Zeytin dalı

23 Ocak 2018 Salı

Bu inceden inceye plânlama...

Bu dört koldan detaylı istihbarat...

Bu etkili diplomasi...

Bu hızlı hareket, ancak “büyük devlet”lerin harcıdır...

Türkiye, hiç lâmı-cimi yok, “Büyük Devlet”tir!

Yalnız askeri açıdan değil, ekonomisiyle, yatırımlarıyla, savunma sanayiiyle, istihbaratıyla, diplomasisiyle, genç nüfusuyla ve hayalleriyle büyüktür.

***

Rusya’ya hava sahasını açtırmak...

Rusya kanalıyla Suriye yönetiminin muvafakatını almak...

Hem Suriye rejim muhaliflerini destekleyip hem de Suriye’yi hava savunma sistemlerini devre dışı bırakmaya razı etmek...

NATO’nun anlayış göstermesini sağlamak...

ABD’nin tepkisini sınırlı tutmak...

İran’ın itirazlarını bertaraf etmek...

Bir anda 72 bombardıman uçağı kaldırıp aralarındaki koordinasyonu sağlamak...

Belirlenen hedefleri milimetrik nokta atışlarıyla imha etmek, her babayiğidin harcı değildir!

Hele de alçak uçuşla bir terör mağarasının imha edilmesi var ki, eminim dünya askerlik tarihine geçmeye lâyık bir vuruştur... 

Olur şey değildi! O pilotumuz müthiş bir risk aldı: Hayatını tehlikeye attı ve usta bir manevra ile hedefi vurdu. Bombayı mağaranın içine gönderdi.

Bu atışta kararlılık var, eğitim var, ustalık var, gözükaralık var; bunların yanında milletten alınan mutlak desteğin hakkını vermek var...

Emeklerimiz helâl olsun!

¥

Eski Türkiye böyle bir tablo ile karşılaşsaydı, “Sınırlarımızın ötesinde bir şeyler oluyor işte” deyip seyrederdi...

Türkiye seyrederken, ABD burnumuzun dibinde at oynatır, istediği “terör ordusu”nu kurar, geleceğimizi karartırdı.

O sırada politikacılarımız bir birbirlerine sorar dururdu:

“ABD ne diyor?..”

“AB ne diyor?..”

“BM ne diyor?..”

“NATO ne diyor?”

Yeni Türkiye’de kimse bunlara bakmıyor. “Kim ne derse desin” diyor, gerekeni yapıyor: Vurmak gerektiğinde vuruyor, durmak gerekirse duruyor.

Hareket tarzını, yabancıların güdümü değil, kendi millî menfaatleri belirliyor. 

¥

Tarihe şahitlik ediyoruz: Yaklaşık üç yüz seneden beri gerileyen Türkiye, hamleye kalktı: Cebren ve hile ile çıkarıldığımız topraklara dönüyoruz.

Buralar bize hiç yabancı değil. Afrin de, Cerablus da, Münbiç de Misak-ı Milli sınırlarımızın içinde. Ordumuz, eski topraklarımızda ilerliyor. Bizi buralara yalnızca şartlar değil, aynı zamanda kader çağırdı: “Lebbeyk” dedik, dâvete icabet ettik!

¥

Merakım şudur: Köpeklere, böceklere, ağaçlara, bitkilere destek veren sözde “sanatçı” takımı nerede? Canları pahasına sınır ötesine geçen askerimize neden destek vermiyorlar?

¥

Bir merakım daha var: CHP Genel Başkanı hâlâ kayıp mı? Kayıpsa CHP gazetelere şu mealde bir “kayıp ilânı” vermeyi düşünür mü?..

“Genel Başkanımızı kaybettik, hükümsüzdür!”

 

YORUM YAZ

  • AA29 gün önce
    Aģzınıza saģlık.Sözün bittiģi yer.