THY - Orta Avrupa Eylül

II. Selim tahta nasıl çıktı?

Sokollu Mehmet Paşa, Zigetvar’ın çevresindeki kaleleri de fethettirerek biraz daha zaman geçirdi. Amacı Şehzade Selim’in orduya yetişmesini sağlamaktı. Şehzadeye acele etmesi için bir mektup daha gönderdi. Kanuni ölür ölmez Sokollu tarafından Şehzade Selim’e gönderilen Hasan Çavuş isimli haberci 12 gün sonra Kütahya’ya ulaşmıştı. Bu sırada Kütahya dışında Sıçanlı mevkiinde bulunan şehzade, veziriazamın mektubunu aldığında çevresine durumu haber vererek şehre doğru hareket etti. Cuma günü olduğundan camilere haber verilerek Cuma Namazı’nda hutbe II. Selim’in adına okundu.

Şehzade Selim hazırlıklarını tamamlar tamamlamaz 5 bin kişilik maiyetiyle Kütahya’dan yola çıktı. Bir hafta sonra, 29 Eylül 1566 tarihinde İstanbul'a vardı. Gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra Şehzade Selim Üsküdar’dan Topkapı Sarayı’na geçti. Her tarafta toplar atılmış ve şehirde dolaşan tellallar, ''Devir Sultan Selim Han’ındır'' diye taht değişikliğini ilan etmişlerdi.

Üç gün İstanbul’da kalan yeni padişah, Eyüp Sultan ve atalarının türbelerini ziyaret edip, sadakalar dağıttı. Daha sonra ulema ve şehir ileri gelenleri tarafından törenle şehirden uğurlandı. II. Selim, Filibe’ye geldiğinde Sokollu Mehmed Paşa ve vezirler tarafından gönderilen ve acele etmesi istenen üçüncü mektubu aldı. Yorgunluktan adamlarının bir kısmı yollarda kalan II. Selim, veziriazama bir cevap yazarak yolda olduğunu bildirdi.

Bir süre sonra Belgrad’a vardığında Sokollu’ya bir mektup daha gönderdi. Askerin cülus bahşişi meselesi vardı. Orduda yeterli hazine olmadığından asker bu durumu sorun edebilirdi. Bu yüzden veziriazam, II. Selim’e Belgrad’da kalmasını kendilerinin de oraya doğru yola çıktıklarını bildirdi. II. Selim’in yaklaştığı haber alınınca Veziriazam Sokollu Mehmed Paşa, askere maaş dağıttıktan sonra orduyu 20 Ekim 1566’da Zigetvar önünden Belgrad’a doğru hareket ettirmişti.

Kanunî’nin cesedi gömüldüğü yerden çıkarılıp gizlice hazırlanan ceviz tabuta konulmuştu. Tabut arabaya konuldu ve otağ-ı hümayun kaldırıldıktan sonra ordu törenle yola çıktı. Bir süre yol alındıktan sonra veziriazam güvenli topraklara gelindiğini söyleyerek birkaç yüz asker ve saray ağalarını bırakıp askeri padişahın arabasının yanından uzaklaştırdı.

Ardından da emir verdi ve hafızlar Ku’ran okumaya başladı. Hafızların Ku’ran okumasından durumu anlayan padişahın yakın çevresindeki görevliler başlarına siyah sarıklar giydiler. Haber dalga dalga yayıldı. Bütün ordu ağlayıp, dövünüyordu. Öyle bir an oldu ki, asker yürümeyi bıraktı. “Hay Sultan Süleyman Han” diye feryada başladı.

Bunun üzerine Sokollu Mehmed Paşa, askerlerin yanına gidip, “Kardeşler, yoldaşlar niçin yürümezsiniz. Bunca yıllık İslâm padişahını Ku’ran ile uğurlayalım. Gaza ile Macaristan’ı İslâm ülkesi yaptı. Hepimizi ihsanlarıyla besledi. Karşılığı bu mudur ki, cesedini başımız üstünde götürmeyelim. Oğlu Sultan Selim Han padişahımız 17
gündür Belgrad’da sizi bekler. Merhum padişahımız bütün bahşiş ve zamlarınızı ona vasiyet etti. Hafızlar durmayın acımızın devası Ku’ran’dır” diyerek askeri sakinleştirdi.

II. Selim, siyah kaftanla babasının cenazesini karşıladı. Kanunî’nin cenazesinin bulunduğu araba önünde II. Selim ve devlet adamları dualar ettiler. Daha sonra Kanunî’nin tabutu musalla taşına kondu. Burada ikinci defa padişahın cenaze namazı kılındı. Daha sonra Kanunî’nin cenazesi ordudan ayrı bir kafile ile İstanbul’a doğru yola çıkarıldı ve yol boyunca durumu öğrenen halkın ağlamaları ve dualarıyla karşılandı.

Ordu Belgrad’a vardığında veziriazam, II. Selim’e bir tezkire göndererek cülus töreni yapılması gerektiği ve ne şekilde yapacağını haber vermişti. Ancak II. Selim, devlet protokolünden haberi olmayan çevresindeki insanların etkisiyle veziriazamın dediklerine uymadı.

II. Selim’in adamları İstanbul’da cülûs merasiminin yapıldığını, bir defa daha yapılmasının gereksiz olduğunu söylüyorlardı. II. Selim, meydana taht kurulmadan otağ-ı hümayuna girip oturarak padişahlığını ilan etmişti. Taht kurdurmamasının bir sebebi
de askerin cülus bahşişi isteklerini atlatmaktı. Ancak Belgrad’da cülûs töreni yapılmamasını asker kabullenememişti ve ordu içerisinde homurtular çoğalıyordu.

Bir hafta Belgrad’da kalındıktan sonra İstanbul’a doğru yola çıkıldı. İstanbul’a gelindiğinde hala cülûs bahşişi meselesi bir açıklığa kavuşmamıştı. Yol boyunca söylenip duran askerler İstanbul’a girer girmez harekete geçtiler. Padişahın önünde yürüyen askerler dar yerlerde ve yokuşlarda durarak II. Selim’in ilerlemesine engel oldular. Beyazıt’a gelindiği zaman bütün ordu durdu. Yeniçeriler kendilerine nasihat etmek isteyen ağaları Ali Ağa’yı ve onunla birlikte olan bazı vezirleri atlarından düşürdüler. Sokollu Mehmed Paşa, para dağıtarak askerle konuşmaya çalıştıysa da tam bir sonuç alamadı. Sarayın önünü dolduran askerler padişahı içeriye sokmak istemiyor ve cülus kanununu hatırlatıyorlardı. II. Selim, vezirlerin ısrarları sonucu, ''Bütün bahşiş ve zamlarınız verilsin, makbulümdür'' dediği zaman asker yatıştı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın cenazesi, İstanbul’da Şeyhülislâm Ebussuud Efendi tarafından üçüncü defa cenaze namazı kıldırıldıktan sonra Süleymaniye Camii’ndeki türbesinin inşa edilmesi düşünülen yere götürüldü. Türbe henüz yapılmadığı için mezarın üzerine bir çadır kurulmuştu. Kanunî, Mimar Sinan’ın nezaretinde hazırlanan mezarına gömüldü. Böylece bir devir kapanmıştı.