THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Osmanlı Rumeli'de nasıl iskan yaptı?

Halil İnalcık, Osmanlı fetihlerinin iskan siyasetiyle birlikte yürütüldüğünü belirtmektedir. Süleyman Paşa döneminde Rumeli'de kalabilmek için başlatılan iskan siyaseti, ondan sonra da devam ettirildi. Buralarda yapılan iskanın kısa sürede sonuca vardığıvakıf kayıtlarından anlaşılmaktadır.

Osmanlılar, Rumeli'de iskan için sürgün metodunu geniş ölçüde kullanarak, aşiretleri özellikle köprü ve geçitlere yerleştirdiler. Fethedilen yerlerin imar ve iskanı için vakıflar kurularak, ıssız bölgeler hareketlendirildi. Konar-göçerlerin ve bazı köylülerin derbentçi tayin edilerek, derbentlerde iskan edilmesi, kendilerine evler inşa edebilmeleri için toprak verilmesi de bir iskan metoduydu. Rumeli'deki iskan hakkında ilk kayıt 1357 yılında Karesi topraklarından Gelibolu yöresine ve daha sonra Hayrabolu'ya gelip yerleşen konar-göçerlerle ilgilidir. Daha sonraki yıllarda 1385'te Saruhan'dan bazı aşiretler Serez taraflarına geçirildi.

Osmanlı Beyliği’nin sınırları dışındaki bölgelerde bulunan aşiretlerin fetihlere katılmaları ve Rumeli’ye yerleşmeleri, buradaki iskan faaliyetleri içerisinde önemli bir yer tutar. Tatarlar ilk defa 1398 yılında Rumeli’ye geçirildi. I. Bayezid döneminde aşiretlerin daha büyük ölçüde Rumeli’ye iskan edildiği görülür. İki taraflı yapılan sürgünlerde değişik milletlerden ve kültürlerden insanların birbirine kaynaşması ve dolayısıyla merkezi idareyi kuvvetlendirecek mahiyette homojen bir cemiyet meydana getirmek gayesi takip edilmişti.

Türkmenler genellikle yeni köyler kurmuşlar, şehir ve kasabalarda da ayrı mahalleler teşkil etmişlerdir. Türkler’in Rumeli’ye geçişiyle, bu bölgelerdeki iktisadî hayatta büyük bir canlanma oldu. Halil İnalcık, Süleyman Paşa’nın, Rumeli’deki fetihleriyle deniz aşırı yeni bir Osmanlı sancağının, “Osmanlı Rumelisi”nin doğduğunu söyler. Nitekim Rumeli Beylerbeyliği’nin nüvesi olan Paşa Sancağı, Süleyman Paşa tarafından kurulmuş, “Paşa Sancağı” tabiri de o zamandan kalmıştır. Coğrafi ve askeri şartlar bu bölgeye Anadolu’dan tamamıyla farklı bir hal aldırmaktaydı.

Herşeyden önce bu yeni ülkeyi, Osmanlı Beyliği’nin ilk kurulduğu yer olan Anadolu’dan ayıran deniz, Hristiyanlar’ın kontrolü altındaydı. 1366 yılında Savoylu VI. Amedeo bir filoyla Gelibolu’yu ele geçirip Bizanslılar’a teslim etti. Ancak bu durum bile Osmanlı ilerleyişine engel olamadı. Osmanlılar, Rumeli’ye sağlam bir şekilde yerleştiklerinden bu hareketin fazla bir zararı olmamıştı. Gelibolu’nun elden çıkmasının sebebi Osmanlılar’ın denizlerde zayıf olması ve Boğazlar’da hakimiyet kurulamamasıydı. Boğazlar’da hakimiyet kurmanın önemini anlayan Yıldırım Bayezid, Gelibolu’da bir tersane kurarak, burada oluşturacağı donanma ile Venedik’in Boğazlar’daki tahakkümünü kırmayı amaçlamıştı.