THY - Orta Avrupa Eylül

Yavuz Sultan Selim döneminde Mısır ve Suriye nasıl fethedildi?

Memlük Devleti, Cidde’ye çıkan ve Mekke ile Medine’yi tehdit eden Portekizliler’in ilerleyişini durduramıyordu. Hindistan’dan mal akışı da Portekizliler yüzünden azalmıştı. Bu durum Mısır’ın zenginliğinin sona ermesi demekti. Memlükler, Osmanlı İmparatorluğu ile aralarında gelişen kötü ilişkilerini düzeltip, Portekizlilere karşı yardım almışlardı. Yavuz’un ilk yıllarında da iki devletin ilişkileri iyi durumdaydı. Ancak Memlükler’in Çaldıran Savaşı’ndan sonra Safeviler’le antlaşma yapması ilişkilerin bozulmasına neden oldu. Osmanlılar’ın, Maraş ve civarında hüküm süren Dulkadirli Beyliği’ni ortadan kaldırmaları durumu daha da gerginleştirdi. Memlük hükümdarı Kansu Gavri’nin Dulkadirli Beyliği’nin son beyi Alaüddevle Bey’in oğluna verilmesini istemesi ve İran üzerine yürüyen Osmanlı ordusuna karşı harekete geçmesi, Yavuz’un hedefinin değişmesine sebep oldu.

Osmanlılar zaten Hint ticaret yollarının Portekizliler yüzünden kapanmasından dolayı Memlük topraklarında hakimiyet kurmalarının zorunlu olduğunu anlamışlardı. Memlükler’e karşı harekete geçmeleri için bir kıvılcım gerekiyordu. Onu da Osmanlı İmparatorluğu’nun büyümesinin kendilerinin aleyhine olduğunu anlayan ve bunu bir an önce durdurmak için harekete geçen Kansu Gavri yaktı. 24 Ağustos 1516 tarihinde Halep yakınlarında Mercidabık’ta meydana gelen savaşta hiçbir varlık gösteremeyip, hükümdarlarını kaybeden Memlük ordusu büyük bir hezimete uğradı ve Suriye Osmanlılar’ın eline geçti.

Kansu Gavri’nin son zamanlarında Mısır ve Suriye ahalisinden bazı kimseler ve bazı Memlük emirleri Yavuz’a kendi hükümdarlarını şikayet eden mektuplar göndermişlerdi. Osmanlı idarecileri, bu Memlük beyleri ile temas kurmuşlar ve Mercidabık Savaşı sırasında Halep Emiri Hayır Bey bir grup Memlük ile beraber Osmanlılar’a katılmıştı. Yavuz, Mısır’da hükümdar seçilen Tumanbay’a, Osmanlı İmparatorluğu’na tabi olup, vergi vermek şartıyla Gazze’den itibaren Mısır’ı bırakmayı teklif etti, ancak bu isteği kabul görmedi. Memlükler, Yavuz’un ordusuyla çölü aşmaya cesaret edemeyeceğini düşünüyorlardı. Osmanlılar çölü geçmeye kalktıklarında ise ordularının büyük bir kısmı zayiata uğrayacak ve kalanı da yorgun bir halde yakalanıp yok edilecekti.

Ancak yağan yağmurların da yardımıyla Osmanlı ordusu Sina Çölü’nü rahatlıkla geçti ve Kahire’nin kuzey doğusundaki Ridaniye sahrasında 22 Ocak 1517’de meydana gelen savaşta Memlük kuvvetlerini bir kez daha mağlup etti. Ancak bu mağlubiyete rağmen Tumanbay pes etmedi, Kahire’de sokak savaşlarıyla Osmanlı’ya karşı koymaya çalıştı. Bir taraftan Memlükler her yerde takip edilirken, diğer taraftan da itaat etmiş Memlük emirleri, kadılar ve Abbasi halifesi kullanılarak direnişin kırılmasına çalışıldı. Son Memlük sultanı Tumanbay’ın yakalanıp asılmasının ardından Mısır’da Osmanlı denetimi kurulabildi. Memlükler’e tabi olan Mekke şerifleri de Mısır’ın fethinin ardından Osmanlı hakimiyetini tanıdılar. Böylece İslamiyet’in kutsal toprakları Osmanlılar’ın kontrolü altına girdi.

Suriye ve Mısır’ın ele geçirilmesiyle Osmanlılar, Hindistan ticaret yollarının önemli bir kısmına hakim oldular. Portekizliler’in, Arabistan Yarımadası’nda ilerlemeleri durduruldu ve bu sayede Hindistan’dan mal akışının önemli bir kısmı tekrar Osmanlı ülkesi üzerinden Avrupa’ya yapılmaya başlandı. Bilhassa Mısır’ın fethedilmesi Osmanlılar açısından İstanbul’un fethi kadar önemlidir. Mısır’ın alınmasıyla Hindistan ticareti dolayısıyla, buradan elde edilen gelirler Osmanlı İmparatorluğu’nu ekonomik yönden güçlendirdi. Mısır’ın vergi gelirleri direkt olarak Osmanlı hazinesine gönderilirdi.