THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Kıbrıs Bakü

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa neden öldürüldü?

Viyana’yı kurtaran müttefikler, üzerlerinden zafer sarhoşluğunu attıktan sonra 18 Eylül’de Osmanlı topraklarına doğru harekete geçtiler. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, bunun üzerine Budin Valisi Kara Mehmed Paşa’yı düşmanı karşılamak üzere gönderdi. Kara Mehmed Paşa, 7 Ekim’de Ciğerdelen Kalesi önlerinde, Lehistan Kralı Sobiesky’i mağlup etti. Ancak Sobiesky’nin arkasından gelen düşman ordusu kalabalıktı.

Kara Mehmed Paşa, 9 Ekim’de yine Ciğerdelen önlerinde meydana gelen muharebede mağlup oldu. Bu gelişme üzerine Ciğerdelen Kalesi, düşmana teslim oldu. Müttefikler, daha sonra Estergon’a doğru yola çıktılar. Sadrazam da bu sırada düşmanı karşılamak üzere bazı birlikler gönderdikten sonra 16 Ekim’de Belgrad’a doğru hareket etti. Haçlılar, Estergon önlerine vardıklarında kale komutanı Deli Bekir Paşa, savaş taraftarıydı. Ancak asker kalenin verilmesi için isyan edince, Estergon müttefiklerin eline geçti.

Viyana bozgununda önemli suçu olmasına rağmen Kara Mustafa Paşa, orduyu tekrar toplayarak düşman saldırılarını püskürtür umuduyla görevinde bırakılmış, cezalandırılmamıştı. Ancak Viyana bozgunu haberi gelince sadrazamın en büyük düşmanları olan Mirahur Sarı Süleyman ve Harem Ağası Yusuf Ağa bu durumu büyük sevinçle karşıladılar. Merzifonlu, sadrazamlığı sırasında Mirahur Süleyman Ağa’yı idam ettirmek için padişaha 18 defa telhis sunmuş ama başarılı olamamıştı.

Mirahur Sarı Süleyman Ağa’nın ölüm korkusu çektiği günler geride kalmış, sıra kendisine gelmişti. Sarı Süleyman ve Yusuf Ağa, 1 Ekim 1683’te serhaddeki en önemli kalelerden Estergon Kalesi’nin düşman eline geçmesi üzerine sadrazamla bu işin yürümeyeceğine padişahı ikna ettiler ve IV. Mehmed, Merzifonlu hakkında ölüm emrini verdi.

İstanbul’dan gönderilen görevliler, 25 Aralık 1683’te Kara Mustafa Paşa'nın ölüm fermanını Belgrad’a getirdiler. Orduda teşrifatçı olarak görev yapan bir müellif Vekayi Beç isimli eserinde Merzifonlu Mustafa Paşa’nın idamı şöyle anlatılır:

''Bugün öğlen vaktinde İstanbul tarafından Kapıcılar Kethüdası Ahmed Ağa gelip ve Çavuşbaşı Mehmed Ağa gelip sâhib-i devlet olan Veziriazam Mustafa Paşa’dan mührü ve sancak-ı şerif ve Ka’be-i Mükerreme’nin anahtarını alıp kendisini rahmete gönderdiler ve Yeniçeri Ağası Vezir-i Mükerrem Mustafa Paşa hazretleri veziriazam vekili ve Kapıcılar Kethüdası ve Çavuşbaşı Mehmed Ağa Kethüdâ Ali Ağa’ya misafir oldu.

Bu işin tafsilatı şöyle olduki, merhum veziriazam öğlen namazını edâ için seccadeler serdirip, imam efendi sünnete başlamışken Kara Mustafa Paşa da kalkıp namaza başlayacakken, sokakta at şamatası meydana gelince, kendileri nedir diye sokağa nâzır pencereden baktıkta, yeniçeri ağası ardınca kapıcılar kethüdası ve çavuşbaşı geldiğini görünce, imam efendi namazı boz, birşeyler oldu derken, gelen görevliler de duraklamadan saraya girip yukarıya çıktılar. Kethüda Ali Ağa, durumdan haberdar olarak önlerine çıkıp, hiç söz söylemeden veziriazamın yanına girdiler. Yeniçeri ağası etek öptükten sonra, kapıcılar kethüdasıyla, çavuşbaşı ağa selam verip, veziriazamın karşısında durdular.

Veziriazam, ''ne haber'' dedikte kapıcılar kethüdası ağa, ''Şevketli padişahımız mührü şerif ile sancak-ı şerifi ister'' dedi. Kara Mustafa Paşa da, emir padişahımın deyip koynundan mührü çıkarıp ve sancak-ı şerifi de sandığıyla getirip teslim eylediler. Daha sonra ''ölüm var mıdır?'' dedikde kapıcılar kethüdası, ''Açık olmak gerek, Allah imandan ayırmaya'' dedi. Bunun üzerine veziriazam ''Rıza Allah’ın deyip seccade koy'' dedi. İstanbul’dan gelen ağalar dışarı çıktılar. Veziriazam, öğlen namazını eda edip, asla öfkelenmedi. Duasını bitirip, ellerini yüzüne sürdükte iç ağalarına, ''Varın siz gidin'' deyüp ''Kendi eliyle kürkünü ve sarığını çıkarıp, gelsinler'' dedi. Cellatlar gelince, ''Şu halıyı kaldırın. Cürm toprağa düşsün'' deyip halıyı kaldırttı.

Cellatlar iplerin hazır eyledikte, veziriazam elleriyle sakalın kaldırıp, ''Bir hoşça üslupla takın'' deyip kadere rıza dedi. Cellatlar da ipi iki üç defa çektikte veziriazam ruhunu teslim eyledi. Daha sonra veziriazamın cesedi soyulup, aşağı saray avlusunda bir köhne çadırda yıkanıp, yine avluda namazı eda olunduktan sonra cenaze çadıra götürülüp tabut içine kellesin yüzüp, ardından, kaldırılıp veziriazamın sarayının karşısında olan caminin avlusuna defnedildi. Daha sonra defterdar gelip veziriazamın mallarının yazımına başladı.