Darbenin seyrini değiştirenler

Darbenin seyrini değiştirenler

15 Temmuz hain darbe girişiminin yaşandığı saatlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sesini ekranlardan duyar duymaz çağrısına kulak veren kahraman milletimiz, darbeci hainlerin ayrıntıları daha sonra ortaya çıkacak 'Harekât Yıldırım Planı'na karşı 'Millet Harekâtı'nı devreye soktu. Yalnızca vatanı ve milleti dış tehditlere karşı korumak amacıyla kullanılabilecek tank ve silahları millete ve tercihlerine doğrultan darbecilerin bu ihanetine geçit vermeyen isimsiz kahramanlar, demir yığınlarına karşı yalnızca göğüslerindeki imanı siper etti. 251 kahramanın şehit olduğu darbe girişiminde 2 bin 703 kahraman vatandaşımız da gazilik payesi aldı.

ADANMIŞLIĞIN SİMGESİ: ÖMER HALİSDEMİR

Gösterdiği cesaretle darbe girişiminin seyrini değiştiren kahramanlardan, 15 Temmuz Destanı'nın simgeleşen şehidi astsubay Ömer Halisdemir, Özel Kuvvetler Komutanlığını işgale gelen darbeci Tuğgeneral Semih Terzi'nin Karargâhı ele geçirmesine kahramanca engel oldu. Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'dan aldığı emri tarihin ender kaydettiği bir adanmışlıkla yerine getiren Halisdemir, darbeci generali Karargâhın önünde başından vurarak öldürdü. Darbeci Semih Terzi'nin yanındaki darbeci kuvvet mensubu askerlerce kurşun yağmuruna tutulan Halisdemir kahramanca şehit oldu.

63 BİN BEBEĞE ADI VERİLDİ

Darbe girişiminin sabahında Karargâha gelen Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'nın, darbeciler tarafından 30 kurşunla şehit edilen Halisdemir'in şehadete kavuşmuş bedeni ile karşılaştığında, verdiği emri hayatı pahasına uygulayan şeref timsali askerinin pak alnını minnetle öpmesi, hakiki bir kahramana duyulan saygının en güzel ifadesi oldu. Darbe girişiminin bastırılmasındaki kilit rolü ve gösterdiği büyük cesaretle milletimizin gönlünde taht kuran kahraman Ömer Halisdemir'in adı, iki yılda tam 63 bin bebeğe verildi.

* * *

BABADAN OĞULA KAHRAMANLIK

1993 yılından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte çalışan ve AK Parti'nin kuruluşunda büyük emeği olan reklamcı Erol Olçok, hain darbe girişimi sırasında 16 yaşındaki oğlu Abdullah Tayyip ile birlikte şehit düştü. Altunizade’de ve ardından saldırıların yoğun olduğu 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki direnişe katılan Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip, darbecilerin kurşunlarıyla şehit oldu. 15 Temmuz akşamı darbe girişimini haber alır almaz hemen meydanlara inmek için harekete geçen Erol Olçok, Altunizade’deki evinden çıkmaya hazırlanırken oğlu Abdullah’a, annesi ve kardeşlerinin yanında kalmasını tembihledi. Babasını dinlemeyen Abdullah Tayyip, “Sen nereye ben oraya” diyerek babasıyle birlikte yola çıktı.

"BU VATAN BİZİM, KİMSE ALAMAZ"

Erol Olçok, oğluyla birlike önce Altunizade’ye gitti. Vatandaşlara, “Bu vatan bizim, kimse bu vatanı bizden alamaz. Köprüde sorun büyük arkadaşlar, orayı almamız lazım” sözleriyle cesaret veren Olçok ve oğlu, Boğaziçi Köprüsü'ne doğru yürüyen kalabalığın en önünde yer aldı. Vatandaşlarla birlikte ilerleyen Erol Olçok, köprüdeki askerleri ikna etmeye çalıştı. İkna olmayacaklarını anlayınca oğlu Abdullah’ı daha güvenli bir yere almak isterken darbecilerin açtığı ateşle vuruldu. Babasına yardıma koşan Abdullah Tayyip de zırh delici iki mermiyle vurularak olay yerinde şehit oldu. Hastaneye kaldırılan Erol Olçok burada şehit oldu.

