THY- Euroleague

Güya 2017 “Türk Dili Yılı” ilan edilmişti!..

25 Kasım 2017 Cumartesi

2017, "Türk Dili Yılı" ilan edilmişti ama resmen “Atatürk yılı” oldu.

Rasyonel bir izahını bulamasam da, Ak Partinin “Mustafa Kemal”i sahiplenmesi.. Bu anlaşılmaz ilginin, başta Kılıçdaroğlu olmak üzere tüm “Kemalistler”i mutlu etmesi..

Buradan aldıkları gazla, “çaya-çorbaya limon” dercesine, tüm problemlerin çözümünü Atatürk’te görenlerin türemesi…

2016, 10 Kasım’ında, saat 9’u 5 geçe yayıla yayıla oturanların, bu yıl saygı duruşuna geçeceğini bir hafta önceden ilan etmesi…

Daha da ileri giderek;

“Suudi kardeşim gün gelecek Atatürk’e de döneceksin” diyenin de çıktığı acayip bir yıl oldu 2017.

*

2017’nin bitmesine iki aydan az bir süre kalsa da; “Atatürk” ismiyle daha çok karşılaşacağımız kesin.

Zira Kemalistler,

“Mustafa Kemal” ismiyle Ak Parti’ye ayar vermeye bir türlü doyamadılar.

Dün gazetelere göz gezdirirken, yine Atatürk ismini bolca kullandıklarını ve bu vesileyle de Ak Parti’ye ayar çekmeye çalıştıklarını gördüm.

Tabi bu gayretkeşlik, komik sahnelerin çıkmasına da neden olmuyor değil hani..

Mesela,

Gezmediği gazete,  kovulmadığı camia kalmayan “fırıldak” lakaplı yazarın, dünkü yazısına;

 “İnşaat Cumhuriyeti Yıkılırken” başlığını münasip görmesi,

Aynı gün, her türlü fitnenin “Sözcü”lüğünü yapan gazetenin ise, tesadüfen;

“Atatürk bu ülkenin çimentosudur” manşetiyle çıkması…

İnşaat Sektörü”nün önümüzdeki yılda da, çok konuşulacağının habercisi gibiydi..

***

Esasında;

Mustafa Kemal’e karşı bu tür abartılı bir sevgi(!) ile ilk kez karşılaşmıyoruz.

Bu durumun bir benzerini tam 20 yıl önce yaşamıştı Türkiye..

1997’de, “TIME” dergisinin düzenlediği “Yüzyılın Adamı” anketini, Kemalistler o kadar abartmışlardı ki;

Başta İstanbul, Ankara ve Diyarbakır olmak üzere, tüm yurtta anket seferberliği yaşanmış, kampanya üzerine kampanya düzenlenmişti.

O meşum “28 Şubat Post Modern Darbesi”nin, “ekonomik krizler”in yaşandığı,

İrtica”nın “en büyük tehdit” olarak görüldüğü süreçte,

Kemalist ağabeyler; alelade bir anketi abarttıkça abartmışlardı.

İnternete erişimin günümüzdeki kadar kolay olmaması nedeniyle il merkezlerinde bulunan Kültür Saraylarına bilgisayarlar yerleştirilerek, adeta Atatürk için “oy kullanma seferberliği” başlatılmıştı.

Herkes TIME’ın anketini konuşuyor, resmen Anadolu'dan Atatürk’e oy yağıyordu.

*

Aslında, anketin amacı:

“20. yüzyıla damgasını vurmuş en önemli 100 şahsiyet”i belirlemekti. Atatürk de bu yüz kişiden yalnızca biriydi. Ayrıca, geride belirlenecek 99 isim daha olmasına rağmen, tüm Türkiye yalnızca “Mustafa Kemal” ismine odaklanmıştı.

Oylar kullanıldıkça kullanıldı.

O günün kısıtlı imkanlarına rağmen Atatürk, “1.2 milyon oy” alarak ikinci oldu.

Listede ismi geçen adaylar tek, en fazla iki kategoride yarışırken..

