THY - TR Çıkışlı Güney Avrupa Kasım

Osmanlı-İran savaşlarının ilk safhası nasıl gerçekleşti?

Seferin yönü, orduyu Hristiyan Gürcü prensliklerine karşı gaza-ganimet duygusuyla şevke getirme arzusu ve lojistik desteğin kolayca temini gibi sebeplerden dolayı İran’a tabi Kafkaslar olarak belirlendi. Osmanlı ordusunun komutası Lala Mustafa Paşa’ya verildi. 1578 yılında Çıldır’da, Özdemiroğlu Osman Paşa’nın gayretleriyle Tokmak Han idaresindeki İran ordusunun mağlup edilmesi Gürcistan kapılarını Osmanlılar’a açtı.

Bu galibiyetten sonra Meshiya Prensi Minuçihr, annesi adına Osmanlı ordugahına gelerek itaatini arz etti. Tiflis’in fethi üzerine önde gelen Gürcü beylerinden Aleksandre Han’ın da bağlılığını bildirmesiyle Gürcistan’daki Osmanlı hakimiyeti pekiştirildi. Koyun Geçidi (Kür) kenarını tutarak Osmanlı ileri hareketini engellemek isteyen Emir Han komutasındaki İran ordusunu mağlup eden Lala Mustafa Paşa Şirvan’a girdi.

Derbend, Bakü, Şemahi gibi önemli şehirler Sünni Şirvanlıların da yardımlarıyla Osmanlı topraklarına katıldı. Mustafa Paşa, kışın yaklaşması üzerine Erzurum’a çekildi. Serdarın geri dönmesinden sonra saldırıya geçen İran ve Gürcü birlikleri ile mücadele, karargahını önce Şemahi’de, buranın Safeviler tarafından alınması üzerine de Derbend’de kuran Özdemiroğlu Osman Paşa tarafından yürütüldü. 1579’da Lala Mustafa Paşa, Kars Kalesi’ni inşa etmeye çalışırken, Anadolu Beylerbeyi Cafer Paşa idaresindeki Osmanlı birlikleri Revan’ı tahrip etti. Hudut kalelerini tamir ettikten sonra Kırım kuvvetleri yetişinceye kadar Kars’ta kalmak isteyen serdar, kışın erken bastırması üzerine Erzurum’a döndü.

Bu dönemde Sokollu Mehmed Paşa, cinayete kurban gitmişti. Lala Mustafa Paşa, Erzurum’dayken serdarlıktan azledildiği ve İstanbul’a çağrıldığı haberini aldı. Genelde batıdaki seferlerde yardımlarına başvurulan Kırım kuvvetleri ilk defa bu savaşlar sırasında İran’a karşı da kullanılmıştır. İran ve Avusturya savaşlarında Osmanlılar’ın artan asker ihtiyacını karşılamak için Kırım kuvvetlerini sürekli seferlere iştirak etmeye zorlamaları, Kırım’ın, Rus ve Kazak saldırılarına karşı açık hale gelmesine sebep olmuş ve bu durum Kırım’da zaman zaman Osmanlı aleyhtarı bir ortam doğurmuştur.

1580 yılında İran serdarlığına tayin edilen Koca Sinan Paşa, yeni bir sefer düzenlemek yerine sınır kalelerini tamir ettirdi ve Gürcüler arasındaki huzursuzlukları ortadan kaldırmaya çalıştı. Daha sonra 1581’de azledilerek İstanbul’a çağrıldı. Osmanlılar’ın, bu tarihlerde şiddetlenen Safevi saldırıları karşısında Kafkaslar’da tutunabilmeleri ancak Özdemiroğlu Osman Paşa’nın üstün gayretleriyle mümkün olabilmiştir. Osmanlılar, 1582’de Kür Irmağı kenarında mağlup oldularsa da ertesi sene Özdemiroğlu Osman Paşa, Meşaleler Savaşı'nda İran’ın önde gelen kumandanlarından İmam Kulu Han’ı yendi.

İran savaşlarının yeni serdarı Ferhad Paşa, aynı tarihlerde Revan’ı fethedip, isyan eden Gürcüleri yeniden itaat altına aldı. İstanbul’un emirlerini yerine getirmede gevşek davranan Kırım Hanı Mehmed Giray’ı cezalandırıp İstanbul’a gelen ve veziriazamlığa getirilip doğuya gönderilen Osman Paşa, 1585’te Tebriz’i ele geçirdi.

Ancak Safevi veliahdı Hamza Mirza ile yaptığı muharebe sırasında eceliyle vefat etti. İkinci defa İran serdarlığına tayin edilen Ferhad Paşa mücadeleyi başarıyla sürdürdü.

İran tahtına 1587 yılında I. Abbas’ın geçmesi de Safeviler için savaşın kaderini değiştirmeye yetmedi. Bağdat ve Şehrizor kuvvetleri güneyde yeni bir cephe açarak Safeviler’i bu taraftan sıkıştırmaya başlamıştı. Osmanlı birlikleri, 1588’de Karadağ’ı fethettiler. Bu arada Osmanlılar’la müttefik olarak hareket eden Özbek hükümdarı Abdullah Han, Herat’ı alıp Horasan’a girmiş ve İran’ı doğudan baskı altına almaya başlamıştı.

Zor durumda kalan Şah Abbas barış istemek zorunda kaldı. Osmanlılar da batıda savaş rüzgarlarının yeniden esmeye başlaması ve ülkedeki bazı çalkantılar nedeniyle artık doğudaki savaşın sona erdirilmesini istiyorlardı. 1590’da İstanbul’da imzalanan Ferhad Paşa Antlaşması ile İran, Osmanlı üstünlüğünü tanıdı.