THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Piri Reis’in haritaları dünyada nasıl bir yankı uyandırdı?

Piri Reis’in birinci haritası 1929 yılında Topkapı Sarayı’nda bulundu. Bulunduktan sonra harita yoğun bir ilgi topladı. İlk olarak bu konuda araştırmalar yapan Alman bilim adamı Kahle’nin çeşitli akademik yayınları oldu. Türkiye’den başta İsmail Hakkı Konyalı olmak üzere bazı Türk yazarlar, haritayı ilk bulanın Kahle değil Türkler olduğunu iddia ettiler. Ancak sarayın kayıtlarının incelenmesinden Piri Reis’in haritasını ilk bulanın Kahle olduğu ortaya çıktı. Daha sonra bu haritalar Türkiye’de tıpkı basım olarak yayınlandı, ancak Batı’nın ilgisi 1956 yılına kadar kayboldu.

1956’da bir Türk amirali bu haritanın tıpkı basımını Washington D.C.’deki U.S. Navy Hydgrophic Ofis’e hediye etti. Burada eski haritalar uzmanı A. H. Mallery tarafından yapılan inceleme sonucunda, Piri Reis’in haritasının güneyindeki çizilmiş yerlerin, Antartika’daki Queen Maud kıyılarının, körfezlerinin ve oraya karşı duran adaların henüz buz kaplamadığı zamana ait harita olduğu sonucuna varıldı.

Bu konuda 26 Ağustos 1956’da Georgetown Üniversitesi’nin düzenlediği bir radyo tartışması yapıldı ve bu tartışmaya katılan kişiler Mallery’in fikrini desteklediler. Bu tartışmayı duyan Prof. Hapdgood, iki oğlu ve 24 öğrencisinden oluşan bir ekip kurarak araştırmalara başladı. Çeşitli kurumlardan birçok gönüllü de onlara yardımcı oldu. Piri Reis’in haritası yanında 18 haritayı daha incelediler ve sonunda 1965’te The Maps of Sea Kings (Eski Deniz
Krallarının Haritaları) isimli bir kitap yayınladılar.

Kitabın genişletilmiş ikinci baskısı da 1979 yılında yapıldı. Bu kitapta yapılan araştırmaların sonucunda tarih öncesi çağlara ait dünyayı kuşatan bir kültürün varlığı ve bu kültürün modern çağa kadar yok olmuş bir teknoloji ile dünyanın haritasını yaptığını belirten delillere ulaşılmıştı. Bu kayıp medeniyet Antartika kıyılarının buzsuz olduğunu ve Kuzey Avrupa’da buz örtüsünün bulunduğunu biliyordu. Bizim keşfettiğimiz zamandan binlerce yıl önce enlem ve boylamları ve küresel trigonometriyi bulmuşlardı. Bu sonuçların ortaya çıkmasını sağlayan haritalar, aynı zamanda yer kabuğunun geçirdiği evrelere ait delilleri de vermekteydi.

Vincent H. Gaddes isimli bir araştırmacı da Amerika yerlilerinin efsane ve gizemlerini içeren American Indian Myths and Mysteries isimli kitabında Piri Reis’in haritaları ile ilgili çeşitli iddialarda bulunmuştu. Piri Reis’in haritası ve ona benzeyen bazı haritalar üzerinde yaptığı incelemeler sonucunda bu haritaların bilinmeyen bir çağda yapılmış haritaların kopyaları olabileceğini ileri sürmüş ve Amerika yerlilerinin efsaneleri ile bazı arkeolojik kalıntıları delil olarak göstermişti.

Prof. Hapdgood’un kitabından esinlenen Allan W. Eckert, konusu Piri Reis’in haritası etrafında geçen The Hap Theory isimli bir roman yazdı. Romanın sonunda dünya yok olmak üzeredir ve felaketten kurtulabilecek birkaç yerden birisi olan Kenya’daki Nqaia şehri ve civarındaki bir depoya Amerika Özgürlük belgesi ve anayasası ile birlikte Piri Reis’in haritası da konulur.

Piri Reis’in haritaları kaybolan Atlantis uygarlığına delil olarak başka yazarlar tarafından da kullanıldı. Harita, meşhur çizgi roman Martin Mystere (Atlantis)’de bile konu edildi. Bu haritalarla ilgili olarak meşhur bilim-kurgu yazarı Eridi Von Daniken’in ise başka fikirleri vardı. “Tanrıların Arabaları” isimli kitabında bu haritaların çizildiği dönemde bilinmeyen birçok yeri gösterdiğini, bu yüzden bu haritaların uzaylılar tarafından yapılmış bir haritadan kopya edildiğini iddia etti.