Senden âlâ “topal ördek” mi var, şaşkın?!..

07 Ekim 2017 Cumartesi

Geçtiğimiz hafta sonu Turkcell’in geleneksel hale getirdiği ve bu yıl “Barış” temasıyla üçüncüsü düzenlenen “Turkcell Gelibolu Maratonu” için Çanakkale’deydim.

Katılımcı sayısı her yıl katlanarak artan ve ileride Türkiye’nin en anlamlı organizasyonlarından biri olacağını şimdiden ispatlayan bu maratonda;

Dedelerimizin yedi düvele karşı “Allah Allah” nidalarıyla çarpıştığı o mübarek topraklarda hem koşma hem de şehitlerin ruhlarına birer Fatiha okuma imkânı buluyorsunuz.

Bu yüzden gelecek yıl dördüncüsü düzenlenecek maraton için şimdiden hazırlıklara başlamanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

*

Üzülerek ve utanarak ifade etmeliyim ki, ilk kez bu maraton vesilesiyle Çanakkale’ye gitme fırsatım oldu. Ecdadımızın kanlarıyla yoğrulmuş o mübarek toprakları bu zamana kadar ziyaret etmemiş olmanın ne kadar utanç verici bir durum olduğunu bizzat yaşayarak öğrenmiş oldum.

*

Eceabat’tan vapurla Çanakkale’ye geçerken;

Boğazın eşsiz manzarası, Kilitbahir Kalesi ve  devasa “Dur Yolcu Anıtı” arasında süzülürken, büyülü bir dünyada yolculuk yapıyor hissine kapılıyorsunuz.

Fakat vapur Çanakkale limanına yaklaşıp şehir merkezine adım attığınız anda o büyülü manzara yerini nahoş, gözlere rahatsızlık veren bir görüntü kirliliğine bırakıyor.

Çanakkale, Türkiye’deki değişime ayak uyduramamış alelade bir şehir. Kaldırımları ve yolları resmen dökülüyor.

Şehir merkezindeki hayli uzun gezimizde gözüme ilişen modern birkaç binadan birinin üzerinde ise geçtiğimiz hafta kenti ziyaret eden Başbakan Binali Yıldırımın devasa bir portresi vardı.

Belli ki, oraya Ak Parti’nin eli değmişti.

*

Tabi bir de, üzülerek ifade etmeliyim ki;

“Keşke gitmeseydim de o rezillikleri görmeseydim” dediğim anlar da oldu.

Zira,

Tarihi yarımadada baktığım her bir karış toprakta, en az bir şehidin yattığını bilmek beni nasıl tarifi imkansız duygulara sevk ediyorsa…

Boğazın diğer yakasında, Çanakkale’de, baktığım her masada bir rakı şişesiyle karşılaşmak beni o derecede bir üzüntüye sevk etti.

Merhum Mehmet Akif’in;

“Bedr’in Aslanları” dediği Mehmetçik’in kanlarıyla hayat verdiği o toprakların rakı şişesinin gölgesine hapsedilmesi inanılmaz derecede acı vericiydi.

*

Bugünkü yazıda, işte o rakı şişelerinin gölgesinden bu ülkenin asli unsurlarına hakaret eden bir zavallıdan, Çanakkale’nin CHP’li “küfürbaz” başkanından bahsetmek istiyorum.

3 Kasım 2002 seçimlerinde milletvekili olmak için görevinden ayrılan dönemin belediye başkanı İsmail Özay'ın yerine, meclis üyelerinin oyu ile gelen ve deyim yerindeyse başkanlık makamına adeta “kazık çakan” Ülgür Gökhan, 15 yıldır Çanakkale’ye tabir caizse bir çivi bile çakmamış.

İdeolojik saiklerle kemikleşen oylar, hizmetin kalitesini ve yeterliliğini sorgulamayan seçmenler yüzünden, Çanakkale resmen “Ülgür Gökhan’ın Çiftliği”ne dönmüş.

Tamam!..

