THY- Euroleague

Zenta Muharebesi'nden sonra Avusturyalılar fırsatı niçin değerlendiremedi?

Zenta zaferi, Prens Eugen’in şansı kullanmakta ani karar verme yeteneği sayesinde elde edilmişti. Sultan II. Mustafa’nın bariz hataları ve Türk birliklerinin kötü durumu karşısında Prens Eugen cüretkar davranmış, ancak tedbiri yine de elden bırakmamıştı. Ordusunun kapasitesini çok iyi biliyordu. Bu önemli başarıdan daha fazla avantaj sağlayacak imkanlara sahip değildi.

Para-erzak sıkıntısı, Osmanlılar’ın hemen arkasından gitmesini ve zaferini Tımışvar’a veya Belgrad’a yapılacak bir saldırıyla tamamlamasını engelledi. Mevsim hayli ilerlemiş, yağmurlar başlamıştı. Avusturya birliklerinin kış karargahına çekilmesi gerekiyordu. 27 Eylül’de ordudaki hastaların sayısı 1.000’i geçmişti. Bu, ''Odunun bile bulunamadığı, hayvanlar için yemin olmadığı ve suyun sadece su birikintisinden içilebildiği topraklarda altı hafta geçirdikten'' sonra, şaşılacak bir durum değildi.

Ne yapılacağını kararlaştırmak için toplanan savaş meclisinde durum enine boyuna tartışıldıktan sonra, birliklerin erzak ihtiyacının sağlanamayacağından; yolların sürekli yağan yağmurlar nedeniyle bozulduğundan ve ordunun odun, yem ve içme suyu sıkıntısından dolayı hastalıklara maruz kaldığından, doğrudan Tımışvar üzerine yürüme planından vazgeçildi. Ordusunun büyük bir kısmını Erdel’de ve Tuna Nehri kenarındaki kış karargahlarına gönderen Prens Eugen Commercy ve Starhemberg ile birlikte dağ ve orman yollarından geçerek 4 bin atlı, 2500 piyade ve 12 hafif toptan oluşan küçük bir birlikle Bosna’ya bir akın düzenledi.

12 Ekim’de Brod yakınlarında Sava Nehri’ni geçti ve hiçbir yerde ciddi bir direnişle karşılaşmadığı için, sırasıyla küçük birer kale olan Dubai, Magloh, Şebze ve Branback kalelerini aldı ve o dönemlerde 6 bin ev, 150 cami ve 30 bin nüfusa sahip zengin ve canlı bir ticaret şehri olan Saraybosna önlerine kadar geldi.

Bu şehri korumayı çok istedi ancak teslim olma çağrısına gönderdiği elçiyi vurarak cevap verdikleri için, şehri birliklerinin öfkesine ve yağmalarına teslim etmek zorunda kaldı. Birliklerinin birkaç yeri ateşe vermelerini önleyemedi. Bu ateşten dolayı şehrin büyük bir kısmı 24 saat içinde küle dönüştü.

Türk muhafız kıtalarının geri çekildiği güçlü kaleye, mevsimin ilerlemiş olmasından dolayı ve bu kadar az sayıda birlikle herhangi bir saldırıya cesaret edilemezdi. Zorunlu olarak geri çekildiler ve geri dönüş yolunda daha önce aldıkları, ancak ellerinde tutmaları mümkün olmayan küçük kaleleri yerle bir ettiler.

Prens Eugen, savaş günlüğüne ''Türkler arasında tam bir karışıklık'' olduğunu yazıyordu. Avusturyalı işgalciler daha sonra Sava Nehri üzerinden geçerek, yanlarında çok sayıda ganimetle geri döndüler. Yürüyüş sırasında Türkler’e ait her yeri ateşe verdiler.

Eugen, Kasım ayında ilk kez büyük bir zafer töreniyle karşılandığı Viyana’ya geri döndü. Burada resmi törenlerle karşılandı ve kendisine çeşitli hediyeler verildi. Bu zafer, Eugen’i Avrupa’da 25 yıl boyunca kamuoyunun ilgisini üzerine çekecek bir kahraman haline getirdi. Zenta Muharebesi hakkında İtalyanca ve Almanca birçok yazı yazıldı. Bu muharebe, Hristiyanlığı idealleştiren Hristiyan yazarlar için tam bir propaganda malzemesi oldu.