korkut öykülerinin anlatıcısı sayılan kişinin adından; "korkutmak"tan buyruk Köksal: "Yerinden kolayca oynatılamayacak durumda yerleş!"kökünü derinlemesine sal" "kökleş yerleş" anlamında buyruk Kubilay: Çin`de "Yu-An" adıyla yeni bir hanedanlık kuran Moğol İmparatoru, Kubilay Han Kunt: Sağlam yapılı, sağlıklı, dayanıklı, kalın, sert Kunter: Sağlam yapılı yiğit, sert yiğit Kurt: Sürülere saldıran, köpek türünden yırtıcı, yabanıl hayvan (mecaz olarak) işini iyi bilen, aldanmaz Kurtuluş: Tehlikeli ve kötü bir durumdan kurtulma Kutay: Iyilik getiren Ay, uğurlu Ay, kutlu ay, kutlu ve ay gibi Kuter: Iyilik getiren yiğit, kutlu yiğit Kutlay: Uğurlu Ay, kutlu Ay Kutlu: Iyilik, uğur getirdiğine inanılan, uğurlu kutsal Kutsal: Tapınılacak ya da uğrunda can verilecek denli sevilen; Dokunulmaması gereken; uğur getirdiğine inanılan Uğurlu, kutlu Kutsay: Uğurlu say Kuzey: Sağını doğuya, solunu batıya veren bir kimsenin tam karşısına düşen yön Kaan: Kağan. Hanların hanı, şahinşah. Kabil : Kabul eden, önde olan. Kadem : Ayak, adım. Kâdir : Tükenmez güç ve kudret sahibi. Kadîr: Çok güçlü, çok kudretli. Kadı : Hüküm, karar ve hakimlik. Kalender : Dünyadan el etek çekip boş dolaşan derviş. Kamran : İsteğine kavuşmuş, mutlu, bahtiyar. Kasım: Taksim eden, bahşeden. Kâzım : Öfkesini, gazabını yenen. Keleş: Güzel yakışıklı, bahadır. Kemal : Olgunluk, bilgi ve fazilet sahibi. Keramet : Kerem, ihsan, evliyada görülen harika. Kerami : Soylu, şerefli. Kerem : Asalet, izzet ve şeref sahibi. Cömert, eli açık. Keremşah : Çok cömert, çok eli açık, çok soylu. Key : Büyük hükümdar, padişah. Keşşaf : Keşfeden, sırları çözen, gizlileri açığa çıkaran. Kılıç: İki yüzü keskin eski bir silah. Kıymet : Değer, baha, bedel, onur, itibar, makbul oluş. Kiram : Soyu temiz olanlar, şerefli ve cömert olanlar. Korkut: Büyük dolu tanesi. Kuddusi : Mukaddes, ulvi, pak.

#13
Foto - L: Laçin: Bir cins şahin - Sarp, yalçın Lami: Sert, çatık kaslı veya Aslan Lema: Herseye gücü yeten Lemi: Becerikli, atılgan Levent: Dünya,varlık

L: Laçin: Bir cins şahin - Sarp, yalçın Lami: Sert, çatık kaslı veya Aslan Lema: Herseye gücü yeten Lemi: Becerikli, atılgan Levent: Dünya,varlık

#14
Foto - M: Malkoç: Ünlü bir akıncı soy olan Malkoçoğullarının atası Malkoç Mustafa Bey`in adından Meriç: Bulgaristan`dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra Türk-Yunan sınırları boyunca akraka Enez yakınlarında Ege Denizi`ne dökülen ırmak Meriçtan: Meriç Irmağı`nın şafağı, Meriç kıyısındaki sabah vakti Mert: Sözünün eri; yiğit bahadır, batur Merter: Sözünün eri; yiğit Mertkal: Her zaman mert olarak yaşa Mertol: Sözünün eri ol, yiğit ol Mete: Hun Türklerinin büyük hakanı, babası Teoman`ı öldürerek yerine geçti. (M.Ö. 209), otuz beş yıl Hun tahtında kaldı, Oğuz Han olarak da bilinir Moğol Moğolistan halkından. Moğollar Orta Asya`da bir kavimdi; çok eski Çağlarda Türklerle aynı kavimdendi. Cengiz Han`ın kurduğu Moğol İmparatorluğu tarihte ünlüdür. Mutlu: Bütün istek ve özlemlerine kavuşmuş olan, mesut Müren: Dereden büyük akarsu, çay, ırmak moran Mahdum : Hizmet edilen, evlat. Mahmud : Övülmüş, medhedilmiş, sena edilmiş. Mahmur : Sarhoş, uykulu, baygın gözlü. Murat : İstek, arzu, maksat. Seçilen Mazhar : Nail olan, şereflenen, bir iyiliğe kavuşan. Memun : Korkusuz, tehlikesiz, sağlam, emin. Mecdeddin : Dinin büyüğü. Mecnun : Deli, divâne, delice seven. Medeni: Şehirli, bilgili ve görgülü. Mert : Sözünün eri, yiğit, bahadır. Mestan : Mest olmuş, bayılmış. Metin : Sağlam, dayanıklı. Mir : Amir, kumandan, bey, vali, hükümdar. Miraç : Merdiven, yükselen, yükseklere çıkan . Mirkelam : Kibar konuşan, hoş sohbet, sohbet adamı. Mirza : Hükümdar soyundan gelen, beyzade. Misbah : Lamba. Mithat : Methetme, övme. Muammer : Uzun ömürlü, ömür süren, yaşayan, talihli. Muaz : Sığınan, korunan, sarılan. Muhammed : Yerde ve gökte çok övülen. Muharrem : Haram kılınmış, dinen yasak edilmiş. Muhtar : Seçilmiş, seçkin. Muhterem : Saygıdeğer, sayın, kıymetli, şerefli. Muhteşem : Göz kamaştıracak büyüklükte veya güzellikte olan. Muhyiddin : Dini ihya eden. Muktedi : İktida eden, tâbi olan, uyan. Muktedir : iktidarlı, gücü yeten. Muktefi : İktifa eden, izinden takip eden, örnek tutan, birine uyan. Muslih : Islah eden, düzelten. Mustafa : Saf hale getirilmiş, süzülmüş, güzide. Mutahhar : Temizlenmiş, mübarek. Mutasım : Günahtan çekinen, eliyle tutan, yapışan. Muteber : Kadri bilinen, kıymeti takdir edilen. Mutemed : Kendisine itimat edilen, güvenilen. Mutlu: Halinden, memnun, mesut, bahtiyar. Muttalib : Talep eden, isteyen. Mübarek : Bereketli, feyizli, uğurlu, hayırlı. Mübeşşir : Müjdeci, hayırlı haber verip sevindiren. Müjdat : İyi haber, müjdeli haber. Mükerrem : Şerefli, muhterem, hürmete erişmiş. Mülayim : Yumuşak huylu, medenice hareket eden. Mümtaz : İmtiyazlı, üstün tutulmuş, seçkin, seçilmiş. Müren : Akarsu, nehir, ırmak. Mürsel : Gönderilmiş, yollanmış, nebi. Müşir : İşaret eden, yol gösteren, mareşal. Müzdad : Artmış, çoğalmış, uzun.