Çanakkale domatesiyle, şeftalisiyle ünlü olabilir ama bu şehrin “modern bir köy” görünümünde olmasını gerektirmez.

Şehitlikler ve Anzak mezarları yüzünden turizm potansiyeli yüksek olan bir şehrin bu aleladeliği karşısında resmen sükûtu hayale uğradım.

*

“Turizm potansiyeli” başkan Gökhan’ın da dikkatini çekmiş olmalı ki;

Bir ara “Aynalı Çarşı” ve “Truva Atı”na asılarak turizmi geliştirmeye çalışmış.

Fakat asıldığıyla kala kalmış öylece.

*

CHP’li başkanın 15 yıllık icraatlarını bir çırpıda saymak mümkün:

Kent çöplüğü için orman talanı…

Bu yıl 54.’sü geride kalan “Uluslararası Troia Festivali”ni her yıl düzenleme becerisi…

Başkanın eşi Hale Gökhan’ın,  tarihi savaş toplarını “dantel”lerle örtmesi.

(Ki, Başkan Gökhan; sözü geçen etkinlikte, savaşta kullanılan bir topun üzerine kendi elleriyle dantel koyarak; “Çanakkale’nin ayıbını örttük” demiş ve bir skandala imza atmıştır)

Bir de;

Eski Müftü Cevat Altun'un cami inşa edilmesini önerdiği İskele Meydanı'nda, başkan Ülgür Gökhan’ın, bir Protestan kilisesi inşa etmek istemesi..

*

İnşaa” demişken;

Çanakkale’nin CHP’li Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ile aralarında bazı belediye meclisi üyelerinin de bulunduğu 39 kişi hakkında “imar”la alakalı dava açıldığını belirtmekte fayda var.

*

“Peki, başka ne yapmış?” derseniz…

Kültür-sanat, kıl-tüy icraatlar.

Tipik “CHP belediyeciliği” işte!..

Kaldırımları, yolları ihmal eden CHP’li Ülgür Gökhan;

“Homeros ödülü, Troia Festivali, Protestan Kilisesi, barajı aşan HDP için şükür pilavı, Newroz kutlamaları”  derken, 15 yılı geride bırakmış.

*

CHP’li Gökhan’ın, HDP ile iltisakı bununla kalsa iyi…

Gökhan, 2011’de Sur Belediyesi ile “Kardeşlik Protokolü” imzalamış ve sonuna kadar da imzasının arkasında durmuş.

Öyle ki;

HDP’li Sur Belediyesine PKK ile iltisakından dolayı  “kayyum” atanmasını sert bir şekilde eleştirmiş ve "Kayyum muhatabımız değildir. Kayyumlar demokrasilerde halkı temsil edemez. Biz kayyumlarla kardeş falan olmayız" diyerek, her gün “Mehmetçik”lerimizi şehit eden PKK’nın siyasi uzantısının temsilcileri ile imzaladığı “Kardeşlik Protokolü”nün arkasında olduğunu ispatlamış.

*

Hazır söz dönüp-dolanıp HDPKK’ya geldi, şu notu da belirtmeden geçmeyeyim.

Efendim!

2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Eroğan;

“Alman Vakfı, BDP ile CHP’li belediyelere para veriyor. Bu para PKK’ya gidiyor” demişti.

Türkiye’de o kadar CHP’li belediye başkanı varken, Erdoğan’ın sözlerinden gocunup açıklama yapan kim oldu dersiniz?

Tabii ki;

Ülgür Gökhan!..

***

Esasında, bu yılın başında Çanakkale’de yaşanan ve 100’ü aşkın ailenin zarar gördüğü depremde AFAD ve Kızılay gece gündüz demeden yaraları sararken, CHP’li Ülgür Gökhan “sırra kadem basmış ve ortadan kaybolmuştu.

Fakat ortaya bir çıktı pir çıktı.

CHP’li Gökhan;

Belediye Meclisi toplantısında söz alan AK Parti Grubu Başkanvekili Tülay Ömercioğlu’nun konuşmasına müsaade etmek şöyle dursun, hakaret üstüne hakaret yağdırdı. Bir hanımefendiye karşı sergilenmeyecek ne kadar küstahça tavır varsa hepsini teker teker sergiledi.

