Soyadını kullanmıyorsan, yazısını da kullanma!..

05 Eylül 2017 Salı

20 Temmuz 2017’de Sözcü yazarı Rahmi Turan’ın “FEDAKÂR BİR DOKTOR” ara başlığını attığı yazısı;

“SÖZCÜ'nün sevilen ekonomi yazarı Murat Muratoğlu'nun 10 yaşında afacan bir oğlu var. Adı; TAN.

Geçtiğimiz pazar günü Bodrum'da bir tekne gezintisi sırasında denize atlamak isterken ayağı kayınca teknenin içine düşen Tan'ın yanağı ile gerdanı arası ciddi biçimde yarıldı. Kan, kan…

(…) Murat Muratoğlu ile eşi Pınar, yavrularını (…) Hastanesi'ne götürdüler.

Gereken tedavi başarıyla yapıldı ama bir de estetik dikiş gerekiyordu. Doktorlar “Bu yarayı plastik cerrahın dikmesi lâzım. Yoksa iz kalır” dediler...” şeklinde sürüp gidiyordu.

*

Turan, yazısında hem bir kazayı haber veriyor, hem de kazazedeye müdahale eden plastik cerraha dolaylı olarak “teşekkür” ediyordu.

Çünkü köşesinde bahsettiği “Sözcü yazarı Murat Muratoğlu” kendi oğlu…

10 yaşındaki kazazede “Tan” ise, öz be öz torunuydu.

Oğlu Murat, babasının “Turan” soyadı yerine “Muratoğlu” müstearıyla yazmayı tercih ettiği için;

Zavallı Rahmi Turan da, oğlunun foyası meydana çıkmasın diye torunu “Tan”dan, “bir tanıdığının çocuğu”ymuş gibi bahsetmek zorunda kalmıştı.

Bir dede için zor bir durum olsa gerek.

Allah kimsenin başına vermesin!..

***

Dün, yazarların yazılarına göz gezdirirken, Murat Muratoğlu’nun,

“Yaz bitiyor saati kalıyor!” başlıklı yazısını görünce aklıma, geçen yıl;

14 Mart 2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı'yla, 30 Ekim 2016’da saatler bir saat geri alınmayarak “Kış saati uygulaması”na son verilmesinin ardından, babası Rahmi Turan’ın bu konu hakkında yazdıkları geldi.

Zira Turan, söz konusu uygulamayı eleştiren birkaç yazı kaleme almıştı.

Ben de tüm o yazıları okuyup, hatta bu konu hakkında bir de Rahmi Turan’ı eleştiren bir yazı yazmıştım.

Bu yüzden, Turan’ın oğlu Murat’ın dünkü yazısı merakımı daha çok celbetti.

İtiraf etmek gerekirse;

Muratoğlu’nun ne yazdığından çok, soyadını kullanmadığı babasının yazılarından bir şeyler araklayıp-araklamadığını merak ediyordum.

Bu düşünceyle, ilk kez Muratoğlu’nun yazısını okumaya karar vermiştim ki, bir de ne göreyim!..

Meğer Murat Efendi, babası Rahmi Turan’ın, özellikle 15 Aralık 2016’da yazdığı “Halka eziyete devam!” başlıklı yazısından bazı cümleleri almış almış, kendi köşesinde kullanmış…

Mesela Rahmi Turan, yazısında;

“Almanya, Fransa, İtalya” gibi ülkelerden bahsetmişti...

Murat da, aynı ülkelerin isimlerini yazısının arasına serpiştirmiş.

*

Rahmi Turan;

“Ağrı Doğubayazıt'tan geçen 45'inci meridyenin, Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinden geçtiği” için “baz alındığını” yazmıştı…

Oğlu Murat da;

“Suudi Arabistan, dolaysıyla Mekke ve Medine ile aynı boylamı” kullandığımızı yazmış.