M: Malkoç: Ünlü bir akıncı soy olan Malkoçoğullarının atası Malkoç Mustafa Bey`in adından Meriç: Bulgaristan`dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra Türk-Yunan sınırları boyunca akraka Enez yakınlarında Ege Denizi`ne dökülen ırmak Meriçtan: Meriç Irmağı`nın şafağı, Meriç kıyısındaki sabah vakti Mert: Sözünün eri; yiğit bahadır, batur Merter: Sözünün eri; yiğit Mertkal: Her zaman mert olarak yaşa Mertol: Sözünün eri ol, yiğit ol Mete: Hun Türklerinin büyük hakanı, babası Teoman`ı öldürerek yerine geçti. (M.Ö. 209), otuz beş yıl Hun tahtında kaldı, Oğuz Han olarak da bilinir Moğol Moğolistan halkından. Moğollar Orta Asya`da bir kavimdi; çok eski Çağlarda Türklerle aynı kavimdendi. Cengiz Han`ın kurduğu Moğol İmparatorluğu tarihte ünlüdür. Mutlu: Bütün istek ve özlemlerine kavuşmuş olan, mesut Müren: Dereden büyük akarsu, çay, ırmak moran Mahdum : Hizmet edilen, evlat. Mahmud : Övülmüş, medhedilmiş, sena edilmiş. Mahmur : Sarhoş, uykulu, baygın gözlü. Murat : İstek, arzu, maksat. Seçilen Mazhar : Nail olan, şereflenen, bir iyiliğe kavuşan. Memun : Korkusuz, tehlikesiz, sağlam, emin. Mecdeddin : Dinin büyüğü. Mecnun : Deli, divâne, delice seven. Medeni: Şehirli, bilgili ve görgülü. Mert : Sözünün eri, yiğit, bahadır. Mestan : Mest olmuş, bayılmış. Metin : Sağlam, dayanıklı. Mir : Amir, kumandan, bey, vali, hükümdar. Miraç : Merdiven, yükselen, yükseklere çıkan . Mirkelam : Kibar konuşan, hoş sohbet, sohbet adamı. Mirza : Hükümdar soyundan gelen, beyzade. Misbah : Lamba. Mithat : Methetme, övme. Muammer : Uzun ömürlü, ömür süren, yaşayan, talihli. Muaz : Sığınan, korunan, sarılan. Muhammed : Yerde ve gökte çok övülen. Muharrem : Haram kılınmış, dinen yasak edilmiş. Muhtar : Seçilmiş, seçkin. Muhterem : Saygıdeğer, sayın, kıymetli, şerefli. Muhteşem : Göz kamaştıracak büyüklükte veya güzellikte olan. Muhyiddin : Dini ihya eden. Muktedi : İktida eden, tâbi olan, uyan. Muktedir : iktidarlı, gücü yeten. Muktefi : İktifa eden, izinden takip eden, örnek tutan, birine uyan. Muslih : Islah eden, düzelten. Mustafa : Saf hale getirilmiş, süzülmüş, güzide. Mutahhar : Temizlenmiş, mübarek. Mutasım : Günahtan çekinen, eliyle tutan, yapışan. Muteber : Kadri bilinen, kıymeti takdir edilen. Mutemed : Kendisine itimat edilen, güvenilen. Mutlu: Halinden, memnun, mesut, bahtiyar. Muttalib : Talep eden, isteyen. Mübarek : Bereketli, feyizli, uğurlu, hayırlı. Mübeşşir : Müjdeci, hayırlı haber verip sevindiren. Müjdat : İyi haber, müjdeli haber. Mükerrem : Şerefli, muhterem, hürmete erişmiş. Mülayim : Yumuşak huylu, medenice hareket eden. Mümtaz : İmtiyazlı, üstün tutulmuş, seçkin, seçilmiş. Müren : Akarsu, nehir, ırmak. Mürsel : Gönderilmiş, yollanmış, nebi. Müşir : İşaret eden, yol gösteren, mareşal. Müzdad : Artmış, çoğalmış, uzun.

#15
Foto - N: Nart: Yürekli, yiğit Nayman: Sekiz; Batı Moğolistan`da yaşayan ve sekiz oymaktan oluşan Türk Topluluğu Nogay: 1280-1299 yılları arasında Tuna ve Dobruca Tarlalarının başı olarak saltanat süren, Hulagu Han`ca öldürülen kişi, Nogay Han Noyan: Ordular komutanı, başkomutan, soylu kişi Nurkut: Aydınlık sal, ışık ver Nursal: Aydınlık sal, ışık ver Nuyan: Soylu kişi, noyan Nabi : Haberci, haber veren. Namdar : Meşhur namlı, ünlü, tanınmış. Nasreddin : Dine yardım eden. Nebi : Haberci, haber getiren, peygamber. Necat : Kurtuluşa, selamete eren. Necati : Kurtulan, felah bulan. Neccar : Dülger, marangoz, doğramacı. Necdet : Kahraman, yiğit, efe. Necih : Başarılı, galip, muzaffer. Necmi : Yıldız Nefi : Kazançlı, kârlı. Nejat : Soy nesil, nesep, tabiat. Nesimi : Hoş ve mülayim. Nevzat : Yeni doğmuş çocuk. Neşet Yetişen, ileri gelen, doğan. Neşat : Sevinç, neşe, keyif. Nihat : Tabiat, huy, yaratılış, bünye, karakter. Nijad : Soy. Niyazi : Yalvaran, yakaran, dua eden. Nizam : Düzen, usul, tertip, yol,kaide, sıra, dizi. Numan : Refah, konfor. Nuaym : Hayat güzelliği, refah. Nusret : Yardım, başarı, üstünlük, zafer, galebe, fetih. Nüzhet : Neşe, sevinç, eğlence, temizlik, ferahlık.

N: Nart: Yürekli, yiğit Nayman: Sekiz; Batı Moğolistan`da yaşayan ve sekiz oymaktan oluşan Türk Topluluğu Nogay: 1280-1299 yılları arasında Tuna ve Dobruca Tarlalarının başı olarak saltanat süren, Hulagu Han`ca öldürülen kişi, Nogay Han Noyan: Ordular komutanı, başkomutan, soylu kişi Nurkut: Aydınlık sal, ışık ver Nursal: Aydınlık sal, ışık ver Nuyan: Soylu kişi, noyan Nabi : Haberci, haber veren. Namdar : Meşhur namlı, ünlü, tanınmış. Nasreddin : Dine yardım eden. Nebi : Haberci, haber getiren, peygamber. Necat : Kurtuluşa, selamete eren. Necati : Kurtulan, felah bulan. Neccar : Dülger, marangoz, doğramacı. Necdet : Kahraman, yiğit, efe. Necih : Başarılı, galip, muzaffer. Necmi : Yıldız Nefi : Kazançlı, kârlı. Nejat : Soy nesil, nesep, tabiat. Nesimi : Hoş ve mülayim. Nevzat : Yeni doğmuş çocuk. Neşet Yetişen, ileri gelen, doğan. Neşat : Sevinç, neşe, keyif. Nihat : Tabiat, huy, yaratılış, bünye, karakter. Nijad : Soy. Niyazi : Yalvaran, yakaran, dua eden. Nizam : Düzen, usul, tertip, yol,kaide, sıra, dizi. Numan : Refah, konfor. Nuaym : Hayat güzelliği, refah. Nusret : Yardım, başarı, üstünlük, zafer, galebe, fetih. Nüzhet : Neşe, sevinç, eğlence, temizlik, ferahlık.