Benim, Ülgür Gökhan’ın en çok takıldığım sözü;

“Biz Çanakkale’de iktidarız. Topal ördek olan sizsiniz.” sözü oldu.

Kılıçdaroğlu’nun “sözde adalet yürüyüşü” sırasında 4 tırnağını kaybetmiş, sırt üstü gömleğiyle yatarken çekilmiş fotoğrafı yayınlandığı şu günlerde;

Ülgür Gökhan’ın,

Amerikalıların ve İngilizlerin;

Siyaseten topallayan, aldıkları hezimetler nedeniyle siyaset sahnesinden ayrılmak üzere olanlar için kullandıkları “Topal ördek” yani “Lame duck” benzetmesini kullanması oldukça manidar.

*

CHP’li Ülgür Gökhan;

“topal ördek” benzetmesiyle, yerel seçimler öncesi üzerindeki “metal yorgunluğu” atıp 2019 yılı için yeni bir zaferin hazırlığını yapan Ak Parti’deki istifaları ima ediyor etmesine de, “kazın ayağı”nın öyle olmadığını kendisi de pekiyi biliyor.

Zira Türk siyasetinde bir “topal ördek”ten bahsetmek gerekirse, kuşkusuz o girdiği bütün seçimleri kazanmış ve CHP’yi “yenmiş de yenmiş” bir Ak Parti değil…

Yenilmeye doyamayan CHP’dir.

Fakat bir lafa bakıyorsun bir de adama…

Pardon, “adam” fazla oldu sanki!..

*

Bakın “kaz ayağı” dedim de aklıma geldi:

Ak Partililere “topal ördek” diyen CHP’li Gökhan, anladığım kadarıyla “kanatlı”lar konusunda uzman.

Yok, yanlış anladınız…

İçip, içip uçtuklarını sananları kastetmiyorum.

CHP’li başkan, başı ne zaman sıkışsa ismini bir kanatlıdan alan “kaz dağları”ndan medet ummasıyla meşhurmuş.

Hemen her yıl düzenli olarak;

“Kaz dağlarının eteklerinde altın madeni açılacak” teranesini tekrar ediyormuş!..

CHP’li başkanın, Çanakkale halkını “kaz yerine” koyup her yıl tekrar ettiği bu iftira o kadar etkili olmuş ki,

Ülgür Gökhan “sıfır hizmet”e rağmen ”En Başarılı Belediye Başkan”ları sıralamasına girmeyi başarmış.

İnanılır şey değil!

*

Tüm bunları alt alta sıraladığımızda;

Doğru dürüst çalışmayan, deyim yerindeyse Çanakkale’ye 15 yıldır çivi dahi çakmayan bir belediye başkanı, girdiği her seçimde oyunu artırıyorsa…

Kusura bakmayın ama bu başkan;

Milleti hem “kaz” hem de “topal ördek” yerine koyar.

İtiraz edene de kameraların önünde kalayı basar…

*

Bu ayıbı temizlemek, bu had bilmeze haddini bildirmek, Çanakkale halkının boynunun borcu olmuştur. 15 yıldır başkanlık koltuğuna çöreklenmiş, her önüne gelene hakaret eden bu “küfürbaz”a öyle bir ders verin ki;

“şaşkın ördek” gibi Çanakkale Boğazının sularında yüzsün. Bundan sonra millete hakaret etmeyi aklından geçirenler de bu sayede ondan ibret alsın!..

  • LbxLbx1 ay önce
    Maalesef memleketim ç.kalede bu adama hala oy veriyorlar. Oysa ak partiden bir isim bld. bsk. olsaydı c.kale simdi super guzel olmustu. Ayrica hdp liler icin pilav dagitan bir insanin hala gerine gerine ortalarda dolasmasi halkin sucudur. İnsanlarda biraz vatanseverlik duygusu olmasi lazim dinsiz vede laik olsalar bile.