*

Rahmi Turan;

“Yaz saati uygulaması nedeniyle çocuklarımız kör karanlıkta kalkıp okula gidiyor, çalışma hayatımız da kör karanlıkta başlıyor” diye yakınmıştı.

Murat Muratoğlu(!) da, yazının “plagiary” yani, “aşırma” olduğu anlaşılmasın diye, aynı anlama gelecek;

“okula ve işe gitme hazırlıkları için gereksiz bir saat erken kalkıp, güne başlangıcı zifiri soğuk hale getirmişlerdi” cümlesini kurarak, sözüm ona “özgün” içerik üretmiş.

*

Yazısını babasından arakladığı cümlelerle tamamlayan Murat Muratoğlu, “ekonomi yazarı” olduğu anlaşılsın diye de;

“Bakıyoruz açıklanan verilere, kalıcı yaz saatine geçilmesi nedeniyle elektrik tüketimi azalmadı, aksine geçen senenin aynı dönemine göre arttı. Ortada tasarruf falan yok!” diye, bir de “üfürme” cümle eklemiş.

Hâlbuki kendisi de bal gibi biliyor ki;

Amerikalı politikacı ve fizikçi Benjamin Franklin’in fikir babası olduğu “Yaz-Kış saati uygulaması”ndan şimdiye kadar hiç tasarruf edilmedi.

Hatta,

‘Tufts Üniversitesi’nden Prof. Michael Downing;

“Son 100 yıl içerisinde yapılan saat değişikliğinden 1 kuruş enerji tasarruf edilmediği”ni bilimsel olarak kanıtladı.

Ama dedik ya;

Murat bey bir şeyler eklemeliydi yazısına; doğru olmuş, yanlış olmuş Sözcü okurları için fark eder mi?

O da yalan-yanlış eklemiş işte bir şeyler.

*

Rahmi Turan ile oğlu Murat’ın, Ak Parti’yi hedef alan bu yazılarındaki tek fark ise;  

Turan’ın 30 Ekim 2016’da yürürlüğe giren “yaz saati uygulamasını;”

“AKP'nin gerçek amacı Cumhuriyet'in ilk devrimi olan Aralık 1925 tarihli Takvim ve Saat Devrimi'ni ortadan kaldırmaktır” diyerek, Kemalistleri tahrik aracı olarak kullanırken…

Oğlu Murat Muratoğlu ise;

İhracatçılardan, finans piyasasına kadar birçok kesimin, yurtdışındaki ortak ve müşterileri ile olan mesailerine atıfta bulunarak;

“ülkelerle aramızdaki saat farkı kritik önem taşıyor” diyerek, ekonomik gerekçelere dayandırması.

Muratoğlu’nun bu sözlerinin;

“Erdoğan gitsin de isterse ülke batsın” kafasında olan fanatik Sözcü okurlarını doğrusu pek ilgilendirdiğini sanmıyorum.

*

Ehh!..

Bu durumda Murat Muratoğlu’na sormak lazım;

Madem yanlış da olsa, “fikir” olarak okurlarına vereceğin bir şey yok, ne diye babanın yazılarından aşırdıklarınla köşe işgal ediyorsun be adam?..

Hadi; babanın yazdıklarını önemsiyorsun da bu yüzden paylaşıyorsun, diyelim…

Peki,

Rahmi Turan’ın köşesinden boca ettiği “kirli fikir”ler, soyadından daha mı kıymetli?

*

Ne diyorum biliyor musun?

En iyisi gel sen bu yazı sevdasından vazgeç..

Ya da, “illa yazacağım” diyorsan;

Bari bir ayağı çukurda olan baban Rahmi Turan’ın soyadını kullan da öyle yaz.

Hiç olmazsa adam(!)cağız, kendi köşesinde, torunundan ve gelininden “el” diye bahsetmesin..

Biz de durup dururken, nefret ettiğimiz birine merhamet duymak zorunda kalmayalım…

  • AhmetAhmet2 ay önce
    Sizden farklı yazılar bekiıyoruz