#16
Foto - O: Olcay: Rastlantıları düzenlediği, böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih Olgaç: Olgunlaşmış, yetişmiş, bilen, bilgili Oluş: Olma biçimi, var oluş Omay: Beğenilen, sevilen Ongu: Onmuş olma durumu, sağlık, mutluluk Onur: Kişinin kendi öz saygısı, iç değeri, insanın kendine olan saygısı kibir çalım kurum Onuray: Onurlu ve Ay gibi güzel Oray: Kent üstüne doğan, Ay, kentli Ay Oskay: Neşeli, şen, sevinçli Oytun: Kuytu yer, beğenilen, güzel kuytu yer, kendisinde kutsallık bulunan, kutsal Oğuz : Doğru, sağlam, güçlü, genç. Oğuzhan : Oğuzların hükümdarı. Okan : Anlayışlı, kavrayışlı. Oktay : Hiddetli, kızgın, sinirli. Orhan : Şehrin hakimi. Osman : Aşere-i mübeşşeredendir. Yani Cennete girecekleri müjdelenen on kişiden biridir. Üçüncü İslâm halifesidir. Ozan : Halk şairi, geveze.

O: Olcay: Rastlantıları düzenlediği, böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih Olgaç: Olgunlaşmış, yetişmiş, bilen, bilgili Oluş: Olma biçimi, var oluş Omay: Beğenilen, sevilen Ongu: Onmuş olma durumu, sağlık, mutluluk Onur: Kişinin kendi öz saygısı, iç değeri, insanın kendine olan saygısı kibir çalım kurum Onuray: Onurlu ve Ay gibi güzel Oray: Kent üstüne doğan, Ay, kentli Ay Oskay: Neşeli, şen, sevinçli Oytun: Kuytu yer, beğenilen, güzel kuytu yer, kendisinde kutsallık bulunan, kutsal Oğuz : Doğru, sağlam, güçlü, genç. Oğuzhan : Oğuzların hükümdarı. Okan : Anlayışlı, kavrayışlı. Oktay : Hiddetli, kızgın, sinirli. Orhan : Şehrin hakimi. Osman : Aşere-i mübeşşeredendir. Yani Cennete girecekleri müjdelenen on kişiden biridir. Üçüncü İslâm halifesidir. Ozan : Halk şairi, geveze.

#17
Foto - Ö: Öcal: Sana yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al Ödül: İyi bir işe, bir başarıya karşılık olarak verilen armağan Öğün: (

Ö: Öcal: Sana yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al Ödül: İyi bir işe, bir başarıya karşılık olarak verilen armağan Öğün: ("Övünmek`ten buyruk) kendi kendini öv, kendi kendini yücelt, övün Öğünç: Övünülecek şey, kıvanç, övünç Öke: Olağanüstü yetenekleri olan kimse, dahi Ökmen: Akıllı, zeki Öktem: Yürekli, yiğit, güçlü, görkemli; ünlü Ökten: Güçlü, yiğit Önal: Önce davran, başa geç Önalan: Önce davranan, önde giden, başa geçen Öncel: Birine göre kendinden, önce gelen, selef; yol açan, yol gösteren Öncü: Önder, yol gösteren, önde giden, bir işte yol açan Öncüer: Önde giden yiğit, öncülük eden yiğit Önder: Yol gösterici, kılavuz; büyük bir işte, toplumsal bir olguda önde giden, kendine başkalarını uyduran ve onları yöneten kimse, şef, lider Önel: Bir işin yapılması için verilen süre Öner: Önde gelen yiğit önde giden erkek Över: Bir kimsenin ya da bir şeyin iyiliklerini söyleyebilerek onun değerini belirtir. Övgü: Övmek için söylenen güzel söz, övme Övün: Kendi kendini öv, kendini yücelt Övünç: Bir niteliği nedeniyle övünme işi, sevinme, sevinç, kıvanç Özay: Özü Ay gibi Özbek: Yürekli, doğru, namuslu; Orta Asya`da yaşayan bir Türk boyu, Bu boydan kimse Özberk: Özü sert, özü sağlam Özcan: Bir kimsenin kendi öz canı olan Özdilek: İçten dilenen şey, içsel dilek Özdoğa: Özce doğaya benzeyen kimse Özel: Yalnız bir tek şeye, bir ereğe ya da kimseye ayrılmış olan; her Vakit görülenden ayrı, alışılmıştan, olağandan ayrı Özen: Bir şeyi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma, özenme Özenç: Bir şeyi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma işi, özenme işi, özen Özer: Özü yiğit, özce erkek, yiğit Özerk: Kendi kendini yöneten Özgen: Yapıp ettiklerinden hiç kimseye karşı sorumlu olmayan, özgür Özgü: Belli bir şeyde ya da kimsede bulunan, başkasında olmayan Özgül: Pözü gül kimse; özellikle bir türle ilgili olan, o türe özgü olan Özgün: Hiç kimseye benzemeyen Özgür: Başkasının kölesi olmayan, eyleminde kimseye hesap vermeyen, hür Özinal: Özü inanç verici Özinan: Özü inandırıcı Özkan: Soylu kan Özler: Göreceği gelir, hasret çeker Özmen: Özlü kimse, içten kimse Özok: Özü ok gibi doğru kimse, doğru özlü kimse Özol: Bir şeyin en güçlü bölümü ol, özü ol Özsel: Özü sel gibi olan, kimse; içle ilgili, içsel Özsoy: Özü temiz, soylu kimse Öztan: Gerçek şafakn Öztekin: Biricik kimse, benzeri olmayan kimse; öz şehzade, tam bir şehzade Öztuna: Gerçek Tuna Irmağı Öztunç: Tunç gibi sağlam kimse, özü tunç Öztürk: Gerçek Türk; özü Türk, öz Türk

#18
Foto - P: Pamir: Orta Asya`da yükseltilerle dolu kütle, yayla Pars: Etoburlardan, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, Yırtıcı bir hayvan Pasin: Eski bir Türk oymağını adı Pekcan: Sağlam, dayanıklı can; güçlü can; çok cana yakın Peker: Sert yiğit, sağlam, dayanıklı yiğit, sıkı yiğit, çok yiğit, pek yiğit Pekin: Kuşkuya yer olmayacak denli kesin Pekiner: Pek yiğit, kuşkuya yer olmayacak denli yiğit Pekşen: Çok şen Perk: Sağlam, güçlü, sert, berk Polat: Sertleştirilmiş demir, su verilmiş demir, çelik; çelik gibi sert Polatalp: Çelik yiğit Polathan: Çelik gibi sert han, çelik kağan Polatkan: Çelik kan, sağlam kan Pusat: Zırh ve korunma araçlarının genel adı; silah

