THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Ankara

Osmanlılar, Balkanları kan ve kılıçla mı fethettiler?

Halil İnalcık, Osmanlı fetihlerinin kılıçtan ziyade istimalet (gönül çekme) ismi verilen uzlaştırıcı bir politika ile gerçekleştirildiğini belirtir. İstimalet, Müslüman olmayan ahalinin çeşitli vaatlerle kazanılması sayesinde Osmanlı hakimiyet sahasının genişletilmesidir. Osmanlı, gayrimüslimlere can-mal güvenliği ile dinlerinde serbestlik tanıyor ve eski feodal bağlılıklarından kurtarıyordu.

Örneğin, Duşanov Zakonik kanunlarına göre köylünün haftada iki gün angarya suretiyle prensin toprağında çalışması gerekiyorken, Osmanlı yönetiminde yılda sadece üç gün timar sahibi olan sipahinin toprağında çalışma zorunluluğu vardı. Osmanlı idaresini kabul eden gayrimüslimler askerlik hizmeti yerine “cizye” vergisini ödedikleri taktirde hayatları, malları ve dinleri devletin teminatı altına alınırdı.

Gazilerin akınlarından kaçarak, kalelere sığınan ahali, Osmanlı hakimiyetinin yerleşmesiyle birlikte düzenli bir devlet idaresinin koruyucu güvenliğine kavuşuyordu. Bunun sonucu olarak birçok yer kendiliğinden Osmanlı hakimiyetini tanımaktaydı. Osmanlı fetihleri büyük ölçüde bu şekilde gerçekleşmiştir. Osmanlılar’ın, Balkanlar’da kılıç ve ateşle yerleştikleri iddiası artık bilimsel yayınlarda yer almamaktadır. Osmanlılar gayrimüslim halkın yanısıra, Ortodoks kilisesini ve manastırlarını da himaye ederek, vergilerden muaf tuttular ve onların dini vakıflarına dokunmadılar.

Osmanlılar feodal yerli askeri sınıfın imtiyazlarını ve feodal haklarını kaldırmakla beraber, onları kendi askeri sistemleri içine almışlardı. Böylece köylüyü, kiliseyi, şehirli halkı ve askerleri kendi saflarına çektiler. Bu yüzden Osmanlı idaresine direnen mahalli hanedanlar ortadan kaldırıldıktan sonra fethedilen yerlerde hakimiyet kolay kurulmuştur. Osmanlılar’ın bu idare tarzlarını yapılan araştırmalar açıkça ortaya koymaktadır.

Bruce W. McGowan’ın Osmanlı idaresinde Sırbistan üzerine yaptığı araştırmalarda, burada nüfus başına düşen gıda mahsulünün Avrupalı devletlerin sömürgelerindeki köylülerin elinde kalan gıda mahsulünden çok daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Balkanlar’ın tek bir devlet çatısı altında uzun süre savaşsız bir ortama kavuşması, buralarda ticareti canlandırmış ve şehirleri geliştirmiştir. Michael Palariet’in XIX. yüzyıl Balkan ekonomileri üzerine yaptığı araştırmada Sırbistan’ın bağımsız olmadan önceki dönemde, müstakil devlet olduğu döneme göre daha hızlı büyüdüğü ve kalkındığı ortaya çıkmıştır.