“Terk-i cemaat eyledüğün…”

13 Eylül 2017 Çarşamba

Bursa Kadısı Molla Fenari, mahkemede Yıldırım Bayezid’i azarlıyor, ama Padişah’ın tavrı, okul kitaplarımızda iddia edildiği gibi, “Urun kellesini” tarzında değil, kusurunu gidermek için tedbir almak tarzında oluyor.

Ne yapmış Padişah? Gelin onu da Osmanzade Taib Efendi’den okuyalım:

“Hünkâr, saray-ı hümayunları pişgâhında bir camii şerif bina idüb evkaat-ı hamsede cemaate müdavemet buyurdular.”

Yani, Yıldırım Padişah, sarayının bahçesinde bir cami yaptırmış (bugünkü Yıldırım Bayezid Camii) ve beş vakit namazını bu camide cemaatle kılmaya başlamıştır.

Uyarı işe yaramış, ikaz yerini bulmuştur.

“Terk-i cemaat eyledüğün şuyu’ bulmağılen şehadetun caiz değildur!..”

Bu cümleyi okuduğum güne kadar, bir padişahın böyle uluorta azarlanabileceği hiç aklıma gelmemişti. 

Henüz ilkokul beşinci sınıfa gidiyordum ve Başöğretmenim Hikmet Bey, sürekli olarak padişahların “astığı astık, kestiği kestik diktatörler” olduğunu anlatıyordu. Başöğretmenim Hikmet Bey’e göre, Osmanlı asırlarında ne yapılmışsa kötü, cumhuriyet ne yapmışsa iyi idi…

“Öyle ise neden millet yiyecek bir dilim ekmeğe muhtaç yaşıyor?..” diye sorgulardım içimden. Fakat soramazdım, aykırı sorular sormaktan korkardım.

Sonra Osmanzâde Taib Efendi’nin kitabı elime geçti. İlk Osmanlı şeyhülislâmi, “Molla Fenari” lâkabıyla meşhur allâme Molla Şemseddin Muhammed’in, bir konuda şahitlik etmesi için mahkemeye çağırdığı Padişah’ı (Yıldırım Bayezit) azarlayarak kovduğunu okudum.

“Eyvah şimdi cellâtlarına emir verip adamın boynunu vurdurur” diye yanarken, ne göreyim; Padişah boynu bükük olarak mahkemeden çıkmış, sarayının bahçesine hemen bir cami inşa ettirmiş ve Bursa’da olduğu günlerde beş vakit namazını cemaatle kılmaya başlamış…

Bir kez daha, Başöğretmenimin anlattıklarıyla gerçekler arasında kala kaldım…

Yeterli bilgi birikimim olsaydı, tarihi zaferlerle ilgilendiğimiz kadar insanlarla neden ilgilenmediğimizi sorgulardım. Muazzam zaferlerle gözlerimiz kamaşmış olmalı ki, bir zafer tarihi inşa eden insanları göremez olduk…

O tarihte bunu yapacak kadar birikimim yoktu, ama şimdi var ve gerçekten yanıyorum. Bir tarihi zafer âbidesine dönüştüren insanı ihmal ettik. Onu ihmal edince, tarih at kişnemeleriyle kılıç şakırtılarından ibaret kaldı. O günden beri çocuklarımıza salt savaşlarla zaferlerden ibaret bir “şiddet tarihi” okutuyoruz. “Medeniyet tarihi”mizi ise görmezden geliyoruz.

Şemseddin Muhammed, gerçekten konuşulmaya değer bir isim; değer çünkü Osmanlı’nın gücünü, şefkatini, adaletini ve azametini inşa eden isimlerin başında geliyor…

Gerektiği zaman Yıldırım Padişaha düşüncelerini açıkça söyleyebilmiş, “Terk-i cemaat”te (cemaati terk etmekte) ısrar ederse, şahitliğini kabul etmeyeceğini, belki aşırı bir hassasiyet göstererek yüzüne haykırabilmiştir.

Osmanlı’yı, “Cihan hâkimiyeti mefküresi”ne taşıyan sır, işte bu adalet anlayışı ve adalet dilidir. Osmanlı insanı, ilmin ve ilim adamının izzetini padişahtan üstün tutabilmiş, bu yüzden ilim adamları, gerektiğinde padişahlara meydan okuyabilmiştir.

Tabii bu da yönetici sınıfı kıble istikametli bir çizgide tutmuştur. Dürüst ilim ve din adamları Osmanlı yükselişinin manevi mimarlarıdır. Şemsüddin Muhammed Fenâri de, hiç kuşkusuz bunlardan biridir…

Sadece bir “hikmet” insanı değil, aynı zamanda da yüzden fazla eser yazmış, arkasında ise on bin cilt yazma eser bırakmış bir ilim adamıdır. 

Öğrenmeye âşıktır. Bu yüzden din bilgileriyle yetinmemiş, diğer bilimlere de merak sarmıştır. Özellikle astronomi ve matematik alanında kendini geliştirmiştir.

İskender Târihi’ni şiire aktaran meşhur şâir “Ahmedî” ve “Şifâ” kitabının sâhibi tanınmış tabip Hacı Paşa ile birlikte, Mısır’da Ekmeleddîn-i Bâbertî’den ders okudukları yıllarda bir veliyi ziyarete gitmişler, veli, Mevlânâ Ahmedî’ye; “Sen, vaktini şiirde harcarsın”, Hacı Paşa’ya, “Sen ömrünü tıpta harcarsın” demiş, sıra Molla Fenarî’ye gelince, “Sen de, din ve dünyâ reisliğini, ilim ve takvâyı birlikte bulundurursun” diyerek övmüştür. 

 

  • VatandaşVatandaş2 ay önce
    Ya hocam patişahlar özenle yetiştiriliyordu dini eğitim tam idi o insanlardan zarar gelir mi oysa şimdi dizilerimiz nasıl tanıtıyor patişahlarımızı kadın düşkünüentrika yazık ya benim zamanımda da vahdettin patişah kaçtı diye öğretmediler mi sizin ne demrk istediginizi anlıyoruz yapacak birşeyyooook