P: Pamir: Orta Asya`da yükseltilerle dolu kütle, yayla Pars: Etoburlardan, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, Yırtıcı bir hayvan Pasin: Eski bir Türk oymağını adı Pekcan: Sağlam, dayanıklı can; güçlü can; çok cana yakın Peker: Sert yiğit, sağlam, dayanıklı yiğit, sıkı yiğit, çok yiğit, pek yiğit Pekin: Kuşkuya yer olmayacak denli kesin Pekiner: Pek yiğit, kuşkuya yer olmayacak denli yiğit Pekşen: Çok şen Perk: Sağlam, güçlü, sert, berk Polat: Sertleştirilmiş demir, su verilmiş demir, çelik; çelik gibi sert Polatalp: Çelik yiğit Polathan: Çelik gibi sert han, çelik kağan Polatkan: Çelik kan, sağlam kan Pusat: Zırh ve korunma araçlarının genel adı; silah

#19
Foto - R: Raci: Sezgi, anlayış, dikkat Rasin: Beyaz ay,dolunay Raşit: Dürüst, güvenilir Refik: Yüce,ulu Reha: Candan, cana yakın Renan: Kızıl kan Reşat: Kahraman, cesur, savasçi Reşit: Yigit,cesur Rusen: Sabah güneş dogarkenki zaman Rüçhan: Bir Türk boyu Raci : Rica eden, yalvaran, ümitli, dileyen. Racih : Üstün, kıymetli, faziletli ve itibarı fazla olan. Tercihli. Rafet : Merhamet etme, acıma, esirgeme. Ramazan : Çok sıcak olan, günahları yakan. Ramiz : İşaret koyan, işaretle konuşan. Rauf : Pek esirgeyen, çok merhamet eden. Recai : Rica eden, dua eden, Allahü teâlâya yalvaran. Recep : Mübarek, muazzam, muhterem; kıymetli. Refah : Bolluk, rahatlık, her türlü sıkıntıdan kurtulma. Re`fet : Acıyan, merhamet eden. Reha : Kurtuluş, halas. Reis : Baş, başkan. Resül : Yeni bir kitap ile gönderilen peygamber. Reşat : Hak yolunda yürüme, doğru yol. Reşid : Akıllı, iyi ve olgun. Rifat : Yükseklik, yücelik, büyük rütbe. Rüçhan : Üstün olan. Rıdvan : Razı, memnun. Cennetin kapısındaki melek. Rıza : Kadere razı olan. Tasavvufta iradenin yok edilmesiyle elde edilen makam.

R: Raci: Sezgi, anlayış, dikkat Rasin: Beyaz ay,dolunay Raşit: Dürüst, güvenilir Refik: Yüce,ulu Reha: Candan, cana yakın Renan: Kızıl kan Reşat: Kahraman, cesur, savasçi Reşit: Yigit,cesur Rusen: Sabah güneş dogarkenki zaman Rüçhan: Bir Türk boyu Raci : Rica eden, yalvaran, ümitli, dileyen. Racih : Üstün, kıymetli, faziletli ve itibarı fazla olan. Tercihli. Rafet : Merhamet etme, acıma, esirgeme. Ramazan : Çok sıcak olan, günahları yakan. Ramiz : İşaret koyan, işaretle konuşan. Rauf : Pek esirgeyen, çok merhamet eden. Recai : Rica eden, dua eden, Allahü teâlâya yalvaran. Recep : Mübarek, muazzam, muhterem; kıymetli. Refah : Bolluk, rahatlık, her türlü sıkıntıdan kurtulma. Re`fet : Acıyan, merhamet eden. Reha : Kurtuluş, halas. Reis : Baş, başkan. Resül : Yeni bir kitap ile gönderilen peygamber. Reşat : Hak yolunda yürüme, doğru yol. Reşid : Akıllı, iyi ve olgun. Rifat : Yükseklik, yücelik, büyük rütbe. Rüçhan : Üstün olan. Rıdvan : Razı, memnun. Cennetin kapısındaki melek. Rıza : Kadere razı olan. Tasavvufta iradenin yok edilmesiyle elde edilen makam.

#20
Foto - S: Sağcan: Sağlıklı can, sağlıklı kimse Sağlam: Dayanıklı, kolay bozulmaz; yıkılmaz; zarar görmemiş, bozulmamış; güvenilir, dürüst Salman: Özgür, hiç kimsenin kölesi olmayan Saltuk: Kendi başına bir varlığı olan; Doğu Anadolu`da kurulan Sanal: Ün kazan, ünlü ol Sanalp: Ünlü yiğit Sanberk: Ünü sağlam Sancar: Eski Türk adlarından; kısa kama Sançar: Sancar Saner: Ünlü yiğit, tanınmış kimse Sanlı: Çok tanınmış, herkesçe bilinenen, ünlü Saran: Çevresini kuşatan, çevreleyen; kollarının arasına alan; hoşa giden, beğenilen Sargın insanı saran, çeken, çekici; sevimli; candan, içten, yürekten, tutkun, istekli Sarp: Geçilmesi, çıkılması güç, çok dik Sarper: Dikbaşlı yiğit, sarp yiğit Sarphan: Sarp kağan Saruhan: Sarı kağan, sarı han; Saruhan, Selçuk uçbeylerindendi, Manisa`yı alarak Saruhanlı Beyliği`ni kurmuştu Savaş: Birbirine düşman iki ordunun çarpışması, silahlı eylem Saygın: Saygı gösterilen, güvenilir olan, saygı gören Sayhan: Saygı gösteren kağan Seçen: Iyiyi kötüden ayıran, seçme işini yapan kimse Seçkin: Seçilerek en iyi diye ayrılan; benzerleri arasında göze çarpan; seçilmiş Seçkiner: Herkesçe beğenilen yiğit Sel: Sürekli yağmurlardan ya da eriyen karlardan oluşarak önüne Gelen herşeyi alıp götüren taşkın su Selçuk: Küçük sel; tezcanlı, evecen, hızlı; Selçuklulara adını veren Sultan Selçuk`tan Sencer: Halden bilen kimse; kale, hisar; Çağatay hanlarından birinin adı Sener: Sen yiğitsin Seren:

