Ömrümüzden bir yıl daha gitti

01 Ocak 2018 Pazartesi

Her yeni yılda duvarımıza astığımız takvim, ne kadar da bitmez-tükenmez görünür…

2017 takvimi de böyle görünmüştü gözüme: Hiç bitmeyecek gibiydi. Her gün bir yaprağını kopardım… Günler haftalara, haftalar aylara aktı… İlkbahar, yaz, sonbahar, kış derken, koca yıl bitiverdi…

Bakmayın yeni duvar takviminizin bitmez-tükenmez göründüğüne: Bilin ki, bu yıl da bitecek. Biz yaşasak da yaşamasak da zaman akıp gidecek. Kimse zamanı durduramaz. Ama isteyen zamanı değerlendirip ebedileştirebilir.

***

Aslında bugünün diğerlerinden bir farkı yok. Bugün de kalbi kırılanlar var, yüreği acıyanlar var, gönlü burkulanlar var; yılın ilk günü gelen yürek yangınında yalım yalım yananlar var… Onlar açısından bugün zor bir ilk gün!

Öte yandan sevinenler var, gülenler var, mutlu olanlar var. Onlar açısından ise güzel bir gün!

Türkiye Cumhuriyeti’nin kabul ettiği Gregoryen (milattan önce 45 yılında Jül Sezar tarafından yürürlüğe konan takvimin milattan sonra 1582’de Papa Gregorius tarafından yeniden tanzim edilen şekli) Takvimi’ne göre dün gece yarısı 2017 bitti, 2018 başladı. Ben şahsen hiç bir fark hissetmedim. Siz bir şey hissetiniz mi?..

Sahi, bugünün dünden, dünün önceki günden ne farkı var?.. “Günleri farklı kılan kendileri değil, yaşama biçimimizdir!”

Aynı krizler, aynı saldırılar, aynı dayatmalar, aynı tartışmalar, aynı pahalılık, aynı bozuk gelir dağılımı, aynı işsizlik, aynı kültürsüzlük: Sürekli aynı şeyleri yaşadıktan sonra, yılların değişmesi neye yarar?

Bunu söylemeyi içime sindiremiyorum, ama biz yıllardan beri birbirinden farksız yıllar yaşıyoruz!

“Bayram gelmiş neyime” şarkısına nispet, “Yıl değişmiş neyime” diyesi geliyor insanın.

Kendisi değişemeyen toplumlarda yılların değişmesi, artık anlamlı gelmiyor bana...

***

Hicri… Rumi... Milâdî... Farklı takvim sistemlerinin zamanı paylaşmasına ne diyorsunuz? 

Bence her şey insanın kendi içinde başlar ve biter. Kendi sistemimizi kuramadıktan sonra, takvim sistematiğinin bize bir yararı olmaz.

Saçmalıyor muyum?..

Peki “dünden kalma”lar, yani “Sene bitiyor, bu gece ölüme bir adım daha yaklaşıyorum” diye düşünüp gafletten ayılması gerekirken içip içip dağıtanlar saçmalamıyorlar mı?..

Ya da insana göstermedikleri saygıyı, yılbaşı sarhoşlarına gösterenler?..

“Sarhoş olma hakkı”nı kullanmak isteyenlerin gönüllerince sarhoş olabilmeleri için devlet kurumlarının seferber olmasına ne buyuruyorsunuz?

***

Ne çok kavga ettik yine değil mi?.. Yıl boyu birbirimizi hırpalayıp durduk…

Değer üretemeyen toplumlar kavga üretirmiş, ne kadar doğru.

Palavra eşliğinde envai çeşit kavgalar üretiyoruz!

Hadi bakalım, iyi yıllar! 

 

YORUM YAZ

  • Molla NiyaziMolla Niyazi3 ay önce
    Zaman... Kavramların en değişkeni!... Yaşanmayan zaman, yani "istikbal", insana çoook uzunmuş gibi geliyor. Yaşanan zaman, yani "mazi... geçmiş zaman", algıya bağlı! Yaşanmış olanyıllar,sanki birer gün, birer saat, hatta dakika gibi geliyor insana... Ne bahtiyardır o insan ki, ömrünün her saniyesini, Rıza-yı İlahi'ye muvafık olarak değerlendirir, ve ömür, ebedi saadet'in sermayesi olur. Veyl o kimseye ki, gafletle (imansızlık ve nefs-i emmareye mağlubiyetle) geçen ömür, dönüşü olmayan an geldiğinde, (son nefeste esrar perdeleri açılıp, hakikatle yüzleştiğinde) eyvah der, ama, artık tevbe kapısı kapanmıştır; bu fani hayatın semeresi, ebedi hüsrandır!...