THY - TR Çıkışlı Güney Avrupa Kasım

Avrupa’da Türk korkusu nasıl sona erdi?

İstanbul’un fethinden sonra Osmanlılar’ın durdurulamaması yüzünden Avrupa’da büyük bir korku başladı. Machiavelli'nin bir eserinde, kitabın kahramanı ''Türkler gelecek yıl İtalya’ya gelirler mi?'' diye soruyordu.

Ardı ardına kazanılan zaferlerden dolayı ortaya çıkan ''Yenilmez Türk'' imajı ilk olarak 1565’te Malta kuşatmasında başarısız olunmasıyla sarsılmaya başladı. Osmanlılar’ın 7 Ekim 1571’deki İnebahtı Deniz Muharebesi’ni kaybetmeleri, Avrupalılar’ın kendilerine güvenlerini sağladı. 7 Ekim 1571, başta Venedik olmak üzere birçok Hristiyan ülkesinde bayram günü olarak ilân edildi.

İtalya’da büyük kutlamalar düzenlendi. Zafer anısına heykeller ve resimler yapıldı. Hristiyan Dünyası, güç birliği ve sağlam bir iradeyle Osmanlılar’ın yüzyıllardır korku salan gücünün engellenebileceğini anlamışlardı. Yenilmez denilen Türk yenilmiş, Osmanlı’nın yenilmezlik efsanesi bitmişti. İstanbul’un fethinden sonra bir türlü durdurulamayan Osmanlı İmparatorluğu’na ilk defa büyük bir darbe vurulmuştu. Osmanlı İmparatorluğu 1632-1640 yılları arasında IV. Murad'ın devleti tekrar canlandırdığı dönem hariç XVII. yüzyılın ilk yarısını otorite boşluğu yüzünden sarsıntılarla geçirdi.

Halbuki XVII. yüzyılın ilk yarısında 30 Yıl Savaşları dolayısıyla bütün Avrupa birbirini yemekteydi. Fetihleri genişletmek için uygun ortam kaçırılmıştı. 1656’da Köprülü Mehmed Paşa’nın sadrazamlığından 1683’teki II. Viyana Kuşatması’na kadar Osmanlı İmparatorluğu 27 yıl XVI. yüzyıldaki parlaklığına kavuştu.

Köprülüzâde Fazıl Ahmed Paşa, 1663’te bugün Slovokya’da bulunan Uyvar’ı, 1669’da Girit’te 25 yıldır fethedilemeyen Kandiye’yi, 1672’de de Polonya topraklarından Kamaniçe’yi fethetti. Avrupa’da “Türk gibi kuvvetli” sözü tekrar söylenmeye başlandı. Yenilmez Türk imajı geri gelmişti. Fazıl Ahmed Paşa’dan sonra 1676’da sadrazam olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, 1681’de Ukrayna’ya girerek Çehrin’i fethetti. 1683’te Viyana’yı kuşattı.

Avusturya Viyana kuşatması öncesinde Osmanlılar’dan korktuğundan kesinlikle savaş istemiyordu. Avusturya’nın İstanbul’daki elçisi barış antlaşması yapmak için her yolu denemişti. Merzifonlu komutasındaki Osmanlı ordusu Viyana önlerinde bozguna uğrayınca durum değişti. Venedik, Avusturya, Polonya ve Rusya birleşerek Osmanlı İmparatorluğu’na saldırdılar. Osmanlı ordusunun 1683’te Viyana önlerinde yenilmesi, ardından da Macaristan’ın Avusturya tarafından işgali ve Avusturya Maraşali Prens Eugen’in başarıları uzun zamandır sanıldığı gibi Türkler’in yenilmez olmadığını bir defa daha su yüzüne çıkarmıştı.

200 yıldan fazla Avrupalılar’ın geceleri uykusunu kaçıran Türk korkusu XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren yerini küçümsenen, alaya alınan zararsız olarak telakki edilen bir Osmanlı imajına terketti. Avrupalılar’ın tasavvurunda canlanan yeni Türk imajı artık eski zamanların korkunç hayaleti değil, tersine kahve höpürdeten, çubuk içen ve Harem’indeki birçok kadın tarafından hizmet edilen gösterişli şişman Osmanlı’ydı. Osmanlı’nın korkulacak bir tarafı sadece asırlardır anlatılan masallarda kalmıştı.

XVIII. yüzyılın sonlarında Avrupa’nın eski Yunan’ı kendi medeniyetinin temeli olarak görmesi sonucu Osmanlı İmparatorluğu’na karşı yeni bir düşmanlık başladı. Osmanlılar, Avrupa medeniyetinin kurulduğu topraklardaki Hristiyanlar’ı idare eden despotlardı. Hristiyanlar’ın Müslüman hakimiyeti altında yaşamaya mecbur olmaları Avrupa için ayıp olarak telakki edildi. XIX. yüzyılın başlarından itibaren Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan gibi ülkeler İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu’na siyasî veya askerî baskısı sonucu birer birer imparatorluktan koparıldı.