* * *

İSTANBUL'U CANI PAHASINA KORUDU

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında şehit düşen Piyade Kurmay Albay Sait Ertürk, 66. Zırhlı Tugay'da verdiği mücadeleyle kilit rol oynayarak, tugayın darbe girişimine desteğini engelledi. FETÖ'cü hainlerin darbe girişimini duyar duymaz harekete geçerek destan yazanlardan biri olan 3. Kolordu Komutanlığı Başkanı Piyade Kurmay Albay Sait Ertürk oldu. Hain girişim üzerine komutanları ve devreleriyle hemen iletişime geçen Ertürk, evinde arkadaşı Kartaltepe Kışlası Komutanı Piyade Albay Davut Ala ve bir astsubayla buluşarak istişarelerde bulundu. Toplantının ardından Ertürk'ün de iki yıl önce görev yaptığı 66. Zırhlı Tugay Komutanlığının darbeye desteğinin engellenmesine karar verildi.

 İKİ POLİS ÜÇ UZMAN ÇAVUŞLA DESTAN YAZDI

tamamen kendi inisiyatifleriyle, yanlarına aldıkları üç polis ve üç uzman çavuşla tugaya giderek, o kara gecenin en önemli mücadelelerinden birini veren Ertük ve Ala liderliğinde kurulan dörder kişilik iki tim, tankların, silahların ve askerlerin dışarı çıkmasını engelleyerek, tugay içindeki hareketlenmeyi durdurdu. Tugayın darbeye katılımını engelleyen Kurmay Albay Sait Ertürk, tek kurşunla şehit düşerken arkasında 8 ve 18 yaşlarında iki kız çocuğunu ve eşini bıraktı.

'SAİT OLMASAYDI, BUGÜN İSTANBUL YOKTU'

Sait Ertürk'ün eşi Ceylan Ertürk, darbe girişimi gecesi yaşadıklarını, "Televizyonu açtıktan sonra olup biteni görüyor ve bir arkadaşını arıyor. Devre arkadaşı 'Komutanım, emir komuta zinciri dışında cemaat sanırım bir kalkışma yapıyor' diyor" sözleriyle anlattı. Ceylan Ertürk, eşinin şehadeti sonrası aldığı telefonları anlatırken şu ifadeleri kullandı: "Taziye için beni arayan komutanlardan şu ifadeyi kullananlar oldu; 'Sait olmasaydı, bugün İstanbul yoktu.' Tabii ben bunun yanına Davut Albay'ı da ekliyorum"

* * *

'BURASI ÇANAKKALE' DİYEN KAHRAMAN PROFESÖR

15 Temmuz darbe gecesi Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü önündeki direnişe katılan Prof. Dr. İlhan Varank, İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde çatışma yaşandığını öğrenerek direnişe devam etmek için İBB'ye doğru hareket etti. Darbecilerin halkın üzerine ateş açması üzerine etrafındaki insanlara yön veren Varank, "Burası Çanakkale'dir" diye bağırdı. Darbecilerin üzerine yürüyen Varank, hainlerin açtığı ateşle ağır yaralandı. Mücadelesine o halde devam eden Varank, vatandaşlara korkmamalarını ve mücadelete devam etmelerini söyledi. Kaldırıldığı hastane şehit düşen iki çocuk babası Prof. Dr. İlhan Varank'ın cenazesi, çok sevdiği ve sık sık gittiği Şehzadebaşı camiine defnedildi.

HAYATINI EĞİTİME ADAMIŞTI

Hayatını eğitime adamış biri olan Prof. Dr. İlhan Varank, çok küçük yaşlarda hafızlık eğitimi aldı. Necati Bey Eğitim Fakültesi'nden mezun oldu. ABD Ohio State Üniversitesi'nde bilgisayarlı öğretim teknolojileri alanında master yaparak doktorasını tamamladı. Türkiye'de Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde çalışmaya başlayan Varank, Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölüm başkanlığı görevini yürüttü. Varank'ın cenazesi diğer şehitlerin cenaze namazları ile birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, İsmail Kahraman ve Ahmet Davutoğlu’nun da katılımıyla büyük bir kalabalık tarafından Fatih Camii’nde kılındı.