THY - TR Çıkışlı Mauritius

II. Viyana Kuşatması nasıl gerçekleşti?

Viyana, kuşatmanın daha ilk gününde (14 Temmuz) düşme tehlikesi geçirdi. Avusturyalılar, Türkler tarafından siper yapımında kullanılmasın diye şehrin varoşlarını ateşe vermişlerdi. Ancak birkaç kıvılcım İskoçyalılar Kapısı civarındaki binalardan birisinin üzerine düşünce büyük bir yangın çıktı. Gittikçe yayılan yangın 1.800 ton barutun bulunduğu depoya doğru ilerlemekteydi. Buradaki barutun patlaması, o civardaki kale duvarları ile birlikte şehrin büyük bir bölümünü havaya uçurabilirdi. Halkta büyük bir panik başladı.

Bir Türk casusunun şehre kundak koyduğu dedikodusu ortalıkta dolaşıyor ve sokaklarda Macar kıyafetinde kim yakalanırsa dövülüyordu. Bu sırada askerlikten kaçmak için kadın kıyafetine girmiş bir gencin, kafasındaki peruğu düştü. Halk, hainin o olduğunu zannederek, genci parçaladı. Panik devam ederken kale komutanının yeğeni Yüzbaşı Guido Starhemberg’in aldığı tedbirler sayesinde yangın barut deposuna kırk adım kala söndürüldü.

Viyana müdafileri sayı olarak, Osmanlılar’ın dörtte biri kadardı. Ancak topçu kuvvetleri daha üstündü. Bu da şehrin uzun süre kendisini savunmasında önemli bir faktör oldu. Kuşatma uzadıkça Viyana’da yiyecek azalmış ve dizanteri başlamıştı. Halktan toplanan kap kacaklar eritilerek kurşun dökülüyordu. Yaşı 60'a yaklaşan kale komutanı Ernst Rüdiger Starhemberg yaralanmasının yanısıra dizanteriye de yakalanmıştı.

Osmanlılar asıl kuşatma mevkii olarak şehrin güneybatı kısmında yer alan Löbel ve Burg burçlarını seçmişlerdi. Eylül ayının başında Viyana’ya karşı Osmanlılar’ın beş yerde kazdığı lağımlar kale duvarlarına yaklaşmıştı. Bunların patlatılmasıyla kale düşebilirdi. Şehirdeki ümitsiz bekleyiş, 11 Eylül’de Viyana önlerine gelen yardım ordusu görülünce bir anda büyük bir sevince dönüştü. Kiliselerin çanları çalınıp, sevinç gösterileri yapıldı.

Osmanlılar’ın Avusturya’ya savaş ilan etmesinin ardından Papa XI. Innocentius, Katolik devletleri Osmanlı’ya karşı yardıma çağırmıştı. Bu çağrıya cevap veren birçok irili ufaklı devlet Avusturya ile ittifak anlaşması imzalamışlar ve asker göndermeyi taahhüt etmişlerdi. Vatikan’ın çağrısı ile Avusturya’nın yardımına koşan ve yapılan antlaşma gereğince Haçlı Ordusunun başkomutanlığına getirilen Jan Sobiesky, yaklaşık 25 bin kişilik ordusuyla Lehistan’ın başkenti Krakow’dan 15 Ağustos’ta yola çıktı.

Saksonya’dan, Bavyera’dan ve diğer Alman Prensliklerinden gelen birliklerin tamamı 7 Eylül’de birleşerek topluca yürüyüşe geçmişlerdi. Haçlı Ordusu ilerlerken, Sadrazam Yanıkkale’yi kuşatan Budin Beylerbeyi İbrahim Paşa’yı yardıma çağırmış, düşmanı keşif ve ilerleyişini taciz etme görevi ise Kırım Hanı Murad Giray’a verilmişti. Sadrazam, Wienerwald tepelerine orduyu taşıyarak düz ovada meydan muharebesi yerine Viyana’yı kuşatmaya devam etmiş ve düşmanın stratejik tepelere hakim olmasına engel olmamıştı.

Osmanlı kuvvetleri bu yardım ordusuna karşı vaziyet alarak, savaşa hazırlandı. Ancak kuvvetlerin tamamı siperlerden çıkarılmadığı gibi, topçu tabyaları da şehre ateşe devam ediyorlardı. 12 Eylül’de Kahlenberg Tepesine ulaşan Haçlı ordusunun resmen komutanı Jan Sobiesky olsa da ordunun asıl komutasını Charles de Lorraine üstlenmişti. Nitekim bu durum ordunun dizilişine de yansımış savaş teamüllerine göre başkumandanın merkezde yer alması gerekirken Sobiesky’nin birlikleri sağ kanatta görevlendirilmişti. Osmanlı ordusunda ise merkezde Kara Mustafa Paşa, sağ kanatta Budin Beylerbeyi Uzun İbrahim Paşa, sol kanatta ise Şam Beylerbeyi Sarı Hüseyin Paşa yer almıştı. İki ordunun toplam mevcudu birbirine yakın olmakla beraber Osmanlı ordusu iki aydır süren kuşatmadan dolayı daha yıpranmış durumdaydı.

İki taraf arasında çatışma sabahleyin Nussberg mevkiinde başlamıştı. Düşmanın sağ kanadındaki Leh kuvvetleri ile çarpışan Sarı Hüseyin Paşa, düşmanı tutabilirken, sol kanatta yer alan Alman birlikleri, Osmanlı sağ kanadında yer alan İbrahim Paşa’yı mağlup etti. Alman birliklerinin, Lehler’i takviyesi ve Kırım Hanı’nın buraya yardım etmemesi üzerine, Kara Mustafa Paşa merkezden çektiği kuvvetleri sol tarafa kaydırdı. Ancak bu manevra sağ tarafın zayıflamasına sebep oldu. Durumu gören Sobiesky ise bu manevrayı yapan komutanın savaşı kaybetmiş olacağını sevinçle haykırıyordu.

Viyana’daki Avusturya muhafız kuvvetleri de sık sık taarruzlar yaparak Türk birliklerini iki ateş arasında bırakıyordu. Bu sırada Kırım Hanı kuvvetlerini alıp savaş alanını terk etti. İlk olarak Osmanlı ordusunun sağ kanadı çöktü. Hüseyin Paşa’nın bütün direnişine rağmen, sol kanatta da muharebe üstünlüğü düşmanın eline geçti. Siperlerdeki askerler de çıkarıldı, ancak bozgun önlenemedi. İkindi vaktine gelindiğinde Osmanlı kuvvetleri bozulmuş ve düşman askerleri Osmanlı ordusunun merkezine girmeye başlamıştı. Kara Mustafa Paşa bu durum üzerine iki aydan beri Viyana’yı kuşatan Türk birliklerine Budin’e çekilme emri verdi.

Kahlenberg Muharebesi'nin kahramanı olarak Jan Sobiesky gösterilse de savaşta onun ve Leh birliklerinin katkısı kısıtlı olup, Osmanlı ordusunu asıl mağlup eden Alman kuvvetleri olmuştu. Almanlar ve Lehler arasındaki birbirini çekememezlik ve kıskançlık Haçlı birlikleri Viyana’ya girdikten sonra da devam etmiş ve İmparator Leopold, Viyana’ya geldikten sonra Sobiesky’e çok soğuk davranmıştı. Haçlı ordusundaki bu uyuşmazlık Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya bir hafta kadar vakit kazandırmış ve Osmanlı ordusunun tamamen imhasını önlemişti.