THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

II. Viyana Kuşatması sırasında Osmanlı ordusu teknik olarak Avrupa’dan geri mi kalmıştı?

Bütün Ortaçağ boyunca, küçük prenslikler ve derebeylikler Avrupa’da etkili olmuşlar ve güçlü merkezi devletler kurulamamıştı. Ortaçağın bu siyasi yapılanması içerisinde, savaşlar küçük boyutlu birliklerin çatışması şeklinde gerçekleşmişti. Ortaçağ Avrupası’nda savaşların sonucunu zırhlı ağır süvari birlikleri belirlemekteydi.

Avrupa’daki bu durgun askeri yapılanma, ateşli silahların icadı ve Osmanlılar’ın Balkanlar’da ilerleyişi sonucunda son bulmuştu. Ateşli silahlarla surların kısa bir sürede yıkılmasıyla derebeylik sistemi çökmüş ve Fransa, İngiltere, Avusturya gibi güçlü milli krallıklar ortaya çıkmıştır.

Merkezi bir orduya sahip olan Osmanlılar karşısında, Avrupa orduları da ağır süvarilerin kullanımına ve şövalyeliğe dayalı askeri sistemden, mızrak kullanan piyade birliklerine geçiş yapmıştı. Böylece, Avrupalı ordularında sayısal bakımdan hızlı bir artış yaşanmıştı. 16. yüzyılın başında 20-30 bin kişiden oluşan Fransa ordusu yüzyılın sonunda 70-80 bin kişiye ulaşmıştı.

Avrupa ordularında 16. ve 17. yüzyıllarda giderek tüfek kullanımında artış yaşandı. Örneğin 16. yüzyılın ilk yarısında birliklerinin yalnızca onda biri tüfek kullanan Avusturya ordusunda 17. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde bu rakam %50'yi aşmıştı.
Avrupa ordularında top ve tüfek kullanımındaki bu artış Osmanlı ordusunu olumsuz etkilemiş ve Osmanlı ordusunun sayısal ağırlığını teşkil eden timarlı sipahi birliklerinden vazgeçilerek yeniçeri sayısı artırılmış bu durum hem timar sisteminin bozulmasına hem de maliyenin nakit açığı ile karşılaşmasına sebep olmuştu.

Avrupalılar, Osmanlı ilerleyişini durdurmak için ilk kez 15. yüzyılda Kuzey İtalya’da uygulanan “trace italienne” adındaki modern sur tekniğinden faydalanmışlardır.

Yıldız şeklinde, alçak ancak kalın duvar tekniğinin uygulandığı bu tahkimatlarda, en dış hatlarda çitler ve hendeklerden yararlanılıyordu. Bastiyon adı verilen dışa doğru çıkıntılı burçlar aracılığıyla da kaledekiler, kuşatma ordusuna karşı çapraz top ateşi ile karşılık verme imkanı buluyorlardı.

Top kullanımında ise iki tarafın birbirlerine belirgin bir üstünlüğü yoktu. Osmanlı topları daha değerli ve dayanıklı bir maden olan bronzdan üretilmekteydi. Döküm tesisleri ve hammadde bakımından da Osmanlılar öndeydiler.

Avrupalılar ise daha çok demirden top üretimi gerçekleştirilmekteydi. Bununla beraber özgül ağırlığı bronza göre daha hafif olan topların taşınması daha kolaydı.

Avrupalılar’ın topları biraz daha uzun menzilli atışlar gerçekleştirebiliyorlardı. Buna karşın Avrupalılar’ın bu konudaki en büyük artısı üretimde belirli bir standardı yakalamaları ve aynı modeldeki topların aynı çapta ve ağırlıkta olmasıydı.