THY- Noukşot

Avrupalılar’ın Haremle ilgili görüşleri doğru mudur?

Avrupalılar için Harem her zaman ilgi uyandıran esrarengiz ve hayalleri süsleyen bir yer olmuştur. Batılılar, haremle ilgili cinsel hayaller kurmuşlar ve yüzlerce hayali kitap kaleme almışlardır. Üst düzey devlet görevlilerinin bile girmelerinin mümkün olmadığı Harem’i Avrupalı Hristiyanlar’ın görmeleri hayal bile edilemezdi. Buna rağmen Avrupalılar, Harem’le ilgili birçok hayali bilgiyi kitaplarında anlatırlar. Örneğin, XVII. yüzyılda İngiliz Elçiliği Kâtibi Rycaut, padişahın geceyi geçireceği cariyeyi seçmek için iki sıra hâlinde dizilmiş cariyelerin arasından geçerken beğendiği güzelin önüne mendil bıraktığını söyler. Ancak bu bilgi bir fanteziden ileri gitmez.

Avrupalılar’ın Harem’le ilgili yazdıkları eserlerin bir iki istisna dışında tamamı uydurmadır. Bu istisnaların başında da Lady Montagu gelmektedir. III. Ahmed devrinde İngiltere’nin İstanbul elçisi olan Wortley Montagu’nun eşi olan ve 1717-1718 tarihleri arasında İstanbul’da bulunan Lady Montagu, Osmanlı haremine gi rebilen nadir Avrupalılar’dandı. Mektuplarında Rycaut’un fantezisinin doğru olmadığını yazar ve daha önce bu konularda kalem oynatan Batılılar’ın nasıl hayallerini gerçek olaylarmış gibi okuyuculara aktardıklarını anlatırken hayret etmekten de kendini alamaz.

Osmanlı harem hayatı ile ilgili ilk bilgileri 18 Nisan 1717 tarihli mektubunda Edirne’deyken evini ziyarete gittiği Veziriazam Kayserili Mehmed Paşa’nın eşinin haremi hakkında yazdıkları sayesinde öğreniyoruz. Yemeğe davet edilen Lady Montagu, misafir olduğu evde harem ağası tarafından karşılanmış ve yemek hazırlanana kadar ev sahibesi hanım ile derin bir sohbete dalmıştır. Dikkatini çeken ilk şey evin gayet sade olmasıdır. Daha sonra Türk usûlü yemekler yendikten sonra da kahveler içilmiştir. Yemek faslından sonra evin hanımı konaktaki saz takımı ve çengiler ile misafirine unutulmaz bir müzik ziyafeti vermiştir.

Kadınların ısrarı üzerine Lady Montagu kethüdanın da evine gitmiştir. Lady, gittiği bu iki evi bir kadın hassasiyeti ile mukayese eder ve sahibelerin dünya algılarının nasıl evlerine yansıdığını sanatkârâne bir şekilde bize aktarır. Yine kethüdanın evine girerken kapıda harem ağası dediği kişi tarafından karşılanır. Ev hanımı olan Fatma Hanım’ın güzelliği adeta Montagu’nun dilinin tutulmasına neden olur. İngiltere’de Fatma Hanım kadar bir güzel kadının bulunamayacağını iddia eder. Daha sonra da bu ikinci konakta kendisi için tertip edilen ve insanı çok etkileyen Türk dansı ve musikisinden bahsederek Osmanlı Haremi’ni anlatmaya devam ediyor.