THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Karlofça Anlaşması'nı imzalamaya iki devlet nasıl ikna oldu?

Zenta Muharebesi’yle Osmanlılar, bu mağlubiyetle kaybettikleri yerleri geri alma hayallerini tamamıyla yitirip, barışa sıcak bakmaya başladılar. Zenta, Avusturyalılar için Fransa’yla, Riswick’te yapılan ve hayal kırıklığına neden olan barıştan sonra bir sevinç kaynağı olmuştu. Yıllardır sürüp giden Türk savaşını sona erdirmek için Zenta yeterliydi. Osmanlı sultanı da artık barış istiyordu.

Ancak İngiltere ve Hollanda’nın arabuluculuk yaptığı görüşmeler uzayınca Avusturya ordusu 1698 yazında yeni bir sefere çıktı. Osmanlı ordusu dikkatli bir biçimde tehlike sınırının dışında kalarak, Belgrad’da mevzilendi. Bir önceki yıl yaşanan yenilgi hala unutulmamıştı.

Yeni sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa, ikinci bir yenilgi yaşamamak için Belgrad surları önündeki karargahından çıkmak istemiyordu. Orduyla Salankamen önlerinde bulunan Eugen’in Osmanlılar’ı Belgrad’dan hareket ettirmek için Tuna ve Sava nehirlerine doğru yaptığı tüm hareketler boşunaydı.

Prens Eugen, bütün yazı ordusunu Petervaradin civarlarında bir aşağı bir yukarı dolaştırarak geçirdi. Diğer taraftan, özellikle de bir önceki yıl gibi birliklerinin erzak temini şimdi de yeterince sağlanamadığından, kendini yeni birlikler ve yeni toplarla güçlendirilmiş Tımışvar’a ya da Belgrad’a karşı bir saldırıya girişecek kadar güçlü görmüyordu. Avusturya ordusunda, Ağustos ayında üç hafif süvari alayında maaşları ödenmediği için neredeyse isyan çıkıyordu.

Eugen’in şansı sayesinde, komplo zamanında ortaya çıkartılıp, bastırıldı. Bu komploların amacı, bütün subayları öldürüp, eşyalarını yağmaladıktan sonra silahlarıyla birlikte Türk tarafına geçmekti. 18 Ağustos, genel ayaklanmanın yapılacağı tarih olarak belirlenmişti. Ancak bir kadın, bu komployu zamanında açığa çıkardı. Komplonun liderlerinden birisi, Almanlar’ın arasına basit bir er olarak katılan Macar bir asilzadeydi. Bu asilzade idam edildi. Ayrıca Prens Eugen, 20 askeri astırdı, 12 askeri de kurşuna dizdirdi.

Komploya katılanların bir kısmı kızgın demirlerin üzerinde yürümek zorunda kaldılar. Diğer suçlular da, o dönemde Avusturya ordusunda en sık kullanılan cezalandırma yöntemi olan, askerlerin arasından geçirip sıra dayağına çektirme cezasına çarptırıldı. Disiplinsizlik yüzünden 1690’dan itibaren Avusturya ordusunda itaat etmeyen askerlerin ceza olarak sakatlanması yoluna gidilmişti. Ortama genel olarak hakim olan korku, düzeni ve itaati tekrar sağladı.

Bu şartlar altında Eugen bile bu arada başlatılan barış görüşmelerinin nihayet başarılı bir sonuç getiriyor gibi görünmesine seviniyordu. Eugen, birliklerini zamanında kış karargahlarına gönderdi ve askıda kalan barış görüşmelerinde bizzat oyunu kullanmak üzere Viyana’ya döndü.

İmparatora bağlı prensler, özellikle de son yıllarda savaşa pek gönülsüz katıldıkları ve başarılı sonuçlar almadıkları için, barış antlaşması imzalanmasını istiyorlardı. Yılın sonuna doğru nihayet Osmanlılar ile Avusturyalılar, Venedikliler, Lehler ve Ruslar’ın arasında barış görüşmeleri başladı.

Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa, barış için zemin aramaya başlamıştı. Avusturya ve Venedik de barış istiyordu. Ancak Lehistan ile Rusya istedikleri yerleri alamadıkları için savaşın devamından yanaydılar. Fransa, İspanya veraset meselelerinden dolayı Avusturya ile aralarının açılması ihtimali nedeniyle Osmanlılar’ın sulh imzalamamasını istiyordu.

İngiltere ve Hollanda ise ticari menfaatleri için barış taraftarıydılar ve bunun için aracılık yapıyorlardı. Sadrazam ülkenin ekonomik durumunun iyice kötüleşmesi, asayişin bozulması ve bazı bölgelerde denetimin kaybedilmesi sebebiyle barışın bir an önce yapılması için çaba harcıyordu. Onun gayretleri sonucunda kaybedilen yerlerin bir kısmını almadan sulha yanaşmayan II. Mustafa da barış görüşmelerine razı oldu.