S: Sağcan: Sağlıklı can, sağlıklı kimse Sağlam: Dayanıklı, kolay bozulmaz; yıkılmaz; zarar görmemiş, bozulmamış; güvenilir, dürüst Salman: Özgür, hiç kimsenin kölesi olmayan Saltuk: Kendi başına bir varlığı olan; Doğu Anadolu`da kurulan Sanal: Ün kazan, ünlü ol Sanalp: Ünlü yiğit Sanberk: Ünü sağlam Sancar: Eski Türk adlarından; kısa kama Sançar: Sancar Saner: Ünlü yiğit, tanınmış kimse Sanlı: Çok tanınmış, herkesçe bilinenen, ünlü Saran: Çevresini kuşatan, çevreleyen; kollarının arasına alan; hoşa giden, beğenilen Sargın insanı saran, çeken, çekici; sevimli; candan, içten, yürekten, tutkun, istekli Sarp: Geçilmesi, çıkılması güç, çok dik Sarper: Dikbaşlı yiğit, sarp yiğit Sarphan: Sarp kağan Saruhan: Sarı kağan, sarı han; Saruhan, Selçuk uçbeylerindendi, Manisa`yı alarak Saruhanlı Beyliği`ni kurmuştu Savaş: Birbirine düşman iki ordunun çarpışması, silahlı eylem Saygın: Saygı gösterilen, güvenilir olan, saygı gören Sayhan: Saygı gösteren kağan Seçen: Iyiyi kötüden ayıran, seçme işini yapan kimse Seçkin: Seçilerek en iyi diye ayrılan; benzerleri arasında göze çarpan; seçilmiş Seçkiner: Herkesçe beğenilen yiğit Sel: Sürekli yağmurlardan ya da eriyen karlardan oluşarak önüne Gelen herşeyi alıp götüren taşkın su Selçuk: Küçük sel; tezcanlı, evecen, hızlı; Selçuklulara adını veren Sultan Selçuk`tan Sencer: Halden bilen kimse; kale, hisar; Çağatay hanlarından birinin adı Sener: Sen yiğitsin Seren: "sermek" eylemini yapan; gemilerde yelken direği Sergen: Sergilenmiş olan, sergi; raf Sert: Kesilmesi, kırılması, çizilmesi ya da çiğnenmesi güç olan; hoşgörüsüz Seyhan: Çukurova`da Adana`dan geçerek Akdeniz`e dökülen büyük ırmak Seyhun: Orta Asya`da bir ırmak Sezgin: Sezme yeteneği olan kimse, sezici Somer: Katışıksız yiğit, tam yiğit Sona: Bir tür ördek, suna; artık ondan sonrası olmayan, sona gelen; (mecaz olarak) son çocuk Sonay: Artık ondan sonrası olmayan Ay; (mecaz olarak) son çocuk Soner: Artık ondan sonrası olmayan yiğit; (mecaz olarak) son erkek Çocuk, son yiğit Sorkun: Bir tür söğüt Soydan: Soylu, iyi bir soydan gelen Soyer: Soyu er, soyu yiğit, soylu yiğit Soyhan: Soyu han olan, kağan soylu Soykan: Soylu kan Soylu: Öteden beri temiz tanınmış, bir aileden olan, soyu temiz olan Sökmen: Selçuklular çağında Hasankeyf Artuklu Beyliği`ni kuran Sönmez: Sürekli olarak yanar, hiç sönmeden yanar Sözen: Iyi ve güzel konuşan kimse Sözer: Iyi ve güzel konuşan yiğit; sözünün eri kimse Süalp: Asker yiğit Süer: Er yiğit, yürekli kişi, asker yiğit Sümer: Aşağı Mezopotamya`da bir bölge Sümer ülkesi; M.Ö. 400 Yıllarında bu bölgede devlet kuran bir türk kavmi Sadeddin : Dinin mübarek kişisi. Sadullah : Allahü teâlânın saadeti. Sadun : Uğurlu olan, uğur getiren. Safa : Saf, berrak, temiz, kedersiz, gönlü şen. Saffet : Saf, halis, temiz. Hile ve dubaradan uzak olan. Saffan : Saf, halis. Salahaddin : Dine bağlı, dini düzgün. Sâman : Servet sahibi, zengin, rahat, dinç, düzenli. Sedat : Doğru ve haklı Selami : Barış, huzur ve selamet sahibi. Selçuk: Sel gibi akan. Selman : Barışçı, sulhçu. Serdar : Asker başı, kumandan, komutan, reis. Serhat : Sınır boyundaki asker. Sertaç : Başa konan taç. Server : Baş, reis, seyyid, bir topluluğun ileri geleni. Sevban : Elbiseli, giyinmiş, kuşanmış. Seyfi : Kılıç kuşanmış, asker. Seyfullah : Allah'ın kılıcı, askeri. Seymen : Çiftlik bekçisi. Seyyid : Efendi, bey, Peygamber efendimizin torunu Hazret-i Hüseyin'in soyundan gelenler. Sezgin : Sezen sezici, duygulu, hassas. Sinan : Mızrak, süngü. Sirac : Lamba, ışık, güneş, ay. Siraceddin : Dinin kandili. Siyami : Oruçlu, kendini kötülüklerden men eden. Soner : Bir işte son yardımı yapan. Son olması istenen. Sunullah : Allah'ın kudreti, meydana getirdiği varlığı.

#21
Foto - Ş: Şahin: Küçük kuşlarla beslenen, eğitilerek kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş sınıfı ve bu sınıftan bir kuş, doğan Şahinalp: Şahin gibi yiğit Şahiner: Şahin gibi yiğit Şan: İyi tanınma, ün Şanal: Adın her yanda duyulsun, ünün yaygınlaşsın, iyi ün sahibi ol Şanlı: Ünü yaygın, ünlü, iyi ün sahibi Şanlıbay: İyi ün sahibi ve varsıl kimse Şansal: Adını, şanını her yana duyur, şan ver Şanver: Ünün, şanın her yana yayılsın Şen: Yaşamından memnunluğunu davranışlarıyla gösteren, bunu çevresindekilere de yayan kimse, neşeli Şener: Neşeli yiğit, şen yiğit, şen erkek Şenol: Her zaman neşeli ol Şensoy: Soyu şen kimse, şen soydan Şimşek: Çok bulutlu, yağmurlu havalarda, buluttan buluta ya da yere elektrik boşalırken oluşan, kırık çizgi biçimindeki çok yoğun elektrik akımı; (mecaz olarak) çok hızlı kimse Şölen: Eğlenmek ya da bir güzel olayı kutlamak için yapı Şaban : Aralık, fasıla. Şabi : Cemaat ehli. Şadan : Sevinçli, keyifli, neşeli, bahtiyar. Şahap : Alev, ateş parçası, akan yıldız. Şahinalp: Şahin gibi yiğit. Şahsüvar : Usta binici, çok iyi ata binen. Şâfi : Şefaat eden, şifa veren. Şarani : Saçı gür Şecaeddin : Dinin kahramanı, dinin yiğidi. Şehlevent : Uzun boylu, yakışıklı genç. Şemseddin : Dinin güneşi. Şemsi : Güneş gibi parlayan. Şerafeddin : Dinin şereflisi. Şeref : Asil, yüksek, şanlı, şöhretli atalara sahip olmak. Şevket : Büyüklük, kudret ve kuvvetten doğan haşmet. Şevki : Şevkli, neşeli, istekli. Şeyban : Saçlarına ak düşmüş, ihtiyar, yaşlı. Şihab : Cesur, parlak yıldız, kıvılcım. Şihabeddin : Dinin parlak yaldızı. Şinasi : Tanıyan, tanıyıcı, bilen, anlayan. Şir : Aslan.

