Heykel

15 Eylül 2017 Cuma

“Heykel; sanatkârın sanat dehasıyla yoğrulduğu zaman akan su, kabaran deniz, bitmeyen çağdır. Emellerin dirildiği, güzellerin vurulduğu, şahikaya erildiği dem. Şiir gibi asırların kulağına akseder, şarkı gibi nesilleri mest eder.

Bir taşın kıvrımında bin arzu yatar, bin sevdayı bir büklüm hatırlatır. Bir nakış, geçmişin özlemini gönüle işler, bir dalga tarihten neler uyandırır, ne seziler? İnsan, heykelde biraz ölmezlik ister; nesilden nesle kalan bir devam nişanesi.

Heykel bu; Sanat dehasıyla göklere açılmış el. Donmuş fakat çok canlı bir ahenk fıskiyesi.

Heykel bu;

güzelin ve güzellik aşkının rumuzu. Ezel ve ebed sevdasının bir mermer parçasında, bir tunç dalgasında şahlanışı.

Heykel;

çağları aşan bir sanat vaveylası, fani insanın ölümsüzlüğe hasreti.

Heykel bu;

insanları delalete süren bir kırbaç değil.

Heykel;

 putlaştırılan taş değil.

Heykel;

Vicdanlara dikilmiş baş değil.

Heykel;

her köşe başına, her meydan her menfeze rekzolunmuş aç değil.

Heykel;

ubudiyet sebebi.

Heykel;

israf sebebi.

Heykel;

dalkavukluk sebebi.

Heykel;

nesilleri şaşırtmaca sebebi değil.

Heykel;

insanların putlaştırılması değil.

Heykel;

aç vatan çocuklarının, ayıp yerlerini örtmekten aciz zavallıların kemikleri üzerine dikilmiş, her görüşte vicdanları sızlatan değil.

Heykel;

her cıvık, cılk elin millet kesesini, millet terini, millet vicdanını kurban edeceği tepegöz değil.”

*

Bundan tam 65 yıl önce, Sabri Baki İslamtürk böyle tarif etmişti “heykel”i.

“İslamcılar sanattan anlamaz” diyen “Solaklar”a inat yüceltmişti “sanat” eseri olan heykeli..

İslamtürk’e göre heykel;

“Her kıvrımında geçmişin özlemini gönüle işleyen, biraz ezel, biraz da ebed sevdasıydı. Kısacası sanattı heykel.”

*

Heykeli böyle anlamayanlar için de bir öneride bulunmuş:

“Heykel dikmek, dalkavukluk etmek, istediğine tapınmak… Bunlar sahiplerine ait, isteyen evinin bahçesine, taraçasına, damına, bacasına, her köşesine diker” demişti, İslamtürk:

*

Sabri Baki’nin bu uyarısını o devirde dikkate alan olmuş mudur? bilinmez ama

son günlerde yaşanan bazı hadiseler, bir takım Ak Partililerin bu öneriden bihaber olduğunu ortaya koydu.

Öyle ki;

Kuvvetle muhtemel belediye bütçesinden yaptıkları harcamalarla, sağa sola Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın heykellerini, masklarını diker oldular.

Sağ olsun!

Cumhurbaşkanımız bu hastalık ilerlemeden anında olaya müdahale etti ve heykellerinin yaptırılmasını yasakladı.

Bu hataya düşenleri de;

“Bundan sonra lütfen bu yanlışlara tevessül etmesinler. Heykel değil hizmete yönelik eserleri diksinler” diyerek, net ifadelerle uyardı.

Sultan Abdülaziz’in 1872’de yaptırdığı ve kendisini at üstünde tasvir eden ilk ve tek bronz heykelini saymazsak, üç kıtada 623 yıl hüküm süren ecdadımız heykele tevessül etmemişken, Erdoğan’ın böyle bir arzu içinde olması beklenmezdi zaten.

*

Fransız sosyolog Gustave Le Bon, “Kitleler Psikolojisi” kitabında;

Roma’nın ilk imparatoru olan ve “triumvira” denilen üçlü askeri diktatörlüğü kuran İmparator Augustus hakkında;

“Romalılar, imparator Augustus için Lyon şehrinde bir mabet inşa ettiler. (…) Hükümdara yalnız nedimler değil tüm Roma tapıyordu” der.

Le Bon, 1900’den sonra bu durumun değiştiğini;

“Bugün ruhları fethedenlerin mabetleri yoktur fakat heykelleri, resimleri vardır” diyerek, günümüzde heykellerin liderlere “ülûhiyet” atfetme aracı haline geldiğini belirtmiştir.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan; heykellerini dikenler hakkında yaptığı bu açıklamayla, bir nevi kendisine “kutsiyet” ve “ülûhiyet” atfedilmesinin de önüne geçmiş oldu.

“Ölmezlik nişanesi” olarak heykele tevessül eden sevenlerine ise;

sık sık tekrar ettiği “yiğit ölür kalır eseri” atasözünü söylerken ne kadar samimi olduğunu bir kez daha ispat edercesine;

“Heykel değil hizmete yönelik eserleri diksinler” diyerek yol göstermiş oldu.

Ümidim o dur ki;

Böylece Ak Partililer için heykel bahsi bir daha açılmamak üzere kapanmış oldu.

***

 

Dilerseniz yazıyı merhum Mehmet Akif’in heykel ilgili bir dörtlüğüyle noktalayalım:

Mezara, heykele ait bütün bu velveleler.

Bekân için mi hakikat? Meramın oysa, heder!..

Evet, bütün beşerin hakkıdır beka emeli,

Fakat bu hakkı ne taştan, ne leşten istemeli!

  • Iphoneden gönderildiIphoneden gönderildi2 ay önce
    Sizi okumuyorum ama yorum yazıyorum. Buda Benim bi özelliğim.