“Bu çirkin asrın birkaç dakikalık güzeli Meral Akşener!”

28 Ekim 2017 Cumartesi

Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920’de Hacı Bayram Veli Camisi’nde Cuma namazı kıldıktan sonra TBMM’nin açılışını yaptı diye;

“80 Milyon’u kucaklayacağı”nı ilan eden Akşener de, henüz “Sağ” mı, “Sol” mu olduğuna karar veremediği partisinin kuruluşundan bir gün sonra, yani 26 Ekim Perşembe günü, önce Anıtkabir’i ziyaret etti ardından Hacı Bayram Veli Türbesine gitti.

Ali İhsan Karahasanoğlu ağabey dünkü yazısında,

Akşener’in Anıtkabir’e başı açık, Hacı Bayram’a ise başı kapalı gitmesini haklı olarak eleştirmişti.

Yazıya tümüyle katılsam da, bir hususta Ali İhsan ağabeyden farklı düşünüyorum.

Şahsen ben, Akşener’in;

Hacı Bayram Veli Türbesi’ni ziyareti sırasında, saçının bir tek teli gözükmeyecek şekilde başına bağladığı o siyah başörtüsünü çok beğendim.

Dikkat ettiniz mi?

Örtünmek, Meral Akşener’e ne kadar da çok yakışmış, değil mi?

Şaka filan yapmıyorum!

Gayet ciddiyim.

Gram sempati beslemediğim halde mahut fotoğrafı gördüğümde içimde Akşener’e karşı gayri ihtiyari bir sempati belirdi.

Kim bilir belki de;

“Tesettür”ü, bilhassa “siyah” renkli örtüleri kadınlara çok yakıştırdığımdan kaynaklanmıştı bu sempati.

*

Esasında, yazının tam da bu kısmında oturup “tesettürün şıklığı”nı ve “fazileti”ni uzun uzadıya yazmak isterdim.

Fakat benim yazabileceklerim, bundan bir asır evvel Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun yazdıklarının tırnağı bile olamayacağı için hiç zahmete girmeme gerek yok.

O yüzden en iyisi 1915’te, henüz Osmanlı yıkılmamışken “Batıcı hayat tarzı”na isyan eden Yakup Kadri’nin “tesettürlü” kadınlara hitaben yazdığı o meşhur yazısından alıntıladığım aşağıdaki satırlara hep birlikte göz atalım:

“Bu çirkin asrın, bu çirkin muhîtin yegâne süsü, yegâne güzelliği sizin çarşafınız, sizin peçenizdir. Memnun ve müsterih (huzurlu) yaşamak için bu kanaat size kifâyet etmez mi? Hâlbuki benim ruhumu sadece bu kanaat dolduruyor: Peçeniz ve çarşafınız… Bunlardır ki; bana muhabbeti öğretiyor, hayata muhabbeti, aşka muhabbeti, memlekete muhabbeti öğretiyor. (…)“Sakın onları çıkarmayınız, sakın onları atmayınız. Bu çirkin asrın, bu çirkin muhîtin ortasında, asâlet (soyluluk) ve zerâfete yegâne dâl (delil ve âlâmet) olarak, bunlar, sade bunlar kaldı.”

Devamında;

“Kadınların açılması”nı başımıza gelen felaketlerle iltisaklandıran

 Yakup Kadri’nin bu yazısının tamamını bulup okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

*

Noktasına, virgülüne kadar her Müslüman’ın altına seve seve imza atacağı bu satırlardan sonra, Yakup Kadri’nin ruhuna bir “Fatiha” okumayı düşünenlere acele etmemelerini, evvela yazının devamını okumalarını öneriyorum.

Çünkü ne acıdır ki;

1915’te okuyan her Müslüman’ın hayran olacağı mahut satırları yazan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, “Kılık-Kıyafet Devrimi”nden sonra “çarşaf” için “kara bir leke” yazabilmiş adamdır.

Hatta “devrim”i biraz fazla kaçırıp;

"Çocuğunu okutacak Kur'an kursu arayan çarşaflı kadınlarla, Cumhuriyet'in aydın fikirli gençlerinin oyları hiç bir tutulabilir mi?" diyerek,

Aysun Kayacılar, Erol Evginler ve Çelik Erişçiler gibi "seçkinci", "buyurgan" ve "halka tepeden bakan" kafaya Türkiye’de ilk “o” sahip olmuştur..

Sonrası ise daha da berbattır…

“Kemalizm’in ve CHP’nin“ideolog”u kabul edilen Yakup Kadri;

uzun yıllar yaptığı diplomatlık görevinin ardından, 27 Mayıs 1960 darbesinde “Kurucu Meclis Üyesi”, 1961’de de “CHP Manisa Milletvekili” olur.

1962‘de İsmet İnönü gibi birinin başbakanlığında kurulan koalisyon hükümetini;

“Atatürk ilkelerini iğdiş etmek”le suçlayarak CHP’den ayrılır. 1965’te siyasetten tamamen çekilir.13 Aralık 1974’te öldüğünde ise, en “kötü” sırrı ortaya çıkar.

Zira Yakup Kadri; “öldüğünde cenaze namazının kılınmamasını” vasiyet etmiştir.

1915’te “iyi” bir şey yapıp “Çarşaf ve Peçeye dair” yazı yazan Yakup Kadri,

1974’te ölümünün ardından vasiyetine uygun bir şekilde cenaze namazı dahi kılınmadan öylece toprağa gömülür.

*

Evet!..

Meral Akşener’i “siyahlar” içinde dua ederken gördüğümde aklıma Yakup Kadri’nin “tesettür” için yazdığı;

“Bu çirkin asrın, bu çirkin muhîtin yegâne süsü, yegâne güzelliği” cümlesiyle başlayanyazısıgeldi.

Fakat Akşener’in hemen oracıkta, türbenin kapısında, musluk reklamında olduğu gibi başını “aç-kapa” yapmasıyla; yine aynı yazıda geçen;

“Memleketlerden, vatanlardan evvel, ilk müdafaa edilen kadındı (…) sizin açıldığınız (…) yerlerde derhal evler yıkıldı, mâbedler harap oldu, şehirler çöktü” satırlarını hatırladım ve irkildim!..

Sonra da kendi kendime;

“Yakup Kadri örneğinde olduğu gibi; evveli “iyi” gözükenlerin ahiri “kötü” çıkabiliyor.Sırf oy devşirmek için de olsa, örtünmek güzel!..

Fakat bu açılıp-kapanmalar; korkarım önce evlerimizin, sonra şehirlerimizin, hitamında ise maazallah ülkemizin felaketine neden olabilir” dedim.

Derken bir baktım;

Meral Hanım’dan da, sözüm ona “iyi partisi”nden de buz gibi soğumuşum!..

  • AhmetAhmet27 gün önce
    Bu insan dini bir yere girdiği için başını kapatmıştır örnek verelim İngiltere kraliçesi ll. Elizabeth bursa yeşil Cami ve yeşil türbe ziyarette başörtüsü vardı peki bu insan müslüman mı hayır değil bu insan dinimize saygı gösterdi şimdi gelelim meral aksener başı açık bir şekilde bu dini yere girseydi bu kez yazacağınız şey şuydu dinimize saygı göstermiyor vb. Sacma sapan şeyler sizin müslüman diye öve öve bitiremediğim insanlar sadece kameralar önünde namaz kılan insanlar haftaya hangi camide cuma namazını kalacağını söyleyen insanlar tüyü bitmemiş yetimin hakkını çalan insanlar şimdi zahmet olmassa sen önce bu insanları eleştir