Ş: Şahin: Küçük kuşlarla beslenen, eğitilerek kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş sınıfı ve bu sınıftan bir kuş, doğan Şahinalp: Şahin gibi yiğit Şahiner: Şahin gibi yiğit Şan: İyi tanınma, ün Şanal: Adın her yanda duyulsun, ünün yaygınlaşsın, iyi ün sahibi ol Şanlı: Ünü yaygın, ünlü, iyi ün sahibi Şanlıbay: İyi ün sahibi ve varsıl kimse Şansal: Adını, şanını her yana duyur, şan ver Şanver: Ünün, şanın her yana yayılsın Şen: Yaşamından memnunluğunu davranışlarıyla gösteren, bunu çevresindekilere de yayan kimse, neşeli Şener: Neşeli yiğit, şen yiğit, şen erkek Şenol: Her zaman neşeli ol Şensoy: Soyu şen kimse, şen soydan Şimşek: Çok bulutlu, yağmurlu havalarda, buluttan buluta ya da yere elektrik boşalırken oluşan, kırık çizgi biçimindeki çok yoğun elektrik akımı; (mecaz olarak) çok hızlı kimse Şölen: Eğlenmek ya da bir güzel olayı kutlamak için yapı Şaban : Aralık, fasıla. Şabi : Cemaat ehli. Şadan : Sevinçli, keyifli, neşeli, bahtiyar. Şahap : Alev, ateş parçası, akan yıldız. Şahinalp: Şahin gibi yiğit. Şahsüvar : Usta binici, çok iyi ata binen. Şâfi : Şefaat eden, şifa veren. Şarani : Saçı gür Şecaeddin : Dinin kahramanı, dinin yiğidi. Şehlevent : Uzun boylu, yakışıklı genç. Şemseddin : Dinin güneşi. Şemsi : Güneş gibi parlayan. Şerafeddin : Dinin şereflisi. Şeref : Asil, yüksek, şanlı, şöhretli atalara sahip olmak. Şevket : Büyüklük, kudret ve kuvvetten doğan haşmet. Şevki : Şevkli, neşeli, istekli. Şeyban : Saçlarına ak düşmüş, ihtiyar, yaşlı. Şihab : Cesur, parlak yıldız, kıvılcım. Şihabeddin : Dinin parlak yaldızı. Şinasi : Tanıyan, tanıyıcı, bilen, anlayan. Şir : Aslan.

#22
Foto - T: Talas: Yelin kaldırdığı toz; kasırga, fırtına Talay: Dal gibi ince, Ay gibi güzel; çok büyük göl, deniz Talaz: Dalga, kasırga, fırtına.bkz. Talas Talu: İyi, güzel, seçilmiş, seçkin Tamar: Bkz. Damar Tamay: Dolunay, ay`ın dolgun durumu Tamer: Bütünüyle yiğit, tam yiğit Tamerk: Tam güçlü, özerk Tan: Güneş`in doğmasından önceki zaman, şafak Tanalp: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi Tanay: Şafak kızıllığının Ay`ı, şafak vaktinin Ay`ı Tanberk: Şafak gibi aydınlık ve sağlam kimse Tanbey: Şafak beyi, şafak vaktinin beyi Taner: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi Tanerk: Şafak gücü; güçlü şafak Tanju: Yücelik, ululuk, Çinlilerin Türk hakanlarına verdiği unvan, Kağan, hakan, hükümdar. Tankut: Uğurlu şafak vakti; şafak uğuru; kutlu şafak Tansel: Şafak vaktinin seli Tansoy: Şafak gibi güzel soydan kimse Tansu: Şaşkınlık verecek denli güzel şey, olağanüstü şey, insanları Hayran eden ve doğaüstü sayılan olay, Tanyel: Şafak vaktinin yeli Tanyer: Şafağın doğduğu yer Taran: Tarla, geniş toprak, geniş yer Tarhan: Soylu kimse, bey varsıl kimse Tarkan: Eskiden bey, vezir gibi kullanılmış bir san; saygıdeğer kimse; Dağılmış bir durumda olan, karmakarışık, dağınık Taşan: Yükselerek bulunduğu yerin kıyısından aşan, kabına sığmayan Taşar: Kabına sığmaz, coşar, coşkun Taşkın: Taşmış bir durumda olan, coşkun; su baskını Taylan: Uzun boylu ve yakışıklı kimse Tekay: Biricik Ay, Tekin: Bir tane, biricik, bir benzeri daha olmayan; beyoğlu, yiğit şehzade Teoman: Hun İmparatoru Mete`nin, yani Oğuz Han`ın babası Tınaz: Ot ya da saman yığını; ekin yığını, yığı Timuçin: Büyük Moğol İmaparatorluğu`nun kurucusu Cengiz`in asıl adı Timur: Demir; Timurlenk, aksak timur da denilen ünlü Türk-Moğol İmparatoru, Yıldırım Beyazıt`ı tutsak eden kimse Tokcan: Doymuş kimse Toker: Gözü gönlü tok yiğit Tolga: Savaşta askerlerin başlarına giydikleri demirden yapılmış koruyucu başlık Tolonay: Dolunay, Ay`ın on dördündeki durumu Tolun: Dolgun, dolun, bedir Tonguç: Ilk çocuk; çocuk Toprak: Toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla çürümüş organik Cisimlerden oluşan ve üzerindeki bütün canlılara yaşama ortamı sağlayan madde; kara; ülke, yurt; topraktan yapılmış Toros: Anadolu`nun güneyinde, Akdeniz boyunca uzanan ünlü sıradağ Toygar: Çayırkuşu, tarlakuşu, torgay, turgay Tuna: Karaormanlardan doğup Karadeniz`e dökülen, Abrupa`nın Volga`dan sonra en uzun ırmağı Tunacan: Sevgili Tuna, can Tuna Tuncel: Tunçtan yapılmış el Tuncer: Tunçtan yiğit, tunç gibi sağlam yiğit Tunç: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince Benzeyen koyu kızıl alaşım Tutku: Bir şeye karşı duyulan aşırı istek eğilim Türkcan: Can türk, sevgili Türk Türker: Yiğit Türk, er Türk Türkmen: Oğuz Türklerinin bir kolu ve bu koldan olan kimse Taceddin : Dinin tac

