Bir daha yaşanmasın diye

Bir daha yaşanmasın diye

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla meydanlara inen kahraman milletimiz, oylarıyla yönetime getirdikleri liderlerinin sonuna kadar arkasında durdu. 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve dolayısıyla kendi tercihlerine yönelik girişilen ihanete meydanlarda cevap veren her yaştan vatandaş, ülkemiz bölünmesin diye, bir daha asla darbe olmasın diye, hayatlarını hiçe sayarak kahramanca direndi.

62 YAŞINDA DARBEYE KARŞI DİRENDİLER

İradesini hiçe sayanlara karşı canı pahasına ülkesini savunurken yaralanan Rıfat (62) ve Mine Özer (61) çifti de, ilerlemiş yaşlarına rağmen o gece Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne koştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vatandaşlara meydanlara çıkmaları yönündeki çağrısından önce evlerinden ayrıldıklarını belirten Özer, "Beştepe'nin orada saat 01.30 gibi helikopterden açılan ateş sonucu orada bulunan grubumuzun tamamını yere indirdiler. Ölmedik, elhamdülillah sağız ancak moralimiz çok bozuktu. O sırada TRT'yi ele geçirmişlerdi. Hastaneye gittik. Saat 04.00 gibi öğrendik ki ele geçirememişler." dedi.

ABDEST ALARAK EVDEN ÇIKTILAR

Darbe girişimini öğrenir öğrenmez eşiyle abdest alarak sokağa çıktıklarını kaydeden kahraman Rıfat Amca, yaralandıkları anları da büyük bir metanetle anlattı. Darbeci hainler tarafından yaralandıktan sonra direnişe katılan vatandaşlarca hastaneye kaldırılan Özer, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Çok kan kaybediyorduk. Bir halı yıkama atölyesinin minibüsü geldi. Bir kardeşimiz, 12 yaralıyı o arabayla taşıdı. Biz de o arabanın içindeydik. Kucağımda 18 yaşında, 21 yaşında çocuklar vardı. Onlar benim 62 yaşıma kadar edindiğim tecrübe ve bilgiyi bir anda edinmişler, fıtratlarının verdiği temizlikle Allah yolunda canlarını vermekten zerre miktarı tereddüt etmemişlerdi. Orada ve daha sonra hastanede şehitlerimiz oldu."

'GİDERKEN GERÇEKTEN ÖLMEYİ DÜŞÜNDÜK'

Kahraman Mine Anne ise çocuklarıyla helalleşerek eşiyle dışarı çıktıklarını dile getirdi. Gençlere, çocuklara ertesi sabah uyanabilecekleri bir vatan bırakabilmeyi amaçladıklarına dikkati çeken Özer, "Çok erken vurulduk ama çok şükür hepinizin sayesinde çocuklarımızın bugün bir vatanı var. Kapılarını kilitlediklerinde kendilerini güvende hissediyorlar. Giderken gerçekten ölmeyi düşündük." dedi. Özer, darbe teşebbüsünde bulunanların halka ateş açmayacağını, kendilerinin onları ikna edebileceğini düşündüklerini ancak maalesef çok sayıda kişinin şehit edildiğini, yaralandığını belirtti.

ASKERİ İKNA ETMEYE ÇALIŞIRKEN VURULDU

15 Temmuz gecesi darbe girişiminde bulunan askerleri vazgeçirmeye çalıştıklarını söyleyen Özer, o geceyi şu sözlerle anlattı: "Tankların birinin önünde buldum kendimi. O asker çocuğa iltifatlar ediyordum. 'Oğlum sen bizim çocuğumuzsun. Biz seni seviyoruz. Sen bana bunu yapamazsın, ben senin annenim, teyzenim. Gel yavrum suç işleme, yanımızda ol bizim' diye onu ikna edebileceğimi düşünüyordum. Bomboş bakan bir asker vardı tankın içinde. Ben konuşurken diğer tankın üstüne yanımızdaki gençler çıktı. Sonra sağ taraftan, nizamiye kapısından bir emir duydum. Vurulmamızı istiyordu. Aynı anda tepemizden tarandık."

'ÖZGÜRCE DİNİMİZİ YAŞAYACAĞIZ'

Kolundan vurularak yaralandığını aktaran Özer, "Zannediyordum ki sadece kolumdan vuruldum ama öyle olmadığını daha sonra anladık. Midemden bir ameliyat geçirdim. Kolumdan da bir ameliyat

geçirmem söz konusu ama bunların hiç önemi yok. Türkiyemiz dimdik ayakta, insanlarımız ülkesine sahip çıkıyor, Allah'a şükürler olsun. Dinimizi yaşayacağız özgürce. Özgür insanlar olacağız Allah'ın izniyle." diye konuştu. Ülkemizin geleceğine sahip çıkarak meydanlara koşan Özer çifti, hastaneden taburcu edilir edilmez Gölbaşı'ndaki demokrasi nöbetine katıldı.