Mustafa Kemal’e;

Hem ‘‘Askerler ve Devlet Adamları’’

Hem ‘‘Kahramanlar’’

Hem ‘‘İşadamları’’

Hem ‘‘Bilim adamları’’

Hem “Sanatçılar”

Hem “Girişimciler”

Hem de “Macera adamları” listelerinden oy çıkmıştı.

Hani;

FETÖ soruşturmasında yaşanan görevden almalar nedeniyle, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İhsan Günaydın’ın 5 fakültenin dekanlık görevini tek başına yürütmek zorunda kalması gibi..

Mustafa Kemal de, tüm kategorilerde “Türkiye’nin tek aday”ı olarak yer almıştı, listelerde…

*

Resmen dünyaya rezil olmuştuk.

Bir kişi aynı anda hem “Devlet adamı” hem “İşadamı” hem “Sanatçı” hem de “Maceracı” olarak aday gösterilmişti.

Kemalistlerin bu rezalete bahane üretmesi zor olmadı.

“Ne de olsa halk cahildi.”

Gazete ve Tv’lerden “ankete katılın” çağrısı yapanlar..

Her köşe başına internete bağlı bilgisayarlar yerleştirip, vatandaşları oy kullanmaya zorlayanlar,  böyle olacağını nereden bilebilirdi ki?

*

Velhasıl!

Aylar süren oylamanın sonucunda Atatürk, “en yüksek oyu alanikinci kişi” olmasına rağmen, daha önce iki kez kapağında yer aldığı “TIME”ın;

‘‘Liderler ve Devrimciler’’ listesinin ilk 20'sine dahi giremedi.

TIME Dergisinin Yazı İşleri Müdürü Müdürü Joshua Ramo; “Atatürk'ü yalnızca din reformu açısından değerlendirdiklerini..”

“Atatürk yerine aynı kategoride yarışan, Humeyni'yi seçtiklerini” söyleyerek…

“Laiklik”ten ödün vermeyen yurdum Kemalistlerine ağır bir travma yaşatmıştı.

Sözün özü;

İran İslam Cumhuriyeti’ni kuran Ayetullah Humeyni’nin girdiği listeye,

Laik(!) Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk girememişti.

Ayrıca, o listeye Hitler'in de girmesi ise, işin cabasıydı.

 

***

Her ne kadar benim Mustafa Kemal ile aram pek olmasa da…

Hatta hakkımda; “5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Kanunu’nun madde 1 ve 2’si uyarınca” ceza davası açılmış olsa da…

Norveç’teki NATO tatbikatında, Atatürk’ün ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “düşman hedef” olarak gösterilmesini,”amasız”, “lakinsiz” ve şiddetle lanetlediğimin bilinmesini isterim…

“NATO krizi”ne, Atatürk dâhil edilse de edilmese de, Batılıların bizi ne geçmişte ne de şimdi asla “dost” olarak tanımlamadıklarının da hep bilincindeydim…

Fakat üzülerek ifade etmeliyim ki;

1997’de Mustafa Kemal’i tüm Türkiye’nin çabalarına rağmen, “Hitler”in yer aldığı listeye dahi layık görmeyenlerden,

Günümüz Kemalistlerini “medet” umarken görmek, çok ağrıma gidiyor.

Hatta, Türkiye aleyhinde “casusluk” faaliyetlerinde bulunduktan sonra o ülkelere sığınanları dahi “suçsuz” addeden Atatürkçüler var.

Hele,

Erdoğan’ı onlara şikayet eden..

Ak Parti’yi iktidardan devirmeleri için, o alçaklara “gel-gel” yapanların olduğunu bilmek, hepten deli ediyor beni.

Tamam!

Muhafazakârları iktidarda görmekten nefret ediyor olabilirsiniz.

“Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir” Hadisi Şerifine toptan itiraz edeniniz de olabilir.

Bari “Ata”nızın;

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” sözünün hatırına, bir kereliğine de olsa; Batılı alçaklara karşı, Erdoğan’dan yana tavır almayı deneyemez misiniz?

Sana sesleniyorum Engin Altay!..

YORUM YAZ