Sizönce “paranın kaynağı”nı cuntacılara soracaktınız!..

16 Aralık 2017 Cumartesi

12 Eylül 1980 darbesinin “cuntacıbaşı”larından biri olan, dönemin Hava Kuvvetleri KomutanıTahsin Şahinkaya;

TIME dergisi tarafından “dünyanın en zengin 22 generalinden biri”,“Ortadoğu'nun ise en zengin generali” seçilmişti.

Dile kolay!

“20 milyon dolar”lık kişisel serveti vardı.

Servetini;

“F-16 savaş uçaklarının alımında yolsuzluk” yaparak elde ettiği söyleniyordu.  Söylentiyi doğrulayan ise, bizatihi;

 F-16 savaş uçaklarının üreticisi Amerikalı Martin Lockheed firmasıydı.

Buna rağmen, Şahinkaya “yolsuzluk”tan hiçbir zaman yargılanmadı.

12 Eylül’den yaklaşık 30 yıl sonra hâkim karşısına çıktığında ise, yalnızca “darbecilik”ten yargılandı.

“Müebbet” hapis cezasına çarptırıldı. Rütbeleri sökülerek, “orgeneral”likten, “er”liğe düşürüldü.

2012’de, yargılandığı mahkemede, aylık gelirinin 6 bin 800 TL olduğunu iddia etti.

Bu cevabı “ikna edici” bulmayan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine, MASAK; Şahinkaya’nın mal varlığını araştırdı.

Mahkeme heyeti haklı çıkmıştı…

Şahinkaya’nın; dava başlamadan önce banka hesaplarından para transferleri yaptığı belirlendi.

Şahinkaya;

9 Temmuz 2015’te, hesabını vermediği büyük bir yükle bu dünyadan göç etti.

Yaşadığı 90 yıllık hayatı boyunca bir insan evladı karşısına çıkıp da;

“servetinin kaynağı nereden geliyor?” diye soramadığı için,

20 milyon dolarlık servetin hesabı mahşere kalmış oldu.

***

Oramiral Güven Erkaya!..

Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı

“İrtica”(!)yı, PKK’dan tehlikeli görerek, MGK’da;

“Türkiye'nin en önemli ve birinci öncelikli sorunu” olarak kabul ettiren isim.

1996’da,

Başbakan merhum Necmettin Erbakan’ın “YAŞ üyeleri”ne verdiği yemekte, menüde olmamasına rağmen dışarıdan getirttiği rakıyı içerek hafızalara kazındı.

28 Şubat sürecinde;

İstanbul’un en lüks semtleri olan Akatlar, Ulus, Ortaköy ve Etiler’de her birinin piyasa değeri “1 milyon TL” ile “3 milyon TL” arasında değişen 9 lüks daire satın aldı.

Bu dairelerin toplam değeri “20 milyon lira” civarındaydı.

Bu dokuz daireyi nasıl aldığını, kendisi de bir türlü açıklayamadı. “Maaşımla aldım” diyebilmesi için,yaklaşık 240 yıl hiç para harcamadan çalışması gerektiğini kendisi de pekala biliyordu.

Öldüğünde, varisleri;

Sırf “Hakkımızı helal etmiyoruz” dedi diye, Abdurrahman Dilipak ağabeyin, 30 yıllık gazetecilik birikimiyle aldığı evini de gasp ederek daire sayısını 10’a çıkardılar.

Bugün ortalıkta gazeteci(!) diye geçinen “kartelozlar”ın tümü, o dönem “postal yalamak”la meşgul olduklarından, biri de çıkıp;

“Paşam, 20 milyon çok para!.. O dairelerin general maaşıyla alınamayacağını hepimiz biliyoruz. İyisi mi sen kaynağını açıkla” demedi!..

Diyemedi…

Güven Erkaya’da, tıpkı Tahsin Şahinkaya gibi, servetinin hesabını mahşere havale edip, 24 Haziran 2000’de bu dünyadan göç etti.

**

Derken…

Devran döndü, o günler geçmişte kaldı!..

Dün, “postal” yalamaktan dilleri sapsarı kesilenler, bugün bakıyoruz ki; paşalara hesap sorar hale gelmişler.

