THY - TR Çıkışlı Mauritius

İlk Türk anayasasının özellikleri nelerdir?

Halkın temsilcilerinden oluşan bir meclisin ürünü olmayan Kanun-ı Esasi padişahın iradesinden kaynaklandığı için ferman anayasası olarak değerlendirilmektedir. Meşruti idare öngörülmekle beraber padişahın yetki ve iradesi anayasa hükmü hâline gelmişti. Hukuken sorumsuz olan padişah sistemin yürütülmesinde tek yetkili olan kişiydi.

Sadrazam, şeyhülislâm ve nazırlar padişah tarafından seçilir ve ona karşı sorumlu olurlardı. Meclisin feshi de dahil padişahın yetki alanı oldukça genişti. 1876 Anayasası’nın içerdiği sistemde gerçek egemen güç halk ve onun temsilcisi meclis değil, padişahtı.

Yasama ve yürütme faaliyetleri padişahın arzusu doğrultusunda olabilmekteydi. Padişahın üstünlüğü anayasanın en önde gelen özelliğidir. Suna Kili, 1876 Anayasası’nın, başarılı bir anayasa düzeninin kurulmasına olanak tanıyacak bazı temel görüşler, kavramlar, kurumlar, yap tırımlar ve ulusal bütünleşmeyi çağdaş öğeler üzerinde sağlayacak bir içerikten yoksun olduğunu belirtir. Bir güvence mekanizması altına alınmamasına rağmen Kanun-ı Esasî’yle kişiye eğitim özgürlüğü, mal güvencesi, kişi dokunulmazlığı, kanunlar önünde eşitlik, işkence yasağı gibi klasik haklar verilmişti.

1924 Anayasası komisyon sözcüsü Celal Nuri Bey, 1876 Anayasası’nı ''1876 Anayasası hukuk-ı milliyeyi değil, hukuk-ı şahaneyi temsil ediyordu ve öyle bir kanun idi ki, hakikat halde bir Kanun-ı Esasi mahiyetinde bile değildi. Çünkü verilen bütün hakların diğer bazı maddeler ile geriye alınabilmek imkânı hasıl oluyordu'' sözleri ile değerlendirmiştir.

Gerçek bir anayasal düzen olmamasına karşılık I. Meşrutiyet, Osmanlı İmparatorluğu’na anayasa düşüncesinin somutlaşması, yasama ve temsili meclis sistemlerinin oluşması, bazı hakların anayasada yer alması gibi açılardan demokrasi kültürümüzün oluşmasına katkılarda bulunmuştur.