THY - Orta Avrupa Eylül

II. Mustafa’nın hayali neydi?

II. Viyana Kuşatması’nın başarısız olmasından sonra Osmanlı orduları birkaç cephede birden mücadele etmek zorunda kaldı. Ancak IV. Mehmed buna rağmen ordunun başına geçmedi. Bunun üzerine ordu ayaklanıp, sultanı tahttan indirdi. IV. Mehmed’den sonra tahta geçen II. Süleyman ve II. Ahmed de orduya komuta etmediler. Halbuki dönemlerinde Avusturya, Venedik, Rusya ve Lehistan’la savaş devam ediyordu. Sultan II. Mustafa, son derece hırslıydı. Şehzadeliği döneminde zaaf ve tereddütlerinden müteessir olduğu için bir an önce hükümdar olmak istemişti.

Hükümdarlığının üçüncü gününde yazdığı bir hatt-ı hümayun padişahın hırsını ve hayallerini gösteriyordu. II. Mustafa, sadrazamına gönderdiği hatt-ı hümayunda, ''Padişahların hangisi zevk ü sefa ve rahata düşmüşse tebaasının rahat yüzü görmediğini ve babası IV. Mehmed zamanından kendi zamanına gelinceye kadar padişahların zevk ü sefa ile meşgul olup, devlet işlerindeki ihmalleri yüzünden düşmanların dört taraftan hücuma geçtiklerini ve bundan dolayı zevk ü sefa ve rahatı kendisine haram edip, büyük ceddi Kanunî Sultan Süleyman gibi bizzat ordunun başında sefere gitmeye azmettiğini, fakat bizzat sefere gitmesinin mi, yoksa Edirne’de kalmasının mı muvafık olacağını iyice görüşülerek Allah rızası için doğrusunun bildirilmesini'' yazmıştı. Padişahın hatt-ı hümayunu, diğer devlet adamlarına da okundu.

Üç gün süren tartışmalardan sonra, sultanın bizzat sefere gitmesinin büyük masraf gerektirdiği, bu yüzden de bu sene Edirne’de oturup, sefere serdar göndermesinin daha uygun olacağı II. Mustafa’ya arzedildi. Ancak sultan, ''Bana ağırlık ve hazine lazım değil! Gerekirse kuru ekmek yerim, vücudumu din uğruna feda ederim. Her türlü zorluğa tahammül ederim. Allah yolunda hizmet sona ermeden seferden dönmem. Elbet kendim giderim'' deyince, devlet adamları itiraz edemedi ve sefer hazırlıkları başladı.