Cumhuriyet paçavrası, 13 Aralık’ta “Laiklik için kritik gün” başlığını kullandığı birinci sayfasında, güya;

AYM’nin; Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin “siyasetle ilgilenmesi yasağı”nı görüşeceğini manşete çekmişti. Fakat mahut manşetin altında;

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın fotoğrafını da kullanarak verdiği “cami yaptırma” haberiyle,

Genelkurmay Başkanı”nı “laiklik” ilkesini ihlal etmekle itham ediyor, adeta aba altından sopa gösteriyordu.

*

Benzer gazetelerde mevzilenen bazı uyanık kalemşorlar ise;

akıllarınca, Hulusi Akar’a; “cami yerine okul yaptırsaydın” diyerek, “o zaman parasının kaynağını merak etmeyecekleri” imasında bulunmuşlar.

*

Hele içlerinde bir isim vardı ki, o;

Direkt Hulusi Akar’ı “hedefe oturtmuş.”

Daha birkaç gün önce, “beni özleyin anacım” diyerek, sözümona yazarlığa(!)  veda eden, üstünden bir ay bile geçmeden yeniden yazmaya başlayan bu “karanlık tip”;

Sanki F-16 ihalesinden aşırdığı paralarla “Ortadoğu’nun en zengin generali” payesiyle, Maksim Gazinosu’nda servetini “har vurup harman savuran” Tahsin Şahinkaya’ya, “parasının kaynağı”nı sormuş da…

Ya da;

Dokuz daireyi, 20 Milyon TL gibi astronomik bir rakam ödeyerek satın alabilmesi için 240 yıl çalışması gereken Güven Erkaya için tek satır yazmış da…

Kalkmış;

Tevbe Suresinin 18. Ayetinde bahsedilen;

“Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder” müjdesine belki de Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk kez nail olacak bir Genelkurmay Başkanı’na, camiye bağışladığı şahsi “parasının kaynağı”nı soruyor..

Kaynağını sorduğu para da, öyle 20 Milyon dolar, yada 9 lüks daire bedeli de değil ha!..

Hepi topu 5-6 adet orgeneral maaşına denk gelen mütevazı bir meblağ.

Yani öyle ahım şahım bir rakam değil.

Fakat, sayın(!) yazar;

Mevzubahis paranın miktarını dahi araştırma ihtiyacı hissetmeden, doğrudan Genelkurmay Başkanı Akar’a hesap sorma cesaretini kendinde görebiliyor.

Kimileri, yazarların bu tavrını “küstahlık” olarak görebilir…

Şahsen ben, böyle ikircikli davranmasalardı, bu eleştirileri gazetecilik mesleği sınırları içinde gayet doğal karşılardım.

Fakat,darbeciler karşısında dut yemiş bülbüle dönenlerin, Hulusi Akar’a böyle insafsızca saldırmalarını asla mazur görmüyorum..

Hele bir de konu, Genelkurmay Başkanı’nın kendi parasıyla cami inşasına katkıda bulunması ise, kimse benden anlayışlı olmamı beklemesin.

*

Sonuç olarak;

“Cuntalar” döneminde brifingden brifinge koşan, postal yalamaktan dilleri aşınan, emir almaktan birer “sallabaş”a dönen bu tiplerin, geçmişte milletin parasını amuduyla götürenler karşında sessiz kalıp…

Bugün ise, kendi birikimlerini cami yapımına bağışlayan bir genelkurmay başkanına hesap sormaya kalkıştıklarını gördüğümde…

İçimden bunlara karşı kocaman bir “hösstttt” demek geçtiğini itiraf etmeliyim..

Sahi!

Daha dün, milyon dolarlık servetleri olan “cuntacılar” karşısında sus-pus olanların, bugün resmen “gemi azıya alıp” milletin evlatlarına hesap sormaya kalkışmasına, siz olsanız “höst” değil de ne dersiniz?

YORUM YAZ

  • Iphone’den gönderildiIphone’den gönderildi4 ay önce
    Yazının sonu m.y vari olsa da güzel yazı. Seni gazetede görmekte nasip olur inşallah. Böyle araştırmacı bir yazarı neden hala gazeteye almıyorlar anlamıyorum.....