T: Talas: Yelin kaldırdığı toz; kasırga, fırtına Talay: Dal gibi ince, Ay gibi güzel; çok büyük göl, deniz Talaz: Dalga, kasırga, fırtına.bkz. Talas Talu: İyi, güzel, seçilmiş, seçkin Tamar: Bkz. Damar Tamay: Dolunay, ay`ın dolgun durumu Tamer: Bütünüyle yiğit, tam yiğit Tamerk: Tam güçlü, özerk Tan: Güneş`in doğmasından önceki zaman, şafak Tanalp: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi Tanay: Şafak kızıllığının Ay`ı, şafak vaktinin Ay`ı Tanberk: Şafak gibi aydınlık ve sağlam kimse Tanbey: Şafak beyi, şafak vaktinin beyi Taner: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi Tanerk: Şafak gücü; güçlü şafak Tanju: Yücelik, ululuk, Çinlilerin Türk hakanlarına verdiği unvan, Kağan, hakan, hükümdar. Tankut: Uğurlu şafak vakti; şafak uğuru; kutlu şafak Tansel: Şafak vaktinin seli Tansoy: Şafak gibi güzel soydan kimse Tansu: Şaşkınlık verecek denli güzel şey, olağanüstü şey, insanları Hayran eden ve doğaüstü sayılan olay, Tanyel: Şafak vaktinin yeli Tanyer: Şafağın doğduğu yer Taran: Tarla, geniş toprak, geniş yer Tarhan: Soylu kimse, bey varsıl kimse Tarkan: Eskiden bey, vezir gibi kullanılmış bir san; saygıdeğer kimse; Dağılmış bir durumda olan, karmakarışık, dağınık Taşan: Yükselerek bulunduğu yerin kıyısından aşan, kabına sığmayan Taşar: Kabına sığmaz, coşar, coşkun Taşkın: Taşmış bir durumda olan, coşkun; su baskını Taylan: Uzun boylu ve yakışıklı kimse Tekay: Biricik Ay, Tekin: Bir tane, biricik, bir benzeri daha olmayan; beyoğlu, yiğit şehzade Teoman: Hun İmparatoru Mete`nin, yani Oğuz Han`ın babası Tınaz: Ot ya da saman yığını; ekin yığını, yığı Timuçin: Büyük Moğol İmaparatorluğu`nun kurucusu Cengiz`in asıl adı Timur: Demir; Timurlenk, aksak timur da denilen ünlü Türk-Moğol İmparatoru, Yıldırım Beyazıt`ı tutsak eden kimse Tokcan: Doymuş kimse Toker: Gözü gönlü tok yiğit Tolga: Savaşta askerlerin başlarına giydikleri demirden yapılmış koruyucu başlık Tolonay: Dolunay, Ay`ın on dördündeki durumu Tolun: Dolgun, dolun, bedir Tonguç: Ilk çocuk; çocuk Toprak: Toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla çürümüş organik Cisimlerden oluşan ve üzerindeki bütün canlılara yaşama ortamı sağlayan madde; kara; ülke, yurt; topraktan yapılmış Toros: Anadolu`nun güneyinde, Akdeniz boyunca uzanan ünlü sıradağ Toygar: Çayırkuşu, tarlakuşu, torgay, turgay Tuna: Karaormanlardan doğup Karadeniz`e dökülen, Abrupa`nın Volga`dan sonra en uzun ırmağı Tunacan: Sevgili Tuna, can Tuna Tuncel: Tunçtan yapılmış el Tuncer: Tunçtan yiğit, tunç gibi sağlam yiğit Tunç: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince Benzeyen koyu kızıl alaşım Tutku: Bir şeye karşı duyulan aşırı istek eğilim Türkcan: Can türk, sevgili Türk Türker: Yiğit Türk, er Türk Türkmen: Oğuz Türklerinin bir kolu ve bu koldan olan kimse Taceddin : Dinin tac

#23
Foto - U: Uca: Ulu, yüce, yüksek, erişilmez Uğur: İnsana iyilik getirdiğine inanılan doğaüstü güç ya da bir iyiliğin muştucusu sayılan herhangi bir belirti; iyilik kaynağı olan şey Uğuralp: Uğurlu yiğit Ulaş: (

U: Uca: Ulu, yüce, yüksek, erişilmez Uğur: İnsana iyilik getirdiğine inanılan doğaüstü güç ya da bir iyiliğin muştucusu sayılan herhangi bir belirti; iyilik kaynağı olan şey Uğuralp: Uğurlu yiğit Ulaş: ("Varmak, ardından koşup yetişmek" anlamına gelen "ulaşmak"tan Buyruk) yetiş, eriş Ulu: Çok büyük erdemleri olan, yüce; erişilmez derecede yüksek ve büyük; Ulualp: Yüce yiğit, ulu yiğit Ulubay: Yüce ve zengin kimse Uluhan: Yüce kağan Umay: Hint Okyanusu adalarında bulunan güvercin büyüklüğünde Zümrüt yeşili kanatları olan, kemikle beslenen, üzerinde Uçtuğu kişiye zenginlik ve mutluluk getireceğine inanılan masal kuşu, devlet kuşu, devlet kuşu; Umut: Ummaktan doğan iç erinci, umulan şey, ümit Ural: Asya`da bir sıradağ; bu sıradağlardan çıkıp Hazer Denizi`ne dökülen bir ırmak Utkan: Ateşli kan, od kan Utku: Birçok emek ve çekinceli uğraşmalar sonucu erişilen mutlu sonuç, yengi, zafer Uygar: Uygarlığın olanaklarından yararlanan ya da böyle olanakları olan bir ülkede yaşayan Uygur: VII. Yüzyılda Orta Asya`da büyük bir devlet ve uygarlık kurmuş olan Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse Uysal: Yumuşak başlı, söz dinler, söz anlar, uyar Uzay: Bütün varlıkları her yandan kaplayan sonsuz boşluk Uzel: Usta el, becerikli el, işe yatkın el Uzer: Becerikli yiğit

#24
Foto - Ü:Üçer: Üç yiğit Ülgen: Ulu, yüce, yüksek, sağlam; Ülkü: Kişiyi umut içinde yaşatan, ulaşılmaya çalışılan yüce dilek, amaç, erek Ünal: Ad sahibi ol, ünlen, tanın Ünalan: Ad sahibi olan, ünlenmiş kişi, ünü olan kimse, iyi ad sahibi Ünalp: Ünlü yiğit Ünay: Ünlü ve ay gibi kimse, ünü olan Ay Üner: Ünlü yiğit Ünlü: Herkesçe tanınan, ün salmış olan, tanınmış Ünsal: Her yana adını duyur Ünver: Her yana adını duyur, çok tanınmış biri ol, ünlen Ürkmez: Korkmaz Ürün: Doğadan elde edilen yararlı şey

Ü:Üçer: Üç yiğit Ülgen: Ulu, yüce, yüksek, sağlam; Ülkü: Kişiyi umut içinde yaşatan, ulaşılmaya çalışılan yüce dilek, amaç, erek Ünal: Ad sahibi ol, ünlen, tanın Ünalan: Ad sahibi olan, ünlenmiş kişi, ünü olan kimse, iyi ad sahibi Ünalp: Ünlü yiğit Ünay: Ünlü ve ay gibi kimse, ünü olan Ay Üner: Ünlü yiğit Ünlü: Herkesçe tanınan, ün salmış olan, tanınmış Ünsal: Her yana adını duyur Ünver: Her yana adını duyur, çok tanınmış biri ol, ünlen Ürkmez: Korkmaz Ürün: Doğadan elde edilen yararlı şey

#25
Foto - V: Vakkas : Savaşçı, okçu. Vakur : Ağırbaşlı, temkinli. Vakıf : Duran, ayakta duran. Vâlâ : Yüksek, yüce. Vecdi : İlahi aşka dalan, vecde gelen, kendinden geçen. Vecit : Vecde gelen, İlahi cezbe ile bayılan. Vecihi : Bir kavmin büyüğü. Vedat : Sevgi ve dostluk gösteren. Vefa : Sözünde duran, dostluğunu devam ettiren. Veli : Ermiş. Varan: Giden, varan Varlık: Var olan her şey; önemli, yararlı, değerli şey; var oluş; para Mal, mülk ve genel olarak zenginlik Varol her zaman yaşa Vural: Vurarak al, vurup al. Vurgun: Vurulmuş çok sevmiş kimse, tutkun

