THY- Noukşot

Yavuz Sultan Selim İran üzerine neden sefere çıktı?

Yavuz Sultan Selim zamanında Safeviler ile yapılan mücadele tarih kitaplarımızda genellikle Osmanlı-İran mücadeleleri ve mezhep çatışması şeklinde ele alındığından hadise tam olarak anlaşılamamaktadır. Bu dönemde İran’da kurulmuş olan devlet bir Türk devletidir. Üstelik bu devleti kuranlar Anadolu’dan İran’a gelmiş Türkmenler’dir. Anadolu Türkmenleri, Şah İsmail liderliğinde Akkoyunlu Devleti’ni yıkarak Safevi Devleti’ni kurmayı başarmışlardı. Ancak Anadolu’daki Safevi taraftarı Türkmenler’in tamamı değil, bir kısmı İran’a gitmişti. Aşiretlerin bir kısmı Safevi hizmetindeyken kalanları Osmanlı toprakları üzerinde yaşıyorlardı.

Bu Türkmenler’in Safevi Devleti’ne olan gönül bağları ve Şah İsmail’in bunlar arasındaki propaganda faaliyetleri Osmanlı Devleti'ni tehdit etmekteydi. 1511 yılında Şah İsmail’in halifelerinden Şahkulu’nun Türkmenler’le başlattığı isyan güçlükle bastırılabildi. Osmanlı-Safevi çekişmesinin bir sonucu olarak meydana gelen Çaldıran Savaşı’nı tamamen bir mezhep mücadelesi olarak görmek yanlıştır.

Tufan Gündüz, Çaldıran Savaşı’nı karşılıklı bir mezhep mücadelesinden çok, Safeviler tarafından ortadan kaldırılan Akkoyunlu Devleti’nin topraklarına hakim olma mücadelesi, hatta Safeviler’in İpek yolundan Anadolu’ya mal akışını durdurmalarının bir neticesi olarak görmenin daha doğru olduğunu belirtir.

Yavuz, Safeviler üzerine sefere çıkmadan önce dönemin önde gelen din adamları İbn Kemal ve Sarı Gürz’den onlarla savaşmanın meşru olduğuna dair fetva aldı. Safeviler üzerine yürüyen Osmanlı ordusu, Doğu Anadolu’nun coğrafi şartları ve çevrenin iaşe-ikmal açısından Safeviler tarafından elverişsiz hale getirilmesi yüzünden çok zor bir duruma düştü. Yavuz’un sert tedbirleriyle ilerleyen Osmanlı kuvvetleri Çaldıran’da 23 Ağustos 1514’de karşılaştıkları Safeviler’i ateşli silahlarıyla büyük bir mağlubiyete uğrattı. Büyük bir kısmı yok olmasına rağmen Safevi ordusu da son derece sert bir karşılık vererek, Osmanlı askerlerini yıpratmıştı. Şah İsmail, eşini ve hazinesini savaş meydanında bırakarak kaçmak zorunda kalmıştı.

Osmanlılar, kısa sürede Tebriz ve Azerbaycan’ı ele geçirdiler. Yavuz kışı Karabağ’da geçirip, baharda tekrar hareket ederek bütün İran’ı ele geçirmek niyetindeydi. Ancak gerek tabiat şartları, gerekse Safeviler tarafından yıpratılan Osmanlı askerleri sefere devam etmeyi kabul etmediler ve ayaklanarak padişahı Osmanlı topraklarına dönmeye mecbur ettiler.

İran’ın tamamen alınması Yavuz’un hiçbir zaman aklından çıkmadı. Daha sonra Mısır seferi dönüşünde tekrar İran üzerine yürümek için hazırlık yaptırttı, ancak askerlerini bu sefer için ikna edemedi. Çaldıran Savaşı’ndan sonra Doğu-Güneydoğu Anadolu, Tebriz ve Azerbaycan Osmanlılar’ın eline geçti. Safeviler bir süre sonra Tebriz ve Azerbaycan’ı tekrar ele geçirdiler. Anadolu toprakları ise Osmanlı hakimiyetinde kaldı.

Osmanlılar, fethettikleri yerlerde kendi idari organizasyonlarını kurdular. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, Diyarbakır-Erzurum arasında yaşayan Akkoyunlu bakiyesi Türkmenler de bir araya getirilerek, Bozulus adı altında büyük bir Türkmen konfederasyonu oluşturuldu.