THY- Noukşot

Osmanlılar, İslamiyet’in mukaddes topraklarına nasıl hakim oldular?

Osmanlılar, İslamiyet’in kutsal iki şehri olan Mekke ve Medine ile Fatih döneminde ilgilenmeye başladılar. Fatih Sultan Mehmed’in, ölümünden bir süre önce Müslüman hacıların rahatı için hac suyollarını tamir ettirmek istemesinden dolayı Memlük Devleti ile Osmanlılar arasında bir gerginlik oluştu.

Memlükler, Fatih’in bu hareketini hükümranlık haklarına aykırı bularak kabul etmediler. Fatih’in son yıllarında gerginleşen Osmanlı-Memlük ilişkileri II. Bayezid zamanında daha da kötüleşti. Memlükler, Dulkadir Beyliği’ne müdahale edince, Alaüddevle Bey Osmanlılar’dan yardım istedi. Osmanlı kuvvetleri Memlük topraklarına girince iki devlet arasında 1485’ten 1491’e kadar altı yıl sürecek bir savaş çıktı.

Ümit Burnu’nun keşfinden sonra Portekizliler, Hint Okyanusu’nda hakimiyet kurmuşlardı. Memlük Devleti, Cidde’ye çıkarak Mekke ve Medine’yi tehdit eden Portekizliler’in ilerleyişini durduramıyordu. Hindistan’dan mal akışı da Portekizliler sebebiyle azalmıştı. Bu durum Mısır’ın zenginliğinin sona ermesi demekti. Memlükler, deniz gücü bakımından zayıf olduklarından Osmanlılar’dan yardım istediler. Memlük hükümdarı Kansu Gavri’nin talebi üzerine II. Bâyezid asker ve gemi gönderdi. Ancak tehlike tam manası ile uzaklaştırılamadı. Daha sonraki yıllarda Portekiz tehdidi Mekke ve Medine’ye kadar ulaştı.

Mekke şerifleri Osmanlılar’dan yardım istemeye kalktılarsa da Memlük idaresi bunu engelledi. Memlük idarecilerinin, Portekizliler yüzünden azalan devlet gelirlerini artırmak için ek vergiler ihdası bütün ülkede karışıklığa yol açtı. Portekizliler’in, Hindistan civarındaki hakimiyetleri ve Kızıldeniz’de etkin olabilme çabaları, Osmanlı İmparatorluğu’nun Hindistan ticaretinden elde ettiği gelirleri de azaltmıştı. Osmanlılar’ın Mısır ve Suriye’yi hakimiyetleri altında bulunduran Memlükler üzerine yürümelerinde Portekizliler’in Hint ticaretine verdikleri zararın ortadan kaldırılması en önemli faktörlerden birisidir.

Bir Müslüman devlete savaş açıldığı için Osmanlılar’ın ''Gazi'' şöhretlerine zarar gelebilirdi. Bu yüzden savaşın sebebi, İslamiyet’in kutsal topraklarının Hristiyan tehdidi altında olduğu ve Memlükler’in bu tehlike karşısında aciz kalmaları gösterilmiştir. Yavuz Sultan Selim, bu şartlar altında Suriye ve Mısır’ı ele geçirdi. Haremeyn bölgesi, yani Mekke ve Medine, Memlük Devleti’nin nüfuzu altındaydı ve bu bölge Hazreti Muhammed’in soyundan gelen şerifler tarafından idare ediliyordu.

Yavuz Sultan Selim, 1517’de Mısır’ı ele geçirdiğinde Mekke şerifi, oğlunu kutsal emanetler ve Mekke’nin anahtarı ile Osmanlı padişahına göndererek Osmanlı hakimiyeti altına girdi. Mekke şerifi hem Portekiz tehlikesi, hem de Hicaz’ın iaşesinin Mısır’dan sağlanması sebebiyle Osmanlı hakimiyetini çabucak kabul etmişti.

Osmanlılar’ın Basra, Lahsa, Yemen ve Habeş beylerbeyliklerini kurmalarıyla, Portekiz ilerleyişi durduruldu ve bu bölgeler denetim altına alındı. Hicaz bölgesinin Osmanlı hakimiyeti altına girmesiyle ''Hadimü’l-Haremeyni’ş-Şerifeyn'' (Mekke ve Medine’nin hizmetkârı) ünvanını alan Osmanlı padişahları bütün İslam dünyasını ilgilendiren hac organizasyonunu da yüklenmiş oldular. Bu bölgelerde, Osmanlı padişahı adına hutbe okundu.