V: Vakkas : Savaşçı, okçu. Vakur : Ağırbaşlı, temkinli. Vakıf : Duran, ayakta duran. Vâlâ : Yüksek, yüce. Vecdi : İlahi aşka dalan, vecde gelen, kendinden geçen. Vecit : Vecde gelen, İlahi cezbe ile bayılan. Vecihi : Bir kavmin büyüğü. Vedat : Sevgi ve dostluk gösteren. Vefa : Sözünde duran, dostluğunu devam ettiren. Veli : Ermiş. Varan: Giden, varan Varlık: Var olan her şey; önemli, yararlı, değerli şey; var oluş; para Mal, mülk ve genel olarak zenginlik Varol her zaman yaşa Vural: Vurarak al, vurup al. Vurgun: Vurulmuş çok sevmiş kimse, tutkun

#26
Foto - Y: Yağan: Yağış Yağız: Koyu buğday rengi, esmer Yağızalp: Esmer, yiğit, karayağız yiğit Yalaz: Ateş dili, ateşin her yana uzanan dili, yalım, alaz Yalazalp: Yalımlı yiğit, yalım gibi yiğit Yalçın: Düz, çıplak ve dik; düz, kaygan, sarp, dik Yalçıner: Sarp yiğit, dik yiğit Yalgın: Ilgım, serap; aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek Yalım: Ateşin dili, alaz, yalaz, yalaza, alev Yalın: Çıplak; içine başka şey katılmamış, sade; gösterişsiz, süssüz Yalınalp: Katışıksız yiğit, sade yiğit Yalkın: Yalnız, tek, tek başına; ince, zayıf Yalman: Düz, çıplak ve yassı taş; mızrak ucu; dik, sarp, yalçın Yamaç: Dağın eğik yüzeyi, eğik yanı, bayır; karşı Yaman: İşbilir, kurnaz, becerikli Yankı: Sesin bir yere çarparak dönmesiyle duyulan ikinci ses Yavuz: Çok sert, yaman, yürekli, korkusuz Yavuzalp: Korkusuz yiğit, yaman yiğit Yenal: Yenerek al Yener: Oyun, yarış, savaş gibi şeylerde karşısındakine üstün gelir Yengi: Üstün gelme, yenme, utku, zafer Yetkin: Yetişkin, olgunlaşmış, erişmiş Yıldıralp: Korkutan yiğit, yıldıran yiğit Yıldıray: Parıldayan Ay, ışık saçan Ay Yıldırım: Büyük bir ışıkla gürültü çıkararak hava ile yer arasında olan elektrik Boşalması, şimşek; Osmanlı İmparatoru Yıldırım Beyazıt`ın adından Yiğit: Güçlü ve yürekli; delikanlı, genç, genç adam Yiğitalp: Yiğitler yiğidi, erler eri Yiğitcan: Güçlü ve yürekli kimse Yöntem: Bir işte tutulacak yol, ereğe ulaşmak için tutulacak özenli yol Yurdakul: Yurda hizmet eden, yurda kul olan kimse Yüce: Yüksek, büyük, erişimez, ulu Yücel: Yüce bir duruma gel, yüceleş, büyüdükçe büyü, yükseldikçe yüksel, Büyük ol, ulu ol Yüksel: Yükseklere çık, yücel; ilerle Yahya : Canlı, hayat süren. Yaver : Yardım edici, imdada koşan. Yavuz : Yaman, korkusuz. Yekta : Tek, eşsiz, benzersiz.

Y: Yağan: Yağış Yağız: Koyu buğday rengi, esmer Yağızalp: Esmer, yiğit, karayağız yiğit Yalaz: Ateş dili, ateşin her yana uzanan dili, yalım, alaz Yalazalp: Yalımlı yiğit, yalım gibi yiğit Yalçın: Düz, çıplak ve dik; düz, kaygan, sarp, dik Yalçıner: Sarp yiğit, dik yiğit Yalgın: Ilgım, serap; aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek Yalım: Ateşin dili, alaz, yalaz, yalaza, alev Yalın: Çıplak; içine başka şey katılmamış, sade; gösterişsiz, süssüz Yalınalp: Katışıksız yiğit, sade yiğit Yalkın: Yalnız, tek, tek başına; ince, zayıf Yalman: Düz, çıplak ve yassı taş; mızrak ucu; dik, sarp, yalçın Yamaç: Dağın eğik yüzeyi, eğik yanı, bayır; karşı Yaman: İşbilir, kurnaz, becerikli Yankı: Sesin bir yere çarparak dönmesiyle duyulan ikinci ses Yavuz: Çok sert, yaman, yürekli, korkusuz Yavuzalp: Korkusuz yiğit, yaman yiğit Yenal: Yenerek al Yener: Oyun, yarış, savaş gibi şeylerde karşısındakine üstün gelir Yengi: Üstün gelme, yenme, utku, zafer Yetkin: Yetişkin, olgunlaşmış, erişmiş Yıldıralp: Korkutan yiğit, yıldıran yiğit Yıldıray: Parıldayan Ay, ışık saçan Ay Yıldırım: Büyük bir ışıkla gürültü çıkararak hava ile yer arasında olan elektrik Boşalması, şimşek; Osmanlı İmparatoru Yıldırım Beyazıt`ın adından Yiğit: Güçlü ve yürekli; delikanlı, genç, genç adam Yiğitalp: Yiğitler yiğidi, erler eri Yiğitcan: Güçlü ve yürekli kimse Yöntem: Bir işte tutulacak yol, ereğe ulaşmak için tutulacak özenli yol Yurdakul: Yurda hizmet eden, yurda kul olan kimse Yüce: Yüksek, büyük, erişimez, ulu Yücel: Yüce bir duruma gel, yüceleş, büyüdükçe büyü, yükseldikçe yüksel, Büyük ol, ulu ol Yüksel: Yükseklere çık, yücel; ilerle Yahya : Canlı, hayat süren. Yaver : Yardım edici, imdada koşan. Yavuz : Yaman, korkusuz. Yekta : Tek, eşsiz, benzersiz.

#27
Foto - Z: Zafer : Maksada ulaşma, barışma, düşmanı yenme. Zâfir : Zafer kazanan, üstün gelen. Zamir : Yürek, iç, vicdan. Zekai : Çabuk anlayışlı, keskin zekalı. Zekeriyya : Erkek zat. Zeyd : Artan, çoğalan. Zeynel : Süslü. Ziver : Süs, ziynet ehli. Ziya : Işık, aydınlık, nur. Ziyad : Fazlalık, çokluk, bolluk. Zübeyr : Akıllı.

Z: Zafer : Maksada ulaşma, barışma, düşmanı yenme. Zâfir : Zafer kazanan, üstün gelen. Zamir : Yürek, iç, vicdan. Zekai : Çabuk anlayışlı, keskin zekalı. Zekeriyya : Erkek zat. Zeyd : Artan, çoğalan. Zeynel : Süslü. Ziver : Süs, ziynet ehli. Ziya : Işık, aydınlık, nur. Ziyad : Fazlalık, çokluk, bolluk. Zübeyr : Akıllı.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı